Finansman Gider Kısıtlaması Hesaplaması – Özelge

T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI Ankara Defterdarlığı Gelir Kanunları Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü Sayı: 38418978-125[6-2023/4]-542301 Tarih: 25.09.202..

 

 

Finansman Gider Kısıtlaması Hesaplaması – Özelge

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

Ankara Defterdarlığı

Gelir Kanunları Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü

Sayı: 38418978-125[6-2023/4]-542301

Tarih: 25.09.2025

Konu: Finansman Gider Kısıtlaması Hesaplaması

İlgi: …

İlgide kayıtlı özelge talep formunun incelenmesinden, Şirketiniz tarafından finansman gider kısıtlaması hesaplanırken, vergi ve diğer yasal yükümlülükler hesaplanmadan önceki yabancı kaynak/öz kaynak oranı mı yoksa vergi ve diğer yasal yükümlülükler hesaplandıktan sonraki yabancı kaynak/öz kaynak oranının mı dikkate alınması gerektiği hususunda görüş talep edildiği anlaşılmıştır.

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun “Safî Kurum Kazancı” başlıklı 6 ncı maddesinde, kurumlar vergisinin bir hesap dönemi içinde elde edilen safî kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı ve safî kurum kazancının tespitinde Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Bu hüküm uyarınca tespit edilecek kurum kazancından Kurumlar Vergisi Kanununun 8 inci maddesi ile Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinde yer alan giderler indirilebilecektir.

Aynı Kanunun “Kabul Edilmeyen İndirimler” başlıklı 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (i) bendinde,

“Kredi kuruluşları, finansal kuruluşlar, finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketleri dışında, kullanılan yabancı kaynakları öz kaynaklarını aşan işletmelerde, aşan kısma münhasır olmak üzere, yatırımın maliyetine eklenenler hariç, işletmede kullanılan yabancı kaynaklara ilişkin faiz, komisyon, vade farkı, kâr payı, kur farkı ve benzeri adlar altında yapılan gider ve maliyet unsurları toplamının %10’unu aşmamak üzere Cumhurbaşkanınca kararlaştırılan kısmı. Belirlenecek oranı sektörler itibarıyla farklılaştırmaya Cumhurbaşkanı, bendin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.”

hükmü yer almaktadır.

Konu ile ilgili olarak, 1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin;

-“11.13.2. Finansman Gider Kısıtlamasının Uygulanacağı Dönem” başlıklı bölümünde,

“Gider kısıtlaması kapsamında olup bilanço esasına göre defter tutan kurumlar vergisi mükellefleri, her bir geçici vergilendirme döneminin son günü itibarıyla finansman gider kısıtlaması öncesi Vergi Usul Kanununa göre çıkaracakları bilanço esas alınmak suretiyle öz kaynak ve yabancı kaynak mukayesesi yaparak finansman gider kısıtlamasına tabi olup olmayacaklarını tespit edeceklerdir.

Yıllık dönemde; hesap dönemi olarak takvim yılını kullanan mükelleflerde 31 Aralık tarihli bilanço, özel hesap dönemini kullanan mükelleflerde ise hesap döneminin son günü itibarıyla çıkarılacak bilanço esas alınacaktır.

Dolayısıyla, finansman gider kısıtlaması ilk defa 2021 yılının birinci geçici vergilendirme dönemi itibarıyla dikkate alınacaktır.”

-“11.13.5. Geçici Vergilendirme Dönemlerinde Finansman Gider Kısıtlaması” başlıklı bölümünde,

“Kanunun 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (i) bendi kapsamında finansman gider kısıtlaması 3490 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla, 1/1/2021 tarihinden itibaren başlayan vergilendirme dönemi kazançlarına uygulanmaya başlandığından,

-Hesap dönemi olarak takvim yılını kullanan mükelleflerde 2021 yılının ilk geçici vergilendirme döneminde,

-Kendilerine özel hesap dönemi tayin edilmiş olan mükelleflerde ise 2021 yılında başlayan özel hesap döneminin ilk geçici vergilendirme döneminde yabancı kaynak ve öz kaynak mukayesesi yapılarak dikkate alınacaktır.

Dolayısıyla, gerek geçici vergilendirme dönemlerinde gerekse yıllık dönemde finansman gider kısıtlamasına tabi olunup olunmayacağı hesap döneminin son günü itibarıyla finansman gider kısıtlaması öncesi Vergi Usul Kanununa göre çıkarılacak bilanço esas alınarak tespit edilecektir.

…”

açıklamalarına yer verilmiştir.

Bu kapsamda, geçici vergilendirme dönemlerinde veya yıllık hesap döneminde, finansman gider kısıtlaması öncesi Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre çıkarılan bilanço esas alınmak suretiyle öz kaynak ve yabancı kaynak mukayesesi yapılarak finansman gider kısıtlamasına tabi olunup olunmayacağı tespit edileceğinden, finansman gider kısıtlaması hesaplaması yapılırken vergi ve diğer yasal yükümlülükler hesaplanmadan önceki yabancı kaynak/öz kaynak mukayesesi sonucu bulunan tutarın dikkate alınması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.




SGK Genelgesi 2026/7

T.C. SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI Sigorta Primleri Genel Müdürlüğü Sayı : E-71266071-206.16.01[206.16.01]-135103729 Konu : 2024/12 Sayılı Genelge..

 

 

SGK Genelgesi 2026/7

T.C.

SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

Sigorta Primleri Genel Müdürlüğü

Sayı : E-71266071-206.16.01[206.16.01]-135103729

Konu : 2024/12 Sayılı Genelgede Değişiklik

Tarih: 30.01.2026

GENELGE

2026/7

Yönetim Kurulunun 28.01.2026 tarihli ve 2026/67 sayılı kararıyla tecil işlemlerine ilişkin usul ve esaslarda yapılan değişiklikler dolayısıyla 2024/12 sayılı Genelgenin bazı maddelerinde yapılan değişiklikler aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir.

Buna göre, 2024/12 sayılı Genelgenin;

1- “17. 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesi kapsamında tecil işlemi” başlıklı bölümünde yer alan “ellibin” ibareleri “ellibin (ikiyüzellibin)” şeklinde değiştirilmiştir.

2- “17.4. İlk taksitin ödenmesi ve tecilin başlaması” başlıklı bölümü aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Tecil işlemi, belirlenen ilk taksit tutarının defaten ödendiği tarihte başlayacaktır.

Örnek: C Limited Şirketi tarafından, 02/03/2026 tarihinde Kurum ünitesine 550.000 TL sigorta primi aslı, 200.000 TL gecikme cezası ve zammından oluşan toplam 750.000 TL tutarındaki borcunun 24 ay süre ile tecil edilmesi için başvuruda bulunularak ilk taksit tutarına mahsuben 09/03/2026 tarihinde 31.250 TL ödenmesi hâlinde ilk taksit tutarının ödendiği 09/03/2026 tarihi, tecil tarihi olarak kabul edilecektir.”

3– “17.4.1. Tecil süresi ve kademeli tecil” başlıklı bölümünün üçüncü ve dördüncü paragrafları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Tecil işleminde borcun eşit taksitlerle ödenmesi esastır. Ancak borçluların kademeli ödeme planında ısrar etmesi ve ünitenin borçlunun taksitlerini eşit olarak ödeyemeyecek durumda olduğuna kanaat getirmesi hâlinde, en fazla ilk altı taksit, eşit taksitlere bölünmüş ödeme planındaki taksit tutarının %50’sinden az olmamak kaydıyla kademeli olarak tecil edilebilecektir.

Buna göre, borçlular tarafından kademeli tecil talebinde bulunulması durumunda, en fazla başlangıçtaki altı aya ait taksit tutarları, tecil talep edilen borç tutarının, ödeme planındaki taksit sayısına bölünmesi suretiyle bulunacak tutarın %50’sinden az olmamak kaydıyla kademeli taksit tutarları hesaplanacaktır (talep edilmesi hâlinde düşük taksit tutarları %50’nin üzerinde de olabilecektir). Daha sonraki aylara ait taksit tutarları ise geriye kalan borç miktarının, kalan taksit sayısına bölünmesi suretiyle eşit olarak hesaplanacaktır.”

4. “17.5.3. Tecil işlemi bozulanların yeni tecil taleplerinin değerlendirilmesi” başlıklı bölümü aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Tecil talebinin değerlendirilmesinde; borçlunun, talepte bulunduğu yıl ile bu yıldan önceki iki takvim yılı içerisinde 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesi kapsamında üç kez tecilinin bozulmuş olması halinde, söz konusu bozulmuş tecil borçları ödeninceye kadar yeni tecil talebi kabul edilmeyecektir.

Ancak, daha önce bozulmuş olan tecil işlemlerine ilişkin borçların başvuru tarihinden önce ödenmiş olması hâlinde, söz konusu tecil işlemleri bozulmuş tecil sayılmayacak ve yeni tecil talebinin değerlendirilmesinde dikkate alınmayacaktır.

Ayrıca, tecil süreci devam ederken borçlunun yapılandırma kanunlarından yararlanmak amacıyla yaptığı başvurular nedeniyle sona eren tecil işlemleri, bozulmuş tecil olarak değerlendirmeye alınmayacaktır.

Diğer taraftan, bozulmuş olan tecil sayılarının belirlenmesine ilişkin uygulama ünite ve borçlu bazında yapılacaktır.

Örnek-1: 08/06/2026 tarihinde 1.000.000 TL tutarındaki sosyal sigorta primi borcunun 12 ay süre ile tecil edilmesi talebinde bulunan A Limited Şirketinin 01/01/2024 ila 08/06/2026 tarihleri arasında bozulan tecil sayısına bakılmak suretiyle değerlendirme yapılacak, yapılan değerlendirme sonucunda bu süre içerisinde üç defa bozulmuş tecil işlemi var ise borçlunun 08/06/2026 tarihli tecil talebi reddedilecektir.

Örnek-2: Borçlu A’nın 2023 yılı Ağustos, Eylül ve Ekim aylarına ilişkin 500.000 TL tutarındaki prim borcu 01/02/2024 tarihinde 18 ay süre ile tecil edilmiştir. Borçlu A, ödeme yükümlülüklerini süresi içerisinde yerine getirmediğinden bu tecil işlemi 2024 yılında bozulmuştur.

Borçlu A’nın, 2023 yılı Ağustos, Eylül ve Ekim ayları ile 2024 yılı Kasım ve Aralık aylarına ilişkin 1.000.000 TL tutarındaki prim borcu 15/01/2025 tarihinde 24 ay süre ile tecil edilmiştir. Borçlu A, ödeme yükümlülüklerini süresi içerisinde yerine getirmediğinden bu tecil işlemi 2025 yılında bozulmuştur.

Borçlu A’nın, 2023 yılı Ağustos, Eylül ve Ekim, 2024 yılı Kasım ve Aralık ayları ile 2025 yılı Ağustos, Eylül, Ekim ve Kasım aylarına ilişkin 1.500.000 TL tutarındaki prim borcu 12/01/2026 tarihinde 36 ay süre ile tecil edilmiştir. Borçlu A ödeme yükümlülüklerini süresi içerisinde yerine getirmediğinden bu tecil işlemi 2026 yılında bozulmuştur.

Borçlu A, bu defa 2023 yılı Ağustos, Eylül ve Ekim, 2024 yılı Kasım ve Aralık ayları ile 2025 yılı Ağustos, Eylül, Ekim ve Kasım ayları ile 2026 yılı Temmuz ve Ağustos aylarına ilişkin 2.000.000 TL tutarındaki prim borçlarının tecili için 05/10/2026 tarihinde başvurmuştur.

Borçlu A, 2023 yılı Ağustos, Eylül ve Ekim aylarına ilişkin prim borçlarını 01/10/2026 tarihinde tamamen ödemiştir. Yapılan bu ödeme sebebiyle ilk tecile konu olan dönemlerin tamamı kapanmış olduğundan, bu tecil işlemi bozulmuş tecil sayılmayacaktır. Dolayısıyla söz konusu tecil işlemi, yeni tecil talebinin değerlendirilmesinde dikkate alınmayacak ve başvuruda bulunduğu yıl ile bu yıldan önceki iki takvim yılı içerisinde bozulan tecil sayısı iki olacağından dolayı 05/10/2026 tarihli tecil talebi diğer şartları da sağlaması halinde kabul edilecektir.”

5- ” 17.6. Teminat” başlıklı bölümü aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesinin ikinci fıkrasında “Şu kadar ki, amme borçlusunun alacaklı tahsil daireleri itibarıyla tecil edilen borçlarının toplamı ellibin (ikiyüzellibin) Yeni Türk Lirasını (bu tutar dahil) aşmadığı takdirde teminat şartı aranılmaz. Bu tutarın üzerindeki amme alacaklarının tecilinde, gösterilmesi zorunlu teminat tutarı ellibin (ikiyüzellibin) Yeni Türk Lirasını aşan kısmın yarısıdır. Cumhurbaşkanı; bu tutarı on katına kadar artırmaya, yarısına kadar indirmeye, yeniden kanuni tutarına getirmeye ve alacaklı amme idareleri itibarıyla bu hadler arasında farklı tutar belirlemeye yetkilidir.” hükmüne yer verilmiştir. Bu hükümde belirtilen tutar, teminatsız tecil tutarı olup tecil işleminde teminat gösterilmesine gerek olmayan borç tutarını göstermektedir. Bu tutarı aşmayan borçların tecilinde teminat aranılmaz.

Teminatsız tecil tutarı, işyeri ve borç türüne bakılmaksızın borçlunun alacaklı Kurum ünitesine olan borç toplamı esas alınarak belirlenir.

Teminatsız tecil tutarını aşan borçların tecilinde bu tutarı aşan kısmın yarısı kadar teminat gösterilmesi zorunludur.

Teminatsız tecil tutarı, tecil edilen borçların toplamı esas alınarak uygulanacağından, tecil edilen ve tecil şartlarına uygun olarak ödeme yapılan borçlar için bu tutar dikkate alınmış ise yeni tecil taleplerinde daha önce tecil edilmiş borç tutarı ile talepte bulunulan borç tutarının toplamı dikkate alınır.
Borcun tecilinden önce haczedilmiş mallar, tecil edilen borçlar için değerleri tutarınca teminat yerine geçer, bu durumda borcun teminatsız tecil tutarını aşıp aşmadığına bakılmaz.

Borcun tecilinden önce haczedilmiş malların değeri, tecil edilen borç tutarından ve gösterilmesi gereken zorunlu teminat tutarından az ise haczedilen malların değeri ile zorunlu teminat tutarı arasındaki fark kadar teminat gösterilmesi istenilir. Bu durumda zorunlu teminat tutarı belirlenirken teminatsız tecil tutarı dikkate alınır.

Örnek-1: Eskişehir Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünde işlem gören A Limited Şirketinin ünitede tescilli iki işyerinden dolayı gecikme cezası ve zammı dâhil birinci işyerinden Kurum ünitesine olan 125.000 TL sigorta primi, ikinci işyerinden dolayı 100.000 TL işsizlik sigortası primi olmak üzere toplam 225.000 TL tutarındaki borcunun 6 ay süre ile tecili için başvuruda bulunması durumunda, işyeri ve borç türüne bakılmaksızın borç toplamı 250.000 TL’yi aşmadığından herhangi bir teminat istenilmeksizin Kurum alacağı tecil edilebilecektir.

Örnek-2: B Limited Şirketinin Eskişehir Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünde tescilli işyerlerinin borcu 200.000 TL, Bursa Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünde tescilli işyerlerinin borcu 175.000 TL, Bilecik Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünde tescilli işyerlerinin borcu 125.000 TL olmak üzere, Kuruma toplam 500.000 TL borcu olmakla birlikte, her bir il müdürlüğüne olan borçların toplamı ayrı ayrı 250.000 TL’yi aşmadığı için ilgili il müdürlükleri tarafından herhangi bir teminat aranmaksızın tecil işlemi yapılabilecektir.

Örnek-3: C Anonim Şirketinin, İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne bağlı Bağcılar Sosyal Güvenlik Merkezinde (SGM) tescilli işyerlerinin borcu 245.000 TL, Fatih SGM’de tescilli işyerlerinin borcu 225.000 TL, Pendik SGM’de tescilli işyerlerinin borcu 2.000.000 TL olmak üzere, anılan il müdürlüğüne toplam 2.470.000 TL borcu olmakla birlikte, Bağcılar SGM ve Fatih SGM’ye olan borçların ünite bazında her biri 250.000 TL’yi aşmadığı için anılan SGM’ler tarafından herhangi bir teminat aranmaksızın tecil işlemi yapılabilecektir. Ancak Pendik SGM’ye 2.000.000 TL borcu bulunması nedeniyle teminat aranmayacak tutar olan 250.000 TL’yi aşan kısmı için (2.000.000- 250.000) / 2 = 875.000 TL tutarında teminat alınacaktır.

Örnek-4: D Limited Şirketinin Denizli Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne olan toplam 3.000.000 TL tutarındaki borcu, 1.375.000 TL değerinde teminat alınarak 30 ay süre ile tecil edilmiş iken daha sonraki bir tarihte tahakkuk eden 52.011 TL tutarındaki idari para cezası borcunun ayrıca tecil edilebilmesi için toplam borcun 250.000 TL’yi aşan kısmının yarısı kadar (3.052.011- 250.000) / 2 = 1.401.005,50 TL teminat gösterilmesi gerekmektedir. (1.375.000 TL’lik teminat daha önce alındığından 26.005,50 TL ek teminat istenilecektir.)

Örnek-5: E Limited Şirketinin Artvin Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne olan gecikme cezası ve zammı dâhil toplam 250.000 TL tutarındaki sigorta primi borcu, teminat alınmaksızın 10 ay süre ile tecil edilmiştir. Borçlunun 200.000 TL tutarındaki cari ay sigorta primlerinin de tecile dâhil edilmesini talep etmesi hâlinde bu defa toplam borcun 250.000 TL’yi aşan kısmının yarısı kadar (450.000-250.000) / 2 = 100.000 TL teminat göstermesi gerekmektedir.”

6. “17.6.1. Taşınır ve taşınmaz malların teminat olarak alınması ve değer tespitlerinin yapılması “ başlıklı bölümü aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Tecil işleminde borçlulardan teminat olarak öncelikle 6183 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinde sayılan kıymetlerden paraya çevrilmesi kolay olan nakit niteliğindeki kıymetler, banka teminat mektubu, kefalet senedi, hazine bonosu ve devlet tahvili gibi teminatların alınmasına gayret gösterilecektir.

Ancak, borçlular tarafından bu nitelikteki kıymetlerin teminat olarak gösterilmesi çoğu zaman mümkün olmadığından, 6183 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinde öngörüldüğü şekilde Kurum tarafından haczedilmek suretiyle teminat olarak alınması mümkün olan menkul ve gayrimenkul malların teminat olarak gösterilmesi hâlinde, bu nitelikteki malların durumu, olayına münhasır olarak farklılık gösterebileceğinden, değer tespitine ilişkin raporlar da dikkate alınarak öncelikle satış kabiliyeti yüksek olan, Kurum tarafından muhafazası kolay, zaman içinde değer yitirmeyen ve Kurum alacağının tahsilini kolay kılan nitelikteki menkul ve gayrimenkul malların teminat olarak alınmasına dikkat edilecektir.

Kurum alacaklarına karşılık öncelikle, üzerinde başka idareler ile gerçek veya tüzel kişilerin haciz, ipotek, rehin gibi kısıtlayıcı takyidatı bulunmayan ve satış kabiliyeti olan mallar teminat olarak alınır.

Borçlular tarafından nakit niteliğinde teminatın veya üzerinde ipotek, rehin, haciz ve diğer kısıtlayıcı nitelikte takyidat bulunmayan menkul veya gayrimenkul malın bulunmadığının bildirilmesi ve tecil talep tarihine kadar yapılan icra takip işlemleri ile mal varlığı araştırması neticesinde üzerinde takyidat bulunmayan menkul veya gayrimenkul mal bulunmadığının anlaşılması durumunda, teminat olarak gösterilen mahcuz mal üzerinde Kurum haczinden önce tesis edilen takyidatın güncel değerleri ile tecil talep edilen borç için gösterilmesi gereken zorunlu teminat tutarı toplamının söz konusu mahcuz malın yukarıda belirtildiği şekilde tespit edilmiş değerini aşmaması hâlinde mahcuz mal teminat olarak kabul edilebilir.

Örnek: N Anonim Şirketi tarafından Muğla Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne gecikme cezası ve zammı dâhil toplam 20.000.000 TL tutarındaki sigorta primi borcu için tecil talebinde bulunulmuş, yapılan araştırma sonucunda tapu kayıtları üzerine haciz uygulanan fabrika niteliğindeki gayrimenkul dışında başka malının bulunmadığı anlaşılmış ve bu gayrimenkulün değerinin de bilirkişi raporu ile 60.000.000 TL olduğu tespit edilmiştir. Söz konusu gayrimenkul üzerinde Kurum haczinden önce tesis edilmiş ipotek ve hacizlerin güncel değerleri toplamının 50.000.000 TL olduğu varsayılır ise takyidatın değeri ile tecil talep edilen borç için gösterilmesi gereken zorunlu teminat tutarının (19.750.000 / 2 = 9.875.000 TL) toplamı olan 59.875.000 TL, gayrimenkulün değerinden az olduğu için bu gayrimenkulün teminat olarak alınması mümkündür.

Diğer taraftan, üzerinde ipotek, rehin ve haciz gibi takyidat bulunan menkul ve gayrimenkul malın yanı sıra üzerinde takyidat bulunmayan malların da teminat olarak gösterilmesi durumunda, öncelikle takyidatsız malların teminat olarak alınması gerektiğinden, takyidatlı malın değerinin Kurum alacağını karşıladığı gerekçesi ile takyidatsız mallar üzerindeki Kurum hacizleri kaldırılmayacaktır.

17.6.1.1. Taşınır ve taşınmaz malların değer tespitlerinin yapılması

Gösterilen teminat taşınır ise öncelikle icra memuru tarafından değer tespiti yapılır. Taşınırın niteliğine göre ilgili servis veya ünite amiri tarafından gerek görülmesi hâlinde bilirkişilere değer biçtirilir ya da ilgili meslek ve esnaf odalarından görüş alınır veya emsal malların piyasa araştırması yaptırılır.

Tecil işlemlerinde teminat olarak taşınmaz gösterilmiş ise değer tespitlerinde;

1) Sermaye piyasası mevzuatı çerçevesinde yetkilendirilmiş değerleme uzmanları veya değerleme şirketleri tarafından düzenlenen raporlar,

2) Ticaret, Sanayi ve Deniz Ticaret Odaları ile Türk Mühendis ve Mimar Odaları veya bunların bağlı olduğu birlik yönetimlerince bilirkişilik, eksperlik ve hakemlik yapma yetkisi verilenler tarafından düzenlenen raporlar,

3) Bankalar ve sigorta şirketleri tarafından yaptırılan değer tespit raporları,

4) Mahkemeler veya icra daireleri tarafından yaptırılan değer tespit raporları,

5) Kurum teknik personeli tarafından düzenlenen raporlar

esas alınır.

Yukarıdaki 1’inci, 2’nci ve 3’üncü sırada sayılan raporları düzenleyen kişilerin yetki veya ruhsat belgelerinin, 4’üncü sırada sayılan raporları düzenleyen kişilerin ise görevlendirme yazılarının rapora eklenmesi zorunludur.

Söz konusu değerleme raporlarından, tecil başvurusunda bulunulan yıl veya bir önceki takvim yılı içerisinde düzenlenmiş raporlar kabul edilecektir.

Tecil işleminde Kurum alacağına karşılık teminat olarak gösterilen malların değer tespiti için düzenlenen bilirkişi raporlarında malın niteliği, satış kabiliyeti, birim değeri, gayrimenkul ise konumu, kullanım alanı, tapu bilgileri, üzerinde işgal veya tapuya şerh edilmemiş yapıların bulunup bulunmadığı gibi imar durumunu belirleyici hususlar ile piyasa analizleri, inşaat özellikleri ve diğer faktörlerin yer alıp almadığına dikkat edilecek, ayrıntılı olarak düzenlenmemiş yalnızca değerini belirtir şekilde düzenlenen ve bilirkişinin uzmanlık alanına girmeyen raporlara itibar edilmeyecektir.

Bu nedenle, gayrimenkullerin değer tespitine ilişkin bilirkişi raporlarında önerilen hususlarda tereddüt edilmesi veya şüpheye düşülmesi hâlinde başka bir bilirkişi raporu istenebileceği gibi, Kurum teknik personeline de değer tespiti yaptırılabilecektir.”

7. “17.7.2. Teminat dışındaki hacizlerin kaldırılması” başlıklı bölümünün birinci paragrafında yer alan “50.000 TL ve altında olup olmadığına” ibaresi “teminatsız tecil tutarını aşıp aşmadığına” şeklinde ve aynı bölümdeki örnek-2’de yer alan “50.000” ibareleri “250.000” şeklinde değiştirilmiştir.

8. “17.7.3. Ödemeler nispetinde hacizlerin kaldırılması, teminatın iadesi ve teminat değişikliği” başlıklı bölümünde yer alan örnek-2 aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

Örnek-2: K Anonim Şirketinin gecikme cezası ve zammı dâhil 6.000.000 TL tutarındaki sigorta primi borcundan dolayı Eskişehir Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü tarafından her biri 1.000.000 TL değerindeki 5 araç (toplam 5.000.000 TL) üzerine haciz tatbik edilmiştir. Borçlu şirket, tecil talep etmiş ve söz konusu borçlar 36 eşit taksitle ödenmek üzere tecil edilmiştir. Haczedilen araçların toplam değeri, tecil edilen borç tutarından az, ancak zorunlu teminat tutarından (6.000.000-250.000) / 2 = 2.875.000 TL’den fazladır. Borçlu şirket tarafından, 25 taksit ödendikten sonra kalan borç tutarının tecil faizi dâhil 3.646.652,78 TL olduğu varsayıldığında, 4 aracın toplam değeri, kalan 3.646.652,78 TL tutarındaki borcu karşıladığından, talep edilmesi hâlinde sadece bir araç üzerindeki haciz kaldırılabilecektir.”

9. “17.8.1. Aylık taksitlerin aksatılması” başlıklı bölümünün birinci bendinde yer alan “üç” ibaresi ” dört”, “üçüncü” ibaresi “dördüncü”, ikinci bendinde yer alan “iki” ibaresi “üç” şeklinde ve aynı bölümde yer alan örnek-1 ve örnek-2 aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

Örnek-1: K Limited Şirketinin Bursa Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne olan borçları 01/07/2024 tarihinde 36 ay süre ile tecil edilmiştir. Borçlu şirket, 2025 yılı Kasım, Aralık ayları ile 2026 yılı Mart ve Nisan aylarına ilişkin taksitleri ödememiştir. Buna göre ödeme süresi 01/04/2026 olan ve ödenmeyen dördüncü taksiti takip eden günde (02/04/2026) tecil işlemi bozulacaktır.

Örnek-2: N Limited Şirketinin Erzurum Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne olan borçları 10/06/2025 tarihinde 18 ay süre ile tecil edilmiştir. Borçlu şirket, 2025 yılı Kasım, Aralık ayları ile 2026 yılı Nisan aylarına ait taksitleri ödememiştir. Ödenmeyen bu üç taksitin en geç son taksit (18’inci taksit) tarihi olan 10/11/2026 tarihine kadar tecil faiziyle birlikte ödenmemesi hâlinde 11/11/2026 tarihi itibarıyla tecil işlemi bozulacaktır.”

10. “17.8.2.1. Cari ay kavramı” başlıklı bölümünün birinci paragrafı aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Cari ay kavramı, yasal süresi içerisinde verilmiş olan aylık prim ve hizmet belgelerinden veya muhtasar ve prim hizmet beyannamelerinden kaynaklanmakla birlikte tecil peşinatının ödendiği tarih itibarıyla henüz ödeme vadesi geçmemiş primler ile bu tarihten sonra yasal süresi içerisinde verilen prim belgelerinden/beyannamelerinden kaynaklanan primler, cari ay borcu olarak kabul edilecektir.”

11. “17.8.2.2. Cari ay yönünden bozma şartları” başlıklı bölümünün birinci bendinde yer alan “üç ” ibaresi “dört“, “üçüncü” ibaresi “dördüncü“, ikinci bendinde yer alan “iki” ibaresi “üç” şeklinde ve aynı bölümdeki örneğin ikinci paragrafında yer alan “2025 yılı Haziran” ibaresi “2026 yılı Mayıs, Haziran“, “üç ” ibaresi “dört“, “2025 yılı Ağustos” ibaresi “2026 yılı Ağustos” şeklinde, aynı örneğin dördüncü paragrafında yer alan “üçü” ibaresi “dördü” şeklinde değiştirilmiştir.

12. “17.9.10.1. Aylık taksitlerin aksatılması” başlıklı bölümünün birinci bendinde yer alan “üç ” ibaresi “dört“, “üçüncü” ibaresi “dördüncü“, ikinci bendinde yer alan “iki” ibaresi “üç” şeklinde değiştirilmiştir.

13. Ek-5 yazı örneği ekteki şekilde değiştirilmiştir.

14. Bu Genelge, yayımı tarihinde yürürlüğe girer. Bununla birlikte, Genelgenin 2 numaralı maddesi ile getirilen değişiklik, bu Genelgenin yürürlük tarihinden sonra alınan tecil başvurularına uygulanacaktır. Genelgenin 9, 11 ve 12 numaralı maddeleri ile getirilen değişiklikler ise bu Genelgenin yürürlük tarihinden önce alınıp da karara bağlanmamış tecil talepleri ile bu tarih itibarıyla devam eden tecil işlemleri için de kalan süre dikkate alınmak suretiyle geçerli olacaktır.

Bilgilerini ve gereğini rica ederim.

İsmail ERTÜZÜN

Kurum Başkan V

EK5 İçin Tıklayınız




Teknokentte Kur Farkı Zararlarının İstisna Kapsamı ve Kurum Kazancı

T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI Ankara Defterdarlığı Gelir Kanunları Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü Sayı: E-38418978-125[4691-2022/5-(i)]-…. Tarih: 30.0…

 

 

Teknokentte Kur Farkı Zararlarının İstisna Kapsamı ve Kurum Kazancı

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

Ankara Defterdarlığı

Gelir Kanunları Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü

Sayı: E-38418978-125[4691-2022/5-(i)]-….

Tarih: 30.07.2025

Konu: Teknokentte Oluşan Kur Farkı Zararının İstisna Dışı Kurum Kazancının Tespitinde Dikkate Alınıp Alınmayacağı

İlgi: …

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda;

– Şirketinizin … Teknopark Teknoloji Geliştirme Bölgesinde faaliyet gösterdiği, Ar-Ge ve yazılım kapsamında yürütmüş olduğu projelerinin dışında ayrıca ticari faaliyetlerinin de bulunduğu,

– Dövizli ticari alacakları ve borçları ile banka hesaplarındaki döviz mevcutlarının, Vergi Usul Kanunu uyarınca geçici vergi dönemlerinde değerlemeye tabi tutulduğu ve yapılan değerleme sonrasında oluşan kur farkı gelirleri ile giderlerinin ilgili hesaplarda takip edildiği

belirtilmiş olup, bankadaki döviz mevcudu ile dövizli alacak ve borçlardan kaynaklanan kur farkı gelirleri ve giderlerinin, Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanununda yer alan kurumlar vergisi istisnası kapsamında ne şekilde değerlendirileceği hususunda Başkanlığımız görüşü sorulmuştur.

4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanununun geçici 2 nci maddesinde, “Yönetici şirketlerin bu Kanun uygulaması kapsamında elde ettikleri kazançlar ile Bölgede faaliyet gösteren gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin, münhasıran bu Bölgedeki yazılım, tasarım ve AR-GE faaliyetlerinden elde ettikleri kazançları 31/12/2028 tarihine kadar gelir ve kurumlar vergisinden müstesnadır…” hükmüne yer verilmiştir.

1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin “5.12.2.4. İstisna kazanç tutarının tespiti” başlıklı bölümünde, “4691 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesinde yer alan istisna, bir kazanç istisnası olup istisna kapsamındaki faaliyetlerden elde edilen hasılattan bu faaliyetler nedeniyle yüklenilen gider ve maliyet unsurlarının düşülmesi sonucu bulunacak kazancın tamamı kurumlar vergisinden istisna olacaktır.

İstisna kazancın ve bu bağlamda kurumlar vergisi matrahının tespiti açısından, Kanun uygulaması kapsamında bulunan ve bulunmayan hasılat, maliyet ve gider unsurlarının ayrı ayrı izlenmesi ve istisna kapsamında olan faaliyetlere ait hasılat, maliyet ve gider unsurlarının, diğer faaliyetlerle ilişkilendirilmemesi ve kayıtların da bu ayrımı sağlayacak şekilde tutulması gerekmektedir.

Kanun uygulaması kapsamında istisna olan faaliyetlerin zararla sonuçlanması halinde, bu zararların istisna kapsamında olmayan diğer faaliyetlere ilişkin kazançlardan indirilmesi mümkün değildir.

Bölgede faaliyet gösteren mükelleflerin, 4691 sayılı Kanun kapsamı dışındaki ticari işlemlerinden elde edecekleri gelirleri ile olağandışı gelirlerinin istisna kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir. Bu kapsamda, nakitlerin değerlendirilmesi sonucu oluşan faiz gelirleri, yabancı para cinsinden aktifler dolayısıyla oluşan kur farkları ve iktisadi kıymetlerin elden çıkarılmasından doğan gelirler istisna kapsamında değerlendirilmeyecektir.

Bölgede faaliyet gösteren gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerine, diğer kurumlardan geri ödeme koşuluyla sermaye desteği olarak sağlanan yardımlar, borç mahiyetinde olduğundan bu yardımların ticari kazanca dahil edilmesi söz konusu olmayacaktır.

Diğer taraftan, teknoloji geliştirme bölgelerinde faaliyet gösteren mükelleflere, istisnadan yararlanan Ar-Ge ve tasarım projelerine ilişkin olarak, TÜBİTAK ve benzeri kurumlar tarafından ilgili mevzuat çerçevesinde hibe şeklinde sağlanan destek tutarları ile diğer kurumların bu mahiyetteki her türlü bağış ve yardımları, kurum kazancına dahil edilecek ve istisnadan yararlandırılacaktır.” açıklamaları yer almaktadır.

Tebliğde de belirtildiği üzere, Bölgedeki yazılım, tasarım ve Ar-Ge faaliyetleri kapsamındaki kazançlar istisna kapsamında değerlendirilmekte olup bu faaliyetlere ilişkin döviz cinsinden alacaklar tahsil edilinceye kadar oluşan kur farkları da istisna kapsamındadır. Ar-Ge faaliyetlerinden elde edilse dahi nakitlerin değerlendirilmesi sonucu oluşan gelirler, yabancı paraların değerlenmesinden kaynaklanan kur farkları ise anılan istisna kapsamında değildir. Yine, yazılım, tasarım ve Ar-Ge faaliyetleri kapsamı dışında elde edilen gelirler ile olağandışı gelirler de istisna kapsamı dışındadır.

Bu hüküm ve açıklamalara göre;

– Teknoloji geliştirme bölgelerinde yürütülen faaliyetlerden doğan alacaklara ilişkin kur farkı gelirleri, 4691 sayılı Kanun kapsamındaki ticari işlemlerden elde edilen gelir olarak değerlendirildiğinden, söz konusu istisnanın kapsamında olacaktır.

– Banka hesaplarındaki döviz mevcutlarına ilişkin ortaya çıkan kur farkı gelirlerinin ise Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanununun geçici 2 nci maddesinde yer verilen istisna kapsamında değerlendirilmesi mümkün bulunmamaktadır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 




Dernek Kira Yardımı Ödemelerinde Gelir Vergisi Tevkifatı ve Damga Vergisi Yükümlülüğü

T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI Şanlıurfa Defterdarlığı Gelir Kanunları Grup Müdürlüğü Sayı: 64958909-120-126878 Tarih: 02.12.2025 Konu: Dernek tarafınd..

 

 

Dernek Kira Yardımı Ödemelerinde Gelir Vergisi Tevkifatı ve Damga Vergisi Yükümlülüğü

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

Şanlıurfa Defterdarlığı

Gelir Kanunları Grup Müdürlüğü

Sayı: 64958909-120-126878

Tarih: 02.12.2025

Konu: Dernek tarafından kira yardımı adı altında yapılan ödemelerinin gelir vergisi tevkifatına ve kira sözleşmelerinin damga vergisine tabi olup olmadığı

İlgi: …

İlgide kayıtlı özelge talep formunuz ve eklerinin incelenmesinden, derneğinizin insani yardımlar kapsamında mesken olarak kiralanan konutlarda yardıma muhtaç kiracılar adına kira ödemeleri yaptığı belirtilerek, söz konusu ödemeler yapılırken gelir vergisi tevkifatı yapılıp yapılmayacağı ile derneğinizin taraf olmadığı ancak derneğinize ibraz edilen konut kira sözleşmelerine ait damga vergisinin ödenmesi bakımından herhangi bir sorumluluğunuzun olup olmadığı hususlarında görüş talep edildiği anlaşılmaktadır.

GELİR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 70 inci maddesinin birinci fıkrasında, aynı fıkrada bentler halinde sayılan mal ve hakların sahipleri, mutasarrıfları, zilyetleri, irtifak ve intifa hakkı sahipleri veya kiracıları tarafından kiraya verilmesinden elde edilen iratların gayrimenkul sermaye iradı olduğu; 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında, kamu idare ve müesseseleri, iktisadi kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadi işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilânço veya zirai işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçilerin aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dâhil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecbur olduğu, söz konusu fıkranın (5/a) bendinde ise 70 inci maddede yazılı mal ve hakların kiralanması karşılığı yapılan ödemelerden gelir vergisi tevkifatı yapılacağı; 96 ncı maddesinde, vergi tevkifatının, 94 üncü madde kapsamına giren nakden veya hesaben yapılan ödemelere uygulanacağı, bu maddede geçen hesaben ödeme deyiminin, vergi tevkifatına tabi kazanç ve iratları ödeyenleri istihkak sahiplerine karşı borçlu durumda gösteren her türlü kayıt ve işlemleri ifade ettiği, vergi tevkifatının, ücretler dışında kalan ödemelerde gayrisafi tutarlar üzerinden yapılacağı, kesilmesi gereken verginin ödemeyi yapan tarafından üstlenilmesi halinde bu verginin, bilfiil ödenen miktar ile ödemeyi yapanın yüklendiği verginin toplamı üzerinden hesaplanacağı hükme bağlanmıştır.

Bu hükümlere göre, derneğinizin, insani yardımlar kapsamında yardıma muhtaç kişiler adına, özü itibarıyla derneğinizce yapılmış olan bir kiralama işlemine dayanmayan ve gerçek kişiler arasında düzenlenen kira sözleşmelerine istinaden doğrudan mülk sahiplerine yaptığı kira yardımı adı altındaki ödemeler üzerinden Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (5) numaralı bendinin (a) alt bendi uyarınca gelir vergisi tevkifatı yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

DAMGA VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN 

488 sayılı Damga Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde, bu Kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı kağıtların damga vergisine tabi olduğu; 3 üncü maddesinde, damga vergisi mükellefinin kağıtları imza edenler olduğu; 9 uncu maddesinde, bu Kanuna ekli (2) sayılı tabloda yazılı kağıtların damga vergisinden müstesna olduğu hükme bağlanmıştır.

Aynı Kanuna ekli (1) sayılı tablonun “I. Akitlerle ilgili kağıtlar” başlıklı bölümünün A/2 fıkrasında, mukavele süresine göre kira bedeli üzerinden kira mukavelenamelerinin, A/3 fıkrasında ise kefalet, teminat ve rehin senetlerinin nispi damga vergisine tabi tutulacağı; Kanuna ekli (2) sayılı tablonun “IV. Ticari ve medeni işlerle ilgili kağıtlar” başlıklı bölümünün (31) numaralı fıkrasında ise, dernek ve vakıflarca yerleşim yeri, gerçek kişilerce mesken olarak kullanılmak üzere kiralanan ve iktisadi işletmelere dahil olmayan taşınmazlara ilişkin kira mukavelenameleri ile bu mukavelenameler üzerine konulacak kefalet şerhleri ve teminatların damga vergisinden istisna olduğu hüküm altına alınmıştır.

Bu hükümler çerçevesinde, gerçek kişilerce mesken olarak kiralanan taşınmazlara ait kira sözleşmelerinin, kiralamaya konu taşınmazın bir iktisadi işletmeye dahil olmaması kaydıyla 488 sayılı Kanuna ekli (2) sayılı tablonun IV/31 fıkrası kapsamında istisna olduğu dikkate alındığında, derneğinize ibraz edilen ve bir iktisadi işletmeye ait olmamak şartıyla gerçek kişilerce mesken olarak kullanılmak üzere kiralanan taşınmazlara ilişkin kira sözleşmelerinin damga vergisi yönünden derneğinizin herhangi bir vergisel yükümlülüğü bulunmamaktadır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 




Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliği (Seri No: 57)

Mevzuatın Adı: Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri No: 57) 31 Ocak 2026 Tarihli Resmi Gazete Sayı:..

 

 

Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliği (Seri No: 57)

Mevzuatın Adı: Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri No: 57)

31 Ocak 2026 Tarihli Resmi Gazete

Sayı: 33154

Hazine ve Maliye Bakanlığı (Gelir İdaresi Başkanlığı)’ndan:

 
 

MADDE 1- 26/4/2014 tarihli ve 28983 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinin (II/B-11.3.) bölümünün ikinci paragrafından sonra gelmek üzere aşağıdaki paragraf eklenmiştir.

“Yem katkı maddelerinin karışımı ya da bir veya birden fazla yem katkı maddesinin taşıyıcısı olarak kullanılan ve hayvanlara doğrudan yedirilmesi amaçlanmayan premiksler ile tahılların buhar ile yüksek basınç altında pişirilmesi ve ardından ezme makinasından geçirilerek kurutulması prensibine dayanan bir ürün olan flakeler tek başına karma yem kapsamında değerlendirilmediğinden, premiks ve flakelerin teslimi istisna kapsamında değildir.”

MADDE 2- Aynı Tebliğin (II/E-5.) ve (II/E-5.1.) bölümlerinde yer alan “31/12/2025” ibareleri “31/12/2035” olarak değiştirilmiştir.

MADDE 3- Aynı Tebliğin (II/E-10.) bölümü başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“10. 2026 UEFA Avrupa Ligi Finali ve 2027 UEFA Konferans Ligi Finali Müsabakaları ile 2032 UEFA Avrupa Futbol Şampiyonası Organizasyonu Kapsamında Yapılacak Teslim ve Hizmetlerde İstisna

7566 sayılı Kanunun 15 inci maddesi ile 3065 sayılı Kanuna eklenen geçici 46 ncı maddede;

– 2026 Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (UEFA) Avrupa Ligi Finali ve 2027 UEFA Konferans Ligi Finali müsabakaları ile 2032 UEFA Avrupa Futbol Şampiyonası organizasyonuna ilişkin olmak üzere UEFA, katılımcı takımlar ve organizasyonda görevli tüzel kişilerden iş yeri, kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayanlara, bu müsabakalar ve organizasyon dolayısıyla yapılacak mal teslimleri ve hizmet ifaları ile bunların bu müsabakalar ve organizasyon dolayısıyla yapacakları mal teslimleri ve hizmet ifalarının KDV’den istisna olduğu,

– Bu kapsamda yapılan mal teslimleri ve hizmet ifaları nedeniyle yüklenilen vergilerin, vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan vergilerden indirileceği, indirim yoluyla telafi edilemeyen vergilerin 3065 sayılı Kanunun 32 nci maddesi hükmü uyarınca istisna kapsamında işlem yapan mükellefin talebi üzerine iade edileceği,

– Hazine ve Maliye Bakanlığının istisna ve iadenin uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkili olduğu,

hükme bağlanmıştır.

Bu istisna uygulamasına ilişkin usul ve esaslar aşağıda belirlenmiştir.

10.1. İstisnanın Uygulanması

Söz konusu düzenleme tam istisna mahiyetindedir. Türkiye Futbol Federasyonu tarafından, istisna kapsamında mal ve hizmet almak isteyen UEFA, katılımcı takımlar ve organizasyonda görevli tüzel kişilerden iş yeri, kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayanlara 3065 sayılı Kanunun geçici 46 ncı maddesi kapsamında olduklarına yönelik bir yazı verilir. Bu yazı satıcılara ibraz edilerek istisna uygulanması sağlanır. Satıcı firma bu yazıyı 213 sayılı Kanunun muhafaza ve ibraz hükümlerine göre saklar.

İstisna kapsamındaki malların ithalat yoluyla temin edilmesi halinde, yazı ilgili gümrük idaresine ibraz edilmek suretiyle istisnanın uygulanması sağlanır.

UEFA, katılımcı takımlar, organizasyonda görevli tüzel kişilerden iş yeri, kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayanların istisna kapsamındaki teslim ve hizmetlerinde ise KDV hesaplanmaz.

İstisna uygulanan teslim ve hizmetler nedeniyle yüklenilen KDV, satıcılar tarafından indirim konusu yapılabilir. İndirim yoluyla telafi edilemeyen KDV iade edilir.

10.2. Müteselsil Sorumluluk

UEFA, katılımcı takımlar, organizasyonda görevli tüzel kişilerden iş yeri, kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayanların mal ve hizmet alımlarında istisna kapsamında işlem yapılabilmesi için Türkiye Futbol Federasyonundan alınan yazının satıcıya ibraz edilmesi şarttır.

Satıcıların bu yazı olmadan istisna uygulamaları halinde, istisna uygulaması nedeniyle ziyaa uğratılan vergi, ceza, zam ve faizlerden alıcılar ile birlikte satıcılar da müteselsilen sorumludur.

İşlemin istisna için belirlenen şartları baştan taşımadığı ya da şartların daha sonra ihlal edildiğinin tespiti halinde, ziyaa uğratılan vergi ile buna bağlı ceza, faiz ve zamlar, kendisine istisna kapsamında teslim veya hizmet yapılan alıcıdan aranır. İstisna belgesinin istisna kapsamında olmayanlara verilmesi halinde, ziyaa uğratılan vergi ile buna bağlı ceza, faiz ve zamlardan alıcı ile birlikte Türkiye Futbol Federasyonu da sorumludur.

10.3. İstisnanın Beyanı

İstisna kapsamında yapılan teslim ve hizmetler KDV beyannamesinde yer alan “İstisnalar-Diğer İade Hakkı Doğuran İşlemler” kulakçığının, “Tam İstisna Kapsamına Giren İşlemler” tablosunda, 336 kod numaralı “UEFA Müsabakaları Kapsamında Yapılacak Teslim ve Hizmetler” satırı aracılığıyla beyan edilir.

Bu satırın “Teslim ve Hizmet Tutarı” sütununa istisnaya konu işlem bedeli, “Yüklenilen KDV” sütununa bu işlemle ilgili alım ve giderlere ait belgelerde gösterilen toplam KDV tutarı yazılır.

İade talep etmek istemeyen mükellefler, “Yüklenilen KDV” sütununa ilişkin alana “0” yazar.

10.4. İade

Bu istisnadan kaynaklanan iade taleplerinde aşağıdaki belgeler aranır:

– Standart iade talep dilekçesi

– İstisnanın beyan edildiği döneme ilişkin indirilecek KDV listesi

– İade hakkı doğuran işleme ait yüklenilen KDV listesi

– İadesi talep edilen KDV hesaplama tablosu

– Satış faturaları listesi

– Türkiye Futbol Federasyonundan alınan yazı örneği

10.4.1. Mahsuben İade

Mükelleflerin bu işlemden kaynaklanan mahsuben iade talepleri, yukarıdaki belgelerin ibraz edilmiş olması halinde miktarına bakılmaksızın vergi inceleme raporu, YMM raporu ve teminat aranmadan yerine getirilir.

10.4.2. Nakden İade

Mükelleflerin bu işlemden kaynaklanan ve 50.000 TL’yi aşmayan nakden iade talepleri vergi inceleme raporu, YMM raporu ve teminat aranmadan yerine getirilir. İade talebinin 50.000 TL’yi aşması halinde aşan kısmın iadesi, vergi inceleme raporu veya YMM raporuna göre yerine getirilir. Teminat verilmesi halinde, mükellefin iade talebi yerine getirilir ve teminat vergi inceleme raporu veya YMM raporu sonucuna göre çözülür.”

MADDE 4- Aynı Tebliğin (II/F-4.15.) bölümünün başlığı ile beşinci, yedinci ve sekizinci paragrafları sırasıyla aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı bölümün dördüncü paragrafı yürürlükten kaldırılmıştır.

“4.15. Hazinenin Taşınmaz Teslimi ve Kiralamaları, İrtifak Hakkı Tesisi, Kullanma İzni ve Ön İzin Verilmesi İşlemleri, Kentsel Dönüşüm Başkanlığı ile Toplu Konut İdaresi (TOKİ) Başkanlığının Arsa ve Arazi Teslimleri, Belediyeler, İl Özel İdareleri ve Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlıklarının Taşınmaz Satışları ile Vakıflar Genel Müdürlüğünün Yönettiği ve Temsil Ettiği Mazbut Vakıfların Mülkiyetinde Bulunan Taşınmazların Satışları”

“3065 sayılı Kanunun (17/4-p) maddesine göre, belediyeler, il özel idareleri ve yatırım izleme ve koordinasyon başkanlıklarının mülkiyetindeki taşınmazların satışı (belediyeler, il özel idareleri ve yatırım izleme ve koordinasyon başkanlıklarının bünyelerinde oluşan iktisadi işletmelerin taşınmaz satışları hariç) KDV’den istisnadır.”

“Belediyeler, il özel idareleri veya yatırım izleme ve koordinasyon başkanlıklarının bünyesinde bir iktisadi işletme oluşması halinde KDV mükellefiyetinin, belediyeler, il özel idareleri veya yatırım izleme ve koordinasyon başkanlıklarının adına değil, bunların bünyesinde oluşan iktisadi işletme adına tesis edilmesi gerekmektedir. Belediyeler, il özel idareleri veya yatırım izleme ve koordinasyon başkanlıklarına ilişkin mükellefiyet tesisinde, söz konusu iktisadi işletmelerin faaliyet konuları dikkate alınacak ve unvanında faaliyet konusuna yer verilecektir.

Buna göre, belediyeler, il özel idareleri ve yatırım izleme ve koordinasyon başkanlıklarının bünyelerinde oluşan iktisadi işletmelerin taşınmaz satışları, 3065 sayılı Kanunun (17/4-p) maddesindeki istisna kapsamında değerlendirilmeyeceğinden, söz konusu iktisadi işletmelerin taşınmaz satışlarında genel hükümlere göre KDV uygulanacaktır.”

MADDE 5- Aynı Tebliğin (III/C-2.5.) bölümünden sonra gelmek üzere aşağıdaki bölüm eklenmiştir.

“2.6. İthalatta Gözetim Uygulanması, Korunma Önlemleri ve İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında İlgili Mevzuat Kapsamında Ödenen KDV’nin İndirimi

24/11/2023 tarihli ve 32379 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 23/11/2023 tarihli ve 7846 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı eki Kararda;

“(1) İthalatta gözetim uygulanması hakkında ilgili mevzuat uyarınca, gözetim uygulamasına tabi tutulan mallara ilişkin gümrük beyannamelerinde beyan olunan ve tevsik edilemeyen tutarlar ile bu tutarlar nedeniyle doğan ve katma değer vergisi matrahına dâhil olan her türlü vergi, resim, harç ve paylar dolayısıyla ödenen katma değer vergisinin indirim hakkı kaldırılmıştır.

(2) İthalatta korunma önlemleri uygulanması hakkında ilgili mevzuat uyarınca korunma önlemi olarak uygulanan gümrük vergisi ve/veya ek mali mükellefiyetler, ithalatta haksız rekabetin önlenmesi hakkında ilgili mevzuat kapsamında uygulanan dampinge karşı vergi ve telafi edici vergiler ile bu tutarlar nedeniyle doğan ve katma değer vergisi matrahına dâhil olan her türlü vergi, resim, harç ve paylar dolayısıyla ödenen katma değer vergisinin indirim hakkı kaldırılmıştır.”

hükmüne yer verilmiştir.

2.6.1. Genel Açıklama

7846 sayılı Cumhurbaşkanı Kararına göre, ithalatta gözetim uygulaması, ithalatta korunma önlemleri ve ithalatta haksız rekabetin önlenmesine ilişkin mevzuat kapsamında ithal edilen malların KDV matrahında bu uygulamalar nedeniyle ortaya çıkan artış tutarları ile bu artış tutarlarına ilişkin her türlü vergi, resim, harç ve paylar dolayısıyla ödenen KDV’nin indirim konusu yapılması mümkün değildir.

Ancak, söz konusu uygulamalar kapsamında ithal edilen mallara ilişkin KDV matrahında bu uygulamalar dışında kalan bedeller ile bu bedellere ilişkin her türlü vergi, resim, harç ve paylar dolayısıyla ödenen KDV’nin indirim konusu yapılması mümkündür.

Örnek: (A) A.Ş. ithalatta gözetim uygulaması kapsamında CIF bedeli 4.000.000 TL, gözetim bedeli ise 10.000.000 TL olan (Z) ürününü ithal etmektedir. İthal edilen ürüne ilişkin %10 oranında gümrük vergisi (GV), %15 oranında ilave gümrük vergisi (İGV) ve %20 oranında KDV ödenmiştir. Gözetim uygulaması nedeniyle oluşan ve tevsik edilemeyen tutar ithalata ilişkin gümrük beyannamesinde yurt dışı gider olarak beyan edilmiştir. Buna göre ithalatta gözetim uygulaması kapsamında indirilemeyecek KDV ile indirilebilecek KDV tutarları aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır:

Gümrük Vergisi Matrahı : 10.000.000 TL
Gümrük Vergisi (%10) : 1.000.000 TL
İlave Gümrük Vergisi (%15) : 1.500.000 TL
KDV Matrahı : 12.500.000 TL
KDV (%20) : 2.500.000 TL
     
Yurt Dışı Gider (Tevsik Edilemeyen Gider) : 6.000.000 TL
(10.000.000-4.000.000)    
Yurt Dışı Gidere İsabet Eden GV : 600.000 TL
(6.000.000*%10)    
Yurt Dışı Gidere İsabet Eden İGV : 900.000 TL
(6.000.000*%15)    
İndirilemeyecek KDV Matrahı : 7.500.000 TL
(6.000.000+600.000+900.000)    
İndirilemeyecek KDV : 1.500.000 TL
(7.500.000*%20)    
     
CIF Bedeli : 4.000.000 TL
CIF Bedeli Üzerinden Hesaplanan GV : 400.000 TL
(4.000.000*%10)    
CIF Bedeli Üzerinden Hesaplanan İGV : 600.000 TL
(4.000.000*%15)    
İndirilecek KDV Matrahı : 5.000.000 TL
(4.000.000+400.000+600.000)    
İndirilecek KDV : 1.000.000 TL
(5.000.000*%20)    

2.6.2. 7846 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı Kapsamında İndirimi Kabul Edilmeyen KDV’nin İndirim Konusu Yapılıp Yapılmadığının Tespiti

7846 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı kapsamında;

– İthalatta gözetim uygulanması hakkında ilgili mevzuat uyarınca, gözetim uygulamasına tabi tutulan mallara ilişkin gümrük beyannamelerinde beyan olunan ve tevsik edilemeyen tutarlar,

– İthalatta korunma önlemleri uygulanması hakkında ilgili mevzuat uyarınca korunma önlemi olarak uygulanan gümrük vergisi ve/veya ek mali mükellefiyetler,

– İthalatta haksız rekabetin önlenmesi hakkında ilgili mevzuat kapsamında uygulanan dampinge karşı vergi ve telafi edici vergiler,

ile bu tutarlar nedeniyle doğan ve KDV matrahına dâhil olan her türlü vergi, resim, harç ve paylar dolayısıyla ödenen KDV’nin indirimi mümkün değildir.

Bu kapsamda ithalat yapan mükellefler;

– Takvim yılının altışar aylık dönemleri itibarıyla ithalat bedeli 46 Sıra No.lu Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu Genel Tebliğinin 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde belirlenen tutarı aşmayan ithalatlara ilişkin KDV’nin, işlemin yapıldığı döneme ait KDV beyannamesinde mezkur Karar kapsamında doğru bir şekilde indirim konusu yapılıp yapılmadığını altışar aylık dönemleri izleyen ayın sonuna kadar bağlı oldukları vergi dairesine bildirirler.

– Takvim yılının altışar aylık dönemleri itibarıyla ithalat bedelinin belirlenen tutarı aşması halinde, söz konusu uygulamalar nedeniyle ödenen KDV’nin, mezkur Karar kapsamında doğru bir şekilde indirim konusu yapılıp yapılmadığı altışar aylık dönemleri izleyen ayın sonuna kadar ibraz edilecek Özel Amaçlı YMM Raporu ile tevsik edilir. Şu kadar ki, mükellefin ithalatın yapıldığı yıl için süresinde düzenlenmiş tam tasdik sözleşmesinin bulunması ve düzenlenecek raporda 7846 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı kapsamında gerçekleştirilen ithalata ilişkin ödenen KDV’nin indirim konusu yapılıp yapılmadığına yönelik açıklama bulunması halinde Özel Amaçlı YMM Raporu ibrazına gerek bulunmamaktadır.”

MADDE 6- Aynı Tebliğin (IV/A2-11.) bölümü aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“11. Doğrudan Mal veya Hizmet Temin Ettikleri Mükellefler Hakkında Olumsuz Rapor veya Tespit Bulunanlar

KDV iade talebinde bulunan ve kendileri hakkında bu Tebliğin (IV/A2) bölümü kapsamında herhangi bir olumsuzluk bulunmayan mükelleflerin ibraz ettikleri yüklenilen KDV ve indirilecek KDV listelerinde yer alan doğrudan mal veya hizmet temin ettiği mükellefler hakkında, bu Tebliğin (IV/A2-2.1.), (IV/A2-3.2.), (IV/A2-3.3.), (IV/A2-4.2.), (IV/A2-4.3.), (IV/A2-9.1.), (IV/A2-9.2.), (IV/A2-9.3.) bölümlerinde sayılan olumsuzluklardan herhangi birinin bulunması halinde mükelleflere 15 gün içinde olumsuzluğu giderebilecekleri bildirilir.

İade talep edilen vergilendirme dönemini kapsayan takvim yılında süresinde düzenlenmiş tam tasdik sözleşmesi bulunan mükelleflerin, iade talep edilen dönemdeki her bir iade hakkı doğuran işlem itibarıyla iade talebinin %5’ini geçmeyen tutarlar için bu bölüm kapsamında işlem yapılmaz.

Haklarında sahte belge veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme raporu veya tespiti dışında olumsuzluk bulunanlardan alım yapan mükelleflerin, olumsuzluğa ilişkin tarihten sonra herhangi bir belgeyi içermeyen iade talepleri, başka bir olumsuzluk olmaması kaydıyla bu bölüm kapsamında değerlendirilmez.

Kendilerine tanınan 15 günlük süre içerisinde işlemin gerçekliğini ve doğruluğunu bu Tebliğin (IV/A2-5.) bölümündeki açıklamalara göre ispat eden veya söz konusu alışlara isabet eden kısmı indirim KDV tutarlarından çıkaran mükelleflerin iade talepleri iade hakkı doğuran işlemler için belirlenmiş usul ve esaslara göre sonuçlandırılır.

Verilen süre içerisinde yukarıda belirtildiği şekilde olumsuzlukların giderilmemesi halinde, talep edilen iade tutarının olumsuzluk bulunmayan kısmının iadesi yukarıda belirtildiği şekilde yapılır, olumsuzluk bulunan kısmın iadesi ise vergi incelemesine gönderilir.

Vergi incelemesine sevk edilen kısımla ilgili olarak;

a) İadenin mahsuben talep edilmiş olması halinde, vergi inceleme raporu dışında diğer belgelerin tamamlanmış olması şartıyla standart iade talep dilekçesinin vergi dairesine verildiği tarih itibarıyla mahsup işlemi yapılır. Vergi inceleme raporunda iadeye engel bir durumun tespit edilmesi halinde haksız iade edilen tutar, gecikme faizi ve vergi ziyaı cezası ile birlikte mükelleften aranır.

b) Nakden iade taleplerinde ise,

– Sahte belge düzenleme raporu veya tespiti bulunan mükelleflerden yaptıkları alışlara isabet eden kısma üç kat,

– Diğer olumsuzluklar bulunan mükelleflerden yaptıkları alışlara isabet eden kısma iki kat,

teminat verilmesi halinde iade yerine getirilir. Teminat vergi inceleme raporu ile çözülür.”

MADDE 7- Aynı Tebliğin (IV/A3-1.3.) bölümüne onuncu paragraftan sonra gelmek üzere aşağıdaki paragraf eklenmiştir.

“Diğer taraftan, HİS sertifikası sahibi mükelleflerin aktiflerinde yer alan ATİK’ler için iade hesabına ATİK’lerden verilecek pay tutarının hesabında, her bir ATİK için ayrı ayrı hesaplama yapılmasına gerek olmayıp bütün ATİK’ler için tek bir hesaplama yapılması mümkündür.”

MADDE 8- Aynı Tebliğin;

a) (IV/B-3.) bölümünün (c) bendinde yer alan “7” ibareleri “15” olarak,

b) (IV/C-3.) bölümünün (c) bendinde yer alan “yedi” ibareleri “15” olarak,

değiştirilmiştir.

MADDE 9- Bu Tebliğin;

a) 1 inci ve 7 nci maddeleri yayımını izleyen ayın başında,

b) 4 üncü maddesi 1/1/2026 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,

c) Diğer maddeleri yayımı tarihinde,

yürürlüğe girer.

MADDE 10- Bu Tebliğ hükümlerini Hazine ve Maliye Bakanı yürütür.




Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 590)

Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 590) VUK 509 24 Ocak 2026 Tarihli Resmi Gazete Sayı: 33147 Hazine ve Maliye Bakanlığı (Gelir İdaresi Başkanl… 

 

 

Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 590)

Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 590)

VUK 509

24 Ocak 2026 Tarihli Resmi Gazete

Sayı: 33147

Hazine ve Maliye Bakanlığı (Gelir İdaresi Başkanlığı)’ndan:

Amaç ve kapsam

MADDE 1- (1) Bu Tebliğin amacı, borsada rayici olmayan yabancı paraların, 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu gereğince 2025 yılı için yapılacak değerlemelerine esas oluşturacak kurların tespit edilmesidir.

Dayanak

MADDE 2- (1) Bu Tebliğ, 213 sayılı Kanunun 280 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarına dayanılarak hazırlanmıştır.

Esas alınacak kurlar

MADDE 3- (1) Borsada rayici olmayan yabancı paraların ve bu paralarla olan senetli ve senetsiz alacak ve borçların değerlemesinde 2025 yılı sonu itibarıyla bu Tebliğ ekinde yer alan listede gösterilen kurlar uygulanır.

Değerleme günü itibarıyla kurların ilan edilmemesi

MADDE 4- (1) 20/4/1976 tarihli ve 15565 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 130 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ve 27/12/1998 tarihli ve 23566 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 217 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği gereğince, değerleme günü itibarıyla Hazine ve Maliye Bakanlığınca kurların ilan edilmediği durumlarda T.C. Merkez Bankasınca ilan edilen kurlar esas alınır.

(2) Bu şekilde yapılacak değerlemelerde efektif cinsinden yabancı paralar için efektif alış kuru (efektif alış kurunun bulunmaması halinde döviz alış kuru), döviz cinsinden yabancı paralar içinse döviz alış kuru uygulanır.

(3) Vergi uygulamaları açısından bankalarca, 31/12/2025 tarihi itibarıyla yapılacak değerleme sırasında bu Tebliğ ile belirlenen kurlar yerine, T.C. Merkez Bankasınca belirlenen esaslara uygun olarak tespit ettikleri ve fiilen uyguladıkları alış kurları esas alınır.

Yürürlük

MADDE 5- (1) Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 6- (1) Bu Tebliğ hükümlerini Hazine ve Maliye Bakanı yürütür.

Eki için tıklayınız




KDV 11/1-b İle Turiste Satış İhracat Sayıldı: Kurumlar Vergisinde 5 Puan İndirim Mümkün

T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI İstanbul Defterdarlığı Gelir Kanunları Gelir Ve Kurumlar Vergileri Grup Müdürlüğü Sayı: E-62030549-125[32-2023]-…. Tarih…

 

 

KDV 11/1-b İle Turiste Satış İhracat Sayıldı: Kurumlar Vergisinde 5 Puan İndirim Mümkün

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İstanbul Defterdarlığı

Gelir Kanunları Gelir Ve Kurumlar Vergileri Grup Müdürlüğü

Sayı: E-62030549-125[32-2023]-….

Tarih: 28.07.2025

Konu: KDV Kanununun 11/1-b maddesi kapsamında yapılan satış dolayısıyla kurumlar vergisi oranının 5 puan indirimli olarak uygulanıp uygulanmayacağı

İlgi: …

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, Şirketinizin moda, saat&mücevherat, spor, kozmetik, sanat ve fotoğrafçılık alanlarında perakende ticaret ile iştigal ettiği, Türkiye distribütörü olduğunuz saat-giyim ürünlerinin yurtiçi satışını gerçekleştirdiğiniz gibi bu ürünleri Katma Değer Vergisi Kanununun 11/1-b maddesi kapsamında Türkiye’de ikamet etmeyen müşterilere de satmakta olduğunuz belirtilerek Türkiye’de ikamet etmeyen yolculara yapılan satışlar nedeniyle Kurumlar Vergisi Kanununun 32 nci maddesinde yer alan 5 puanlık indirimden yararlanıp yararlanılmayacağı hususunda Defterdarlığımız görüşü talep edilmektedir.

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun “Safi kurum kazancı” başlıklı 6 ncı maddesinin birinci fıkrasında kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı, aynı maddenin ikinci fıkrasında ise safi kurum kazancının tespitinde Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.

Aynı Kanunun “Kurumlar vergisi ve geçici vergi oranı” başlıklı 32 nci maddesinde,

“(7394 sayılı Kanunun 25 inci maddesiyle değişen fıkra; Yürürlük: 2023 yılı vergilendirme dönemi kurum kazançlarına uygulanmak üzere 15.04.2022) Kurumlar vergisi, kurum kazancı üzerinden (7456 sayılı Kanunun 21 inci maddesiyle değişen ibare; Yürürlük: 1/10/2023 tarihinden itibaren verilmesi gereken beyannamelerden başlamak üzere; kurumların 2023 yılı ve izleyen vergilendirme dönemlerinde elde edilen kazançlarına, özel hesap dönemine tabi olan kurumların ise 2023 takvim yılında başlayan özel hesap dönemi ve izleyen vergilendirme dönemlerinde elde edilen kazançlarına uygulanmak üzere 15.07.2023) %25 oranında alınır. Şu kadar ki bankalar, 6361 sayılı Kanun kapsamındaki şirketler, elektronik ödeme ve para kuruluşları, yetkili döviz müesseseleri, varlık yönetim şirketleri, sermaye piyasası kurumları ile sigorta ve reasürans şirketleri (7524 Sayılı Kanunun 35 inci maddesiyle değişen ibare; Yürürlük: 2025 yılı ve izleyen vergilendirme dönemlerinde elde edilen kazançlara, özel hesap dönemine tabi olan kurumların ise 2025 takvim yılında başlayan özel hesap dönemi ve izleyen vergilendirme dönemlerinde elde edilen kazançlarına uygulanmak üzere 02.08.2024), emeklilik şirketleri ve 8/6/1994 tarihli ve 3996 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanuna göre yap-işlet-devret modeli çerçevesinde gerçekleştirilen projeler ile 21/2/2013 tarihli ve 6428 sayılı Sağlık Bakanlığınca Kamu Özel İş Birliği Modeli ile Tesis Yaptırılması, Yenilenmesi ve Hizmet Alınması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun hükümlerine göre kamu özel iş birliği modeli çerçevesinde yürütülen projelerde sözleşmenin tarafı olarak faaliyette bulunan şirketlerin kurum kazançları üzerinden kurumlar vergisi (7456 sayılı kanunun 21 inci maddesiyle değişen ibare; Yürürlük: 1/10/2023 tarihinden itibaren verilmesi gereken beyannamelerden başlamak üzere; kurumların 2023 yılı ve izleyen vergilendirme dönemlerinde elde edilen kazançlarına, özel hesap dönemine tabi olan kurumların ise 2023 takvim yılında başlayan özel hesap dönemi ve izleyen vergilendirme dönemlerinde elde edilen kazançlarına uygulanmak üzere 15.07.2023) %30 oranında alınır.

(7351 sayılı Kanunun 15 inci maddesiyle eklenen fıkra; Yürürlük: 1/1/2022 tarihinden, özel hesap dönemine tabi olan mükelleflerde 2022 takvim yılında başlayan özel hesap döneminin başından itibaren elde edilen kazançlara uygulanmak üzere 22.01.2022)  (7) İhracat yapan kurumların münhasıran ihracattan elde ettikleri kazançlarına kurumlar vergisi oranı (7456 sayılı kanunun 21 inci maddesiyle değişen ibare; Yürürlük: 1/10/2023 tarihinden itibaren verilmesi gereken beyannamelerden başlamak üzere; kurumların 2023 yılı ve izleyen vergilendirme dönemlerinde elde edilen kazançlarına, özel hesap dönemine tabi olan kurumların ise 2023 takvim yılında başlayan özel hesap dönemi ve izleyen vergilendirme dönemlerinde elde edilen kazançlarına uygulanmak üzere 15.07.2023) 5 puan indirimli uygulanır. (7491 sayılı Kanunun 62 inci maddesiyle eklenen cümle; Yürürlük:1/1/2023 tarihinden itibaren elde edilen gelirler ve kazançlara uygulanmak üzere 28/12/2023) Aracılı ihracat sözleşmesine dayanarak imalatçı veya tedarikçi kurumların, dış ticaret sermaye şirketleri veya sektörel dış ticaret şirketleri üzerinden gerçekleştirdikleri ihracat faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlarına da bu indirim uygulanır. … (7351 sayılı Kanunun 15 inci maddesiyle eklenen fıkra; Yürürlük: 1/1/2022 tarihinden, özel hesap dönemine tabi olan mükelleflerde 2022 takvim yılında başlayan özel hesap döneminin başından itibaren elde edilen kazançlara uygulanmak üzere 22.01.2022)(9) Yedinci ve sekizinci fıkralardaki indirimli oranlar, bu madde kapsamındaki diğer indirimler uygulandıktan sonraki kurumlar vergisi oranı üzerine uygulanır.”

hükmüne yer verilmiştir.

28/9/2024 tarihli ve 32676 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Kurumlar Vergisi Genel Tebliği (Seri No: 1)‘nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğin (Seri No: 23), “32.1.2.3. Kurumlar vergisi oranının indirimli uygulanmasının şartları” başlıklı bölümünde,

“- İhracat yapan kurumlar açısından, ihracattan elde ettikleri kazançla sınırlı olmak üzere, kurumlar vergisi oranının 5 puan indirimli uygulanabilmesi için ihracat faaliyetiyle iştigal edilmesi yeterli olacaktır.

– İmalatçı veya tedarikçi kurumlar tarafından dış ticaret sermaye şirketleri veya sektörel dış ticaret şirketleri üzerinden gerçekleştirilen ihracat faaliyetlerinde ise tanzim edilmiş bir aracılı ihracat sözleşmesinin varlığı şart olup, kazancın bu sözleşme kapsamındaki faaliyetlerden elde edilmiş olması gerekmektedir.

…”

“32.1.2.4. İndirimin uygulanacağı dönem” başlıklı bölümünde;

“Hesap dönemi olarak takvim yılını kullanan mükellefler tarafından, bu Tebliğde belirtilen şartları sağlamak kaydıyla, 2022 hesap dönemindeki üretim ve ihracat faaliyetinden elde edilen kazançları için kurumlar vergisi oranı 1 puan indirimli şekilde uygulanabilecektir.

Öte yandan, Vergi Usul Kanununun 174 üncü maddesi uyarınca, takvim yılı dönemi faaliyet ve muamelelerinin mahiyetine uygun olmayıp Hazine ve Maliye Bakanlığınca kendilerine özel hesap dönemi tayin edilmiş olan mükellefler ise 2022 takvim yılında başlayan özel hesap döneminin başından itibaren bu kapsamda elde edecekleri kazançlarına 1 puanlık oran indirimini uygulayabileceklerdir.

Diğer taraftan, Kurumlar Vergisi Kanununun 32 nci maddesinin yedinci fıkrasında 7456 sayılı Kanunun 21 inci maddesiyle değişiklik yapılmış ve kurumların 2023 hesap döneminden itibaren ihracat faaliyetinden elde ettikleri kazançları için kurumlar vergisi oranının 5 puan indirimli şekilde uygulanmasına imkan tanınmıştır.

Buna göre, ihracat faaliyetiyle iştigal eden kurumların 1/1/2023 tarihinden itibaren münhasıran ihracat faaliyetlerinden elde edecekleri kazançlarına kurumlar vergisi 5 puan indirimli şekilde uygulanacaktır. Ayrıca, 2023 takvim yılında başlayan özel hesap dönemi ve izleyen vergilendirme dönemlerinde ihracat faaliyetinden elde edilen kazançlara da kurumlar vergisi oranı 5 puan indirimli uygulanacaktır.

…”,

“32.1.2.5. İhracat faaliyetlerinden elde edilen kazançlarda kurumlar vergisi oranının 5 puan indirimli uygulanması” başlıklı bölümünde ise;

“İhracat yapan kurumlar, gerek mal gerekse hizmet ihraçlarından elde ettikleri kazançlarına münhasır olmak üzere ilgili dönemde geçerli olan kurumlar vergisi oranını 5 puan indirimli uygulayabileceklerdir. Bu madde uygulamasında hizmet ihracı, yurt dışındaki bir müşteri için yapılan ve yurt dışında faydalanılan hizmetleri kapsamaktadır. Ayrıca, karşılıklı olmak şartıyla uluslararası roaming anlaşmaları çerçevesinde yurt dışındaki müşteriler için Türkiye’de verilen roaming hizmetlerinden elde edilen kazançlar da oranın 5 puan indirimli uygulanacağı kazançlar arasında kabul edilecektir.

Mükelleflerin; ihracat faaliyetlerinin yanı sıra diğer faaliyetlerinden elde ettiği kazançlarının da bulunması halinde, ihracattan kaynaklanan ve 5 puan indirim uygulanacak matrah, ihracattan elde edilen kazancın ticari bilanço karına oranlanması suretiyle tespit edilecektir.

Öte yandan, 5 puan indirim uygulanacak kazanç tutarının gerek ihracattan elde edilen kazancı gerekse ilgili dönem safi kurum kazancını aşamayacağı tabiidir.

Dolayısıyla, mükelleflerin ihracat faaliyetinden elde ettiği kazancın ticari bilanço karından fazla olması halinde safi kurum kazancını aşmamak kaydıyla ihracat faaliyetinden elde edilen kazancın tamamına 5 puan indirim uygulanabilecektir.

Ayrıca, Kurumlar Vergisi Kanununun 32 nci maddesinin yedinci fıkrasının uygulamasında yurt dışından satın alınan malların Türkiye’ye girmeksizin başka bir ülkedeki müşteriye satılmak suretiyle ihraç edilmesi halinde de bu faaliyetten elde edilen kazanç için 5 puan indirimden yararlanılabilecektir. Yurt içinden, serbest bölgeler ile gümrüksüz satış mağazalarında satılmak üzere bu mağazalara yapılan satışlar da ihracat olarak kabul edilecek ve bu faaliyetten elde edilen kazançlara 5 puan indirim uygulanabilecektir.

…” açıklamaları yer almaktadır.

Bu hüküm ve açıklamalara göre, Şirketiniz tarafından Türkiye’de ikamet etmeyen yolculara Türkiye dışına çıkarılmak üzere Katma Değer Vergisi Kanununun 11/1-b maddesi kapsamında yapılan satışlar ihracat kapsamında değerlendirilecek olup söz konusu satışlar dolayısıyla 2023 hesap döneminden itibaren elde edilen kazançlara kurumlar vergisi oranının 5 puan indirimli uygulanması mümkün bulunmaktadır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.




Mecburi Meslek Kararına İlişkin Genelge 1996/2’de Değişiklik Yapılmasına Dair Karar

22 Ocak 2026 Tarihli Resmi Gazete Sayı: 33145 Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliğinden: MECBURİ MESLE… 

 

Mecburi Meslek Kararına İlişkin Genelge 1996/2’de Değişiklik Yapılmasına Dair Karar

22 Ocak 2026 Tarihli Resmi Gazete

Sayı: 33145

Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliğinden:

MECBURİ MESLEK KARARINA İLİŞKİN GENELGE 1996/2’DE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KARAR

20/3/1996 tarihli ve 22586 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Mecburi Meslek Kararına İlişkin Genelge 1996/2’nin 4 üncü maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.

 




POS ve Uygulama Üzerinden Alınan Bahşişlerin Vergilendirilmesi: Ücret, Stopaj ve KDV Uygulaması

T.C GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI Ankara Defterdarlığı Gelir Kanunları Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü Sayı: E-38418978-125[6-2024/]-…. Tarih: 03.02.2025 Ko…

 

 

POS ve Uygulama Üzerinden Alınan Bahşişlerin Vergilendirilmesi: Ücret, Stopaj ve KDV Uygulaması

T.C

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

Ankara Defterdarlığı

Gelir Kanunları Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü

Sayı: E-38418978-125[6-2024/]-….

Tarih: 03.02.2025

Konu: Pos cihazı veya cep telefonu uygulaması üzerinden alınan bahşişlerin vergilendirilmesi

 

İlgide kayıtlı özelge talep formlarında; Şirketinizde çalışan personele müşteriler tarafından nakit ve pos cihazları üzerinden bahşiş ödemesinde bulunulduğu ve ….’nin geliştirdiği yazılım kullanılarak garsonların bahşişlerinin pos cihazları ve/veya ayrı bir cep telefonu uygulaması üzerinden teslim ve hizmet bedelinden ayrı olarak tahsil edileceği belirtilerek, pos cihazları ve/veya cep telefonu uygulaması kullanılarak işletmenin diğer kazançlarından bağımsız olarak tahsil edilen bahşişlerin vergilendirilmesi hususunda görüş talep edilmektedir.

KURUMLAR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN

Kurumlar Vergisi Kanununun 6 ncı maddesinde, kurumlar vergisinin mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı ve safi kurum kazancının tespitinde, Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun “Bilanço Esasında Ticari Kazancın Tespiti” başlıklı 38 inci maddesinde, bilanço esasına göre ticari kazancın, teşebbüsteki öz sermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müspet fark olduğu, bu dönem zarfında sahip veya sahiplerce işletmeye ilave olunan değerlerin bu farktan indirileceği, işletmeden çekilen değerlerin ise farka ilave olunacağı, ticari kazancın bu şekilde tespit edilmesi sırasında, Vergi Usul Kanununun değerlemeye ait hükümleri ile bu Kanunun 40 ve 41 inci maddeleri hükümlerine uyulacağı hükmüne yer verilmiştir.

Gelir Vergisi Kanununun “İndirilecek Giderler” başlıklı 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasında ise, ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderlerin, ticari kazancın tespitinde gider olarak indirilebileceği hüküm altına alınmış olup bu kapsamda indirilebilecek giderler, işletme ile ilgili olan ve kazancın elde edilmesi ve idamesi için yapılan giderlerdir.

Buna göre, pos cihazı ve/veya cep telefonu uygulaması üzerinden teslim ve hizmet bedelinden ayrı olarak tahsil edilen bahşişlerin, Şirketinizin kayıtlarında diğer gelir hesaplarında takip edilmesi ve çalışanlara ödenen tutarların da ücret gideri olarak indirim konusu yapılması mümkün bulunmaktadır.

GELİR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN;

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;

– “Ücretin tarifi” başlıklı 61 inci maddesinde, “Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.

Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez.

…”,

– “Vergi tevkifatı” başlıklı 94 üncü maddesinde; “Kamu idare ve müesseseleri, iktisadî kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya ziraî işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar.

1.Hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61 inci maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç), 103 ve 104 üncü maddelere göre,

…”

hükümlerine yer verilmiştir.

Diğer taraftan, 94 seri no.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde, çalıştıkları müesseselersen ücret alan garsonların bu ücretlerinin yanında servis ücreti, garson ücreti veya bahşiş gibi adlarla ücret alınması halinde, her iki ücretin toplamı üzerinden tevkifat yapılmak suretiyle vergilendirileceği belirtilmiştir.

Aynı Kanunun 23 üncü maddesinin birinci fıkrasına 7349 sayılı Kanunun 2 nci maddesi ile eklenen (18) numaralı bendinde; “Hizmet erbabının, ödemenin yapıldığı ayda geçerli olan asgari ücretin aylık brüt tutarından işçi sosyal güvenlik kurumu primi ve işsizlik sigorta primi düşüldükten sonra kalan tutarına isabet eden ücretleri (Şu kadar ki, istisnayı aşan ücret gelirinin vergilendirilmesinde verginin hesaplanacağı gelir dilim tutarları ve oranları, istisna kapsamındaki tutarlar da dikkate alınarak belirlenir. Ödenecek vergi tutarı, bu suretle bulunan vergi tutarının içinde istisna tutara isabet eden kısım düşülmek suretiyle hesaplanır. İstisna nedeniyle alınmayacak olan vergi ilgili ayda aylık asgari ücret üzerinden hesaplanması gereken vergiyi aşamaz. Birden fazla işverenden ücret alanlarda bu istisna sadece en yüksek olan ücrete uygulanır.).” hükmü yer almaktadır.

7349 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle 488 sayılı Damga Vergisi Kanununa ekli (2) sayılı tablonun “IV- Ticari ve medeni işlerle ilgili kâğıtlar” başlıklı bölümünün (34) numaralı fıkrasında yer alan “ücretlere ilişkin kağıtlar” ibaresinden sonra gelmek üzere “(Bu maddenin birinci fıkrasının (18) numaralı bendinde düzenlenen ücretlerde istisna, aylık brüt asgari ücrete isabet eden kısım için uygulanır.)” hükmü eklenmiştir.

319 seri no.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde, söz konusu istisnanın uygulamasına yönelik ayrıntılı açıklama ve örnek uygulamalara yer verilmiştir.

Bu hüküm ve açıklamalara göre, Şirketinize ait otellerde çalışan personele müşteriler tarafından bazen bahşiş kutusuna bırakılmak suretiyle veya doğrudan verilmek suretiyle bazen de kredi kartına ödeme yapılmak suretiyle verilen bahşişlerin ücret olarak kabul edilerek, çalışanların restorandan aldıkları ücretlerle birleştirilmesi ve Gelir Vergisi Kanununun 61, 94, 103 ve 104 üncü maddeleri uyarınca gelir vergisi tevkifatına tabi tutulması gerekmektedir.

Öte yandan, nakden, pos cihazı veya cep telefonu üzerinden yapılması söz konusu bahşiş ödemelerinin ücret niteliğini değiştirmeyecek olup bir ay içerisinde alınan bahşiş gelirleri ve ücret niteliğindeki diğer ödemeler de dahil olmak üzere ücret gelirleri toplamına, 193 sayılı Kanunun 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (18) numaralı bendinde yer alan gelir vergisi istisnasının ve 488 sayılı Damga Vergisi Kanununa ekli (2) sayılı tablosunda yer alan damga vergisi istisnasının uygulanması mümkün bulunmaktadır.

KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN

Katma Değer Vergisi Kanununun;

– 1/1 maddesinde, ticarî, sınaî, ziraî faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde Türkiye’de yapılan teslim ve hizmetlerin KDV’ye tabi olduğu,

– 4/1 maddesinde, hizmetin, teslim ve teslim sayılan haller ile mal ithalatı dışında kalan işlemler olduğu ve bu işlemlerin; bir şeyi yapmak, işlemek, meydana getirmek, imal etmek, onarmak, temizlemek, muhafaza etmek, hazırlamak, değerlendirmek, kiralamak, bir şeyi yapmamayı taahhüt etmek gibi şekillerde gerçekleşebileceği,

– 20 nci maddesinde, teslim ve hizmet işlemlerinde matrahın, bu işlemlerin karşılığını teşkil eden bedel olduğu, bedel deyiminin ise, malı teslim alan veya kendisine hizmet yapılan veyahut bunlar adına hareket edenlerden bu işlemler karşılığında her ne suretle olursa olsun alınan veya bunlarca borçlanılan para, mal ve diğer suretlerde sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaat, hizmet ve değerler toplamını ifade ettiği,

– 24/c maddesinde, vade farkı, fiyat farkı, faiz, prim gibi çeşitli gelirler ile servis ve benzer adlar altında sağlanan her türlü menfaat, hizmet ve değerlerin KDV matrahına dahil edilmesi gerektiği,

hükme bağlanmıştır.

Buna göre; teslim ve hizmet bedelinden ayrı olarak, pos cihazı ve/veya cep telefonu uygulaması üzerinden ödemesi yapılan bahşişler, herhangi bir teslim ya da hizmet bedeli olarak değerlendirilemeyeceğinden KDV’ye tabi tutulmayacaktır.

Bununla birlikte, alınan bahşiş tutarının yapılan teslim ya da ifa edilen hizmet bedeline eklenmesi halinde, KDV Kanununun 24/c maddesi gereğinde KDV matrahına dahil edilmesi gerektiği tabiidir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.




2025 Yılı Dördüncü Geçici Vergi Döneminde Uygulanacak Yeniden Değerleme Oranı

T.C. HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI Gelir İdaresi Başkanlığı 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu Sirküleri /71 Konusu Geçici Vergi Dönemlerinde Yeniden De…

 

 

2025 Yılı Dördüncü Geçici Vergi Döneminde Uygulanacak Yeniden Değerleme Oranı

T.C.

HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI

Gelir İdaresi Başkanlığı

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu Sirküleri /71

Konusu Geçici Vergi Dönemlerinde Yeniden Değerleme Oranı
Tarihi 20/01/2026
Sayısı KVK-71 / 2026-1 / Yatırım İndirimi – 57
İlgili olduğu maddeler Vergi Usul Kanunu Mükerrer Madde 298

Kurumlar Vergisi Kanunu Madde 32/A

Gelir Vergisi Kanunu Geçici Madde 69

İlgili olduğu kazanç türleri Ticari Kazanç, Zirai Kazanç

213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesinin (B) fıkrasına istinaden 2025 yılı dördüncü geçici vergi döneminde uygulanacak yeniden değerleme oranı % 25,49 (yüzde yirmi beş virgül kırk dokuz ) olarak tespit edilmiştir.

Öte yandan, bu oran 213 sayılı Kanunun mükerrer 298 inci maddesinin (Ç) fıkrası kapsamında 2025 yılı dördüncü geçici vergi döneminde yapılabilecek yeniden değerleme işlemlerinde de kullanılabilecektir.

Duyurulur.

Bekir BAYRAKDAR

Gelir İdaresi Başkanı