2026 Yılı Muhasebat Genel Müdürlüğü Genel Tebliği (Sıra No: 97) Değerli Kağıtlar

24 Aralık 2025 Tarihli Resmi Gazete Sayı: 33117 Hazine ve Maliye Bakanlığından: Amaç ve kapsam MADDE 1- (1) Bu Tebliğin amacı, 21/2/1963 tarihli ve 21…

 

 

2026 Yılı Muhasebat Genel Müdürlüğü Genel Tebliği (Sıra No: 97) Değerli Kağıtlar

24 Aralık 2025 Tarihli Resmi Gazete

Sayı: 33117

Hazine ve Maliye Bakanlığından:

Amaç ve kapsam

MADDE 1- (1) Bu Tebliğin amacı, 21/2/1963 tarihli ve 210 sayılı Değerli Kağıtlar Kanununa ekli Değerli Kağıtlar Tablosunda yer alan değerli kağıtların 2026 yılında uygulanacak satış bedellerini tespit etmektir.

Dayanak

MADDE 2- (1) Bu Tebliğ, 210 sayılı Kanunun 1 inci maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.

Değerli kağıt bedelleri

MADDE 3- (1) 210 sayılı Kanuna ekli Değerli Kağıtlar Tablosunda yer alan değerli kağıtların bedelleri aşağıdaki şekilde belirlenmiştir:

(2) Birinci fıkrada yer alan tabloda belirtilen değerli kağıtlar, muhasebe birimleri, yetkili memurlar, noterler ve noterlik görevini yapan memurlar ile bankalar tarafından yeni bedelleri üzerinden satılır.

(3) Muhasebe birimleri ve yetkili memurlarda mevcut değerli kağıtların yeniden değerlendirilmesi ve muhasebeleştirilmesi işlemleri 27/12/2014 tarihli ve 29218 mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Merkezi Yönetim Muhasebe Yönetmeliği hükümlerine göre yürütülür.

(4) Yurtdışı temsilcilikler tarafından satılan değerli kağıtların bedellerinin yabancı para cinsinden tahsilinde, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından 2025 yılının son iş günü saat 15.30’da belirlenen gösterge niteliğindeki efektif alış kurları esas alınır ve bu hesaplamada ortaya çıkan ondalık küsuratlar tama iblağ edilir.

Yürürlükten kaldırılan tebliğ

MADDE 4- (1) 31/12/2024 tarihli ve 32769 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Muhasebat Genel Müdürlüğü Genel Tebliği (Sıra No: 92) Değerli Kağıtlar yürürlükten kaldırılmıştır.

Yürürlük

MADDE 5- (1) Bu Tebliğ 1/1/2026 tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 6- (1) Bu Tebliğ hükümlerini Hazine ve Maliye Bakanı yürütür.




Enflasyon Muhasebesi Uygulaması Banka ve Finans Şirketlerinde Kaldırıldı

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), 18 Aralık 2025 tarihli ve 11340 sayılı Kurul Kararı ile bankalar ve finansal kuruluşlar için enflasyo…

 

 

 

Enflasyon Muhasebesi Uygulaması Banka ve Finans Şirketlerinde Kaldırıldı

 

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), 18 Aralık 2025 tarihli ve 11340 sayılı Kurul Kararı ile bankalar ve finansal kuruluşlar için enflasyon muhasebesi uygulamasının yapılmamasına hükmetti.

Kurumun 17 Aralık 2025 tarihli yazısına istinaden alınan kararla birlikte, 11 Ocak 2024 tarihli ve 10825 sayılı önceki Kurul Kararı yürürlükten kaldırıldı.

BDDK’nın duyurusuna göre, karar bankalar ile finansal kiralama, faktoring, finansman, tasarruf finansman ve varlık yönetim şirketlerini kapsıyor. Bu kuruluşlar 2025 yılı finansal tablolarında enflasyon muhasebesi uygulamayacaklar.

Kararın, ilgili Kuruluş Birliklerine duyurulmasına ve BDDK’nın internet sitesinde yayımlanmasına karar verildi.

Finansal Etki

Söz konusu adım, yüksek enflasyon ortamında bilanço ve kârlılık rakamlarının yeniden değerlenmesi uygulamasının finansal sektör açısından askıya alındığı anlamına geliyor. Böylece, bankaların 2025 yılı finansal sonuçları TMS 29 Enflasyon Muhasebesi Standardı dışında hazırlanacak.




Anayasa Mahkemesinin E: 2025/31 Sayılı Kararı – TTK Geçici 7/15 Ticaret Sicilinden Terkin Edilen Şirketlerin İhyası

Mevzuatın Adı: Anayasa Mahkemesinin 10/9/2025 Tarihli ve E: 2025/31, K: 2025/183 Sayılı Kararı 23 Aralık 2025 Tarihli Resmi Gazete Sayı: 33116 Anayasa…

 

 

Anayasa Mahkemesinin E: 2025/31 Sayılı Kararı – TTK Geçici 7/15 Ticaret Sicilinden Terkin Edilen Şirketlerin İhyası

Mevzuatın Adı: Anayasa Mahkemesinin 10/9/2025 Tarihli ve E: 2025/31, K: 2025/183 Sayılı Kararı

23 Aralık 2025 Tarihli Resmi Gazete

Sayı: 33116

Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:

Esas Sayısı: 2025/31

Karar Sayısı: 2025/183

Karar Tarihi: 10/9/2025

İTİRAZ YOLUNA BAŞVURANLAR: 1. Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi (E.2025/31)

2. Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi (E.2025/36

İTİRAZLARIN KONUSU: 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na 26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanun’un 38. maddesiyle eklenen geçici 7. maddenin;

A. (15) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinin,

B .(15) numaralı fıkrasına 23/5/2024 tarihli ve 7511 sayılı Kanun’un 16. maddesiyle eklenen altıncı cümlenin,

Anayasa’nın 2., 10., 13., 35., 36. ve 40. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine karar verilmesi talepleridir.

OLAY: Ticaret sicilinden terkin edilen şirketlerin ihyası talebiyle açılan davalarda itiraz konusu kuralların Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkemeler, iptalleri için başvurmuştur.

I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKÜMLERİ

Kanun’un itiraz konusu kuralların da yer aldığı geçici 7. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

GEÇİCİ MADDE 7- (Ek: 26/6/2012-6335/38 md.)

(1) 1/7/2015 tarihine kadar aşağıdaki hâlleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesi, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır.

a) 24/6/1995 tarihli ve 559 sayılı Türk Ticaret Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname gereğince, sermayelerini anılan Kanun Hükmünde Kararname ile öngörülen tutarlara çıkarmamış anonim şirketler ile limited şirketler.

b) Bu Kanunun yürürlük tarihinden önce veya 1/7/2015 tarihine kadar münfesih olan anonim ve limited şirketler.

c) Kooperatifler Kanunu hükümlerine göre herhangi bir nedenle dağılmış olan kooperatifler.

d) Sebebi ne olursa olsun aralıksız son beş yıla ait olağan genel kurul toplantıları yapılamayan anonim şirketler ile kooperatifler.

e) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce tasfiye işlemlerine başlanılmış ancak genel kurulun toplanamaması nedeniyle ara bilançoları veya son ve kati bilançosu genel kurula tevdi edilemediği için ticaret sicilinden terkin işlemi yapılamayan şirket ve kooperatifler.

(2) Davacı veya davalı sıfatıyla devam eden davaları bulunan şirket veya kooperatiflere bu madde hükümleri uygulanmaz.

(4) Ticaret sicili müdürlüklerince;

a) Kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanır. Yapılacak ihtar, ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğüne aynı gün gönderilir. İlan, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçer. Ayrıca anılan ilan, bildirici niteliği haiz olarak ilgili ticaret ve sanayi odası veya ticaret, sanayi ya da deniz ticaret odasının internet sitesinde aynen yayımlanır.

b) 559 sayılı Kanun Hükmünde Kararname gereğince sermaye artırımında bulunmayarak münfesih olan şirketlere yapılacak ihtarda; ortaklarından, yönetici veya denetçilerden ya da müdürlerinden tebliğ tarihinden itibaren iki ay içinde tasfiye memurunun bildirilmesi, aksi takdirde, bu madde hükümlerine göre ticaret sicili kayıtlarından unvanın silineceği, şirkete ait malvarlığının unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal edeceği ve bunun kesin olduğu açıkça yazılır.

c) Bu fıkranın (b) bendinde belirtilen şirketler dışında kalan kapsam dâhilindeki diğer münfesih şirketler ile kooperatiflerden ayrıca, faaliyetlerine devam etme isteğinde bulunmaları hâlinde münfesih olma nedenini ortadan kaldıran işlemlerin yapılarak ispat edici belgelerin bildirilmesi istenir.

(5) a) Tasfiye memuru olarak; şirket veya kooperatifin ortaklarından herhangi biri, ticaret siciline kayıtlı en son yetkilileri ya da bunların belirleyecekleri üçüncü şahıslar bildirilebilir. Tasfiye memuru olarak başka ortak veya yönetici tarafından bildirilen ortak veya yöneticiler ile üçüncü şahısların bu görevi kabul ettiklerine ilişkin yazılı beyan da bildirime eklenir. Üçüncü şahısların tasfiye memuru olarak tescil edilebilmeleri ortakların veya yöneticilerin hiçbirinin tasfiye memuru olarak bildirilmemiş olmasına bağlıdır.

b) Dördüncü fıkra uyarınca yapılan ihtar ve ilan üzerine süresi içinde tasfiye memurlarını bildiren şirket ve kooperatiflerin, tasfiye memurları ve tasfiye adresi, ilgili ticaret sicili müdürlüğü tarafından tescil ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ve ilgili odanın internet sitesinde ilan edilir.

c) Bu ilanda; şirket veya kooperatifin alacaklıları, alacaklarını kanıtlarıyla birlikte ilan tarihinden itibaren iki ay içinde tasfiye memurlarına bildirmeye davet edilir. Ayrıca ilanda, şirket veya kooperatifin mevcut malvarlığı ile alacak ve borçlarını gösterir listenin; belgeleri ile birlikte ilan tarihinden itibaren bir ay içinde, anonim şirket veya kooperatifin yönetim kurulu, kurulun bir veya birkaç üyesi, denetçileri, limited şirketlerde ise müdür veya müdürler tarafından ilgili tasfiye memuruna verilmesi ihtar edilir.

d) Bu fıkra gereğince yapılacak ilan, Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçer.

(6) a) Tasfiye memurları, alacaklıların alacaklarını bildirmeleri için öngörülen sürenin sonunda şirketin veya kooperatifin durumunu gösteren bir bilanço hazırlar ve tasfiyeyi altı ay içinde sonuçlandırır. Gerekli hâllerde bu süreyi aşmamak üzere, Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca bir defaya mahsus olmak üzere ek süre verilebilir.

b) Tasfiye memurlarınca hazırlanan bilançoya göre şirket veya kooperatifin borçlarının varlığından fazla olması hâlinde tasfiye memurları durumu derhal alacaklılara bildirerek şirket veya kooperatifin iflasına karar verilmesi için mahkemeye başvuruda bulunmalarını ister. Bildirimde ayrıca, bildirim tarihinden itibaren üç ay içinde şirket veya kooperatifin iflası için mahkemeye müracaat edildiğinin bildirilmemesi hâlinde kaydın silineceği ihtar olunur. Alacaklıların başvurusu üzerine mahkeme iflasın açılmasına karar verir ve tasfiye İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre yürütülür. Süresi içinde şirket veya kooperatifin iflası için mahkemeye müracaat edildiğinin bildirilmemesi hâlinde tasfiye memurlarının başvurusu üzerine ilgili şirket veya kooperatifin unvanı ticaret sicilinden silinir ve bu durum Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilir.

(7) Bu madde hükümlerine göre yapılacak tasfiye işlemlerinde, ilgili kanunların veya esas sözleşmelerin genel kurul kararı alınmasını zorunlu kılan hükümleri uygulanmaz.

(8) Bu madde kapsamında tasfiye memurlarınca düzenlenecek son ve kati bilançonun ticaret sicili müdürlüğüne verilmesi ile tasfiye sona ermiş kabul edilir ve şirketin unvanı ticaret sicilinden silinerek Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilir. İflasına karar verilen şirket veya kooperatifin ise iflas işlemlerinin tamamlandığının bildirilmesi üzerine şirketin veya kooperatifin unvanı ticaret sicilinden silinir ve bu durum Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilir.

(9) Tasfiye memurlarına beşinci fıkranın (c) bendinde belirtilen bilgi ve belgelerin verilmemesi veya tasfiye memurlarınca da bu bilgi ve belgelere erişilememesi hâlinde durum ticaret sicili müdürlüğüne bildirilerek, başka bir işleme gerek kalmaksızın unvan silinir ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilir.

(10) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce tasfiye işlemlerine başlanılmış şirket veya kooperatiflerin genel kurullarının, kanunun öngördüğü asgari süre ve şartlara uygun olarak toplantıya çağrılmış olmasına rağmen iki defa üst üste toplanamaması ve bu durumun tevsik edilmesi kaydıyla tasfiye memuru tarafından son ve kati bilançonun ticaret sicili müdürlüğüne tevdi edilmesi ile tasfiye sona ermiş kabul edilir ve unvan ticaret sicilinden silinerek Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilir.

(11) Dördüncü fıkra uyarınca yapılan ihtar ve ilana rağmen, süresi içinde cevap vermeyen veya tasfiye memurunu bildirmeyen yahut durumunu kanuna uygun hâle getirmeyen veya faaliyette bulunduğunu adres ve kanıtlarıyla birlikte bildirmeyen şirket ve kooperatiflerin unvanı ticaret sicilinden resen silinir. Resen unvanı silinen şirket ve kooperatifler, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ile ilgili odanın internet sitesinde ilan edilir.

(15) Bu maddede düzenlenmeyen hususlarda ilgili kanun ve esas sözleşmelerde öngörülen usullere göre hareket edilir. Bu madde gereğince tasfiye edilmeksizin unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin ortaya çıkabilecek malvarlığı, unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal eder. Hazine bu şirket ve kooperatiflerin borçlarından sorumlu tutulmaz. Tasfiye memurlarının sorumlulukları konusunda, özel kanunlardaki sorumluluğa ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla bu Kanun veya Kooperatifler Kanunu hükümleri uygulanır. Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak (…) mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir. (Ek cümle:23/5/2024-7511/16 md.) Bu maddede öngörülen usule uygun olarak kaydı silinen şirket veya kooperatifin ihyasına ilişkin yapılacak yargılamada ilgili ticaret sicili müdürlüğü aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmolunamaz.

II. İLK İNCELEME

A. E.2025/31 Sayılı Başvuru Yönünden

  1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Kadir ÖZKAYA, Hasan Tahsin GÖKCAN, Basri BAĞCI, Engin YILDIRIM, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR, Muhterem İNCE, Yılmaz AKÇİL, Ömer ÇINAR ve Metin KIRATLI’nın katılımlarıyla 11/2/2025 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

B. E.2025/36 Sayılı Başvuru Yönünden

  1. Anılan İçtüzük hükümleri uyarınca Kadir ÖZKAYA, Hasan Tahsin GÖKCAN, Basri BAĞCI, Engin YILDIRIM, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR, Muhterem İNCE, Yılmaz AKÇİL, Ömer ÇINAR ve Metin KIRATLI’nın katılımlarıyla 11/2/2025 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

III. BİRLEŞTİRME KARARI

  1. 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na 26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanun’un 38. maddesiyle eklenen geçici 7. maddenin (15) numaralı fıkrasına 23/5/2024 tarihli ve 7511 sayılı Kanun’un 16. maddesiyle eklenen altıncı cümlenin iptaline karar verilmesi talebiyle yapılan itiraz başvurusuna ilişkin E.2025/36 sayılı davanın, aralarındaki hukuki irtibat nedeniyle E.2025/31 sayılı dava ile BİRLEŞTİRİLMESİNE, esasının kapatılmasına, esas incelemenin E.2025/31 sayılı dosya üzerinden yürütülmesine 11/2/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

IV. ESASIN İNCELENMESİ

  1. Başvuru kararları ve ekleri, Raportör Özge ULUKAYA tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükümleri, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A. Kanun’un Geçici 7. Maddesinin (15) Numaralı Fıkrasının İkinci Cümlesinin İncelenmesi

1. Anlam ve Kapsam

  1. 6102 sayılı Kanun’un 529 ila 531. maddelerinde anonim şirketin sona erme sebepleri düzenlenmiş; 533. maddesinde ise sona eren şirketin tasfiye hâline gireceği, tasfiye hâlindeki şirketin, pay sahipleriyle olan ilişkileri de dâhil, tasfiye sonuna kadar tüzel kişiliğini koruyacağı ve ticaret unvanını “tasfiye hâlinde” ibaresi eklenmiş olarak kullanacağı belirtilmiştir.
  2. Anılan Kanun’un 536 ila 548. maddelerinde anonim şirketlerin tasfiye usulü düzenlenmiştir. Kanun’un 643. maddesinin (1) numaralı fıkrasında limited şirketlerin tasfiye usulü ile tasfiyede şirket organlarının yetkileri hakkında anonim şirketlere ilişkin hükümlerin uygulanacağı belirtilmiştir. 24/4/1969 tarihli ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 98. maddesinde de benzer şekilde anılan Kanun’da aksine açıklama olmayan hususlarda kooperatiflerin tasfiyesinin anonim şirketlerin tasfiye hükümlerine göre yapılacağı öngörülmüştür.
  3. 6102 sayılı Kanun’un 536 ila 548. maddelerinde anonim şirketin tasfiye usulüne ilişkin hükümlere yer verilmiştir. Bu kapsamda tasfiye memurları, tasfiye memurlarının görevden alınması, tasfiye memurlarının aktifleri satma yetkisi, yetkilerin sınırlandırılması ve genişletilmesi, tasfiyeye konu mal varlığına ilişkin ilk envanter ve bilanço, alacaklıların çağrılması ve korunması, tasfiye sonucu dağıtma, defterlerin saklanması, şirket unvanının sicilden silinmesi, ek tasfiye ve tasfiyeden dönülmesine ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir.
  4. Söz konusu hükümlere göre anonim şirketin tasfiyesinde şirket alacaklarının tahsil edilmesi, borçların ödenmesi, şirket ortaklarınca sermaye payları için yapılan ödemelerin yani pay bedellerinin iade edilmesi, şirketin varsa kalan aktifinin tasfiye payı olarak pay sahiplerine dağıtılması, şirkete ait ticaret unvanının sicilden silinmesi gibi işlemler gerçekleşmektedir. Dolayısıyla tasfiyenin tamamlanması, şirket tüzel kişiliğinin sona erdirilmesi ile şirket alacaklıları ve pay sahiplerinin mal varlığı haklarını elde etmeleri açısından oldukça önem taşımaktadır. Zira sona erme şartlarını taşıyan şirkete ait mal varlığının -kanunda öngörülen istisnalar haricinde- tasfiye edilmeden doğrudan pay sahiplerine intikal etmesi mümkün değildir.
  5. Anılan Kanun’un 547. maddesinde ise ek tasfiye düzenlemiştir. Söz konusu maddeye göre tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğunun anlaşılması hâlinde son tasfiye memurlarının, yönetim kurulu üyelerinin, pay sahiplerinin veya alacaklıların şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar şirketin yeniden tescilini isteyebilecekleri ve mahkemenin istemin yerinde olduğuna kanaat getirmesi hâlinde şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar vereceği hükme bağlanmıştır.
  6. Kanun’un geçici 7. maddesinde ise münfesih olmasına veya sayılmasına karşın tasfiye edilmeyerek ticaret sicili kayıtlarından terkin edilmeyen anonim ve limited şirketler (şirketler) ile kooperatiflerin tasfiyelerine ve sicilden terkinine ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir. Bu çerçevede münfesih olan veya sayılan şirketler ile kooperatiflerin anılan genel hükümlere nazaran kolaylaştırılmış bir usulde tasfiye edilerek unvanlarının sicilden silinmesine ve bunun mümkün olmaması hâlinde ise unvanlarının sicilden resen silinmesine yönelik düzenlemeler yapılmıştır. Bu itibarla anılan maddede genel tasfiye usulünün istisnası olarak ticaret unvanının sicilden resen silinme usullerinin düzenlendiği anlaşılmaktadır.
  7. Maddenin (1) numaralı fıkrasında bu maddeye göre tasfiye edilecek ve ticaret sicilinden silinecek şirket ve kooperatifler belirlenmiştir. Bu kapsamda sermayelerini mevzuatta öngörülen sürede belirtilen tutarlara çıkarmamış olan şirketlerin, Kanun’un yürürlük tarihinden önce veya 1/7/2015 tarihine kadar münfesih sayılan şirketlerin, dağılmış sayılan kooperatiflerin, son beş yıla ait olağan genel kurul toplantıları yapılamayan anonim şirketlerin ve kooperatifler ile Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten önce tasfiye işlemlerine başlanmış ancak genel kurulun toplanamaması nedeniyle bilançoları genel kurula tevdi edilemediği için ticaret sicilinden terkin işlemi yapılamamış olan şirketlerin ve kooperatiflerin bu madde kapsamında tasfiye edileceği belirtilmiştir. (2) numaralı fıkrada ise davacı veya davalı sıfatı devam eden şirket ve kooperatifler maddenin kapsamı dışında tutulmuştur.
  8. (4) numaralı fıkranın (a) bendinde maddeye göre yapılacak tasfiye usulü kapsamında ilgili şirket ve kooperatife ihtar yapılması gerekliliği ile bu ihtarın içeriği, ilanı ve tebliğine ilişkin düzenlemelere yer verilmiş; (b) bendinde sermaye artırımında bulunmayarak münfesih olan şirketlere yapılacak söz konusu ihtarda ortaklarından, yönetici veya denetçilerinden ya da müdürlerinden tebliğ tarihinden itibaren iki ay içinde tasfiye memurunun bildirilmesi, aksi takdirde bu madde hükümlerine göre ticaret sicili kayıtlarından unvanın silineceği, şirkete ait mal varlığının unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal edeceği ve bunun kesin olduğu hususunun açıkça yazılacağı; (c) bendinde (b) bendinde belirtilen şirketler dışında kalan kapsam dâhilindeki diğer münfesih şirketler ile kooperatiflerden ayrıca, faaliyetlerine devam etme isteğinde bulunmaları hâlinde münfesih olma nedenini ortadan kaldıran işlemlerin yapılarak ispat edici belgelerin bildirilmesinin isteneceği öngörülmüştür.
  9. (5) numaralı fıkrada ihtar üzerine şirket veya kooperatif tarafından tasfiye memurlarının bildirilmesi hâlinde tasfiye memurlarının ve tasfiye adreslerinin ilgili ticaret sicili müdürlüğü tarafından tescil edilerek Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde ve ilgili odanın internet sitesinde ilan edileceği, ayrıca bu ilanda, şirket veya kooperatifin mevcut mal varlığı ile alacak ve borçlarını gösterir listenin belgeleri ile birlikte ilan tarihinden itibaren bir ay içinde anonim şirket veya kooperatifin yönetim kurulu, kurulun bir veya birkaç üyesi, denetçileri, limited şirketlerde ise müdür veya müdürleri tarafından ilgili tasfiye memuruna verilmesinin ihtar edileceği düzenlenmiştir.
  10. (6), (7) ve (8) numaralı fıkralarda tasfiye memurlarınca yapılacak tasfiye işlemlerinin usulü, bu kapsamda şirket veya kooperatifin iflası, iflas talebi için mahkemeye müracaat edilmemesi, tasfiye ya da iflas kararı verilmesi hâlinde şirketin veya kooperatifin unvanının sicilden silinmesi ve ilanı hükme bağlanmıştır. (9) numaralı fıkrada ise (5) numaralı fıkranın (c) bendinde belirtilen bilgi ve belgelerin tasfiye memurlarına verilmemesi veya tasfiye memurlarınca da bu bilgi ve belgelere erişilememesi ve bu durumun bildirimi üzerine unvanın silinmesi ve bunun ilanı düzenlenmiştir. (10) numaralı fıkrada bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce tasfiyesine başlanan şirket veya kooperatiflerin genel kurullarının iki defa üst üste toplanamaması hâlinde son ve kati bilançonun sicile tevdii üzerine tasfiyenin sona ermiş sayılması ve unvanın sicilden silinerek bu hususun ilanı hükme bağlanmıştır.
  11. (11) numaralı fıkrada (4) numaralı fıkraya göre yapılan ihtar ve ilana süresi içinde cevap vermeyen ya da tasfiye memuru bildirmeyen, durumunu kanuna uygun hâle getirmeyen veya faaliyette bulunduğu adresi kanıtlamayan şirket ve kooperatiflerin sicilden tasfiye edilmeksizin resen terkin edileceği öngörülmüştür.
  12. (12) numaralı fıkrada (6) numaralı fıkranın (b) bendi, (9) numaralı fıkra ve (11) numaralı fıkra uyarınca ticaret sicilinden unvanları silinecek şirket veya kooperatiflerin borçlarının, unvanlarının silinmesine engel teşkil etmeyeceği belirtilmiştir.
  13. (15) numaralı fıkranın itiraz konusu ikinci cümlesinde madde gereğince tasfiye edilmeksizin unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin ortaya çıkabilecek mal varlığının unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal edeceği hükme bağlanmıştır. Buna göre madde kapsamında sicilden silinen şirket veya kooperatifin tasfiyesiz sona ermesi nedeniyle tasfiyeye tabi tutulamayan mal varlığı Hazineye devredilecektir. Anılan fıkranın üçüncü cümlesinde Hazinenin bu şirket ve kooperatiflerin borçlarından sorumlu tutulmayacağı belirtilmiştir. Fıkranın beşinci cümlesine göre ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak mahkemeye başvurmak suretiyle şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilecektir.

2. İtirazın Gerekçesi

  1. Başvuru kararında özetle; şirketlerin ihyasını talep etme hakkını beş yıllık süreyle sınırlayan hükmün Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi üzerine alacaklılar ve hak sahipleri için şirketin ihyasını talep etme hakkının süresiz hâle geldiği, bu duruma karşılık itiraz konusu kural kapsamında alacak ve hakların teminatını oluşturan şirketin mal varlığının sicilden silinmesinden itibaren on yıl sonra Hazineye devrinin öngörülmesinin çelişki oluşturduğu, ek tasfiyeyi düzenleyen 6102 sayılı Kanun’un 547. maddesinde mal varlığının Hazineye devrine ilişkin bir düzenlemeye yer verilmediği, kuralın mülkiyet hakkını ihlal ettiği, alacaklıların ve borçluların teminatı olan şirketin mal varlığını elde etmek için başvurabilecekleri dava yolunu süre sınırı getirmek suretiyle etkisizleştirdiği belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 13., 35. ve 40. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

3. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

  1. Anayasa’nın 35. maddesinin birinci fıkrasında “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.” denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye bağlanmıştır. Birey özgürlüğü ile doğrudan ilgili olan mülkiyet hakkı, bireye, emeğinin karşılığına sahip olma ve geleceğe yönelik planlar yapma imkânı tanıyan temel bir haktır (AYM, E.2023/49, K.2024/54, 22/2/2024, § 12).
  2. Anayasa’nın anılan maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20). Bu bağlamda mülk olarak değerlendirilmesi gerektiğinde kuşku bulunmayan menkul ve gayrimenkul mallar ile bunların üzerinde tesis edilen sınırlı ayni haklar ve fikrî hakların yanı sıra icrası kabil olan her türlü alacak ile şirket ortaklık payları veya menkul kıymetleri mülkiyet hakkının kapsamına dâhildir (AYM, E.2016/144, K.2020/75, 10/12/2020, § 331; Mahmut Duran ve diğerleri [2. B.], B. No: 2014/11441, 1/2/2017, § 60).
  3. İtiraz konusu kural kapsamında mal varlıkları Hazineye intikal eden şirket veya kooperatiflerin söz konusu mal varlığı üzerinde pay sahibi olanların ortaklık payı ve tasfiye payından kaynaklanan hakları ile şirket veya kooperatiften alacaklı olanların ileri sürülebilecekleri alacak ve diğer maddi hakların Anayasa’nın 35. maddesi kapsamında mülk teşkil ettiği açıktır.
  4. Mülkiyet hakkı; kişiye başkasının hakkına zarar vermemek ve kanunların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla sahibi olduğu şeyi dilediği gibi kullanma, onun semerelerinden yararlanma ve üzerinde tasarruf etme imkânı veren bir haktır. Bu bağlamda malikin mülkünü kullanma, onun semerelerinden yararlanma ve mülkü üzerinde tasarruf etme yetkilerinden herhangi birinin kısıtlanması veya mülkünden yoksun bırakılması mülkiyet hakkına getirilmiş bir sınırlama niteliğindedir (AYM, E.2019/50, K.2019/96, 25/12/2019, § 14).
  5. 6102 sayılı Kanun’un geçici 7. maddesi kapsamında yer alan şirketlerin ve ana sözleşmesinde hüküm bulunması hâlinde kooperatiflerin ortaklarının tasfiye sonucunda arta kalan mal varlığı değerini (tasfiye payı) alma hakkı bulunmaktadır. Dolayısıyla kural nedeniyle tasfiye payına konu olabilecek mal varlığının Hazineye devri söz konusu olabilecektir.
  6. Öte yandan kuralla sicilden resen terkin edilen şirketlerin ve kooperatiflerin mal varlığının Hazineye intikal ettirilmesinin şirket ve kooperatiflerin borçlarının bu mal varlığı üzerinden karşılanma ihtimalini de ortadan kaldırmaktadırZira tasfiyenin önemli aşamalarından birisini tasfiyeye konu mal varlığından borçların ödenerek alacaklılarının tatmin edilmesi oluşturmaktadır. Nitekim anılan maddenin (15) numaralı fıkrasının üçüncü cümlesinde Hazinenin bu şirket ve kooperatiflerin borçlarından sorumlu olmayacağı düzenlenmiştir. Buna göre şirket veya kooperatif alacaklılarının terkinden itibaren on yıl geçtikten sonra şirket veya kooperatifin mal varlığından alacaklarını tahsil etme imkânları ortadan kalkacaktır.
  7. Bu itibarla kuralda tasfiye edilmeksizin unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin ortaya çıkabilecek mal varlığının unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal edeceğinin öngörülmesi suretiyle mülkiyet hakkına sınırlama getirilmektedir.
  8. Anayasa’nın 35. maddesinin ikinci fıkrasında mülkiyet hakkının ancak kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik sınırlamaların kanunda öngörülmesi gerektiği ifade edilmiştir. Öte yandan mülkiyet hakkına sınırlama getirilirken temel hak ve özgürlüklerin sınırlanmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen Anayasa’nın 13. maddesinin de gözönünde bulundurulması gerekmektedir.
  9. Anayasa’nın 13. maddesinde “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” denilmektedir. Buna göre mülkiyet hakkına sınırlama getiren düzenlemelerin kanunla yapılması, Anayasa’da öngörülen sınırlama sebebine uygun ve ölçülü olması gerekir.
  10. Anayasa’nın anılan hükümleri uyarınca mülkiyet hakkına yapılan sınırlamalarda gözetilecek öncelikli ölçüt, sınırlamanın kanunla yapılmasıdır. Anayasa Mahkemesinin sıkça vurguladığı gibi temel hakları sınırlayan kanunun şeklen var olması yeterli olmayıp yasal kuralların keyfîliğe izin vermeyecek şekilde belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir düzenlemeler niteliğinde olması gerekir.
  11. Esasen temel hakları sınırlayan kanunun bu niteliklere sahip olması, Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye alınan hukuk devleti ilkesinin de bir gereğidir. Hukuk devletinin temel unsurlarından olan hukuki belirlilik ilkesi uyarınca kanuni düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerekir. Kanunda bulunması gereken bu nitelikler hukuki güvenliğin sağlanması bakımından da zorunludur. Zira bu ilke hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar (AYM, E.2015/41, K.2017/98, 4/5/2017, §§ 153, 154). Dolayısıyla Anayasa’nın 13. ve 35. maddelerinde sınırlama ölçütü olarak belirtilen kanunilik, Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye alınan hukuk devleti ilkesi ışığında yorumlanmalıdır.
  12. Kuralla şirket ve kooperatiflere ait mal varlığının Hazineye devredilmesinin kapsam ve şartlarının herhangi bir tereddüde yer vermeyecek biçimde açık ve net olarak düzenlendiği gözetildiğinde kuralın belirli ve öngörülebilir nitelikte olduğu ve kanunilik şartını taşıdığı sonucuna ulaşılmıştır.
  13. Anayasa’nın 13. ve 35. maddeleri uyarınca mülkiyet hakkı ancak kamu yararı amacıyla sınırlanabilmektedir. Kamu yararı kavramı mülkiyet hakkının kamu yararının gerektirdiği durumlarda sınırlanması imkânı vermekle bir sınırlama amacı olmasının yanı sıra mülkiyet hakkının kamu yararı amacı dışında sınırlanamayacağını öngörmek suretiyle sınırlama sınırı oluşturarak mülkiyet hakkını etkin bir şekilde korumaktadır (AYM, E.2022/105, K.2023/54, 22/3/2023, § 27; Nusrat Külah [2. B.], B. No: 2013/6151, 21/4/2016, § 53; Yunis Ağlar [1. B.], B. No: 2013/1239, 20/3/2014, § 28).
  14. Anılan Kanun’un geçici 7. maddesi kapsamında tasfiye edilmeksizin unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren on yıl süreyle kullanılmayan ya da ihya davasıyla ilgililerce tasfiyeye konu edilmeyen mal varlığının Hazineye intikal ettirilerek ekonomiye kazandırılmasının ve atıl kalmasının önlenmesi suretiyle sicilden silinen şirket ve kooperatiflerin mal varlıklarına ilişkin belirsizliğin ortadan kaldırılmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır. Bu yönüyle kuralın meşru amaç taşıdığı açıktır.
  15. Bununla birlikte mülkiyet hakkı bağlamında getirilen sınırlamanın kanunilik ve meşru amaç şartlarını taşıması yeterli olmayıp aynı zamanda ölçülü olması gerekir. Anayasa’nın 13. maddesinde güvence altına alınan ölçülülük ilkesi ise elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen sınırlamanın ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç bakımından sınırlamanın zorunlu olmasını, diğer bir ifadeyle aynı amaca daha hafif bir sınırlama ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise hakka getirilen sınırlama ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir.
  16. Tasfiye edilmeksizin unvanı sicilden silinen şirket veya kooperatiflerin mal varlığının sicilden silinme tarihinden itibaren on yıl sonra Hazineye intikalini öngören kuralın meşru amaç bakımından elverişli olmadığı söylenemez.
  17. Kuralın gerekliliği ile ilgili olarak yapılacak incelemede unvanı sicilden silinen şirket veya kooperatiflere ait mal varlığının ekonomiye kazandırılması amacına daha hafif bir sınırlama aracıyla ulaşılmasının mümkün olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir.
  18. Bu bağlamda unvanın sicilden silinmesinden itibaren on yıl geçen şirket ve kooperatiflerin ortaklarına tasfiye payını elde etme veya alacaklılarına alacaklarını tahsil etme imkânı tanınmak suretiyle şirket ve kooperatiflerin mal varlığının aktif olarak değerlendirilmesi söz konusu olabilir. Böylelikle mal varlığı üzerinden tasfiye payının alınması veya alacakların tahsil edilmesi suretiyle şirket veya kooperatiflerin malvarlığının ekonomik yönden işlevsel hale gelmesi sağlanarak kuralla öngörülen amaca ulaşılabilecektir.
  19. Kuralda mal varlığının unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal edeceği öngörülmekle birlikte şirket veya kooperatif ortaklarının ve alacaklılarının anılan madde kapsamında yapılan işlemler ve intikalden haberdar olmalarını sağlayacak bir mekanizma öngörülmemiştir. Buna karşılık atıl durumda olan şirket ve kooperatif mal varlığının öncelikle tasfiye payı alma hakkına sahip olan ortaklar ve şirket veya kooperatiften alacaklı olan kişiler tarafından değerlendirilmesine imkân sağlayan bir yöntemin oluşturulması suretiyle de anılan meşru amaca ulaşmak mümkündür.
  20. Bu itibarla kural kapsamında on yıl önce unvanı sicilden silinen şirket ve kooperatifin mal varlığının ortakları veya alacaklıları tarafından değerlendirilmesine imkân tanınmaksızın mal varlığının Hazineye intikal ettirilmesi suretiyle mülkiyet hakkına getirilen sınırlamanın meşru amaca ulaşmak bakımından gerekli olduğu söylenemez.
  21. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 13. ve 35. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.

Kuralın Anayasa’nın 2. maddesine de aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 13. ve 35. maddeleri yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olması nedeniyle Anayasa’nın 2. maddesi yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.

Kural Anayasa’nın 13. ve 35. maddelerine aykırı görülerek iptal edildiğinden ayrıca Anayasa’nın 40. maddesi yönünden incelenmemiştir.

B. Kanun’un Geçici 7. Maddesinin (15) Numaralı Fıkrasının Altıncı Cümlesinin İncelenmesi

1. Anlam ve Kapsam

  1. 6102 sayılı Kanun’un geçici 7. maddesinin (15) numaralı fıkrasının beşinci cümlesinde ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanların haklı sebeplere dayanarak mahkemeye başvurmak suretiyle şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilecekleri belirtilmiştir.
  2. Anılan madde kapsamında ihya, madde uyarınca genel hükümlere nazaran kolaylaştırılmış usulde tasfiye olunan veya yine bu maddeye göre tasfiye edilmeksizin resen sicilden silinen şirketler ile kooperatiflerin yeniden sicile tescil edilerek tüzel kişilik kazanmaları amacıyla öngörülmüş hukuki bir kurumdur. Böylelikle alacaklılar ile hukuki menfaatleri bulunan diğer kişilerin haklı sebeplere dayanarak ilgili şirketin veya kooperatifin tüzel kişilik kazanmasını sağlamak amacıyla mahkemeye başvurmasına imkân tanınmıştır.
  3. Söz konusu haklı sebepler kapsamında kanunda öngörülen usule uyulmadan sicilden silme işleminin yapılması, sicilden silinen şirket veya kooperatife ait bazı aktiflerin sonradan ortaya çıkması, şirket organlarına karşı sorumluluk davasının açılması veya şirket lehine bir davanın açılması ya da şirkete karşı dava açılması veya icra takibinin başlatılması gerekliliği gibi şirketin tüzel kişiliğinin, dolayısıyla hak ve fiil ehliyetinin bulunmasını zorunlu kılan hâller örnek gösterilebilir (AYM, E.2023/33, K.2023/117, 22/6/2023, § 29).
  4. Yargı kararlarında da belirtildiği üzere madde kapsamında sicilden silinen şirket veya kooperatiflerin ihyası için yasal hasım olması nedeniyle ilgili ticaret sicil müdürlüğüne karşı dava açılması gerektiği anlaşılmaktadır (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E.2024/1311, K.2024/1830, 6/3/2024; E.2024/1198, K.2024/1751, 5/3/2024; E.2024/404, K.2024/1038, 13/2/2024; E. 2023/3144, K.2023/3825, 15/6/2023).
  5. Anılan fıkranın itiraz konusu beşinci cümlesinde maddede öngörülen usule uygun olarak kaydı silinen şirket veya kooperatifin ihyasına ilişkin olarak yapılacak yargılamada ilgili ticaret sicili müdürlüğü aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmolunmayacağı belirtilmiştir.
  6. Söz konusu Kanun’un 547. maddesinde, Kanun’daki olağan usule göre tasfiye edilerek ticaret sicilinden silinen şirketlerin ek tasfiyesi düzenlenirken anılan madde kapsamında ek tasfiye talebiyle açılan davada yargılama giderlerinden sorumluluğu düzenleyen özel bir hüküm öngörülmemiştir.
  7. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 323. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yargılama giderlerinin kapsamı belirlenmiştir. Buna göre yargılama giderleri genel olarak harçlardan, masraflardan ve vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücretinden oluşmaktadır.
  8. 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 11. maddesinin birinci fıkrasında genel olarak yargı harçlarını davayı açan veya harca konu işlemin yapılmasını isteyen tarafın ödemekle yükümlü olduğu, üçüncü fıkrasında ise herhangi bir istek olmaksızın resen yapılacak işlemlere ait harçların, aksine hüküm yoksa lehine işlem yapılan kişilerden alınacağı hükme bağlanmıştır. Dava masrafları ise işin niteliğine göre davacıdan veya davalıdan tahsil edilebilmektedir.
  9. 6100 sayılı Kanun’un 326. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre kanunda yazılı hâller dışında yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir. Söz konusu maddenin (2) numaralı fıkrasında da davada iki taraftan her birinin kısmen haklı çıkması hâlinde mahkemece yargılama giderlerinin tarafların haklılık oranına göre paylaştırılacağı öngörülmüştür. Anılan Kanun’un 330. maddesinde ise vekil ile takip edilen davalarda mahkemece kanuna göre takdir olunacak vekâlet ücretinin haklı çıkan taraf lehine hükmedileceği belirtilmiştir. Dolayısıyla dava ve takiplerde yargı harçları, masraflar ve vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderleri ilke olarak haksız çıkan tarafa yüklenmektedir. Böylece dava veya takipte haksız çıkan tarafın, karşı tarafın bu dava veya takip sebebiyle yapmak zorunda kaldığı yargılama giderlerini karşılaması sağlanmaktadır.
  10. İtiraz konusu kurala göre ise 6102 sayılı Kanun’un geçici 7. maddesinde kapsamında sicilden silinen şirket veya kooperatifin ihyası için ticaret sicil müdürlüklerine karşı açılan ihya davalarının kabul edilmesi hâlinde şirket veya kooperatifin ihyasını talep eden davacı lehine hüküm kurulmasına rağmen bu kişilerin dava nedeniyle yaptıkları yargılama giderleri üzerlerinde bırakılacak ve lehlerine vekâlet ücretine hükmedilmeyecektir.

2. İtirazın Gerekçesi

  1. Başvuru kararında özetle; itiraz konusu kurala göre şirket veya kooperatifin ticaret sicilinden hukuka aykırı bir şekilde unvanının silinmesine rağmen ihya davası açan ve söz konusu şirket veya kooperatifle organik bağlantısı bulunmaması nedeniyle terkin işlemiyle de herhangi bir ilgisi olmayan kişilerin davayı kazanmaları hâlinde dahi yargılama giderlerinden sorumlu tutuldukları, kuralla mülkiyet ve mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin meşru ve haklı bir amacının bulunmadığı belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 10., 13., 35. ve 36. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

3. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

  1. Anayasa’nın 36. maddesinde “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir./Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.” denilmektedir.
  2. Anılan maddeyle güvence altına alınan dava yoluyla hak arama özgürlüğü, bir temel hak niteliği taşımasının ötesinde diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden birini oluşturmaktadır. Kişinin bir haksızlığa uğradığını iddia edebilmesinin ya da maruz kaldığı haksız bir uygulama veya işleme karşı haklılığını ileri sürüp kanıtlayabilmesinin, uğradığı zararı giderebilmesinin en etkili ve güvenceli yolu yargı mercileri önünde dava hakkını kullanabilmesidir (AYM, E.2023/29, K.2024/112, 30/5/2024, § 17; E.2017/178, K.2018/82, 11/7/2018, § 11).
  3. Hak arama özgürlüğünün temel unsurlarından biri mahkemeye erişim hakkıdır. Mahkemeye erişim hakkı, hukuki bir uyuşmazlığın bu konuda karar verme yetkisine sahip bir mahkeme önüne götürülmesi hakkını da kapsar. Kişinin uğradığı bir haksızlığa veya zarara karşı kendisini savunabilmesinin ya da maruz kaldığı haksız bir uygulama veya işleme karşı haklılığını ileri sürüp kanıtlayabilmesinin ya da zararını giderebilmesinin en etkili ve güvenceli yolu yargı mercileri önünde dava hakkını kullanabilmesidir (AYM, E.2021/20, K.2022/84, 30/6/2022, § 10; E.2022/104, K.2023/28, 16/2/2023, § 10; E.2021/37, K.2021/63, 22/9/2021, § 17).
  4. Dava hakkının da etkili bir şekilde kullanılabilmesi hukuk ve ceza yargılamaları ile idari yargılamalarda kişilere yargılama nedeniyle katlandıkları masrafların haklılık durumuna göre sorumlu taraftan tahsil edilmesi için gerekli imkânların sağlanmasıyla mümkündür. Yargılama gideri olan harç, vekâlet ücreti ve diğer masrafların miktarının hangi taraftan tahsil edileceğinin ve buna ilişkin şartların da bu kapsamda değerlendirilmesi gerekir.
  5. Bu itibarla dava aşamasında kimin lehine ya da aleyhine hükmedileceği belli olmayan bu ücret yükümlülüğü, bir usul kuralı olup mahkemeye erişim hakkı ile ilişkilidir (Serkan Acar [1. B.], B. No: 2013/1613, 2/10/2013, § 38; Mehmet Okutan ve Mustafa Okutan [2. B.], B. No: 2018/293, 18/5/2021, § 43).
  6. Tarafların aleyhine vekâlet ücretine ve yargılama giderlerine hükmedilmesi ve yargılama sürecinde yüklendikleri giderlerin karşı tarafa yükletilmesi talebinin reddedilmesi mahkemeye erişim hakkını sınırlamaktadır (benzer yönde bkz. AYM, E.2023/160, K. 2024/77, 14/3/2024, § 10; Hilmi Kocabey ve diğerleri [1. B.], B. No: 2018/27686, 17/11/2021, § 98). Bunun yanında taraflar lehine hükmedilmesi gereken vekâlet ücretinden yoksun bırakılması sonucunu doğuran uygulamalar da anılan hak açısından sınırlamalara neden olabilir (AYM, E.2021/58, K.2024/14, 23/1/2024, § 21).
  7. İtiraz konusu kural kapsamında 6102 sayılı Kanun’un geçici 7. maddesi uyarınca ticaret sicilinden unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin ihyası için açılan davanın davacı lehine sonuçlanmasına rağmen söz konusu tarafın yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden yoksun bırakılması suretiyle mahkemeye erişim hakkına sınırlama getirilmektedir.
  8. Kuralda ihya davasında yargılama giderleri ve vekâlet ücretiyle ilgili sorumluluğun kapsam ve sınırlarının herhangi bir tereddüde yer vermeyecek şekilde açık ve net olarak düzenlendiği gözetildiğinde kuralın belirli ve öngörülebilir olduğu, bu yönüyle kanunilik şartını taşıdığı anlaşılmıştır.
  9. Anayasa’nın 36. maddesinde adil yargılanma hakkı için herhangi bir sınırlama nedeni öngörülmemiş olmakla birlikte özel sınırlama nedeni öngörülmemiş hakların da o hakkın doğasından kaynaklanan bazı sınırlarının bulunduğu kabul edilmektedir. Ayrıca Anayasa’nın başka maddelerinde yer alan hak ve özgürlükler ile devlete yüklenen ödevler, özel sınırlama sebebi gösterilmemiş hak ve özgürlüklere sınır teşkil edebilir.
  10. Ayrıca adil yargılanma hakkı, niteliği gereği devletin düzenleme yapmasını gerektiren bir haktır. Zira bu hakkın Anayasa’da ifade edilmiş olması kendi başına bir anlam taşımamakta, bireylerin bu haktan yararlanabilmesi için devletin en azından yargı teşkilatını kurması ve yargılama usullerini belirlemesi gerekmektedir. Devletin düzenleme yetkisini haiz olduğu alanlarda belirli ölçüde takdir yetkisi bulunmaktadır. Bu sebeple adil yargılanma hakkına yönelik sınırlamalar getirilirken kanun koyucuyu bağlayan belirli bir meşru amaçlar listesi bulunmamaktadır. Ancak kanun koyucunun bu takdir yetkisinin Anayasa Mahkemesinin denetimine tabi olduğu açıktır (Bekir Sözen [GK], B. No: 2016/14586, 10/11/2022, § 74).
  11. Kuralın gerekçesinde düzenlemenin, anılan madde gereğince sicilden silinen şirket veya kooperatifler hakkında açılan ihya davalarında madde hükümlerini uygulamakla yükümlü olan ve madde uyarınca gerekli işlemleri yerine getiren ticaret sicili müdürlükleri aleyhine yargılama giderlerine ve vekâlet ücretine hükmedilmesi uygun olmadığından uygulamada yaşanan tereddüt ve mağduriyetleri ortadan kaldırmayı amaçladığı belirtilmiştir. Bu itibarla kuralın ihya davasının -yasal hasım olması nedeniyle- ilgili ticaret sicil müdürlüğüne karşı yürütülmesinin zorunlu olduğu dikkate alındığında davalı ticaret sicil müdürlüğünün yargılama gideri ve vekâlet ücreti yüküyle karşılaşmaması amacına yönelik olduğu anlaşılmaktadır.
  12. Yargılama giderlerine ve vekâlet ücretine hükmedilmesinde ilke olarak dava sonunda haklı çıkma ölçütü esas alınmaktadır. Kural ise yargılama giderlerinin ve vekâlet ücretinin haksız çıkan tarafa yükletileceği ilkesini ilgili ticaret sicil müdürlüğü lehine değiştirmekte, davanın sonucundan bağımsız olarak davalı ticaret sicil müdürlüğü aleyhine yargılama giderlerine ve vekâlet ücretine hükmedilememesini öngörmektedir. İhya davasının ilgili ticaret sicil müdürlüğüne karşı yürütülmesinin zorunlu olması nedeniyle kamuya mali külfet yüklenmemesi gerektiği düşüncesi, şirket veya kooperatifin ticaret sicil müdürlüğünün anılan Kanun’a aykırı işlemi nedeniyle sicilden terkin edildiğinin tespit edildiği bir davada devletin yargılama gideri yapmasına sebebiyet verdiği davacının katlandığı mali külfeti telafi etme yükümlülüğünün ortadan kaldırılmasını meşru hâle getirmez.
  13. Bu itibarla kural kapsamında ticaret sicil müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen sicilden terkin işleminin hukuka uygun olup olmadığı yönünden hiçbir değerlendirme yapılmasına imkân tanınmaksızın kategorik bir yaklaşımla ticaret sicil müdürlüğü aleyhine yargılama giderlerine ve vekâlet ücretine hükmedilememesi suretiyle mahkemeye erişim hakkına getirilen sınırlamanın anayasal anlamada meşru amacının bulunduğu söylenemez.
  14. Açıklanan nedenle kural, Anayasa’nın 13. ve 36. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.

Kuralın Anayasa’nın 2. maddesine de aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 13. ve 36. maddeleri yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olması nedeniyle Anayasa’nın 2. maddesi yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.

Kural, Anayasa’nın 13. ve 36. maddelerine aykırı görülerek iptal edildiğinden ayrıca Anayasa’nın 10. ve 35. maddeleri yönünden incelenmemiştir.

V. İPTALİN DİĞER KURALLARA ETKİSİ

  1. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrasında kanunun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün belirli kurallarının iptali, diğer kurallarının veya tümünün uygulanmaması sonucunu doğuruyorsa bunların da Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilebileceği öngörülmektedir.
  2. 6102 sayılı Kanun’un geçici 7. maddesinin (15) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinin iptali nedeniyle uygulanma imkânı kalmayan anılan maddenin (4) numaralı fıkrasının (b) bendinde yer alan “…şirkete ait malvarlığının unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal edeceği ve bunun kesin olduğu…” ibaresi ile (15) numaralı fıkranın üçüncü cümlesinin 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince iptalleri gerekir.

VI. İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU

  1. Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında “Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez.” denilmekte, 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrasında da bu kural tekrarlanmak suretiyle Anayasa Mahkemesinin gerekli gördüğü hâllerde Resmî Gazete’de yayımlandığı günden başlayarak iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi bir yılı geçmemek üzere ayrıca kararlaştırabileceği belirtilmektedir.
  2. 6102 sayılı Kanun’un geçici 7. maddesinin (4) numaralı fıkrasının (b) bendinde yer alan “…şirkete ait malvarlığının unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal edeceği ve bunun kesin olduğu…” ibaresi ile (15) numaralı fıkrasının ikinci ve üçüncü cümlelerinin iptal edilmeleri nedeniyle doğacak hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edecek nitelikte görüldüğünden Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince bu kurallara ilişkin iptal hükümlerinin kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.

VII. HÜKÜM

13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na 26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanun’un 38. maddesiyle eklenen geçici 7. maddenin;

A. (4) numaralı fıkrasının (b) bendinde yer alan “…şirkete ait malvarlığının unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal edeceği ve bunun kesin olduğu…” ibaresinin 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince İPTALİNE, iptal hükmünün Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince KARARIN RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DOKUZ AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE,

B. (15) numaralı fıkrasının;

1. İkinci cümlesinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, iptal hükmünün Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince KARARIN RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DOKUZ AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE,

2. Üçüncü cümlesinin 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince İPTALİNE, iptal hükmünün Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince KARARIN RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DOKUZ AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE,

C. (15) numaralı fıkrasına 23/5/2024 tarihli ve 7511 sayılı Kanun’un 16. maddesiyle eklenen altıncı cümlenin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,

10/9/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

 
 
 

FAQ – Sık Sorulan Sorular

1) Bu Anayasa Mahkemesi kararı neyi değiştiriyor?

Karar, TTK Geçici 7 kapsamında tasfiye yapılmadan sicilden resen terkin edilen şirket/kooperatifler bakımından iki ana sonucu doğuruyor:

  1. “10 yıl sonra malvarlığı Hazineye intikal eder” düzenlemesi (ve bağlantılı hükümler) iptal edildi.
  2. İhya davasında ticaret sicili müdürlüğü aleyhine yargılama gideri/vekâlet ücreti verilemez kuralı iptal edildi.

2) “10 yıl sonra Hazineye intikal” hükmü hemen mi kalktı?

Hayır. AYM, bu iptaller için 9 ay yürürlük ertelemesi yaptı.

  • Karar RG’de 23.12.2025 yayımlandı.
  • Erteleme süresi bittiğinde iptal hükümleri 23.09.2026 tarihinde yürürlüğe girer.

3) Hangi hükümler iptal edildi?

Özetle:

  • Geçici 7/15 ikinci cümle: “Tasfiye edilmeksizin unvanı silinenlerin ortaya çıkabilecek malvarlığı 10 yıl sonra Hazineye intikal eder.” → iptal (23.09.2026 yürürlük)
  • Geçici 7/15 üçüncü cümle: “Hazine borçlardan sorumlu tutulmaz.” → iptal (23.09.2026 yürürlük)
  • Geçici 7/4-(b)’deki 10 yıl–Hazineye intikal ibaresi → iptal (23.09.2026 yürürlük)
  • Geçici 7/15’e 7511 ile eklenen 6. cümle: “İhya yargılamasında sicil müdürlüğü aleyhine gider/vekâlet olmaz.” → iptal (RG yayımla: 23.12.2025 itibarıyla)

4) İhya davası nedir?

Sicilden terkin edilmiş şirket/kooperatifin, haklı sebeplerle yeniden tescil edilip tüzel kişilik kazanması için açılan davadır. Genellikle; alacak tahsili, dava/ icra takibi yürütme, sonradan ortaya çıkan aktiflerin tasfiyesi gibi durumlarda gündeme gelir.

5) İhya davasında kim davalı gösterilir?

Uygulamada (ve kararda atıf yapılan içtihatlarda) ihya davalarında yasal hasım olarak ilgili ticaret sicili müdürlüğü gösterilir.

6) İhya davasını kazanan kişi artık yargılama gideri ve vekâlet ücreti alabilir mi?

Evet. AYM’nin iptal ettiği düzenleme, davacı haklı çıksa bile sicil müdürlüğü aleyhine gider/vekâlet hükmedilmesini kategorik olarak engelliyordu. Bu engel 23.12.2025 itibarıyla kalktı.

Not: Mahkeme, HMK genel ilkeleri çerçevesinde somut olaya göre değerlendirme yapar.

7) Peki 23.09.2026’ya kadar “10 yıl sonra Hazineye intikal” yine uygulanacak mı?

Evet, erteleme nedeniyle 23.09.2026’ya kadar ilgili “10 yıl–Hazineye intikal” sistemi mevzuatta yürürlükte kalır. Ancak bu dönemde açılan davalarda mahkemelerin yaklaşımı somut olaya göre değişebilir; iptal kararının gerekçesi taraflarca argüman olarak kullanılabilir.

8) AYM neden “10 yıl sonra Hazineye intikal” kuralını iptal etti?

AYM’ye göre düzenleme, ortaklar ve alacaklılar bakımından mülkiyet hakkına müdahale ediyor ve ölçülülük/gereklilik şartını karşılamıyor. Özellikle, ilgililerin haberdar olmasını ve malvarlığını değerlendirebilmesini sağlayan bir mekanizma yokken malvarlığının doğrudan Hazineye geçmesi gerekli görülmedi.

9) Hazineye intikal iptal edilince terkinli şirketin malvarlığı ne olacak?

23.09.2026 sonrası için kanun koyucunun doğacak boşluğu nasıl dolduracağı belirleyici olur. AYM “ekonomi/atıl varlık” amacını meşru görse de, bunun daha hafif yöntemlerle sağlanabileceğini söylüyor. Yeni düzenleme gelene kadar uygulamada “ihya/ek tasfiye” gibi yollar daha çok önem kazanabilir.

10) Karar geçmişe etkili mi?

AYM iptal kararları kural olarak Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihten itibaren sonuç doğurur; geriye yürümez. Bu kararda ayrıca bazı hükümler için ileri tarihli yürürlük (9 ay) belirlenmiştir.

11) Bu karar sadece anonim şirketleri mi kapsıyor?

Hayır. Geçici 7 maddesi anonim ve limited şirketler ile kooperatifler için uygulanıyor; karar da bu kapsamla ilgili.

12) Pratikte kimler için önemli?

Terkin edilmiş şirket/kooperatif alacaklıları

Ortaklar (tasfiye payı/ortaklık payı menfaati olanlar)

Şirketle ilgili dava veya icra takibi yürütmek isteyenler

Sonradan ortaya çıkan taşınmaz/aktif gibi varlıklarla karşılaşanlar

 

Başkan: Kadir ÖZKAYA

Başkanvekili: Hasan Tahsin GÖKCAN

Başkanvekili: Basri BAĞCI

Üye: Engin YILDIRIM

Üye: Rıdvan GÜLEÇ

Üye: Recai AKYEL

Üye: Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Üye: Yıldız SEFERİNOĞLU

Üye: Selahaddin MENTEŞ

Üye: İrfan FİDAN

Üye: Kenan YAŞAR

Üye: Muhterem İNCE

Üye: Yılmaz AKÇİL

Üye: Ömer ÇINAR




Serbest Bölge İçinde Yapılan Satış – Özelge

T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI İstanbul Defterdarlığı Gelir Kanunları Gelir ve Kurumlar Vergileri Grup Müdürlüğü Sayı: E-62030549-125- Tarih: 09.09.202…

 

 

Serbest Bölge İçinde Yapılan Satış – Özelge

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İstanbul Defterdarlığı

Gelir Kanunları Gelir ve Kurumlar Vergileri Grup Müdürlüğü

Sayı: E-62030549-125-

Tarih: 09.09.2025

Konu: Serbest Bölge İçinde Yapılan Satış

İlgi: ……..

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzun incelenmesinden; İstanbul … Serbest Bölgesi içinde yer alan şubenizde elastomer iplik hammaddesinin tarafınızca işlenerek …GTİP ürün kodunda bulunan “…” üretimi faaliyetinde bulunulduğu, söz konusu ürünleri hammadde olarak  aynı serbest bölge içerisinde medikal mamullerin üretim faaliyetinde bulunan firmaya satışının yapıldığı, ürünlerinizin alıcı firma tarafından üretimde kullanıldığı ve nihai ürünün genelde yüzde 85 ini aşan kısmının yurt dışına geri kalan kısmının da yurt içine satıldığı belirtilerek ürünlerinizin serbest bölgedeki firmaya satılması işleminin 28/7/2024 tarihli ve 7524 sayılı Kanunun 24 üncü maddesiyle 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanununun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yapılan değişiklik kapsamında ihracat olarak kabul edilip edilmeyeceği ve ihracat olarak kabul edilmesi durumunda 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanununun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca kurumlar vergisi yönünden istisna kabul edilip edilemeyeceği hususlarında görüş talep edildiği anlaşılmaktadır.

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6 ncı maddesinde; kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı, safi kurum kazancının tespitinde 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.

3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanununun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca, Avrupa Birliğine tam üyeliğin gerçekleştiği tarihi içeren yılın vergilendirme döneminin sonuna kadar; serbest bölgelerde üretim faaliyetinde bulunan mükelleflerin bu bölgelerde imal ettikleri ürünlerin yurt dışına satışından elde ettikleri kazançları ile serbest bölgelerde, bakım, onarım, montaj, demontaj, elleçleme, ayrıştırma, ambalajlama, etiketleme, test etme, depolama hizmeti alanlarında faaliyette bulunan ve hizmetin tamamını Türkiye’de yerleşmiş olmayan kişilerle, işyeri, kanuni ve iş merkezi yurt dışında bulunanlara veren hizmet işletmelerinin, söz konusu hizmetlere konu malların serbest bölgelerden Türkiye’ye herhangi bir şekilde girişi olmaksızın yabancı bir ülkeye gönderilmesi şartıyla bu hizmetlerden elde ettikleri kazançları gelir veya kurumlar vergisinden müstesna tutulmuştur. Bu fıkrada yer alan “imal ettikleri ürünlerin” ibaresi 28/7/2024 tarihli ve 7524 sayılı Kanunun 24 üncü maddesi ile “imal ettikleri ürünlerin yurt dışına” şeklinde değiştirilerek metne işlenmiştir. 28/7/2024 tarihli ve 7524 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesi ile bu değişikliğin 1/1/2025 tarihinden itibaren elde edilen kazançlara uygulanmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği hüküm altına alınmıştır.

Bu itibarla, şirketiniz tarafından serbest bölge içerisinde üretilen ürünlerin doğrudan yurt dışına ihraç edilmeyip, aynı serbest bölge sınırları içerisinde faaliyet gösteren başka bir firma tarafından hammadde olarak kullanılarak farklı bir ürünün imalatında değerlendirilmesi ve söz konusu ürünün niteliği değiştirilerek yurt dışına satılması, işletmeniz tarafından gerçekleştirilmiş bir ihracat olarak kabul edilemeyeceğinden, anılan satışlardan elde edilen kazançların, 3218 sayılı Kanunun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi kapsamında kurumlar vergisinden istisna edilmesi mümkün bulunmamaktadır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.




2026 Yılı İş Yeri Dışında Kurulan Sözleşmeler Parasal Sınırın Artırılması

Mevzuatın Adı: İş Yeri Dışında Kurulan Sözleşmeler Yönetmeliğinin 2 nci Maddesinde Yer Alan Parasal Sınırın Artırılmasına İlişkin Tebliğ 23 Aralık 202… 

 

 

2026 Yılı İş Yeri Dışında Kurulan Sözleşmeler Parasal Sınırın Artırılması

Mevzuatın Adı: İş Yeri Dışında Kurulan Sözleşmeler Yönetmeliğinin 2 nci Maddesinde Yer Alan Parasal Sınırın Artırılmasına İlişkin Tebliğ

23 Aralık 2025 Tarihli Resmi Gazete

Sayı: 33116

Ticaret Bakanlığından:

Amaç ve kapsam

MADDE 1- (1) Bu Tebliğin amacı, 14/1/2015 tarihli ve 29236 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İş Yeri Dışında Kurulan Sözleşmeler Yönetmeliğinin 2 nci maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinde belirtilen parasal sınırın, 27/11/2025 tarihli ve 33090 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 585)’nde 2025 yılı için yeniden değerleme oranı olarak tespit edilen %25,49 (yüzde yirmi beş virgül kırk dokuz) oranında artırılarak belirlenmesidir.

Dayanak

MADDE 2- (1) Bu Tebliğ, 7/11/2013 tarihli ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 47 nci maddesinin yedinci fıkrası ile 84 üncü maddesinin birinci fıkrası ve İş Yeri Dışında Kurulan Sözleşmeler Yönetmeliğinin 2 nci maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendine ve üçüncü fıkrasına dayanılarak hazırlanmıştır.

Parasal sınır

MADDE 3-  (1) İş Yeri Dışında Kurulan Sözleşmeler Yönetmeliği hükümleri mal veya hizmet bedeli 313 (üç yüz on üç) Türk Lirasını aşmayan satışlar ile ilgili sözleşmelere uygulanmaz.

Yürürlük

MADDE 4- (1) Bu Tebliğ 1/1/2026 tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 5- (1) Bu Tebliğ hükümlerini Ticaret Bakanı yürütür.




2026 Yılı Tüketicinin Korunması Kapsamında Parasal Sınırlar Artırıldı

Mevzuatın Adı: 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 68 inci ve Tüketici Hakem Heyetleri Yönetmeliğinin 6 ncı Maddelerinde Yer Alan Paras..

 

 

2026 Yılı Tüketicinin Korunması Kapsamında Parasal Sınırlar Artırıldı

Mevzuatın Adı: 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 68 inci ve Tüketici Hakem Heyetleri Yönetmeliğinin 6 ncı Maddelerinde Yer Alan Parasal Sınırların Artırılmasına İlişkin Tebliğ

23 Aralık 2025 Tarihli Resmi Gazete

Sayı: 33116

Ticaret Bakanlığından:

ÖZET:
  • Tebliğin amacı; 6502 sayılı Kanun’un 68. maddesi ile Tüketici Hakem Heyetleri Yönetmeliği’nin 6. maddesinde yer alan parasal sınırları, 2025 yılı için belirlenen %25,49 yeniden değerleme oranı kadar artırarak 2026 yılı için yeniden belirlemektir.

  • 2026 yılında yapılacak başvurularda, uyuşmazlık değeri 186.000 TL’nin altında ise İl/İlçe Tüketici Hakem Heyetleri görevlidir.

  • Yetki bakımından başvuru; tüketicinin yerleşim yerindeki veya tüketici işleminin yapıldığı yerdeki hakem heyetine yapılabilir.

  • Başvuru yapılacak ilçede Tüketici Hakem Heyeti yoksa, başvurular kaymakamlığa yapılabilir; kaymakamlık başvuruyu TÜBİS’e kaydederek yetkili hakem heyetine iletir.

 

Amaç ve kapsam

MADDE 1- (1) Bu Tebliğin amacı, 7/11/2013 tarihli ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 68 inci maddesinin birinci fıkrası ile 21/9/2022 tarihli ve 31960 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Tüketici Hakem Heyetleri Yönetmeliğinin 6 ncı maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen parasal sınırların, 27/11/2025 tarihli ve 33090 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 585)’nde 2025 yılı için yeniden değerleme oranı olarak tespit edilen % 25,49 (yüzde yirmi beş virgül kırk dokuz) oranında artırılarak yeniden belirlenmesidir.

Dayanak

MADDE 2- (1) Bu Tebliğ, 6502 sayılı Kanunun 68 inci maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları ile 84 üncü maddesinin birinci fıkrası ve Tüketici Hakem Heyetleri Yönetmeliğinin 6 ncı maddesinin ikinci ve beşinci fıkralarına dayanılarak hazırlanmıştır.

Parasal sınırlar

MADDE 3- (1) 2026 yılı için yapılacak başvurularda değeri 186.000 (yüz seksen altı bin) Türk Lirasının altında bulunan uyuşmazlıklarda, İl veya İlçe Tüketici Hakem Heyetleri görevlidir.

Yetki

MADDE 4- (1) Tüketici Hakem Heyetlerinin yetki alanı ile iş bölümü Bakanlıkça belirlenir. İl Tüketici Hakem Heyetleri il sınırları içinde, İlçe Tüketici Hakem Heyetleri ise ilçe sınırları içinde yetkilidir. Tüketici Hakem Heyeti kurulmayan ilçelerde Bakanlıkça o ilçe için belirlenen Tüketici Hakem Heyeti yetkilidir.

(2) Başvurular, tüketicinin yerleşim yerinin bulunduğu veya tüketici işleminin yapıldığı yerdeki Tüketici Hakem Heyetine yapılabilir.

(3) İkinci fıkra uyarınca başvuru yapılabilecek ilçede Tüketici Hakem Heyetinin kurulmamış olması halinde, başvurular o ilçe kaymakamlığına yapılabilir. Başvurular, kaymakamlıklarca gereği yapılmak üzere Tüketici Bilgi Sistemine gecikmeksizin kaydedilerek Bakanlıkça belirlenen yetkili Tüketici Hakem Heyetine iletilir.

Yürürlük

MADDE 5- (1) Bu Tebliğ 1/1/2026 tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 6- (1) Bu Tebliğ hükümlerini Ticaret Bakanı yürütür.




2026 Yılında Tutulacak Defterler ve Tasdik Durumları, e-Defter, DBS ve Finansal Raporlama Düzenlemeleri

2026 Yılında Tutulacak Defterler ve Tasdik Durumları, e-Defter, DBS ve Finansal Raporlama Düzenlemeleri İÇİNDEKİLER I- TUTULMASI ZORUNLU OLAN DEFTERLE.

 

 

2026 Yılında Tutulacak Defterler ve Tasdik Durumları, e-Defter, DBS ve Finansal Raporlama Düzenlemeleri

2026 Yılında Tutulacak Defterler ve Tasdik Durumları, e-Defter, DBS ve Finansal Raporlama Düzenlemeleri

İÇİNDEKİLER

I- TUTULMASI ZORUNLU OLAN DEFTERLER

a. Türk Ticaret Kanununa Göre Tacirin Tutacağı Defterler

b. Vergi Usul Kanununa Göre Tutulacak Defterler

c. Derneklerin, Kooperatiflerin ve Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşlarının Tutacakları Defterler

d. Kooperatifler Tarafından Tutulan Defterler (kurumlar vergisinden muaf olanlar dahil)

e. Kurumlar Vergisinden Muaf Kooperatiflerin Ortak Dışı İşlemler Dolayısıyla Ayrı Defter Tutmamaları

f. Bilanço Esasında Defter Tutan Mükelleflerin E-Deftere Geçme Zorunluluğu

g. Türk Ticaret Kanunu ve Vergi Usul Kanununa Göre Defter Tasdikleri

h. Ticaret Sicili Tasdiknamesi Aranması

i. Defterlerde Olması Zorunlu Bilgiler

j. Defterlerin Saklanma Süresi

II- ELEKTRONİK ORTAMDA TUTULACAK DEFTERLER

III- 2026 YILI E-DEFTER VE BERAT DOSYALARININ AKTARIM ZAMANLARI

IV- E- DEFTER KAYIT SÜRELERİ

V- BAĞIMSIZ DENETİME TABİ ŞİRKETLER VE FİNANSAL TABLOLARIN TFRS YA DA BOBİ FRS’YE GÖRE HAZIRLANMASI 28
NOTLAR

VI- 2025 YILINA İLİŞKİN ENVANTER DEFTERLERİN NOTER TASDİK İŞLEMLERİ HAKKINDA TÜRMOB DUYURUSU – 17.12.2025

2026 YILINDA TUTULACAK DEFTERLER VE TASDİK DURUMLARI, E-DEFTER, DEFTER BEYAN SİSTEMİ VE FİNANSAL RAPORLAMA DÜZENLEMELERİ

ÖZET

Bu Sirküler;

— Ticaret Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından ortaklaşa çıkarılarak 19 Aralık 2012 tarihli ve 28502 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Ticari Defterlere İlişkin Tebliğ,

— 13 Aralık 2011 tarihli ve 28141 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 1 Sıra Numaralı Elektronik Defter Genel Tebliğ,

— 19 Ekim 2019 tarihli ve 30923 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Elektronik Defter Genel Tebliği (Sıra No: 1)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sıra No: 3)

— 17 Aralık 2017 tarihli ve 30273 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 486 sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği,

— 19 Ekim 2019 tarihli ve 30923 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 509 sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği,

— Finansal tabloların TFRS’ye göre düzenlenmesi konusunda KGK Kararları,

— 14.02.2025 tarihli ve 32813 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan İşletmenin Muhasebesiyle İlgili Olmayan Ticari Defterlerin Elektronik Ortamda Tutulması Hakkında Tebliğ

hükümlerine göre 2026 yılında tutulacak defterler, tasdik durumları ile e-defter ve defter beyan sistemi ile finansal tablo düzenlemelerine ilişkindir.

1. E-defter uygulamaları, mükelleflerin defter tasdikine ilişkin zorunluluklarını değiştirmektedir.

2. Bilanço esasına göre defter tutmak zorunda olan bütün mükellefler ile ihtiyari olarak bilanço esasına göre defter tutmayı tercih eden mükelleflere, 1 Ocak 2025 tarihinden itibaren e-Defter uygulamasına dahil olmak zorunluluğu getirildiğinden, bu mükelleflerin 2026 yılında kullanacakları yevmiye ile kebir defterlerini noterde tasdik ettirmeleri söz konusu değildir. e-Defter tutma sürecinde hesap döneminin ilk ayına ait beratın alınması açılış onayı, son ayına ait beratın alınması kapanış onayı, diğer aylara ait beratların alınması ise ilgili aylara ait defterlerin noter onayı yerine geçer.

3. Defter beyan sistemi uygulaması dolayısıyla işletme defterleri ve serbest meslek kazanç defterleri GİB sistemi üzerinde tutulmaktadır.

4. Ticari kazanca ilişkin defterlerin 2026 yılında birinci sınıf esasına göre mi yoksa ikinci sınıf esasına göre tutulacağının belirlenmesi için gerekli olan hadlere ilişkin Gelir İdaresi Başkanlığı’nın Tebliği beklenmektedir.

5. 1/5/2025 tarih ve 32887 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 9774 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile bağımsız denetime tabi olma kriterleri yeniden belirlenmiştir.

6. 19 Eylül 2018 tarihli ve 30540 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan TÜRKİYE MUHASEBE STANDARTLARI (TMS) UYGULAMA KAPSAMINA İLİŞKİN KURUL KARARI Ek listede yer alan şirketler, münferit ve konsolide finansal tablolarının hazırlanmasında TFRS uygulamak zorundadırlar.

7. Bağımsız denetime tabi olup, münferit ve konsolide finansal tablolarının hazırlanmasında Türkiye Finansal Raporlama Standartlarını (TFRS) uygulamak zorunda olmayan kurum, kuruluş ve işletmelerin münferit ve konsolide finansal tablolarının hazırlanmasında BOBİ FRS’yi uygulaması zorunludur.

Ancak söz konusu kurum, kuruluş ve işletmeler isteğe bağlı olarak TFRS’leri uygulayabileceklerdir.

Finansal tabloların hazırlanmasında, ayrıca bu düzenlemelerin dikkate alınması gerekmektedir.

I- TUTULMASI ZORUNLU OLAN DEFTERLER

a. Türk Ticaret Kanununa Göre Tacirin Tutacağı Defterler

Kişinin Hukuki Durumu Tutacağı Defterler
Tacir (Gerçek ve tüzel kişi) 1.      Yevmiye defteri,

2.      Envanter defteri

3.      Defteri kebiri

Şahıs şirketleri 1.      Yevmiye defteri,

2.      Envanter defteri

3.      Defteri kebir

4.      Genel kurul toplantı ve müzakere defteri

Anonim şirketler

Sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketler

Kooperatifler

1.      Yevmiye defteri,

2.      Envanter defteri

3.      Defteri kebir

4.      Genel kurul toplantı ve müzakere defteri

5.      Pay defteri,

6.      Yönetim kurulu karar defteri

Limited şirketler 1.      Yevmiye defteri,

2.      Envanter defteri

3.      Defteri kebir

4.      Genel kurul toplantı ve müzakere defteri

5.      Pay defteri

6.      Müdürler kurulu defteri (ihtiyari md.11/4)

Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan ve tüzel kişiliği bulunmayan ticari işletmeler ile kamu yararına çalışan dernekler ve gelirinin yarıdan fazlasını kamu görevi niteliğindeki işlere harcayan vakıflar tarafından kurulan ticari işletmeler ve bunlara benzeyen ve tüzel kişiliği bulunmayan diğer ticari teşekküller 1.      Yevmiye defteri,

2.      Envanter defteri

3.      Defteri kebir

Gerçek kişi tacirlerden Vergi Usul Kanununa göre ikinci sınıf tüccar sayılanlar, yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar mezkûr Kanun hükümlerine uygun olarak işletme hesabı esasına göre defter tutabileceklerdir.

İşletme hesabı esası ve bilanço esasına göre defter tutma ayrımına ilişkin hadler, Vergi Usul Kanunu Tebliğleri ile yayımlanmaktadır. 20241 ve 20252 yılları için belirlenmiş olan bu hadler aşağıdaki gibidir. 2026 yılı için geçerli olacak hadler yıl sonuna kadar yayımlanması beklenilen Vergi Usul Kanunu Tebliği ile açıklanacaktır.

Madde No Konusu 2024 Yılında Uygulanan Miktar (TL 2025 Yılında Uygulanan Miktar (TL)
MADDE 177- Bilanço esasına göre defter tutma hadleri    
  Alış tutarı 1.400.000 2.000.000
Satış tutarı 2.000.000 2.800.000
2- Yıllık gayrisafi iş hasılatı 690.000 990.000
3- İş hasılatının beş katı ile yıllık satış tutarının toplamı 1.400.000 2.000.000

b. Vergi Usul Kanununa Göre Tutulacak Defterler

Mükellefler Defterler
Birinci sınıf tüccar (Bilanço Esası) Yevmiye defteri Defteri kebir Envanter defteri
İkinci sınıf tüccar (İşletme Esası) İşletme defteri
İşletmenin faaliyet konusuna göre ayrıca tutulması zorunlu defterler İmalat defteri

Kombine imalat defteri

Bitim işleri defteri

Yabancı nakliyat kurumlarının hasılat defteri

Ambar Defteri

Serbest meslek erbabı Serbest meslek kazanç defteri
Noterler Özel defterler
Çiftçiler Çiftçi işletme defteri
Ayrıca tutulabilecek defterler Banka, banker ve sigorta şirketlerinin gider vergisine ilişkin kayıtları

Damga resmi kayıtları 3

Menkul ve gayrimenkul sermaye iratlarına ait kayıtlar

1 30.12.2023 tarihli ve 32415 2.Mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 556 Sıra No’lu VUK Genel Tebliği’nde belirlenen tutarlar

230.12.2024 tarihli ve 32768 2.Mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 577 Sıra No’lu VUK Genel Tebliği’nde belirlenen tutarlar

3 Damga Resmi Kanununa göre yolcu bileti ücretleri, sigorta primleri ve ilan ücretleri gibi mevzular üzerinden resim istifa etmeye mecbur olan gerçek ve tüzel kişiler bu ücret primlerle istifa ettikleri damga resimleri için tarih sırasiyle bir kayıt tutmaya mecburdurlar. Tüccarlar bu kayıtları muhasebe defterlerinde tuttukları hesaplarda gösterebilirler. Kayıtların muhasebe defterinde gösterilmemesi halinde ayrı bir “Damga Resmi defteri” tutulur. Devlet müesseselerinin resmi defter ve kayıtları Damga Resmi defteri yerine geçer.

DAMGA VERGİSİ DEFTERİ

20 Seri No’lu Damga Vergisi Kanunu Genel Tebliği, R.G., 23/03/1983, 17996.

“..Düzenledikleri kağıtlara ait damga vergisini makbuz karşılığı ve istihkaktan kesinti şekliyle ödeyen mükelleflerin, bu ödemelere ilişkin olarak aşağıda belirtilen esaslara göre işlem yapmaları uygun görülmüştür.

1. Bu kuruluşlar makbuz karşılığı ve istihkaktan kesinti yapılması şeklindeki ödemeleri kaydetmek için “Damga Vergisi Defteri” adı altında özel bir defter tutacaklardır. Bu defterlerin tutulmasında, Vergi Usul Kanununun kayıt nizamı ve tasdik zamanına ilişkin 215-219 uncu ve 221 inci maddelerindeki hükümlere uyulacaktır.”

Tamamı İçin Tıklayınız

Kaynak: TÜRMOB

FAQ – Sık Sorulan Sorular

Soru: 2026’da kimler e-Defter tutmak zorunda?
Bilanço esasına göre defter tutmak zorunda olanlar ve ihtiyari olarak bilanço esasını seçenler için yevmiye ve kebir defteri e-Defter olarak tutulur.

Soru: 2026’da yevmiye ve kebir için noter tasdiki gerekir mi?
e-Defter zorunluluğu kapsamındaysanız yevmiye/kebir için noter açılış-kapanış tasdiki yapılmaz; sistemde berat süreci tasdik yerine geçer.

Soru: Hangi defterlerde (envanter, pay, genel kurul, YK karar) tasdik devam ediyor?
Yevmiye-kebir dışındaki tasdike tabi defterlerde (ör. envanter, pay, genel kurul, yönetim kurulu karar) TTK’daki açılış/kapanış kuralları devam eder (elektronik tutulma kapsamına girenler hariç).

Soru: Yevmiye defteri kapanış tasdiki ne zamana kadar yapılır?

Fiziki yevmiye defterinde kapanış onayı, izleyen hesap döneminin 6. ayı içinde yapılır.

Soru: Yönetim kurulu karar defteri kapanış tasdiki ne zaman?
İzleyen hesap döneminin 1. ayının sonuna kadar kapanış tasdiki yapılır.

Soru: e-Defterde “açılış/kapanış” nasıl olur?
Hesap döneminin ilk ay beratı açılışson ay beratı kapanış hükmündedir; diğer ay beratları ilgili ayın noter onayı yerine geçer.

Soru: Berat yükleme süreleri (10/14) ne demek?
Gelir vergisi mükellefleri için genelde ayın/3 aylık dönemin beyan düzenine göre 10’una, kurumlar vergisi mükellefleri için 14’üne kadar berat yükleme mantığı uygulanır (yazıda aylık ve 3 aylık takvimi tabloyla verin).

Soru: Defter-Beyan Sistemi’nde (DBS) kayıtlar ne zamana kadar girilir?
DBS’de kayıt süreleri; belge türüne göre izleyen ay/izleyen ikinci ay gibi farklı son tarihlere bağlanır (yazıda “KDV beyan son günü” ve “izleyen 2. ayın 15’i” ayrımını net anlatın).




KDV Beyannamelerine (KDV1, KDV2, KDV2B, KDV4, KDV9015) İlişkin Önemli Duyuru

KDV Beyannamelerine (KDV1, KDV2, KDV2B, KDV4, KDV9015) İlişkin Önemli Duyuru Gelir İdaresi Başkanlığı olarak, “Elektronik Beyanname Uygulaması”nın yen…

 

 

KDV Beyannamelerine (KDV1, KDV2, KDV2B, KDV4, KDV9015) İlişkin Önemli Duyuru

KDV Beyannamelerine (KDV1, KDV2, KDV2B, KDV4, KDV9015) İlişkin Önemli Duyuru

Gelir İdaresi Başkanlığı olarak, “Elektronik Beyanname Uygulaması”nın yeni, güncel ve açık kaynak kodlu yazılımlar ile yenilenmesi amacıyla başlatılan “e-Beyan” uygulaması kapsamında “Katma Değer Vergisi Beyannameleri (KDV1, KDV2, KDV2B, KDV4, KDV9015)” 1/9/2025 tarihinden itibaren 2025/Ağustos dönemi beyannamelerinden başlamak üzere pilot il olarak belirlenen Eskişehir ve Kırşehir’de, 1/11/2025 tarihinden itibaren 2025/Ekim dönemi beyannamelerinden başlamak üzere Konya ve Muğla illerinde belirtilen vergi türlerinden mükellefiyeti bulunanlar için e-Beyan uygulaması üzerinden alınmaktadır.

Proje kapsamında, pilot uygulamanın kapsamının genişletilmesi amacıyla, “Katma Değer Vergisi Beyannameleri (KDV1, KDV2, KDV2B, KDV4, KDV9015)” 2025/12 döneminden başlamak üzere Afyonkarahisar, Bursa, Kırıkkale ve Yalova illerinde de belirtilen vergi türlerinden mükellefiyeti bulunanlar mükellefler için 1/1/2026 tarihinden itibaren e- Beyan uygulaması üzerinden alınacaktır.

Afyonkarahisar, Bursa, Kırıkkale ve Yalova illerinde belirtilen vergi türlerinden mükellefiyeti bulunan mükelleflerimizin 2025/Aralık ve takip eden dönemlere ait beyannamelerinin, Dijital Vergisi Dairesi üzerinden “e-Beyan” uygulamasına erişim sağlanarak “+ Yeni Beyanname” butonu altında yer alan “0015-KDV1, 4017-KDV2, 4018-KDV2B, 0016-KDV4 ve 9015-KDV9015” başlıklı Katma Değer Vergisi Beyannameleri kullanılarak verilmesi gerekmektedir.

Ayrıca meslek mensupları tarafından, pilot uygulama kapsamında bulunan illerdeki mükelleflerinin beyannamelerinin, 2025/Aralık vergilendirme döneminden itibaren, kullandıkları muhasebe programlarının e-Beyan sistemine entegre olması durumunda (entegrasyon için gerekli olan tüm bilgi ve belgeler entegrasyon talebinde bulunan muhasebe programları ile paylaşılmıştır) entegrasyon (web servis) yoluyla da  “e-Beyan” sistemi üzerinden verilmesi mümkündür.

e-Beyan uygulamasının ana sayfasındaki sağ üst köşesinde yer alan kullanıcı ünvanına ait simgeye basıldığında açılan “Yardım -> e-Beyanname Dokümanlar -> Hemen Başla” başlıklarına sırasıyla tıklanarak katma değer vergisi beyannamelerinin sayfalarına ilişkin ayrıntılı açıklamaların bulunduğu modüllere erişim sağlanabilecektir.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Kaynak: GİB




7566 Sayılı Vergi Kanunları İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun

7566 Sayılı Kanun 19 Aralık 2025 Tarihli Resmi Gazete Sayı: 33112 Kanun No: 7566 Kabul Tarihi: 4/12/2025 MADDE 1- 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gel… 

 

 

7566 Sayılı Vergi Kanunları İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun

7566 Sayılı Kanun

19 Aralık 2025 Tarihli Resmi Gazete

Sayı: 33112

Kanun No: 7566

Kabul Tarihi: 4/12/2025

ÖZET:

Bu Kanun, birçok vergi kanununda ve sosyal güvenlik mevzuatında değişiklikler yaparak vergi uygulamalarını güncellemekharç tarifelerini yeniden düzenlemekSGK prim oranlarını değiştirmek, çeşitli muafiyet ve istisnalar getirmek ve bazı sektörlere destek mekanizmaları sağlamak amacıyla çıkarılmıştır. Ayrıca UEFA tarafından düzenlenecek uluslararası spor organizasyonlarına özel vergi istisnaları düzenlenmiştir.

Gelir Vergisi Kanunu’nun 74. maddesinde değişiklik konut kira gelirlerinden borç faizlerinin indirilebilmesi uygulaması kaldırılmıştır. Konutlar hariç olmak üzere, kiraya verilen mal ve hakların iktisabı için kullanılan borçların faizlerinin kira gelirinin tespitinde gider olarak indirilmesİ uygulaması devam edecektir. (Madde 1) Düzenleme 1 Ocak 2025 tarihinden itibaren elde edilen gelirler için geçerlidir. (TÜRMOB)

1. Gelir Vergisi Kanunu Değişiklikleri

  • “GVK 74/4 Yeni Hali:
    1. (Değişik: 22/7/1998-4369/38 md.) (Kiraya verilen mal ve haklar) Konutlar hariç olmak üzere kiraya verilen mal ve haklar dolayısıyla yapılan ve bunlara sarf olunan borçların faizleri ile konut olarak kiraya verilen bir adet gayrimenkulün iktisap yılından itibaren beş yıl süre ile iktisap bedelinin %5’i (İktisap bedelinin %5’i tutarındaki bu indirim, sadece ilgili gayrimenkule ait hasılata uygulanır. Ancak, indirilmeyen kısım 88 inci maddenin 3 üncü fıkrasının uygulanmasında gider fazlalığı sayılmaz.),
  • Mükerrer 120. maddede yer alan “ilk dokuz ay” ibaresi kaldırılıyor (geçici vergi hesaplamalarına yönelik sadeleştirme).
  • Geçici 67. maddede:
    • “Katılma belgeleri” yerine “katılma payları” ifadesi geliyor.
    • Borsa İstanbul ifadeleri güncelleniyor.
    • Bazı yatırım fonlarına ilişkin istisna hariç hükmü ekleniyor.

2. Motorlu Taşıtlar ve Harç Kanunu Değişiklikleri

  • YİKOB (Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlıkları) MTV ve bazı harç muafiyetleri kapsamına alınıyor.
  • Tapu harçlarında beyan sırası değişiyor:
    “Emlak vergi değerinden az olmamak üzere beyan edilen bedel” esas olacak.
  • Araç alım–satım harcı:
    • İlk tescil ve devirlerde binde 2 nispi harç getiriliyor (en az 1.000 TL).
    • Yetki belgeli ikinci el araç ticareti satışlarında harç alınmayacak.
  • Birçok meslek ruhsatı ve faaliyet izni için yeni yıllık harç tutarları belirleniyor; büyükşehirlerde yüksek nüfuslu ilçelerde bir kat artırımlı uygulanıyor.
  • Kuyum yetki belgesi, ikinci el araç ticaret yetki belgesi ve taşınmaz ticareti yetki belgesi için yıllık harçlar getiriliyor.
  • Sağlık merkezleri, diş sağlığı kuruluşları ve veteriner klinikleri için yıllık ruhsat harçları yeniden düzenleniyor.
  • Kıymetli maden rafineri ve aracı kurum faaliyet izinleri için milyon TL seviyesinde harçlar belirleniyor.
  • Havayolu işletmeleri için yıllık ruhsat harçları getiriliyor.

3. Emlak Vergisi Kanunu Değişiklikleri

  • 2026 için hesaplanan bina ve arazi vergi değerlerinde 2025 değerinin en fazla iki katı sınırı getiriliyor.
  • 2027–2029 yıllarında vergi matrahları bu sınırlar dikkate alınarak hesaplanacak.
  • Emlak vergi değerine bağlı diğer vergi, harç ve mali yükümlülüklerde de aynı sınırlama uygulanacak.

4. Yükseköğretim Kanunu Değişikliği

  • Hazırlık ve 1. sınıf dışındaki öğrenim ücretlerinde ÜFE ve TÜFE ortalaması dikkate alınarak belirleme yetkisi YÖK’e veriliyor.

5. KDV Kanunu – UEFA Organizasyonları İçin Muafiyet

  • 2026 UEFA Avrupa Ligi Finali
  • 2027 UEFA Konferans Ligi Finali
  • 2032 Avrupa Futbol Şampiyonası
    kapsamındaki mal ve hizmetlerde UEFA ve yabancı takımlar için KDV istisnası getiriliyor; yüklenilen KDV iade edilebilecek.

6. Su Sayaçları İçin Muayene Affı

  • 1.1.2026’dan önce damga süresi dolmuş sayaçlar için:
    • 31.12.2028’e kadar muayene yapılırsa ceza ve el koyma uygulanmayacak.
    • Mevcut cezalar tahsil edilmeyecek ve tebliğ edilmeyecek.

7. Serbest Bölge Düzenlemesi

  • Orta Karadeniz Serbest Bölgesi için ek alan belirleniyor; bu alanda yapı yapılmasına izin veriliyor.

8. İşsizlik Sigortası Fonundan Sanayiye Destek

  • 2026 yılında imalat sektöründe istihdamı desteklemek amacıyla Fon gelirlerinin %15’ine kadar kısmı Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına aktarılabilecek.

9. BES (Bireysel Emeklilik) Düzenlemesi

  • Devlet katkısı oranında Cumhurbaşkanının artırma yetkisi %50’ye kadar artırma veya 0’a indirme şeklinde yeniden düzenleniyor.

10. Kamu Borçlanması

  • 2025 yılı net borç kullanım tutarı 595 milyar TL artırılıyor.

11. SGK (5510) Kanununda Büyük Çaplı Prim Artışları

Prim oranlarında çok kapsamlı değişiklik yapıldı:

Borçlanma ve bazı prim hesaplamalarında oran %45’e çıkarıldı.

Genel sigorta prim oranlarında artışlar:

  • Uzun vadeli sigorta kolları için işçi ve işveren payları artırıldı.
  • 81. madde kapsamında işveren primi %20 → %21, işçi primi %11 → %12 oldu.
  • Prime esas kazanç üst sınırı 7,5 → 9 katına yükseltildi.

Gelir/aylık alanların borçları için kesinti:

  • Emekli aylıklarından yapılacak kesinti %25’i aşamayacak.

Bazı borçlanmalarda askerlik ve memuriyet süreleri için %45 oranı uygulanacak.

12. Kurumlar Vergisi Geçici Maddeleri

  • 2025 sonunda bitecek bazı istisnalar 2035’e kadar uzatıldı.
  • UEFA organizasyonları için kurumlar vergisi muafiyeti getirildi.

13. Diğer Düzenlemeler

  • Çek Kanunundaki bazı yasak süreleri 2028’e uzatıldı.
  • 6111 ve 6306 sayılı kanunlardaki süreler 2035 ve 2027 yıllarına kadar uzatılıyor.
  • 6306 sayılı kanunda (kentsel dönüşüm) Başkanlığa borçlanma yetkisi veriliyor.
  • Askeralma Kanununda prim oranı %45 yapılıyor.
  • Beşerî ve idari görevleri olan yerel yöneticiler için huzur hakkı ve ödenek sınırlamaları yeniden düzenleniyor.
  • Sanayi Bakanlığına işletmeleri destekleme konusunda yeni yetki veriliyor.

14. Yürürlük Tarihleri

Kanundaki maddeler farklı tarihlerde yürürlüğe giriyor:

  • Bazıları yayım tarihinde,
  • Bazıları 1 Ocak 2025,
  • Bazıları 1 Ocak 2026,
  • SGK prim düzenlemeleri 2026 Ocak itibarıyla,
  • Bazı maddeler geçmişe dönük uygulanmak üzere yürürlüğe giriyor.
MADDE 1- 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 74 üncü maddesinin birinci fıkrasının (4) numaralı bendinde yer alan “Kiraya verilen mal ve haklar” ibaresi “Konutlar hariç olmak üzere kiraya verilen mal ve haklar” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 2- 193 sayılı Kanunun mükerrer 120 nci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “ilk dokuz ayı için belirlenen” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.

MADDE 3- 193 sayılı Kanunun geçici 67 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasının altıncı paragrafı ile (8) ve (17) numaralı fıkralarında yer alan “katılma belgelerinin” ibareleri “katılma paylarının” şeklinde, (1) numaralı fıkrasının altıncı paragrafında yer alan “İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında” ibareleri “Borsa İstanbul’da” şeklinde değiştirilmiş ve aynı paragrafta yer alan mevcut “sürekli olarak portföyünün en az %51’i İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında işlem gören hisse senetlerinden oluşan yatırım fonlarının” ibaresinden sonra gelmek üzere aşağıdaki parantez içi hüküm eklenmiştir.

“(Katılma payları sadece nitelikli yatırımcılara satılabilen, Türkiye Elektronik Fon Alım Satım Platformu’nda işlem görmeyen ve fon portföyüne alınacak varlık ve işlemlere ilişkin herhangi bir oransal sınırlamaya tabi olmayan yatırım fonları hariç)”

MADDE 4- 18/2/1963 tarihli ve 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine “il özel idareleri,” ibaresinden sonra gelmek üzere “yatırım izleme ve koordinasyon başkanlıkları,” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 5- 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununun 59 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine “il özel idareleri,” ibaresinden sonra gelmek üzere “yatırım izleme ve koordinasyon başkanlıkları,” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 6- 492 sayılı Kanunun 63 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan “% 25 nispetinde” ibaresi “bir kat” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 7- 492 sayılı Kanuna bağlı (2) sayılı Tarifenin “I-Değer veya ağırlık üzerinden alınan nispi harçlar:” başlıklı bölümünün mülga (5) numaralı fıkrası aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir.

“5. 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu kapsamında araçların ilk tescil işlemleri ile tescil edilmiş araçların satış ve devirlerinde, 1.000 TL’den az olmamak üzere satış ve devir bedeli üzerinden                            (Binde 2)

Tescil edilmiş araçların ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti yetki belgesi bulunanlara yapılan satış ve devirlerinde bu harç alınmaz.”

MADDE 8- 492 sayılı Kanuna bağlı (4) sayılı Tarifenin “I-Tapu işlemleri:” başlıklı bölümünün (20) numaralı fıkrasının (a) bendinde yer alan “beyan edilen devir ve iktisap bedelinden az olmamak üzere emlak vergisi değeri” ibaresi “emlak vergisi değerinden az olmamak üzere beyan edilen devir ve iktisap bedeli” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 9- 492 sayılı Kanuna bağlı (8) sayılı Tarifenin;

a) “V- Satış ruhsatnameleri:” başlıklı bölümünün;

1) Mülga (1) numaralı fıkrası aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir.

“1. Ticaret yetki belgeleri:

a) Kuyum ticareti ile iştigal edilebilmesi için şubeler dahil kuyum

işletmeleri adına düzenlenen yetki belgelerinden (Her yıl için)                         30.000 TL

b) İkinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal edilebilmesi için şubeler

dahil işletme adına düzenlenen yetki belgelerinden (Her yıl için)                      20.000 TL

c) Taşınmaz ticaretiyle iştigal edilebilmesi için şubeler dahil işletme ve sözleşmeli

işletmeler adına düzenlenen yetki belgelerinden (Her yıl için)                          20.000 TL

Bu harçlar, büyükşehir belediyesi olan illerde, bir önceki takvim yılının son günü itibarıyla Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yayımlanmış son verilere göre nüfusu 30.000’i geçmeyen ilçeler hariç olmak üzere, bir kat artırımlı uygulanır.”

b) “VI- Meslek erbabına verilecek tezkere, vesika ve ruhsatnamelerden alınacak harçlar:” başlıklı bölümünün;

1)   (9) ve (10) numaralı fıkralarının başlığının sonuna “(Her yıl için)” parantez içi hükmü eklenmiş, (10) numaralı fıkrada yer alan “ve gıdai” ibaresi çıkarılmış, aynı fıkraya “verilecek ruhsatnameler” ibaresinden sonra gelmek üzere “ile özel gıda kontrol laboratuvarlarına verilen kuruluş izin belgeleri” ibaresi eklenmiştir.

2) Mülga (12) numaralı fıkrası aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir.

“12. Ayakta teşhis ve tedavi yapılan özel sağlık kuruluşlarına ait ruhsatnameler (Her yıl için):

a) Muayenehane uygunluk belgesi                                                                      20.000 TL

b)   Özel poliklinik ruhsatnamesi                                                                       30.000 TL

c) Özel tıp merkezi ruhsatnamesi                                                                        50.000 TL

Bu harçlar, büyükşehir belediyesi olan illerde, bir önceki takvim yılının son günü itibarıyla Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yayımlanmış son verilere göre nüfusu 30.000’i geçmeyen ilçeler hariç olmak üzere, bir kat artırımlı uygulanır.”

3)   Mülga (17) numaralı fıkrası aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir.

“17. Ağız ve diş sağlığı hizmeti sunulan özel sağlık kuruluşlarına ait ruhsatnameler (Her yıl için):

a) Ağız ve diş sağlığı muayenehanelerinden                                                      20.000 TL

b)   Ağız ve diş sağlığı polikliniklerinden                                                          30.000 TL

c) Ağız ve diş sağlığı merkezlerinden                                                                 40.000 TL

ç) Ağız ve diş sağlığı hastanelerinden                                                                40.000 TL

Bu harçlar, büyükşehir belediyesi olan illerde, bir önceki takvim yılının son günü itibarıyla Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yayımlanmış son verilere göre nüfusu 30.000’i geçmeyen ilçeler hariç olmak üzere, bir kat artırımlı uygulanır.”

4) (19) numaralı fıkrasının (f), (g), (h), (i), (j) bentlerinin sonuna “(Her yıl için)” parantez içi hükmü eklenmiştir.

5) Sonuna aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“21. Hayvanların muayene edildiği, hastalıklarının teşhis ve tedavilerinin yapıldığı muayenehane ve poliklinikler ile hastanelere verilen ruhsatnameler (Her yıl için):

a) Veteriner hekim muayenehane ruhsatı                                                            10.000 TL

b) Veteriner hekim poliklinik ruhsatı                                                                  20.000 TL

c) Hayvan hastanesi ruhsatı                                                                                40.000 TL”

c) “XI- Finansal faaliyet harçları” başlıklı bölümünün mülga (2) numaralı fıkrası aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir.

“2. Kıymetli madenler kuruluş ve faaliyet izin belgeleri:

a) Kıymetli maden rafinerileri kuruluş izin belgeleri                                     7.500.000 TL

b) Kıymetli maden rafinerileri faaliyet izin belgeleri (Her yıl için)               7.500.000 TL

c) Kıymetli madenler aracı kurumları faaliyet izin belgeleri (Her yıl için)    5.000.000 TL

ç) Kıymetli madenler aracı kuruluşları faaliyet izin belgeleri (Her yıl için)  5.000.000 TL”

ç) Sonuna aşağıdaki bölüm eklenmiştir.

“XVI- Havayolu ve genel havacılık işletme ruhsat harçları (Her yıl için):

Ticari hava taşıma işletmeleri ruhsatları:

a) Tarifeli ve tarifesiz seferlerle yolcu ve yük taşımacılığı yapacak

havayolu işletmelerine verilen ruhsatlar                                                        2.000.000 TL

b) Sadece tarifesiz seferlerle yolcu ve yük taşımacılığı yapacak

havayolu işletmelerine verilen ruhsatlar                                                         1.500.000 TL

c) Tarifeli ve tarifesiz seferlerle sadece yük taşımacılığı yapacak

havayolu işletmelerine verilen ruhsatlar                                                       1.000.000 TL

ç) Hava taksi işletmesi ruhsat harcı                                                                  500.000 TL

Genel havacılık işletme ruhsatı                                                                      100.000 TL”

MADDE 10- 29/7/1970 tarihli ve 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun geçici 23 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 23- 2025 yılında 2026 yılı için takdir edilen asgari ölçüde arsa ve arazi metrekare birim değerleri dikkate alınarak Kanunun 29 uncu maddesine göre 2026 yılı için hesaplanan bina ve arazi vergi değerleri, 2025 yılına ait vergi değerlerinin iki kat fazlasını geçemez.

33 üncü maddeye (8 numaralı fıkra hariç) göre mükellefiyet tesisi gereken hallerde bina ve arazi vergi değerlerinin hesabında, 2026 yılında uygulanmak üzere 2025 yılında takdir edilen asgari ölçüde arsa ve arazi metrekare birim değerleri esas alınır. Ancak esas alınan bu değerler, ilk yıl 2025 yılına ilişkin uygulanan asgari ölçüde arsa ve arazi metrekare birim değerlerinin iki kat fazlasını geçemez. Şu kadar ki, 33 üncü maddenin (6) numaralı fıkrası kapsamında mükellefin değişmesi durumunda birinci fıkra hükmü uygulanır.

Takip eden 2027, 2028 ve 2029 yıllarında, 29 uncu madde kapsamında bina ve arazi vergisi matrahları ile asgari ölçüde arsa ve arazi metrekare birim değerleri birinci ve ikinci fıkraya göre belirlenen değerler üzerinden hesaplanır.

Emlak vergi değeri veya asgari ölçüde arsa ve arazi metrekare birim değerleri esas alınarak uygulanan vergi, harç ve diğer mali yükümlülükler için de bu madde hükümlerine göre belirlenen değerler dikkate alınarak uygulanır.

Bu maddenin uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkilidir.”

MADDE 11- 1319 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarında yer alan “yeniden değerleme oranının yarısı nispetinde” ibareleri “yeniden değerleme oranında” şeklinde değiştirilmiş, beşinci fıkrasında yer alan “veya yeniden değerleme oranına kadar artırmaya” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.

MADDE 12- 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun ek 9 uncu maddesinin ikinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Ancak hazırlık sınıfına ve/veya birinci sınıfa yerleştirme yılı dışındaki öğrenim ücretleri, cari yıl haziran ayı yıllık üretici fiyat endeksi artışı ile cari yıl haziran ayı yıllık tüketici fiyat endeksi artışı ortalaması da dikkate alınarak Yükseköğretim Kurulunun tespit edeceği esaslara göre belirlenir.”

MADDE 13- 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 20 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinin altıncı paragrafında yer alan “Bu bentte düzenlenen satış ve devir işlemleri her türlü harçtan, bu işlemlere” ibaresi “Bu bentte düzenlenen satış ve devir işlemlerine” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 14- 25/10/1984 tarihli ve 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 17 nci maddesinin (4) numaralı fıkrasının (p) bendinde yer alan “belediyeler ve il özel idarelerinin” ibaresi “belediyeler, il özel idareleri ve yatırım izleme ve koordinasyon başkanlıklarının” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 15- 3065 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 46- 2026 UEFA Avrupa Ligi Finali ve 2027 UEFA Konferans Ligi Finali müsabakaları ile 2032 UEFA Avrupa Futbol Şampiyonası organizasyonuna ilişkin olmak üzere Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (UEFA), katılımcı takımlar ve organizasyonda görevli tüzel kişilerden iş yeri, kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayanlara, bu müsabakalar ve organizasyon dolayısıyla yapılacak mal teslimleri ve hizmet ifaları ile bunların bu müsabakalar ve organizasyon dolayısıyla yapacakları mal teslimleri ve hizmet ifaları katma değer vergisinden müstesnadır.

Bu maddede düzenlenen istisnalar dolayısıyla yüklenilen vergiler, vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan vergilerden indirilir. İndirim yoluyla telafi edilemeyen vergiler ise 32 nci madde hükümleri uyarınca istisna kapsamında işlem yapan mükellefin talebi üzerine nakden veya mahsuben iade edilir.

Hazine ve Maliye Bakanlığı istisna ve iadenin uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.”

MADDE 16- 11/1/1989 tarihli ve 3516 sayılı Ölçüler ve Ayar Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 4- 1/1/2026 tarihi itibarıyla damga süresi geçmiş su sayaçları için; 31/12/2028 tarihine kadar muayenesinin yaptırılması veya geçerli muayenesi olan bir sayaçla değiştirilmesi şartıyla 15 inci maddenin birinci fıkrasının (c) bendine göre bu sayaçlara el konularak mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verilmez ve idari para cezası verilmez, verilmiş olanlar tebliğ edilmez, tebliğ edilmiş olanların tahsilatından vazgeçilir, varsa açılmış davalar hakkında mahkemece karar verilmesine yer olmadığına karar verilir, yargılama ve takip giderleri taraflar üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretine hükmedilmez. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce tahsil edilmiş idari para cezaları iade edilmez.

Birinci fıkrada yer alan 31/12/2028 tarihini bir yıla kadar uzatmaya Bakanlık yetkilidir.”

MADDE 17- 4/4/1990 tarihli ve 3621 sayılı Kıyı Kanununa aşağıdaki ek madde ve ekli (9) numaralı kroki ile liste eklenmiştir.

“EK MADDE 7- Ekli (9) numaralı kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen Orta Karadeniz Serbest Bölgesi alanında, 6/6/1985 tarihli ve 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu uyarınca sınai, ticari ve hizmetle ilgili faaliyetlerin yürütülebilmesi amacıyla yapı ve tesisler inşa edilebilir.”

MADDE 18- 25/8/1999 tarihli ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 35- İmalat sanayi sektörlerinde istihdamı koruma ve artırma amacıyla bu sektörlerde faaliyet yürüten işletmelere yönelik, 1/1/2026 ile 31/12/2026 tarihleri arasında Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı tarafından 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında çalışan sigortalılar için uygulanacak destek programlarında ihtiyaç duyulacak kaynak, İşsizlik Sigortası Fonunun 2025 yılı prim gelirlerinin yüzde onbeşini aşmamak kaydıyla, Fon tarafından Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı merkez muhasebe birimi hesabına yatırılır ve genel bütçenin (B) işaretli cetveline gelir kaydedilir. Kaydedilen bu tutarlar karşılığı, ilgili idare bütçelerine gerektiğinde Hazine yardımıyla ilişkilendirmek suretiyle ödenek eklemeye Cumhurbaşkanı yetkilidir. Bu madde kapsamında Fon kaynakları kullanılarak uygulanan destek programının uygulama esasları, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ve Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı ile Bakanlık tarafından müştereken belirlenir.”

MADDE 19- 28/3/2001 tarihli ve 4632 sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanununun ek 1 inci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Cumhurbaşkanı, bu oranı yüzde ellisine kadar artırmaya, sıfıra kadar indirmeye yetkilidir.”

MADDE 20- 28/3/2002 tarihli ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 42- 5 inci maddede düzenlenen net borç kullanımı tutarı 2025 yılı için, 1/1/2025 tarihinden geçerli olmak üzere, Bakan ve Cumhurbaşkanı tarafından artırılan net borç kullanım tutarına 595 milyar Türk lirası ilave edilerek uygulanır.”

MADDE 21- 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun;

a) 41 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “%32’si” ibaresi “(a) bendinde bulunanlar için %32’si diğerleri için %45’i”, “%20” ibaresi “%39”,

b)   46 ncı maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “kazancı” ibaresi “kazancının %45’i”,

c) Geçici 31 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “esaslarına göre” ibaresi “esaslarına göre %45 oranı üzerinden”,

ç) Geçici 36 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “%32’si” ibaresi “%45’i” şeklinde, ikinci fıkrasında yer alan “kesenek ve karşılık oranları” ibaresi “kesenek ve karşılık oranları %45 olarak”,

d)   Geçici 43 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “borçlanacakları süreye ilişkin olarak” ibaresi “borçlanacakları süreye ilişkin olarak %45 oranında”,

e) Geçici 44 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “emekli keseneğine esas aylık tutarları” ibaresi “emekli keseneğine esas aylık tutarlarının %45’i”,

f) Geçici 84 üncü maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “kazanç tutarı üzerinden” ibaresi “kazanç tutarının %45’i üzerinden”,

şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 22- 5510 sayılı Kanunun;

a) 52 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “%32’sidir” ibaresi “%33’üdür”, “%20’si” ibaresi “%21’i”,

b) Ek 5 inci maddesinin altıncı fıkrasında yer alan “%34,5’i” ibaresi “%35,5’i”, “%20’si” ibaresi “%21’i”,

c) Ek 6 ncı maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan “%32,5’i” ibaresi “%33,5’i”, “%20’si” ibaresi “%21’i”,

ç) Ek 9 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “%32,5” ibaresi “%33,5”, “%20’si” ibaresi “%21’i”,

şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 23- 5510 sayılı Kanunun 81 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin birinci cümlesinde yer alan “%20’sidir.” ibaresi “%21’idir.”, ikinci cümlesinde yer alan “%11’i” ibaresi “%12’si”, (b) bendinde yer alan “%20” ibareleri “%21” şeklinde, (ı) bendinin birinci cümlesinde yer alan “dört” ibaresi “iki” şeklinde değiştirilmiş ve (k) bendi yürürlükten kaldırılmıştır.

MADDE 24- 5510 sayılı Kanunun 82 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “7,5” ibaresi “9” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 25- 5510 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.

“EK MADDE 24- Kurumdan gelir veya aylık alanların, kendi sigortalılığı ve/veya hak sahibi olduğu kişinin sigortalılığı nedeniyle oluşan genel sağlık sigortası primi dahil prim ve prime ilişkin borçları, %25 oranını geçmemek üzere gelir veya aylıklarından kesilmek suretiyle tahsil edilir.

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Kurum tarafından düzenlenir.”

MADDE 26- 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“15 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi hariç 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan borçlanma tutarları ile 926 sayılı Kanunun geçici 32 nci maddesi kapsamında Türk Silahlı Kuvvetlerinde geçmiş kabul edilen sürelere ait emekli keseneği ve kurum karşılık tutarlarının hesaplanmasında kesenek ve karşılık veya borçlanma oranı %45 olarak uygulanır.”

MADDE 27- 5510 sayılı Kanunun geçici 108 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “dört” ibaresi “iki” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 28- 5510 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 110- 2025 yılında götürü bedel üzerinden hizmet alım sözleşmesi yapılmış kamu üniversite sağlık hizmeti sunucularının Kuruma 31/12/2025 tarihine kadar bu sözleşme kapsamında verdikleri tedavi hizmetlerine ilişkin toplam tahakkuk tutarının götürü bedel sözleşme tutarından düşük olması durumunda, aradaki fark terkin edilir. Terkin edilen tutar, Bakanlık bütçesine bu amaçla tahsis edilecek ödenekten karşılanır.

Bu maddeye ilişkin usul ve esaslar Hazine ve Maliye Bakanlığının görüşü alınarak Kurumca belirlenir.”

MADDE 29- 13/6/2006 tarihli ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun geçici 2 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “31/12/2025” ibaresi “31/12/2035” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 30- 5520 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 18- (1) 2026 UEFA Avrupa Ligi Finali ve 2027 UEFA Konferans Ligi Finali müsabakalarının Türkiye’de oynanması ile 2032 UEFA Avrupa Futbol Şampiyonasının Türkiye’de düzenlenmesine ilişkin olarak Türkiye’de elde ettikleri kazanç ve iratları dolayısıyla Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (UEFA) ile işyeri, kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayan katılımcı takımlar ve organizasyonda görevli tüzel kişiler gelir ve kurumlar vergisinden muaftır. Bu muafiyet, tevkif yoluyla alınan vergileri de kapsar. UEFA Türkiye Ofisinin bu müsabakalar ve Şampiyona kapsamında elde ettiği gelirler dolayısıyla iktisadi işletme oluşmuş sayılmaz.”

MADDE 31- 14/12/2009 tarihli ve 5941 sayılı Çek Kanununun geçici 3 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “31/12/2025” ibaresi “31/12/2028” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 32- 13/2/2011 tarihli ve 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun geçici 16 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “31/12/2025” ibaresi “31/12/2035” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 33- 16/5/2012 tarihli ve 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun ek 4 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında yer alan “31/12/2025” ibareleri “31/12/2027” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 34- 6306 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 5- (1) Başkanlık, 31/12/2027 tarihine kadar bu Kanun kapsamındaki uygulamalarda kullanılmak üzere kaynak temin etmek maksadı ile taksitli toplam alacak miktarı esas alınarak sermayesinin yarısından fazlası doğrudan veya dolaylı olarak kamuya ait olan bankalardan iç borçlanma yapabilir. Anapara, faiz ve borçlanma nedeniyle oluşacak giderlerin toplamı, muhasebe kayıtlarında gösterilen taksitli toplam alacak miktarının yüzde yirmi beşini aşamaz. Bu kapsamda yapılacak borçlanma miktarı ve ödeme yapısı, bu alacakların vade yapısına uyumlu olarak belirlenir. Bu kapsamda söz konusu alacaklardan tahsil edilen tutarlar, öncelikle borçlanma sebebiyle ortaya çıkan anapara, faiz ve diğer borçlanma giderleri için kullanılır.”

MADDE 35- 25/6/2019 tarihli ve 7179 sayılı Askeralma Kanununun 40 ıncı maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “%32’si” ibaresi “%45’i” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 36- 4/7/2001 tarihli ve 631 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Mali ve Sosyal Haklarında Düzenlemeler ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 12 nci maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki cümleler eklenmiştir.

“İlgili kanunları uyarınca seçimle göreve gelmiş bulunan; belediye başkanı ve vekili, belediye meclisi ve il genel meclisi başkanı, başkan vekili ve üyeleri, belediye encümeni ve il encümeni başkanı, başkan vekili ve üyelerinin 3/7/2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanunu, 10/7/2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu, 26/5/2005 tarihli ve 5355 sayılı Mahallî İdare Birlikleri Kanunu ve 22/2/2005 tarihli ve 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu kapsamında il özel idaresi, büyükşehir belediyesi, belediye ve mahalli idare birliği bünyesinde yürüttükleri görevler nedeniyle aldıkları ödenekler ve huzur hakları birinci cümle kapsamı dışındadır. Ancak ikinci cümlede yer alan görevler için ödenek ve/veya huzur hakkı ödenenlerden birinci cümle kapsamında görevi bulunanlara, ikinci cümlede yer alan görevlerden yalnızca biri için ödenek ve/veya huzur hakkı ödenir.”

MADDE 37- 3/6/2011 tarihli ve 635 sayılı Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının Araştırma, Geliştirme, Yenilikçilik ve Girişimcilik Faaliyetlerinin Karşılanması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 1 inci maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiştir.

“ğ) İşletmelere; kapasite geliştirme, ölçek ekonomisi oluşturma, verimlilik artırma, istihdamı koruma, piyasa koşullarındaki değişimlere karşı dayanıklılık kazandırma, rekabet gücünü koruma ve işletme sürdürülebilirliğini sağlama amaçlarıyla destek vermek ve bu desteklere ilişkin usul ve esasları belirlemek.”

MADDE 38- Bu Kanunun;

a) 1 inci ve 2 nci maddeleri 1/1/2025 tarihinden itibaren başlayan vergilendirme dönemleri gelir ve kazançlarına ilişkin verilecek beyannamelere uygulanmak üzere yayımı tarihinde,

b)   7 nci, 9 uncu, 13 üncü, 16 ncı, 21 inci, 24 üncü, 25 inci, 26 ncı ve 35 inci maddeleri 1/1/2026 tarihinde,

c) 14 üncü maddesi yayımını izleyen ayın başında,

ç) 22 nci, 23 üncü ve 27 nci maddeleri 2026 yılı Ocak ayı başında,

d) 34 üncü maddesi 1/1/2025 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,

e) Diğer maddeleri yayımı tarihinde,

yürürlüğe girer.

MADDE 39- Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.




193 Sayılı Gelir Vergisi Kanununun Geçici 67 nci Maddesinde Yer Alan Tevkifat Oranları Hakkında Karar (Karar Sayısı: 10706)

19 Aralık 2025 Tarihli Resmi Gazete Sayı: 33112 Cumhurbaşkanı Kararı Karar Sayısı: 10706 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun geçici 67 nci maddesinde y…

 

 

193 Sayılı Gelir Vergisi Kanununun Geçici 67 nci Maddesinde Yer Alan Tevkifat Oranları Hakkında Karar (Karar Sayısı: 10706)

19 Aralık 2025 Tarihli Resmi Gazete

Sayı: 33112

Cumhurbaşkanı Kararı

Karar Sayısı: 10706

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun geçici 67 nci maddesinde yer alan tevkifat oranları hakkındaki ekli Kararın yürürlüğe konulmasına, 193 sayılı Kanunun mezkûr maddesi gereğince karar verilmiştir.

18 Aralık 2025

Recep Tayyip ERDOĞAN

CUMHURBAŞKANI

18/12/2025 TARİHLİ VE 10706 SAYILI CUMHURBAŞKANI KARARININ EKİ KARAR

 
ÖZET:

Kamu borçlanma araçlarına ilişkin vergisel düzenlemede süre uzatımına gidildi. Buna göre Devlet tahvili ve Hazine bonoları ile varlık kiralama şirketlerince ihraç edilen kira sertifikalarından elde edilen gelir ve kazançlara yönelik uygulamada yer alan süre 31/12/2025’ten 30/6/2026’ya uzatıldı. Düzenleme, 1/1/2026 tarihinden itibaren iktisap edilen kıymetler için uygulanacak.

1. Süre 30 Haziran 2026’ya Uzatıldı

  • 22/7/2006 tarihli ve 2006/10731 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki Kararın
  • Geçici 4. maddesinde yer alan süre,

— 31/12/2025 iken
— 30/6/2026 tarihine uzatılmıştır.

Böylece, söz konusu vergi avantajı 6 ay daha devam edecektir.

2. Hangi Gelir ve Kazançlara Uygulanacak?

Bu düzenleme;

  • 1/1/2026 tarihinden itibaren iktisap edilen
    • Devlet tahvilleri,
    • Hazine bonoları,
    • 4749 sayılı Kanun kapsamında kurulan varlık kiralama şirketleri tarafından ihraç edilen kira sertifikalarından

elde edilen gelir ve kazançlar için uygulanacaktır.

 

MADDE 1- 22/7/2006 tarihli ve 2006/10731 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının eki Kararın geçici 4 üncü maddesinde yer alan “31/12/2025” ibaresi “30/6/2026” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 2– Bu Karar 1/1/2026 tarihinden itibaren iktisap edilen; Devlet tahvili ve Hazine bonoları ile 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun uyarınca kurulan varlık kiralama şirketleri tarafından ihraç edilen kira sertifikalarından elde edilen gelir ve kazançlara uygulanmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 3- Bu Karar hükümlerini Hazine ve Maliye Bakanı yürütür.