Danıştay VDDK’dan Vergi İade Davalarında Faiz, Yargılama Gideri ve Harç Kararı

Dava konusu işlemin iptali ile vergilerin faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istemiyle açılan davalarda dava konusu işlemin iptali ile vergilerin iade edilmesine karar verilmesine karşın davacının faiz talebinin kısmen hukuka aykırı bulunması hâlinde…

02 Mayıs 2026 Tarihli Resmi Gazete

Sayı: 33241

Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulundan:

Esas No : 2025/24

Karar No : 2026/4

ÖZET: Dava konusu işlemin iptali ile vergilerin faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istemiyle açılan davalarda dava konusu işlemin iptali ile vergilerin iade edilmesine karar verilmesine karşın davacının faiz talebinin kısmen hukuka aykırı bulunması hâlinde;

1. Mahkemece faiz talebinin kabul edilmeyen kısmı yönünden davanın kısmen reddine karar verilmesi gerektiği,

2. Mahkemece reddedilen faiz talebi yönünden davacı aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmesi gerektiği,

3. Mahkeme kararının, faiz talebi yönünden davanın kısmen reddine ilişkin hüküm fıkrasına davacı tarafından yöneltilen istinaf isteminin, istinaf merciince reddine karar verilmesi hâlinde, istinaf karar harcına hükmedilmesi gerektiği hakkında.

BÖLGE İDARE MAHKEMESİ KARARLARI ARASINDAKİ AYKIRILIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİ HAKKINDA KARAR

I. AYKIRILIĞIN GİDERİLMESİ

İSTEMİNDE BULUNAN: Bursa Bölge İdare Mahkemesi Başkanlar Kurulu

II. İSTEMİN ÖZETİ: Serbest dolaşıma giriş beyannamelerine konulan ihtirazi kayıtların kabul edilmemesi üzerine tahakkuk ettirilen ilave gümrük vergileri, gümrük vergileri ve katma değer vergilerinin, gümrük tarife istatistik pozisyonu farklılığından kaynaklanan kısımlarına karşı 4458 sayılı Gümrük Kanunu‘nun 242. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca yapılan itirazların reddine dair işlemlerin iptali ve ihtirazi kayda konu edilen vergilerin tahsil tarihinden itibaren hesaplanacak tecil faiziyle birlikte iadesi istemiyle açılan davalarda verilen Bursa Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesinin 23/06/2025 tarih ve E:2025/334, K:2025/485 sayılı kararı ile İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 5. Vergi Dava Dairesinin 14/05/2025 tarih ve E:2025/864, K:2025/1299 sayılı kararı arasındaki aykırılığın, 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun’un 3/C maddesinin (4) numaralı fıkrasının (c) işaretli bendi uyarınca, Bursa Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesinin anılan kararı doğrultusunda giderilmesi, istinaf yoluna başvurma hakkı bulunanın bu yöndeki talebini uygun gören Bursa Bölge İdare Mahkemesi Başkanlar Kurulunun 17/09/2025 tarih ve E:2025/41, K:2025/41 sayılı kararıyla istenmiştir.

III. ÖN İNCELEME:

İşbu dosyadaki aykırılığın giderilmesi istemi ile Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun E:2025/25 sayılı dosyasında yer alan Bursa Bölge İdare Mahkemesi Başkanlar Kurulunun aykırılığın giderilmesi isteminin aynı konuya ilişkin olduğu görüldüğünden, usul ekonomisi gözetilerek söz konusu aykırılığın giderilmesine yönelik istemin ayrıca karşılanmasında hukuki bir yararın bulunmadığına ve bu nedenle anılan dosyanın işbu dosya (E:2025/24) ile birleştirilmesine karar verilmiştir.

IV. AYKIRILIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİNE KONU BÖLGE İDARE MAHKEMESİ KARARLARI:

A. Bursa Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesinin E:2025/334 sayılı dosyasına konu yargılama süreci:

Dava konusu istemin özeti: Serbest dolaşıma giriş beyannamesine konulan ihtirazi kaydın kabul edilmemesi üzerine tahakkuk ettirilen ilave gümrük vergisi, gümrük vergisi ve katma değer vergisinin, gümrük tarife istatistik pozisyonu farklılığından kaynaklanan kısmına karşı 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 242. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca yapılan itirazın reddine dair işlemin iptali ve ihtirazi kayda konu edilen vergilerin tahsil tarihinden itibaren hesaplanacak tecil faiziyle birlikte iadesi istemiyle dava açılmıştır.

Bursa 1. Vergi Mahkemesinin 26/02/2025 tarih ve E:2024/417, K:2025/83 sayılı kararının özeti:

i. Dava konusu işlemin hukuka uygunluğu ve ihtirazi kayda konu edilen vergilerin iadesi istemi yönünden yapılan inceleme:

İhtirazi kayıtla verilen serbest dolaşıma giriş beyannamesine konu eşya davacı tarafından belirtilen pozisyon kapsamında bulunduğundan, dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu nedenle ihtirazi kayda konu edilen vergilerin davacıya iadesi gerekmektedir.

ii. Davacının faiz talebi yönünden yapılan inceleme:

4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 7190 sayılı Kanun ile yeniden düzenlenen 216. maddesinin 7451 sayılı Kanun ile değişik hâli şu şekildedir:

“1. Gümrük vergileri İle bunların ödenmelerine bağlı olarak tahsil edilmiş gecikme faizinin veya gecikme zammının geri verilmesinde, geri vermeye konu fazla tahsilatın yükümlüden kaynaklanması durumunda geri verme başvurusunun yapıldığı tarihten, diğer durumlarda ise tahsilat tarihinden geri verme kararının tebliğ edildiği tarihe kadar geçen süre için geri verilecek tutar üzerinden, aynı dönemde kanuni faiz oranında hesaplanan faiz ödenir.

2. Geri verme kararının tebliğ edildiği tarihten itibaren dört ay içerisinde idarece söz konusu kararın uygulanmaması hâlinde, ilgilinin talebi üzerine, tebliğ tarihinden ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen süre için geri verilecek tutar üzerinden, aynı dönemde kanuni faiz oranında hesaplanan faiz ödenir.”

Davacı tarafından 12/06/2024 tarihli serbest dolaşıma giriş beyannamesine istinaden fazladan ödenen vergilerin tahsil tarihinden itibaren hesaplanacak tecil faiziyle birlikte iadesi istenmiştir. İlgili vergilerin iadesi bakımından uygulanacak faiz türünün, gümrük yükümlülüğünün başladığı beyannamenin tescil tarihi itibarıyla yürürlükte olan mevzuat hükümleri uyarınca belirlenmesi gerekir.

Olayda, serbest dolaşıma giriş beyannamesinin tescil tarihinin, 4458 sayılı Kanun’un 216. maddesinin (1) numaralı fıkrasının 7451 sayılı Kanun ile değişik hâlinin yürürlüğe girdiği 10/04/2023 tarihinden sonra olduğu anlaşıldığından, ilgili vergilerin tahsil tarihinden itibaren hesaplanacak kanuni faiziyle birlikte davacıya iadesi; davacının, kanuni faiz oranını aşan faiz talebinin ise reddi gerekmektedir.

iii. Karar sonucu:

Mahkeme, bu gerekçeyle dava konusu işlemi iptal etmiş, davacıdan tahsil edilen vergilerin tahsil tarihinden itibaren hesaplanacak kanuni faiziyle birlikte iadesine karar vermiş, davacının kanuni faiz oranını aşan faiz talebi yönünden ise davayı reddetmiştir.

Ayrıca Mahkeme, davanın kısmen ret, kısmen kabul ile sonuçlandığını belirterek karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca taraflar lehine vekâlet ücretine hükmetmiş, diğer yargılama giderlerini haklılık durumuna göre taraflara paylaştırmış ve davacı aleyhine karar harcına hükmetmiştir.

Tarafların istinaf istemlerini inceleyen Bursa Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesinin 23/06/2025 tarih ve E:2025/334, K:2025/485 sayılı kararının özeti:

Vergi Dava Dairesi, istinaf istemlerine konu vergi mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu gerekçesiyle istemleri kesin olarak reddetmiştir.

Ayrıca, Vergi Dava Dairesi, davacının istinaf isteminin reddedilmesi nedeniyle davacı aleyhine istinaf karar harcına hükmetmiştir.

B. İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 5. Vergi Dava Dairesinin E:2025/864 sayılı dosyasına konu yargılama süreci:

Dava konusu istemin özeti: Serbest dolaşıma giriş beyannamesine konulan ihtirazi kaydın kabul edilmemesi üzerine tahakkuk ettirilen ilave gümrük vergisi, gümrük vergisi ve katma değer vergisinin, gümrük tarife istatistik pozisyonu farklılığından kaynaklanan kısmına karşı 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 242. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca yapılan itirazın reddine dair işlemin iptali ve ihtirazi kayda konu edilen vergilerin tahsil tarihinden itibaren hesaplanacak tecil faiziyle birlikte iadesi istemiyle dava açılmıştır.

Kocaeli 1. Vergi Mahkemesinin 17/01/2025 tarih ve E:2024/850, K:2025/111 sayılı kararının özeti:

i. Dava konusu işlemin hukuka uygunluğu yönünden yapılan inceleme:

İhtirazi kayıtla verilen serbest dolaşıma giriş beyannamesine konu eşya davacı tarafından belirtilen pozisyon kapsamında bulunduğundan, dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

ii. Davacının tahsil edilen vergilerin faiziyle birlikte iadesi talebi yönünden yapılan inceleme:

Uyuşmazlığın bu yönden çözümü için 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 7190 sayılı Kanun ile yeniden düzenlenen 216. maddesinin 7451 sayılı Kanun ile değişik hâlinin dikkate alınması gerekmektedir.

Olayda, serbest dolaşıma giriş beyannamesinin tescil tarihinin, 4458 sayılı Kanun’un 216. maddesinin (1) numaralı fıkrasının 7451 sayılı Kanun ile değişik hâlinin yürürlüğe (alomaliye.com) girdiği 10/04/2023 tarihinden sonra olduğu anlaşıldığından, ilgili vergilerin tahsil tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun uyarınca hesaplanacak kanuni faiziyle birlikte davacıya iadesi; davacının, kanuni faiz oranını aşan faiz talebinin ise reddi gerekmektedir.

iii. Karar sonucu:

Mahkeme, bu gerekçeyle dava konusu işlemi iptal etmiş, davacıdan tahsil edilen vergilerin tahsil tarihinden itibaren hesaplanacak kanuni faiziyle birlikte iadesine karar vermiş, davacının kanuni faiz oranını aşan faiz talebi yönünden İse davayı reddetmiştir.

Ayrıca Mahkeme, davanın kısmen ret, kısmen kabul ile sonuçlandığını belirterek karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca taraflar lehine vekâlet ücretine hükmetmiş, diğer yargılama giderlerini haklılık durumuna göre taraflara paylaştırmış ve davacı aleyhine karar harcına hükmetmiştir.

Tarafların istinaf istemlerini inceleyen İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 5. Vergi Dava Dairesinin 14/05/2025 tarih ve E:2025/864, K:2025/1299 sayılı kararının özeti:

i. Davalının İstinaf istemi yönünden yapılan inceleme:

Davalı tarafından istinaf dilekçesinde ileri sürülen iddialar, vergi mahkemesi kararının, dava konusu işlemin iptali ile davacıdan tahsil edilen vergilerin tahsil tarihinden itibaren hesaplanacak kanuni faiziyle birlikte iadesine dair hüküm fıkralarının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte bulunmamıştır.

ii. Davacının istinaf istemi yönünden yapılan İnceleme:

Olayda, serbest dolaşıma giriş beyannamesinin tescil tarihinin, 4458 sayılı Kanun’un 216. maddesinin (1) numaralı fıkrasının 7451 sayılı Kanun ile değişik hâlinin yürürlüğe girdiği 10/04/2023 tarihinden sonra olduğu anlaşıldığından ve ilgili vergilerin tahsil tarihinden itibaren hesaplanacak kanuni faiziyle birlikte davacıya iadesi gerektiğinden, davacının kanuni faiz oranını aşan faiz talebi yönünden istinaf isteminin reddi gerekmektedir.

Diğer taraftan, Mahkeme, davanın kısmen ret, kısmen kabul ile sonuçlandığını belirterek haklılık oranına göre davacı aleyhine yargılama giderine ve karar harcına hükmetmiştir. Davacının istemi göz önünde bulundurulduğunda davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığından, feri alacak mahiyetindeki faizin türü yönünden davanın reddedilmiş olması, davacı aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmesi sonucunu doğurmayacaktır. Bu durumda Mahkeme kararının anılan kısmında hukuka uygunluk görülmemiştir.

iii. Karar sonucu:

Vergi Dava Dairesi bu gerekçeyle, davalının istinaf istemini reddetmiş, davacının kanuni faiz oranını aşan faiz talebi yönünden istinaf istemini reddetmiş, davacının istinaf istemini kısmen kabul ederek mahkeme kararının davanın kısmen reddi ile davacı aleyhine hükmedilen vekâlet ücreti ve diğer yargılama giderlerine yönelik hüküm fıkrasını kaldırdıktan sonra davalı idare lehine vekâlet ücreti ve diğer yargılama giderine hükmedilmemesine, mahkemede yapılan yargılama aşamasında doğan yargılama giderinin tamamının davalı idareye yükletilmesine kesin olarak karar vermiştir.

Ayrıca Vergi Dava Dairesi, davacının kanuni faiz oranını aşan faiz talebi yönünden davacının istinaf isteminin reddine karar vermesine rağmen davacı aleyhine istinaf karar harcına hükmetmemiştir.

V. İNCELEME VE GEREKÇE:

A. İLGİLİ MEVZUAT:

1. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Temyiz” başlıklı 46. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi 7524 sayılı Kanun ile yeniden düzenlenmiş ve aynı Kanun ile anılan maddenin birinci fıkrasına (b) bendinden sonra gelmek üzere (c) bendi eklenmiş olup anılan fıkranın bentleri birbirine bağlayan hükmü ile (b) ve (c) bentleri şu şekildedir:

“Danıştay dava dairelerinin nihai karadan ile bölge idare mahkemelerinin aşağıda sayılan davalar hakkında verdikleri kararlar, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştayda, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebilir

b) (İptal bent: Anayasa Mahkemesinin 26/7/2023 tarihli ve E:2023/36 K:2023/142 sayılı Kararı He) (Yeniden Düzenleme:28/7/2024-7524/53 md.) Konusu dokuz yüz yirmi bin Türk lirasını aşan; vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında açılan davalar.

c) (Ek:28/7/2O24-7524/53 md.) Konusu iki yüz yetmiş bin Türk lirasını aşıp dokuz yüz yirmi bin Türk lirasını aşmayan; vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında açılan ve istinaf kanun yolu incelemesinde kaldırma kararı üzerine yeniden karar verilen davalar.”

2. 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 7190 sayılı Kanun ile yeniden düzenlenen 216. maddesinin 10/04/2023 tarihinde yürürlüğe giren 7451 sayılı Kanun ile değişik hâli şu şekildedir:

“1. Gümrük vergileri ile bunların ödenmelerine bağlı olarak tahsil edilmiş gecikme faizinin veya gecikme zammının geri verilmesinde, geri vermeye konu fazla tahsilatın yükümlüden kaynaklanması durumunda geri verme başvurusunun yapıldığı tarihten, diğer durumlarda İse tahsilat tarihinden geri verme kararının tebliğ edildiği tarihe kadar geçen süre için geri verilecek tutar üzerinden, aynı dönemde kanuni faiz oranında hesaplanan faiz ödenir.

2. Geri verme kararının tebliğ edildiği tarihten itibaren dört ay içerisinde idarece söz konusu kararın uygulanmaması hâlinde, ilgilinin talebi üzerine, tebliğ tarihinden ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen süre için geri verilecek tutar üzerinden, aynı dönemde kanuni faiz oranında hesaplanan faiz ödenir.”

3. 2577 sayılı Kanun’un “Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Vergi Usul Kanununun uygulanacağı haller” başlıklı 31. maddesinin (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesinin ilgili kısımları şu şekildedir:

“1. Bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda; … yargılama giderlerimde] … Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygulanır….”

4. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nu yürürlükten kaldıran 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Son Hükümler” başlıklı on ikinci kısmında yer alan “Diğer kanunlardaki yargılama usulü ile ilgili hükümler” başlıklı 447. maddesinin (2) numaralı fıkrası şu şekildedir:

“Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yapılan yollamalar, Hukuk Muhakemeleri Kanununun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır.”

5. 6100 sayılı Kanun’un “Yargılama Giderleri ve Adli Yardım” başlıklı yedinci kısmının “Yargılama Giderleri” başlıklı birinci bölümünde yer alan “Yargılama giderlerinden sorumluluk” başlıklı 326. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şu şekildedir:

“(1) Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir.

(2) Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır.”

6. 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun “Vergi Yargısı Harçları” başlıklı üçüncü kısmının “Harcın Ölçüsü, Ödenmesi ve Geri Verilmesi” başlıklı ikinci bölümünde yer alan “Harç alma ölçüleri” başlıklı 54. maddesi şu şekildedir:

“Vergi yargısı harçları (3) sayılı tarifede yazılı işlemlerden değer ölçüsüne göre nispi esas üzerinden, işlemin nevi ve mahiyetine göre maktu esas üzerinden alınır, “

7. 492 sayılı Harçlar Kanunu’na ekli (3) sayılı Tarife’nin “II- Nispi harçlar” başlıklı kısmı ile “III- Maktu harç” başlıklı kısmının (a) işaretli bentleri şu şekildedir:

“(3) SAYILI TARİFE

Vergi yargısı harçları:

II-Nispi harçlar:

a)Vergi mahkemesine bölge idare mahkemesi kararlarında:

III-Maktu harç:

a) Vergi mahkemesi ve bölge idare mahkemesi kararlarında…”

B. HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

2576 sayılı Bölge idare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun’un 3/C maddesinin (5) numaralı fıkrası uyarınca karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten sonra konu ile İlgili kararlar ve mevzuat incelenerek gereği görüşüldü:

1. Usul yönünden:

2576 sayılı Kanun’un 3/C maddesinin (4) numaralı fıkrasının (c) bendinde, aynı bölge idare mahkemesi dairelerince veya farklı bölge idare mahkemeleri dairelerince verilen kararlar arasındaki aykırılığın veya uyuşmazlığın giderilmesinin istenebilmesi, isteme konu bu kararların kesin nitelikte olması şartına bağlanmıştır.

2576 sayılı Kanun’un 3/C maddesinin (4) numaralı fıkrasının (c) bendi ile kanun koyucunun aykırılığın giderilmesine ilişkin başvuru yolunu ihdas etmekteki amacı gözetildiğinde, istinaf incelemesi sonucunda verilen ve kesin nitelikte olan karar ile temyiz incelemesine tabi olan ve dolayısıyla kesin nitelikte bulunmayan karar arasındaki aykırılığın anılan düzenleme kapsamında giderilmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.

Bu nedenle işbu aykırılığın giderilmesi istemine konu Vergi Dava Daireleri kararlarının temyiz kanun yoluna tabi olup olmadığı ve kesin nitelik taşıyıp taşımadığı hususlarının incelenmesi gerekmektedir.

2577 sayılı Kanun’un ek 1. maddesinin (2) numaralı fıkrasının 04/06/2025 tarihinde yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun ile değişik hâlinde, Kanun’un 46. maddesi uyarınca temyiz yoluna başvurulabilecek kararların belirlenmesinde davanın açıldığı tarihteki parasal sınırın esas alınacağı kurala bağlanmıştır. Aykırılığın giderilmesi istemine konu kararlara ilişkin davalar, 19/08/2024 tarihinde açılmış olup her iki davanın da konusu parasal bir uyuşmazlık içermektedir. Usul kuralları, zaman bakımından “derhal uygulanma ilkesi”ne tabi olduğundan, anılan kuralın yürürlüğe girdiği 04/06/2025 tarihinden önce açılan davalarda verilen kararların Kanun’un 46. maddesi uyarınca temyiz kanun yoluna tabi olup olmadığı noktasında yapılacak belirlemenin, davanın açıldığı tarihte geçerli olan parasal sınıra göre yapılması gerekmektedir.

Diğer taraftan, 2577 sayılı Kanun’un “Temyiz” başlıklı 6545 sayılı Kanun’un 20. maddesi ile değiştirilen 46. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 7524 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki hâlinin, Anayasa Mahkemesinin 13/10/2023 tarih ve 32338 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 26/07/2023 tarih ve E:2023/36, K:2023/142 sayılı kararıyla iptal edilmesi üzerine 2577 sayılı Kanun’un 46. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi 7524 sayılı Kanun ile yeniden düzenlenmiş; aynı Kanun ile anılan maddenin birinci fıkrasına (b) bendinden sonra gelmek üzere (c) bendi eklenmiştir. Anılan kurallar 02/08/2024 tarihinde yürürlüğe girmiş olup şu şekildedir:

“b) Konusu dokuz yüz yirmi bin Türk lirasını aşan; vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında açılan davalar.

c) Konusu iki yüz yetmiş bin Türk lirasını aşıp dokuz yüz yirmi bin Türk lirasını aşmayan; vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında açılan ve istinaf kanun yolu incelemesinde kaldırma karan üzerine yeniden karar verilen davalar.”

Bu kurallara göre davanın açıldığı tarihte geçerli olan temyiz kanun yoluna ilişkin (2024 yılında uygulanan) parasal sınıra göre konusu 920.000 TL’yi aşan; vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında açılan davalar ile konusu 270.000 TL’yi aşıp 920.000 TL’yi aşmayan; vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında açılan ve istinaf kanun yolu incelemesinde kaldırma kararı üzerine yeniden karar verilen davalarda verilen bölge idare mahkemesi kararları temyiz kanun yoluna tabidir ve bu kararlar kesin nitelikte değildir. Dolayısıyla bu kararların aykırılığın giderilmesi istemine konu olmasına hukuken olanak bulunmamaktadır.

Bursa Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesinin 23/06/2025 tarih ve E:2025/334, K:2025/485 sayılı kararına konu dava konusu işleme ilişkin parasal tutar, 425.085,83 TL’dir. Anılan Vergi Dava Dairesince, Vergi Mahkemesince verilen kararın istinaf kanun yolu aşamasında kaldırılmasına karar verilmediğinden ve bu davaya ilişkin uyuşmazlığın parasal tutarı 920.000 TL’yi aşmadığından, anılan kararın, 2577 sayılı Kanun’un 46. maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentlerine göre temyiz kanun yoluna tabi olmadığı, kesin nitelik taşıdığı ve aykırılığın giderilmesi istemine konu olabilecek nitelikte olduğu sonucuna varılmıştır,

İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 5. Vergi Dava Dairesinin 14/05/2025 tarih ve E:2025/864, K:2025/1299 sayılı kararına konu dava konusu işleme İlişkin parasal tutar ise 849.125,61 TL’dir. Uyuşmazlık konusu parasal tutar, 2577 sayılı Kanun’un 46. maddesinin birinci fıkrasına 7524 sayılı Kanun ile eklenen (c) bendinde yer alan parasal tutarlar arasında yer almakla birlikte anılan kararın, temyiz kanun yoluna tabi olabilmesi için”… istinaf kanun yolu incelemesinde kaldırma karan üzerine yeniden karar verilen davalar” şeklinde öngörülen diğer kriteri sağlayıp sağlamadığının da değerlendirilmesi gerekmektedir.

Anılan Vergi Dava Dairesince, Vergi Mahkemesince verilen kararın yargılama giderlerine dair hüküm fıkrasının kaldırılmasına, diğer hüküm fıkraları yönünden istinaf istemlerinin reddine karar verilmiştir. 2577 sayılı Kanun’un 46. maddesinin birinci fıkrasına 7524 sayılı Kanun ile eklenen (c) bendinde yer alan kuralın, istinaf kanun yolu incelemesi sonucunda verilen uyuşmazlığın esasına yönelik kaldırma kararlarına ilişkin olduğu ve yargılama giderleri bakımından verilen kaldırma kararlarını kapsamadığı dikkate alındığında, anılan kararın, 2577 sayılı Kanun’un 46. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine göre temyiz kanun yoluna tabi olmadığı, kesin nitelik taşıdığı ve aykırılığın giderilmesi istemine konu olabilecek nitelikte olduğu sonucuna varılmıştır.

Açıklanan nedenlerle, işbu isteme konu kararlar arasındaki aykırılığın giderilmesi için 2576 sayılı Kanun’da öngörülen şartların gerçekleştiği sonucuna varıldığından, isteme konu kararlar arasındaki aykırılığın giderilmesi gerekmektedir.

Kurul Üyesi Abdurrahman GENÇBAY, Zeynep KENAN, Abdullah AYGÜN, Tekin YALIM ve Yüksel NAVDAR bu görüşe aşağıdaki gerekçeyle katılmamışlardır:

İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 5. Vergi Dava Dairesinin 14/05/2025 tarih ve E:2025/864, K:2025/1299 sayılı kararına konu dava konusu işleme ilişkin parasal tutar, 849.125,61 TL’dir. Bu davada Vergi Dava Dairesince verilen kararın, kaldırmaya ilişkin hüküm fıkrasının, mahkeme kararının davanın reddine dair hüküm fıkrasıyla ilintili olması nedeniyle anılan kararın 2577 sayılı Kanun’un 46. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine göre temyiz kanun yoluna tabi olduğu sonucuna varılmıştır.

Bu durumda, istinaf merciinin kesin nitelikte olan kararı ile temyiz incelemesine tabi olan ve dolayısıyla kesin nitelikte bulunmayan kararı arasında mevcut olduğu belirtilen aykırılığın, 2576 sayılı Kanun’un 3/C maddesinin (4) numaralı fıkrasının (c) bendine göre giderilmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.

Bu nedenle aykırılığın giderilmesi isteminin reddine karar verilmesi gerekmektedir.

2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun 50. maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “Göreve ve usule ait meselelerde azınlıkta kalanlar, işin esası hakkında oylarını kullanmak zorundadırlar.” şeklindeki kural ve Kurulumuzun usule ilişkin meselelerde azınlıkta kalanların diğer usuli meselelerde ve nihai kararda oy kullanacaklarına dair içtihadı uyarınca usuli mesele yönünden karşı oyda kalan Kurul Üyeleri esas yönünden oylamaya katılmıştır.

2. Esas yönünden:

Aykırılığın giderilmesi istemine konu kararlar arasındaki aykırılık, dava konusu işlemin iptali ile vergilerin kanuni faiziyle birlikte iadesine karar verilmesine karşın davacının kanuni faiz oranını aşan faiz talebi yönünden istemin reddedilmesi hâlinde, mahkemece bu istem yönünden davanın kısmen reddine karar verilmesinin gerekip gerekmediği; mahkemece bu istem yönünden davacı aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmesinin gerekip gerekmediği; mahkeme kararının, kanuni faiz oranını aşan faiz talebi yönünden davanın kısmen reddine ilişkin hüküm fıkrasına davacı tarafından yöneltilen istinaf isteminin, istinaf merciince reddine karar verilmesi hâlinde, istinaf karar harcına hükmedilmesinin gerekip gerekmediğine ilişkindir.

a) Dava konusu işlemin iptali ile vergilerin kanuni faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi durumunda mahkemece davacının kanuni faiz oranını aşan faiz talebi yönünden davanın kısmen reddine karar verilmesinin gerekip gerekmediği bakımından oluşan aykırılığın giderilmesi istemi hakkında yapılan hukuki değerlendirme:

Davacılar, hukuka aykırı olduğunu iddia ettikleri işlemlerin iptal edilmesinin yanı sıra ödedikleri vergilerin faiziyle birlikte iadesine hükmedilmesini de isteyebilirler.

Gümrük vergileri ile bunların ödenmelerine bağlı olarak tahsil edilmiş gecikme faizinin veya gecikme zammının geri verilmesinde hesaplanacak faizin türü ve hesaplama yöntemine ilişkin düzenlemelere 4458 sayılı Kanun’un 216. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer verilmiştir.

Davacılar tarafından talep edilen faizin türü anılan yasal düzenleme kapsamında değerlendirilerek bu talebin ilgili Kanun’da öngörülen faiz oranını aşması hâlinde, bu yönden kısmen de olsa davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir.

Bu nedenle işbu isteme konu kararlar arasındaki aykırılığın, dava konusu işlemin iptali ile vergilerin kanuni faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi durumunda mahkemece davacının kanuni faiz oranını aşan faiz talebi yönünden davanın kısmen reddine karar verilmesi gerektiği yönünde giderilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

b) Dava konusu işlemin iptali ile vergilerin kanuni faiziyle birlikte iadesine karar verilmesine karşın davacının kanuni faiz oranını aşan faiz talebi yönünden istemin reddedilmesi hâlinde, mahkemece reddedilen kısım nedeniyle davacı aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmesinin gerekip gerekmediği bakımından oluşan aykırılığın giderilmesi istemi hakkında yapılan hukuki değerlendirme:

Yargılama giderleri genel olarak, yargılama faaliyetinin başlaması, devamı ve sonuçlanması için ödenmesi lazım gelen harç, masraf ve ücretlerin tamamını ifade etmektedir. Yargı mercilerince, yargılama giderlerinin, yargılama sonunda kural olarak aleyhine hüküm kurulan taraftan alınmasına resen karar verilmektedir.

Yargılama sonucunda taraflardan birine yargılama giderlerinin yükletilebilmesi, haksız olarak dava açılmasına ya da hukuka aykın bir işlem yapmak suretiyle karşı tarafın gidere katlanmasına sebebiyet verilmesine bağlıdır. Diğer taraftan, davada iki taraftan her birinin kısmen haksız çıkması durumunda, mahkemece, yargılama giderlerinin tarafların haklılık oranına göre paylaştırılmasına hükmedilecektir.

Faiz istemi yönünden davanın kısmen reddine karar verilmesi hâlinde, davacının kısmen de olsa haksız bir şekilde dava açtığı kabul edilerek 6100 sayılı Kanun’un 326. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca davadaki haklılık oranına göre davacı aleyhine vekâlet ücreti ve diğer yargılama giderlerine hükmedilmesi gerekmektedir.

Bu nedenle işbu isteme konu kararlar arasındaki aykırılığın, dava konusu işlemin iptali ile vergilerin kanuni faiziyle birlikte iadesine karar verilmesine karşın davacının kanuni faiz oranını aşan faiz talebi yönünden istemin reddedilmesi hâlinde, davacı aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmesi gerektiği yönünde giderilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

c) Mahkeme kararının, kanuni faiz oranını aşan faiz talebi yönünden davanın kısmen reddine ilişkin hüküm fıkrasına davacı tarafından yöneltilen istinaf isteminin, istinaf merciince reddine karar verilmesi hâlinde, istinaf karar harcına hükmedilmesinin gerekip gerekmediği yönünden oluşan aykırılığın giderilmesi istemi hakkında yapılan hukuki değerlendirme:

Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümler ile bunlara bağlı zam ve cezalarla ilgili olup vergi mahkemeleri, bölge idare mahkemeleri ve Danıştayın görevi içinde bulunan yargısal nitelikteki işlemler 492 sayılı Kanun’a ekli (3) sayılı Tarife’ye göre harca tabidir. Kanun’a ekli (3) sayılı Tarife’de yer alan kararlarda uyuşmazlık konusu işlemin değer ölçüsüne ve mahiyetine göre nispi veya maktu harca hükmedilecektir.

6100 sayılı Kanun’un 326. maddesi ile 492 sayılı Kanun’a ekli (3) sayılı Tarife hükümleri birlikte dikkate alındığında İstinaf mercilerince davacılar aleyhine istinaf karar harcına hükmedilebilmesi için istinaf kanun yolu aşamasında yapılan yargılama neticesinde verilen nihai kararların davacılar aleyhine bir hüküm içermesi gerekmektedir.

Bir mahkeme kararının, kanuni faiz oranını aşan faiz talebi yönünden davanın kısmen reddine ilişkin hüküm fıkrasına davacı tarafından yöneltilen istinaf isteminin reddedilmesi hâlinde, bu kararın, davacı aleyhine bir hüküm içerdiği açık olduğundan, istinaf merciince verilen bu kararda, davacı aleyhine istinaf karar harcına hükmedilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

Bu nedenle işbu isteme konu kararlar arasındaki aykırılığın, mahkeme kararının, kanuni faiz oranını aşan faiz talebi yönünden davanın kısmen reddine ilişkin hüküm fıkrasına davacı tarafından yöneltilen istinaf isteminin, istinaf merciince reddine karar verilmesi hâlinde, istinaf karar harcına hükmedilmesi gerektiği yönünde giderilmesi gerekmektedir.

VI. SONUÇ:

Açıklanan hukuksal nedenler ve gerekçeyle aykırılığın, dava konusu işlemin iptali ile vergilerin faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istemiyle açılan davalarda dava konusu işlemin iptali ile vergilerin iade edilmesine karar verilmesine karşın davacının faiz talebinin kısmen hukuka aykırı bulunması hâlinde;

1. Mahkemece faiz talebinin kabul edilmeyen kısmı yönünden davanın kısmen reddine karar verilmesi gerektiği yönünde giderilmesine oybirliğiyle,

2. Mahkemece reddedilen faiz talebi yönünden davacı aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmesi gerektiği yönünde giderilmesine oyçokluğuyla,

3. Mahkeme kararının, faiz talebi yönünden davanın kısmen reddine ilişkin hüküm fıkrasına davacı tarafından yöneltilen istinaf isteminin, istinaf merciince reddine karar verilmesi hâlinde, istinaf karar harcına hükmedilmesi gerektiği yönünde giderilmesine oybirliğiyle,

18/02/2026 tarihinde kesin olarak karar verildi.

Esas No: 2025/24
Karar No: 2026/4

XX- KARŞI OY:

Faiz alacağı, asıl alacağa bağlı, ikincil (ferî) nitelikte bulunan bir alacaktır. Asıl alacakla birlikte dava konusu edilmesi hâlinde, asıl alacak hakkında verilecek kararın sonucu, kural olarak, faiz alacağı bakımından verilecek hükmün de sonucunu etkileyecektir.

Bu bakımdan, idari davaya konu bir idari işlemle aralarında maddi veya hukuki yönden bağlılık bulunan ve ferî nitelikte olan faiz istemi hakkında verilecek kararda hükmolunacak yargılama giderlerinin hangi tarafa yükletileceği, dava konusu asıl istem hakkında verilecek kararın sonucu dikkate alınarak belirlenmelidir.

Bu nedenle, bir davacı tarafından, idari işlemin iptali ile idari işlem nedeniyle ödenen vergilerin hesaplanacak faizi ile birlikte iadesine karar verilmesi istemiyle açılan davada, idari işlem yönünden davanın kabulüne karar verilmesi hâlinde, haksız olarak ödendiği iddia edilen vergilerin iadesinde, uygulanması istenen faiz alacağının türü yönünden istemin kısmen reddedilmiş olması, davacı aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmesi sonucunu doğurmayacaktır.

Bu durumda, işbu isteme konu kararlar arasındaki aykırılığın, dava konusu işlemin İptali ile vergilerin kanuni faiziyle birlikte İadesine karar verilmesine karşın davacının kanuni faiz oranını aşan faiz talebi yönünden istemin reddedilmesi hâlinde, davacı aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmemesi gerektiği yönünde giderilmesi gerektiği oyuyla Kurul kararına bu yönden katılmıyoruz.




GVK ve KVK’da Bazı Vergi Oranları Yeniden Düzenlendi

Mevzuatın Adı: 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanununun 22 nci Maddesi ve 89 uncu Maddesi ile 5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 5 inci Maddesi ve 10 un… 

 

 

GVK ve KVK’da Bazı Vergi Oranları Yeniden Düzenlendi

Mevzuatın Adı: 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanununun 22 nci Maddesi ve 89 uncu Maddesi ile 5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 5 inci Maddesi ve 10 uncu Maddesinde Yer Alan Bazı Oranların Yeniden Belirlenmesi Hakkında Karar (Karar Sayısı: 11257)

30 Nisan 2026 Tarihli Resmi Gazete

Sayı: 33239

Cumhurbaşkanı Kararı

Karar Sayısı: 11257

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 22 nci maddesi ve 89 uncu maddesi ile 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 5 inci maddesi ve 10 uncu maddesinde yer alan bazı oranların yeniden belirlenmesi hakkındaki ekli Kararın yürürlüğe konulmasına, anılan Kanunların mezkûr maddeleri gereğince karar verilmiştir.

29 Nisan 2026

Recep Tayyip ERDOĞAN

CUMHURBAŞKANI

29/4/2026 TARİHLİ VE 11257 SAYILI CUMHURBAŞKANI KARARININ EKİ KARAR

MADDE 1– (1) 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 22 nci maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan ödenmiş sermayeye sahip olma oranı, en az %20 olarak belirlenmiştir.

(2) Aynı Kanunun 89 uncu maddesinin birinci fıkrasının (13) numaralı bendi uyarınca uygulanacak indirim oranı, %100 olarak belirlenmiştir.

MADDE 2– (1) 13/6/2006 tarihli ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin üçüncü paragrafı uyarınca uygulanacak istisna oranı, yurt dışı iştirakin ödenmiş sermayesinin en az %20’sine sahip olunması durumunda %80 olarak belirlenmiştir.

(2) Aynı Kanunun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendi uyarınca uygulanacak indirim oranı, %100 olarak belirlenmiştir.

MADDE 3– (1) Bu Karar 1/1/2026 tarihinden itibaren başlayan vergilendirme dönemleri gelir ve kazançlarına uygulanmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 4– (1) Bu Karar hükümlerini Hazine ve Maliye Bakanı yürütür.

 




İşsizlik Sigortası Kanunundaki Devlet Payı Yeniden Belirlendi

Mevzuatın Adı: 4447 Sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun 49 uncu Maddesinde Yer Alan Devlet Payının Yeniden Belirlenmesi Hakkında Karar (Karar Sayısı:… 

 

 

İşsizlik Sigortası Kanunundaki Devlet Payı Yeniden Belirlendi

Mevzuatın Adı: 4447 Sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun 49 uncu Maddesinde Yer Alan Devlet Payının Yeniden Belirlenmesi Hakkında Karar (Karar Sayısı: 11258)

30 Nisan 2026 Tarihli Resmi Gazete

Sayı: 33239

Cumhurbaşkanı Kararı

Karar Sayısı: 11258

4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun 49 uncu maddesinde yer alan Devlet payının yeniden belirlenmesi hakkındaki ekli Kararın yürürlüğe konulmasına, anılan Kanunun mezkûr maddesi gereğince karar verilmiştir.

29 Nisan 2026

Recep Tayyip ERDOĞAN

CUMHURBAŞKANI

29/4/2026 TARİHLİ VE 11258 SAYILI CUMHURBAŞKANI KARARININ EKİ KARAR

MADDE 1- (1) 25/8/1999 tarihli ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca alınacak Devlet payı %0,5 olarak belirlenmiştir.

MADDE 2– (1) Bu Karar yayımı tarihini takip eden ay başında yürürlüğe girer.

MADDE 3– (1) Bu Karar hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.




SGK 48/A Tecil İşlemlerinde 2026 Yetki Tutarları

SGK 48/A Tecil İşlemlerinde 2026 Yetki Tutarları SGK’nın Tecil ve Taksitlendirme İşlemlerinde Tutar Güncellemesi 31.05.2018 tarihli 30437 sayılı… 

 

 

 

SGK 48/A Tecil İşlemlerinde 2026 Yetki Tutarları

SGK 48/A Tecil İşlemlerinde 2026 Yetki Tutarları

SGK’nın Tecil ve Taksitlendirme İşlemlerinde Tutar Güncellemesi

31.05.2018 tarihli 30437 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Alacaklarının 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 48/A Maddesine Göre Tecil Ve Taksitlendirilmesine İlişkin Yönetmeliğin 10 un maddesi değiştirilerek, tecil ve taksitlendirmelerde yetkili olanlar belirlenmiştir. Bu yönetmelik gereği 2026 yılında 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesi kapsamında yapılacak tecil işlemlerinde uygulanacak tecil yetki tutarları ile çok zor durum raporu gerektiren borç hadleri yeniden belirlenmiştir.

Sosyal Güvenlik Kurumu Alacaklarının 6183 Sayılı Kanun’un 48 inci maddesine Göre Tecil ve Taksitlendirilmesinin Usul ve Esaslarının “Tecil yetki tutarları” başlıklı 4 üncü maddesinde “Söz konusu yetki tutarları, her yıl yeniden değerleme oranı kadar artırılır ve çıkan rakamda milyon basamağından sonraki rakamlar en yakın milyon basamağına yuvarlanır. Bu şekilde belirlenen yetki tutarları, takip eden takvim yılı başından itibaren geçerli olmak üzere Sigorta Primleri Genel Müdürlüğü tarafından duyurulur.” ve “Çok zor durum incelemesi ve tecil süresi” başlıklı 5 inci maddesinde “Bu fıkrada belirtilen tutar, her yıl yeniden değerleme oranı kadar artırılır ve çıkan rakamda milyon basamağından sonraki rakamlar en yakın milyon basamağına yuvarlanır. Bu şekilde belirlenen tutarlar, Sigorta Primleri Genel Müdürlüğü tarafından duyurulur.” düzenlemeleri yer almaktadır.

Söz konusu düzenleme gereğince, 2026 yılında 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesi kapsamında yapılacak tecil işlemlerinde uygulanacak tecil yetki tutarları ile çok zor durum raporu gerektiren borç haddi yeniden belirlenmiş olup aşağıda maddeler halinde açıklanmıştır.

a) Tecil Yetki Tutarları

Alacak tutarına göre tecil yetkisi aşağıdaki gibi olacaktır;

1) 63.000.001 TL ve üzerindeki alacaklar için SGK Kurum Yönetim Kurulu,

2) 50.000.001 – 63.000.000 TL arası alacaklar için SGK Kurum Başkanı,

3) 38.000.001 – 50.000.000 TL arası alacaklar için Sigorta Primleri Genel Müdürü,

 

4) 25.000.001 – 38.000.000 TL arası alacaklar için SGK İcra Daire Başkanı,

5) İstanbul, Ankara ve İzmir illerinde 18.000.001- 36.000.000 TL (dâhil) arası alacaklar için

sosyal güvenlik il müdürleri, 18.000.000 TL ve altındaki alacaklar için ise icra takip işlemlerinin yürütüldüğü sosyal güvenlik merkez müdürleri,

6) Diğer büyükşehirlerde 15.000.001 – 29.000.000 TL (dâhil) arası alacaklar için sosyal güvenlik il müdürleri, 15.000.000 TL ve altındaki alacaklar için ise icra takip işlemlerinin yürütüldüğü sosyal güvenlik merkez müdürleri,

7) Büyükşehir olmayan illerde 13.000.001 – 25.000.000 TL (dâhil) arası alacaklar için sosyal güvenlik il müdürleri, 13.000.000 TL ve altındaki alacaklar için ise icra takip işlemlerinin yürütüldüğü sosyal güvenlik merkez müdürleri,

Yetkilidir.

b) Çok zor durum raporu gerektiren borç haddi olan 700.000 TL tutarı 900.000 TL olarak yeniden belirlenmiştir.

Kaynak: TÜRMOB



Taşınmaz Ticareti Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik

29 Nisan 2026 Tarihli Resmi Gazete Sayı: 33238 Ticaret Bakanlığından: MADDE 1- 5/6/2018 tarihli ve 30442 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Taşınmaz Ti..

 

 

 

Taşınmaz Ticareti Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik

 

29 Nisan 2026 Tarihli Resmi Gazete

Sayı: 33238

Ticaret Bakanlığından:

MADDE 1- 5/6/2018 tarihli ve 30442 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Taşınmaz Ticareti Hakkında Yönetmeliğin 2 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “verilmesi,” ibaresinden sonra gelmek üzere “tadili,” ibaresi ve “yükümlülükleri,” ibaresinden sonra gelmek üzere “ödeme sisteminin kurulması, işletilmesi ve taşınmaz satışında ödeme sisteminin gerçek ve tüzel kişiler tarafından kullanılmasına ilişkin usul ve esasları,” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 2- Aynı Yönetmeliğin 5 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “verilir,” ibaresinden sonra gelmek üzere “tadil edilir,” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 3- Aynı Yönetmeliğin 8 inci maddesi başlığı ile birlikte aşağıda şekilde değiştirilmiştir.

“Yetki belgesinin tadili ve yenilenmesi

MADDE 8- (1) Yetki belgesi, ticaret ünvanı veya işletme adı değişikliği hariç olmak üzere, içeriğindeki bilgilerden herhangi birinde değişiklik olması durumunda tadil edilir. Ticaret ünvanı veya işletme adının değişmesi durumunda yetki belgesi yenilenir.

(2) Tadil ve yenileme başvurusu, değişikliğin gerçekleştiği tarihten itibaren on gün içinde Bilgi Sistemi üzerinden yapılır ve il müdürlüğünce başvuru tarihinden itibaren on gün içinde sonuçlandırılır.

(3) İşletme adresinin değişmesi nedeniyle yetki belgesinin tadili veya ticaret ünvanının veya işletme adının değişmesi nedeniyle yetki belgesinin yenilenmesi durumunda, yetki belgesinin tadil edildiği veya yenilendiği tarihten itibaren on gün içinde, o işletmenin sözleşmeli işletmelerinin yetki belgeleri de herhangi bir başvuruya gerek olmaksızın tadil edilir veya yenilenir.”

MADDE 4- Aynı Yönetmeliğin 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan “içinde” ibarelerinden sonra gelmek üzere “tadil veya” ibareleri eklenmiştir.

MADDE 5- Aynı Yönetmeliğe aşağıdaki ek madde eklenmiştir.

“Ödeme sistemi

EK MADDE 1- (1) İşletmelerin ve diğer gerçek veya tüzel kişilerin taşınmaz satışlarında ödemenin bir kısmının veya tamamının nakit, havale, elektronik fon transferi veya Bakanlıkça belirlenen diğer ödeme yöntemleriyle yapılması halinde taşınmaz satış bedeli, taşınmaz mülkiyeti ile satış bedelinin eş zamanlı el değiştirmesini sağlayacak şekilde oluşturulan ödeme sistemi üzerinden ödenir.

(2) Taşınmaz satış bedelinin bir kısmının veya tamamının 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununda tanımlanan banka veya 21/11/2012 tarihli ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanununda tanımlanan finansman ve tasarruf finansman şirketleri tarafından kredilendirilmesi halinde kredi tutarı haricindeki ödemeler için ödeme sistemi kullanılır.

(3) Ödeme sistemi üzerinden yapılan her işlemde kullanım bedeli alınır. Kullanım bedeli satıcıya aktarılan taşınmaz satış bedelinden mahsup edilir.

(4) Ödeme sistemine ilişkin her türlü iş ve işlemin takibi, teknik sorunların tespiti ve çözüm önerilerinin geliştirilmesi amacıyla Bakanlık ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının ilgili birim temsilcilerinden oluşan bir komisyon oluşturulur.

(5) Ödeme sisteminin kurulmasına ve işletilmesine, sisteme dahil olmayacak taşınmaz satışlarına, verilen hizmetler karşılığında alınacak kullanım bedeli ile bu bedelin paylaşımına ve dördüncü fıkrada belirtilen komisyonun kuruluşuna, çalışmasına, görev ve sorumluluklarına ilişkin usul ve esaslar Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının görüşü alınarak Bakanlık tarafından belirlenir ve Bakanlığın resmî internet sayfasında duyurulur.”

MADDE 6- Aynı Yönetmeliğin geçici 1 inci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“(10) 1/7/2026 tarihine kadar yapılacak taşınmaz satışlarında ek 1 inci maddede belirtilen ödeme sisteminin kullanılması zorunlu değildir. Bakanlık bu tarihi üç aya kadar uzatmaya yetkilidir.”

MADDE 7- Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 8- Bu Yönetmelik hükümlerini Ticaret Bakanı yürütür.




Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik

29 Nisan 2026 Tarihli Resmi Gazete Sayı: 33238 Ticaret Bakanlığından: MADDE 1- 27/8/2024 tarihli ve 32645 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Motorlu Ka…

 

 

 

Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik

 

29 Nisan 2026 Tarihli Resmi Gazete

Sayı: 33238

Ticaret Bakanlığından:

MADDE 1- 27/8/2024 tarihli ve 32645 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmeliğin 2 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “verilmesi,” ibaresinden sonra gelmek üzere “tadili,” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 2- Aynı Yönetmeliğin 5 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “verilir,” ibaresinden sonra gelmek üzere “tadil edilir,” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 3- Aynı Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinin (2) numaralı alt bendinde yer alan “lise” ibaresi “ilköğretim” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 4- Aynı Yönetmeliğin 8 inci maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Yetki belgesinin tadili ve yenilenmesi

MADDE 8- (1) Yetki belgesi, ticaret ünvanı veya işletme adı değişikliği hariç olmak üzere, içeriğindeki bilgilerden herhangi birinde değişiklik olması durumunda tadil edilir. Ticaret ünvanı veya işletme adının değişmesi durumunda yetki belgesi yenilenir. Tadil ve yenileme başvurusu, değişikliğin gerçekleştiği tarihten itibaren otuz gün içinde Bilgi Sistemi üzerinden yapılır ve il müdürlüğünce başvuru tarihinden itibaren on gün içinde sonuçlandırılır.”

MADDE 5- Aynı Yönetmeliğin 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan “içinde” ibarelerinden sonra gelmek üzere “tadil veya” ibareleri eklenmiştir.

MADDE 6- Aynı Yönetmeliğin geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.

MADDE 7- Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 8- Bu Yönetmelik hükümlerini Ticaret Bakanı yürütür.

 




Kuyum Ticareti Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik

29 Nisan 2026 Tarihli Resmi Gazete Sayı: 33238 Ticaret Bakanlığından: MADDE 1- 14/4/2021 tarihli ve 31454 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kuyum Tica…

 

 

Kuyum Ticareti Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik

29 Nisan 2026 Tarihli Resmi Gazete

Sayı: 33238

Ticaret Bakanlığından:

MADDE 1- 14/4/2021 tarihli ve 31454 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kuyum Ticareti Hakkında Yönetmeliğin 2 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “verilmesi,” ibaresinden sonra gelmek üzere “tadili,” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 2- Aynı Yönetmeliğin 5 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “verilir,” ibaresinden sonra gelmek üzere “tadil edilir,” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 3- Aynı Yönetmeliğin 8 inci maddesi başlığı ile birlikte aşağıda şekilde değiştirilmiştir.

“Yetki belgesinin tadili ve yenilenmesi

MADDE 8- (1) Yetki belgesi, ticaret ünvanı veya işletme adı değişikliği hariç olmak üzere, içeriğindeki bilgilerden herhangi birinde değişiklik olması durumunda tadil edilir. Ticaret ünvanı veya işletme adının değişmesi durumunda yetki belgesi yenilenir.

(2) Tadil ve yenileme başvurusu, değişikliğin gerçekleştiği tarihten itibaren on gün içinde Bilgi Sistemi üzerinden yapılır ve il müdürlüğünce başvuru tarihinden itibaren on gün içinde sonuçlandırılır.”

MADDE 4- Aynı Yönetmeliğin 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan “içinde” ibarelerinden sonra gelmek üzere “tadil veya” ibareleri eklenmiştir.

MADDE 5- Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 6- Bu Yönetmelik hükümlerini Ticaret Bakanı yürütür.




SGK’dan GES ve RES İnşaatlarında Asgari İşçilik Uygulamasına İlişkin Genel Yazı

T.C. SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI Sigorta Primleri Genel Müdürlüğü Sayı : E-66454725-206.05.02-139219762 Konu: Güneş ve Rüzgâr Enerjisi Santrali… 

 

 

SGK’dan GES ve RES İnşaatlarında Asgari İşçilik Uygulamasına İlişkin Genel Yazı

SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

Sigorta Primleri Genel Müdürlüğü

Sayı : E-66454725-206.05.02-139219762

Konu: Güneş ve Rüzgâr Enerjisi Santrali İnşaatlarında Asgari İşçilik Uygulaması

Tarih: 20.04.2026

GENEL YAZI

1-GİRİŞ

Bilindiği üzere, 5510 sayılı Kanun‘un 85’inci maddesinin ikinci fıkrası, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği‘nin (SSİY) 110, 111 ve 112’nci maddeleri ile 2011/13 sayılı Genelge‘de yer alan usul ve esaslar çerçevesinde; kamu idareleri, döner sermayeli kuruluşlar, kanunla kurulan kurum ve kuruluşlar ile bankalar tarafından ihale mevzuatına göre yaptırılan işler ile özel nitelikteki inşaat işlerinde yeterli işçilik bildirilip bildirilmediğinin Kurumca araştırılması gerekmektedir.

Bu kapsamda, özel nitelikteki inşaat işlerine ilişkin asgari işçilik araştırmalarının, ruhsat vermeye yetkili idarelerce düzenlenen yapı ruhsatlarında yer alan toplam yapı inşaat alanı ile yapı sınıf ve grubu üzerinden ünitece sonuçlandırılması esastır.

Ancak, Güneş Enerjisi Santrali (GES) ve Rüzgâr Enerjisi Santrali (RES) inşaatlarının kendine özgü teknik yapısı nedeniyle, imar mevzuatında bu yapılar için uzun süre belirgin ve standart bir “yapı inşaat alanı” tanımının bulunmaması, ruhsatta yer alan bilgilerin Kurumumuz işlemlerine doğrudan esas alınmasına engel teşkil etmiş ve asgari işçilik hesabına esas maliyetin Sosyal Güvenlik Denetmenlerince yapılacak inceleme yoluyla tespit edilmesini zorunlu kılmıştır.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği’nin 5’inci maddesinde yapılan düzenlemeler uyarınca, söz konusu tesislerin yapı inşaat alanı hesaplamaları, tereddüde yer bırakmayacak şekilde nesnel ve standart bir yönteme bağlanmıştır. Bu kapsamda anılan Yönetmeliğin 5’inci maddesine;

– GES Yapıları Bakımından: 12.05.2023 tarihli ve 32188 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan değişiklikle eklenen otuz birinci fıkrada, “Güneş kaynaklı yenilenebilir enerji sistemlerinin yapı inşaat alan hesabında, fotovoltaik panelleri taşımak amacıyla yapılan çerçeve/konstrüksiyon imalatının dış ölçüleri içinde kalan alanın yatay izdüşümü dikkate alınır.

– RES Yapıları Bakımından: 11.03.2025 tarihli ve 32838 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan değişiklikle eklenen otuz üçüncü fıkrada, “Rüzgâr kaynaklı yenilenebilir enerji sistemlerinin yapı inşaat alan hesabında; rüzgâr türbinlerinin tabi veya tesviye edilmiş zemin altı dâhil temel alanı ile kulenin yüzey alanı toplamı dikkate alınır.

hükümlerine yer verilmiştir.

İmar mevzuatında yapılan söz konusu düzenlemelerle güneş ve rüzgâr kaynaklı yenilenebilir enerji sistemlerinin yapı inşaat alanının hesaplanmasına ilişkin usul ve esaslar netleşmiş; bu durum, asgari işçilik araştırmalarında yapı ruhsatında yer alan toplam yapı inşaat alanı ile yapı sınıf ve grubu bilgilerinin doğrudan esas alınmasına imkân sağlamıştır.

Bu nedenle, söz konusu özel nitelikteki inşaat işlerinde yapılacak asgari işçilik işlemlerinde, SSİY’nin 111’inci maddesinde öngörüldüğü üzere doğrudan ruhsat verilerinin esas alınması yöntemine dönülmesinin, gereksiz emek ve zaman kaybının önüne geçilerek Kurum kaynaklarının daha etkin kullanılması bakımından gerekli olduğu değerlendirilmiştir. Nitekim, Genel Müdürlüğümüze intikal eden talimat talepleri bu esaslar doğrultusunda sonuçlandırılmaktadır. Ayrıca, uygulama birliğinin sağlanması amacıyla Asgari İşçilik Daire Başkanlığınca video konferans yoluyla düzenlenen eğitimlerde, ruhsat verilerinin doğrudan esas alınmasına yönelik usul ve esaslar hakkında taşra teşkilatında görevli personele bilgilendirme yapılmıştır.

Buna rağmen, uygulamada halen;

– Asgari işçilik hesaplamalarında yapı ruhsatı verilerinin esas alınması yönteminde uygulama birliğinin sağlanamadığı,

– Yalnızca şalt sahası, trafo binası, idari bina, bekçi kulübesi ve zemin işleri gibi sınırlı alanlar dikkate alınarak işlem tesis edilmeye devam edildiği,

– Somut olayın özellikleri dikkate alınmaksızın, yersiz şekilde maliyet tespiti amacıyla denetime sevk işlemi yapıldığı,

– Asgari işçilik hesabında esas alınan yüzölçümü ile yapı ruhsatında yer alan toplam yapı inşaat alanı bilgilerinin uyumsuzluğu nedeniyle düzenlenen ilişiksizlik belgelerinin, işverenlerin yapı kullanma izin belgesi alma süreçlerinde sorunlara yol açtığı,

tespit edilmiştir.

Bu itibarla; söz konusu aksaklıklarının giderilmesi, imar mevzuatında yapı inşaat alanı tanımlarına ilişkin yapılan düzenlemelerin asgari işçilik araştırma süreçlerinde eksiksiz şekilde uygulanmasının sağlanması amacıyla, özel nitelikteki GES ve RES inşaatlarına ilişkin asgari işçilik araştırma işlemlerinde Sosyal Güvenlik İl Müdürlüklerince/Sosyal Güvenlik Merkezlerince bu Genel Yazı’da belirtilen usul ve esaslar doğrultusunda işlem tesis edilmesi gerekmektedir.

2- GES VE RES İNŞAATLARINDA ASGARİ İŞÇİLİK UYGULAMA ESASLARI

Bu Genel Yazı’da yer verilen düzenlemeler, lisanslı veya lisanssız ayrımı gözetilmeksizin sadece özel nitelikteki GES ve RES inşaat işlerini kapsamakta olup kamu idareleri, döner sermayeli kuruluşlar, kanunla kurulan kurum ve kuruluşlar ile bankalar tarafından ihale mevzuatına göre yaptırılan GES ve RES inşaatları bu Genel Yazı’nın kapsamı dışındadır.

Kapsama giren özel nitelikteki GES ve RES inşaatlarına ilişkin asgari işçilik araştırmaları, yapı ruhsatının düzenlendiği tarih ile asgari işçilik hesabında aranacak veri mevcudiyeti dikkate alınarak aşağıda belirtilen koşullar çerçevesinde yürütülecektir.

2.1- Yapı Ruhsatı Verileri Esas Alınmak Suretiyle Maliyet Tespiti

GES inşaatları için 12.05.2023 tarihinden itibaren, RES inşaatları için 11.03.2025 tarihinden itibaren (ancak her hâlükârda inşaat fiilen tamamlanmadan önce) düzenlenmiş olmak kaydıyla; inşaata başlanmadan evvel veya ruhsatsız başlanmış olmakla birlikte inşaatın devamı esnasında alınan ilk yapı ruhsatları ile inşaatın devamı esnasında alınan yenileme ya da tadilat ruhsatları kapsamında yürütülerek tamamlanan inşaat işlerinde, söz konusu ruhsatlarda yer alan toplam yapı inşaat alanının, imar mevzuatındaki yeni alan tanımları ve hesaplama usullerine uygun olduğu kabul edilecektir.

Belirtilen tarih koşulunu sağlayan (ilk veya yenileme/tadilat ruhsatlı) işlere ait asgari işçilik araştırma işlemleri, maliyet tespiti amacıyla Sosyal Güvenlik Denetmenlerine sevk edilmeksizin, geçerli ruhsatta kayıtlı toplam yapı inşaat alanı ile yapı sınıf ve grubu esas alınmak suretiyle ünitece sonuçlandırılacaktır.

Örnek 1– 10.08.2023 tarihinde yapı ruhsatı düzenlenen, 20.08.2023 tarihinde yapımına başlanan ve 15.04.2024 tarihinde tamamlanan GES inşaatına ait ruhsatta, toplam yapı inşaat alanının 15.000 m² (fotovoltaik panelleri taşıyan konstrüksiyon izdüşüm alanı, trafo ve idari bina dâhil) olarak belirtildiği varsayıldığında;

Yapı ruhsatının GES inşaatları için öngörülen 12.05.2023 tarihinden sonra (10.08.2023 tarihinde) düzenlenmiş bulunması nedeniyle, asgari işçilik araştırma işlemi, 15.000 m²’lik toplam yapı inşaat alanı ile ruhsatta kayıtlı yapı sınıf ve grubu esas alınarak ünitece sonuçlandırılacaktır.

Örnek 2– 20.04.2025 tarihinde yapı ruhsatı düzenlenen, 01.05.2025 tarihinde yapımına başlanan ve 10.12.2025 tarihinde tamamlanan RES inşaatına ait ruhsatta, toplam yapı inşaat alanının 4.500 m² (4.400 m² RES türbin inşaat alanı, 100 m² şalt sahası) olarak belirtildiği varsayıldığında;

Yapı ruhsatının RES inşaatları için öngörülen 11.03.2025 tarihinden sonra (20.04.2025 tarihinde) düzenlenmiş olması nedeniyle, asgari işçilik araştırma işlemi, 4.500 m²’lik toplam yapı inşaat alanı ile ruhsatta kayıtlı yapı sınıf ve grubu esas alınarak ünitece sonuçlandırılacaktır.

Örnek 3– Yapımına 15.02.2024 tarihinde başlanan, inşaata başlandıktan üç ay sonra 15.05.2024 tarihinde yapı ruhsatı düzenlenen ve 20.08.2025 tarihinde tamamlanan GES inşaatına ait ruhsatta, toplam yapı inşaat alanının 20.000 m² (19.885 m² fotovoltaik panelleri taşıyan konstrüksiyon izdüşüm alanı, 55 m² idari bina, 45 m² trafo binası ve 15 m² bekçi kulübesi) olarak belirtildiği varsayıldığında;

Asgari işçilik hesaplamalarında tesisin teknik bütünlüğü esas olduğundan, araştırmanın yalnızca idari bina, trafo ve bekçi kulübesinden oluşan 115 m²’lik sınırlı alan üzerinden yürütülmesi yönündeki talepler kabul edilmeyecektir. Yapı ruhsatının 12.05.2023 tarihinden sonra (15.05.2024 tarihinde) düzenlenmiş olması nedeniyle, araştırma işlemi, 20.000 m²’lik toplam alan ile ruhsatta kayıtlı yapı sınıf ve grubu üzerinden ünitece sonuçlandırılacaktır.

Örnek 4– 10.01.2022 tarihinde ilk yapı ruhsatı düzenlenen ve 15.03.2022 tarihinde yapımına başlanan GES inşaatına ait ilk ruhsatta, toplam yapı inşaat alanının 400 m² olarak belirtildiği, inşaat devam ederken 25.08.2023 tarihinde alınan tadilat ruhsatı ile toplam yapı inşaat alanının 36.000 m² olarak güncellendiği ve inşaatın 30.11.2023 tarihinde tamamlandığı varsayıldığında;

Tesisin teknik verilerini imar mevzuatındaki yeni alan tanımlarına uyumlu hale getiren tadilat ruhsatının, GES inşaatları için öngörülen 12.05.2023 tarihinden sonra (25.08.2023 tarihinde) ve inşaatın fiilen tamamlandığı tarihten önce (30.11.2023) düzenlenmiş olması nedeniyle, ilk ruhsatın düzenlenme tarihine bakılmaksızın söz konusu tadilat ruhsatı dikkate alınarak işlem yapılacaktır. Bu doğrultuda asgari işçilik araştırma işlemi, maliyet tespiti amacıyla denetim birimine sevk işlemi yapılmaksızın; 36.000 m²’lik toplam yapı inşaat alanı ile tadilat ruhsatında kayıtlı yapı sınıf ve grubu esas alınmak suretiyle ünitece sonuçlandırılacaktır.

2.2- Denetim Marifetiyle Yapılacak Maliyet Tespiti

GES inşaatları için 12.05.2023, RES inşaatları için 11.03.2025 tarihlerinden önce düzenlenmiş ilk yapı ruhsatları kapsamında yürütülen ve inşaatın devamı esnasında imar mevzuatındaki yeni alan tanımlarına uygun (bu tarihler ve sonrasında düzenlenmiş) geçerli bir yenileme veya tadilat ruhsatı alınmayan inşaatlara ait dosyalar, doğrudan ünitece sonuçlandırılamayacağından, inşaat maliyetinin tespiti amacıyla Sosyal Güvenlik Denetmenlerine sevk edilecektir.

Söz konusu denetimler neticesinde düzenlenecek raporlarda, mevcut ruhsatta yer alan eksik veya sınırlı alan verilerine bağlı kalınmaksızın, asgari işçilik hesabına esas maliyet bedeli tesisin teknik bütünlüğü dikkate alınarak tespit edilecektir.

Örnek 5– 01.03.2022 tarihinde yapı ruhsatı düzenlenen ve 10.04.2022 tarihinde yapımına başlanan GES inşaatında, inşaat süresince herhangi bir tadilat ruhsatı alınmadığı ve inşaatın 15.08.2024 tarihinde tamamlandığı varsayıldığında;

Yapı ruhsatının GES inşaatları için öngörülen 12.05.2023 tarihinden önce (01.03.2022 tarihinde) düzenlenmesi ve inşaat süresince yeni alan tanımlarına uygun bir tadilat ruhsatı alınmaması nedeniyle, dosya, maliyet tespiti amacıyla Sosyal Güvenlik Denetmenlerine sevk edilecektir.

Örnek 6– 05.01.2024 tarihinde yapı ruhsatı düzenlenen, 15.01.2024 tarihinde yapımına başlanan ve 20.10.2025 tarihinde tamamlanan RES inşaatına ait ruhsatta, alan bilgisinin sadece türbin temel alanı, şalt sahası ve bekçi kulübesi olmak üzere toplam 550 m² olarak sınırlı şekilde gösterildiği varsayıldığında;

İşverenin asgari işçilik hesaplamasının sadece bu sınırlı alanlar üzerinden yapılması yönündeki talebi reddedilecek olup, yapı ruhsatının RES inşaatları için öngörülen 11.03.2025 tarihinden önce (05.01.2024 tarihinde) düzenlenmiş olması nedeniyle, dosya, maliyet tespiti amacıyla Sosyal Güvenlik Denetmenlerine sevk edilecektir.

2.3- Yapımı Tamamlandıktan Sonra Ruhsatlandırılan GES ve RES İnşaatları

Yapı ruhsatı bulunmaksızın yapımı tamamlanan, ancak daha sonra ilgili idarelerce ruhsatlandırılan GES ve RES inşaatlarında, asgari işçilik araştırmasının ünitece yapılabilmesi için;

-Yapı ruhsatının GES inşaatları için 12.05.2023, RES inşaatları için 11.03.2025 tarihleri ve sonrasında düzenlenmiş olması,

-Asgari işçilik hesabında esas alınacak yıl için ilgili yapı sınıf ve grubuna ait yapı yaklaşık birim maliyet bedelinin yayımlanmış olması,

koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.

Bu iki koşulun birlikte sağlanması halinde araştırma işlemi, ruhsatın inşaatın tamamlandığı tarihten sonra alındığı üzerinde durulmaksızın ruhsatta kayıtlı toplam yapı inşaat alanı ile yapı sınıf ve grubu esas alınmak suretiyle ünitece sonuçlandırılır. Koşullardan herhangi birinin veya her ikisinin birlikte sağlanmaması durumunda ise asgari işçilik araştırmasına esas maliyet tespiti Sosyal Güvenlik Denetmenleri marifetiyle yapılır.

Örnek 7– 15.03.2024 tarihinde yapımına başlanıp 30.04.2025 tarihinde tamamlanan GES inşaatına ilişkin yapı ruhsatının 19.02.2026 tarihinde düzenlendiği ve ruhsatta yapı sınıf ve grubunun I-D olarak belirtildiği varsayıldığında;

Yapı ruhsatı GES inşaatları için öngörülen 12.05.2023 tarihinden sonra (19.02.2026 tarihinde) düzenlenerek birinci koşul sağlanmış olsa da, esas alınacak 2024 yılı Tebliğinde I-D yapı sınıf ve grubu için yayımlanmış bir maliyet bedelinin bulunmaması (ikinci koşulun gerçekleşmemesi) nedeniyle, dosya maliyet tespiti amacıyla Sosyal Güvenlik Denetmenlerine sevk edilecektir.

Örnek 8– 10.11.2023 tarihinde yapımına başlanıp 16.12.2024 tarihinde tamamlanan RES inşaatına ilişkin yapı ruhsatının, inşaat bittikten sonra 20.05.2025 tarihinde düzenlendiği ve ruhsatta yapı sınıf ve grubunun V-E olarak belirtildiği varsayıldığında;

Yapı ruhsatı RES inşaatları için öngörülen 11.03.2025 tarihinden sonra (20.05.2025 tarihinde) düzenlenerek birinci koşul sağlanmış olsa da, esas alınacak 2023 yılı Tebliğinde V-E yapı sınıf ve grubu için yayımlanmış bir maliyet bedeli bulunmaması (ikinci koşulun gerçekleşmemesi) nedeniyle, dosya maliyet tespiti amacıyla Sosyal Güvenlik Denetmenlerine sevk edilecektir.

Örnek 9– 02.12.2022 tarihinde yapımına başlanıp 18.10.2023 tarihinde tamamlanan GES inşaatına ilişkin yapı ruhsatının 05.04.2024 tarihinde düzenlendiği ve ruhsatta yapı sınıf ve grubunun II-C olarak belirtildiği varsayıldığında;

Yapı ruhsatı GES inşaatları için öngörülen 12.05.2023 tarihinden sonra (05.04.2024 tarihinde) düzenlenerek birinci koşul, esas alınacak 2022 yılı Tebliğinde II-C yapı sınıf ve grubu için yayımlanmış bir maliyet bedelinin bulunmasıyla da ikinci koşul sağlandığından (her iki koşul da gerçekleştiğinden), araştırma işlemi, ruhsatta kayıtlı toplam yapı inşaat alanı ile yapı sınıf ve grubu esas alınarak ünitece sonuçlandırılacaktır.

Örnek 10– 01.10.2024 tarihinde yapımına başlanıp 04.02.2026 tarihinde tamamlanan bir RES inşaatına ilişkin yapı ruhsatının 18.03.2026 tarihinde düzenlendiği ve ruhsatta yapı sınıf ve grubunun V-E olarak belirtildiği varsayıldığında;

Yapı ruhsatı RES inşaatları için öngörülen 11.03.2025 tarihinden sonra (18.03.2026 tarihinde) düzenlenerek birinci koşul, esas alınacak 2025 yılı Tebliğinde V-E yapı sınıf ve grubu için yayımlanmış bir maliyet bedelinin bulunmasıyla da ikinci koşul sağlandığından (her iki koşul da gerçekleştiğinden), araştırma işlemi, ruhsatta kayıtlı toplam yapı inşaat alanı ile yapı sınıf ve grubu esas alınarak ünitece sonuçlandırılacaktır.

2.4- Araştırma ve İlişiksizlik Belgesi Düzenleme Süreçlerinde Ortak Esaslar

Asgari işçilik maliyet tespitinin doğrudan ruhsat üzerinden veya denetim incelemesi sonucunda yapıldığına bakılmaksızın, kapsama giren tüm dosyaların ünitece yürütülecek araştırma ve ilişiksizlik belgesi düzenleme süreçlerinde uygulama birliğinin tesis edilmesi amacıyla;

-Tesisin teknik bütünlüğü esas olduğundan hesaplama ve belge düzenleme süreçlerinde yalnızca sınırlı alanlar (şalt sahası, trafo binası, idari bina, bekçi kulübesi, zemin işleri gibi) dikkate alınarak maliyet bedelinin eksik hesaplanmasına sebebiyet verecek şekilde parçalı işlem tesis edilmeyecektir.

-Sözleşme bedeli ile mukayese işleminde, ruhsat verilerine dayalı maliyet tespit usulü gereği ünitece hesaplanan veya Sosyal Güvenlik Denetmenlerince düzenlenen raporla tespit edilen maliyet bedeli, 2011/13 sayılı Genelge’nin 9.20 numaralı bölümü uyarınca (varsa) sözleşme bedeli ile mukayese edilecek ve yüksek olan tutar araştırmaya esas maliyet bedeli olarak dikkate alınacaktır.

-Düzenlenecek ilişiksizlik belgelerinde yer alan yüzölçümü bilgisi, yapı ruhsatındaki toplam yapı inşaat alanı verisi ile birebir aynı olacaktır.

-İşverenlerin ilgili idareler nezdinde yürüttükleri yapı kullanma izin belgesi işlemlerinde herhangi bir tereddüt veya mağduriyet yaşanmaması adına, düzenlenecek ilişiksizlik belgelerine “sadece trafo alanı dikkate alınmıştır” veya “panel alanları hariç tutulmuştur” gibi tesisin bütünlüğünü parçalayan ve belgenin kapsamını daraltan herhangi bir sınırlayıcı ifade veya açıklama eklenmeyecektir.

3- GEÇİŞ SÜRECİNDEKİ DOSYALARIN YENİDEN DEĞERLENDİRİLMESİ

3.1- İşlem Tesis Edilmiş Ancak İdari Aşamada Kesinleşmemiş Dosyalar

Bu Genel Yazı’nın yayımı tarihi itibarıyla, fark prim borcu idari aşamada kesinleşmiş olan dosyalar hakkında yeniden değerlendirme işlemi yapılmayacaktır.

Buna karşın, denetim raporu düzenlenmiş veya ünitece asgari işçilik araştırması yapılmış olmasına rağmen, fark prim borcu henüz idari aşamada kesinleşmemiş olmakla birlikte asgari işçilik maliyetinin bu Genel Yazı’da belirtilen usul ve esaslara aykırı hesaplandığı tespit edilen dosyalarda;

Maliyet tespiti Bölüm 2.1 ve 2.3 uyarınca ünitece gerçekleştirilecek olması durumunda, maliyet bedelinin daha önce ünitece veya denetim raporuyla belirlenmiş olduğuna bakılmaksızın; asgari işçilik miktarı, tesisin teknik bütünlüğünü yansıtacak şekilde ruhsatta kayıtlı toplam yapı inşaat alanı ile yapı sınıf ve grubu esas alınarak ünitece yeniden hesaplanacak ve bu durum bir tutanakla kayıt altına alınacaktır.

Maliyet tespiti Bölüm 2.2 ve 2.3 uyarınca denetim marifetiyle yapılacak olması durumunda, daha önce düzenlenen denetim raporlarında maliyetin yalnızca sınırlı alanlar üzerinden hesaplandığının anlaşılması halinde, dosya, tesisin teknik bütünlüğünü yansıtacak toplam maliyet bedelinin belirlenmesi amacıyla ek rapor düzenlenmek üzere denetim birimine sevk edilecektir. Ünitece yürütülecek işlemler bu ek rapor esas alınarak sonuçlandırılacaktır.

3.2- Denetim Süreci Devam Eden Dosyalar

Bu Genel Yazı’nın yayımı tarihi itibarıyla maliyet tespiti amacıyla Sosyal Güvenlik Denetmenlerine sevk edilmiş olmakla birlikte henüz raporu düzenlenmemiş olan dosyalarda;

Maliyet tespiti Bölüm 2.1 ve 2.3 uyarınca ünitece gerçekleştirilecek olması durumunda, maliyet tespitine yönelik denetim gerekçesi ortadan kalktığından, dosya bu yönüyle üniteye iade edilecek ve maliyet hesabı doğrudan ünitece yapılarak sonuçlandırılacaktır. Ancak, denetim sürecinde kayıt ve belge ibraz yükümlülüğüne uyulmaması veya Kanun’a aykırı başkaca hususların tespiti halinde, bu durum ilgili denetmen tarafından ayrıca raporlanarak üniteye bildirilecektir.

Maliyet tespiti Bölüm 2.2 ve 2.3 uyarınca denetim marifetiyle yapılacak olması durumunda, denetim sürecine devam edilecek olup, maliyet tespiti yalnızca sınırlı alanlar üzerinden değil, tesisin teknik bütünlüğünü yansıtan toplam maliyet bedeli üzerinden tamamlanacaktır.

Bilgilerini ve gereğini rica ederim.

Mürsel BAKİ

Sigorta Primleri Genel Müdürü




Edinilmiş Mallara Katılma Rejiminde Şirket Hissesi Veraset Ve İntikal Vergisinde Nasıl Beyan Edilecek?

T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI İstanbul Defterdarlığı Gelir Kanunları Diğer Vergiler Grup Müdürlüğü Sayı: E-97895701-160[2026/5.1-19]-493812 Tarih:10.0…

 

 

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İstanbul Defterdarlığı

Gelir Kanunları Diğer Vergiler Grup Müdürlüğü

Sayı: E-97895701-160[2026/5.1-19]-493812

Tarih:10.04.2026

Konu: Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi

İlgi: …

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzun incelenmesinden;

– Eşiniz …’nın … tarihinde vefat ettiği,

– Eşinizin … A.Ş.’nin yüzde 29,70 hissesine sahip olduğu, bu hisselerinin yüzde 12,02’lik kısmının 2002 yılı öncesinde, yüzde 17,68’lik kısmının ise 2002 yılından sonra (2014 yılında) evlilik birliği içerisinde bedel karşılığında satın alınarak edinildiği,

– Eşler arasında başka bir mal rejimi seçilmemiş olup, 01.01.2002 tarihinden itibaren edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu

hususları belirtilerek, vefat eden eşinizin 2002 yılından sonra edindiği yüzde 17,68’lik şirket hissesinin edinilmiş mal niteliğinde olduğu kabul edilerek, bu kısmın edinilmiş mallara katılma rejimi kapsamında sağ kalan eşe ait hak olarak değerlendirilmesi ve veraset ve intikal vergisi beyannamesinde terekeye dahil edilmeden 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 35/A maddesi kapsamında düzenlenen avukatlık tutanağı ile ayrıştırılmasının mümkün olup olmadığı hususunda görüş talep edildiği anlaşılmaktadır.

7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun;

– 1 inci maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti uyruğunda bulunan şahıslara ait mallar ile Türkiye’de bulunan malların veraset yoluyla veya herhangi bir suretle olursa olsun ivazsız bir şekilde bir şahıstan diğer şahsa intikalinin veraset ve intikal vergisine tabi olduğu,

– 2 nci maddesinin birinci fıkrasında, bu kanunda kullanılan “Mal” tabirinin, mülkiyete mevzu olabilen menkul ve gayrimenkul şeylerle mameleke girebilen sair bütün hakları ve alacakları ifade ettiği,

– 10 uncu maddesinin birinci fıkrasında, veraset ve intikal vergisi matrahının, intikal eden malların Vergi Usul Kanununa göre bulunan değerleri (12 nci maddede yazılı borç ve masrafların tenzili lazım geldiği takdirde matrahın söz konusu değerlerden bu tenziller yapıldıktan sonra kalan miktar) olduğu; ikinci fıkrasında, mükelleflerin ilk tarhiyatta nazara alınmak üzere veraset ve intikal vergisinin konusuna giren malları, bu maddede belirtilen değerleme ölçülerinden faydalanarak, bu maddede belirtilmeyenler bakımından ise Vergi Usul Kanununun servetleri değerleme ile ilgili üçüncü bölümündeki esaslar dâhilinde değerleyerek beyan edecekleri; ikinci fıkrasının (a) bendinde, bilanço esasına göre defter tutanlarda ölüm tarihine takaddüm eden takvim yılı bilançosuna göre bulunacak öz sermayenin ticari sermaye olduğu, mükelleflerin isterlerse öz sermayenin hesabında ölüm günü itibarıyla çıkaracakları bilançoyu da esas alabilecekleri; aynı fıkranın (d) bendinde eshamın, borsada kayıtlı ise ölüm tarihine takaddüm eden üç yıl içindeki en son muamele değeri ile borsada kayıtlı değil ise veya kayıtlı olup da üç yıl içinde muamele görmemiş ise itibari değerle değerleneceği,

– 11 inci maddesinde, bu vergiye mevzu olacak malların değerleme gününün, miras yoluyla meydana gelen intikallerde mirasın açıldığı, diğer suretle vaki intikallerde malların hukuken iktisap edildiği gün olduğu

hüküm altına alınmış, Türk Medeni Kanununun 575 inci maddesinde ise mirasın ölüm ile açılacağı belirtilmiştir.

Ayrıca Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun 10 uncu maddesinde, mükellefler tarafından maddede belirtilen esaslara göre beyan edilen değerler üzerinden vergi dairesinin ilk tarhiyatı yapacağı ve daha sonra da tarh edilen vergilerin, intikal eden malların Vergi Usul Kanununa göre bulunacak değerlerine göre ikmal edileceği belirtilmiştir.

Bu hükümlerden anlaşılacağı üzere, veraset ve intikal vergisinde iki aşamalı bir tarhiyat sistemi mevcut olup, ilk tarhiyatta mükelleflerin verginin konusuna giren malların değerini Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun 10 uncu maddesinde yer alan değerleme ölçülerine göre beyan etmeleri gerekmektedir. Ancak Kanunda değerleme ölçüsü belirtilmemişse, Vergi Usul Kanununun servetleri değerleme bölümünde yer alan ölçüler dikkate alınmaktadır.

Buna göre, bir anonim şirket hissesinin veraset ya da bağış yoluyla intikal etmesi halinde, intikal eden servet unsuru ticari sermaye değil, hisse senedidir. Dolayısıyla ilk tarhiyatta hisse senedine ilişkin vergi matrahının tespitinin ticari sermayenin değerlemesine ilişkin olan hükümlere göre değil, hisse senedi intikaline ilişkin hükümlere göre yapılması gerekmektedir.

Öte yandan, 1/1/2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, eşler arasında yasal rejim olarak “edinilmiş mallara katılma” rejimini, akdi mal rejimleri olarak da mal ayrılığı ve mal ortaklığı rejimini kabul etmiştir.

Bu kapsamda, 4721 sayılı Kanunun 202 nci maddesinde, eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulanmasının asıl olduğu, eşlerin mal rejimi sözleşmesiyle Kanunda belirlenen diğer rejimlerden birini kabul edebileceği hüküm altına alınmış olup, evlenmeden önce veya sonra, malvarlığının paylaşımı konusunda yazılı seçimlik mal rejimlerinden birini sözleşme yaparak seçmemiş olan eşlerin kanunen tabi oldukları sistem “yasal mal rejimi”dir. Diğer bir ifade ile eşler arasında 1/1/2002 tarihi itibarıyla yasal mal rejimi olarak “edinilmiş mallara katılma rejimi” geçerli olup, bu tarihten önce evlenmiş olsalar dahi, eşler bir sözleşme ile başka bir paylaşım oranı belirlememiş iseler, kanun gereği bu rejime tabi olmuşlardır.

Bir eşin ölümü halinde, terekede edinilmiş mallar varsa ya da sağ kalan eşin edinilmiş malları varsa, iki tür tasfiye söz konusu olur. Birincisi, aile hukuku kaynaklı mal rejimi tasfiyesi, ikincisi de, miras hukukundan doğan mirasın tasfiyesidir. Mal rejiminin tasfiyesi, mirasın tasfiyesinden önceliklidir. Mirasın paylaşılması, mal rejimi tasfiyesinin sonucuna bağlı olacağından, mal rejiminin tasfiyesi ve katılma alacağının belirlenmesi, mirasın tasfiyesi için bekletici mesele oluşturmaktadır.

Sağ kalan eş ile ölen eşi arasındaki mal rejiminin tasfiyesi öncelikli bir hukuki işlem olduğundan, sağ kalan eş ölen eşi ile aralarındaki mal rejiminden kaynaklanan haklarını (varsa) aldıktan sonra ölen eş adına kalan malvarlığı mirasa konu olmaktadır. Sağ kalan eşin mal rejiminden kaynaklanan bu hakları mirasçılık sıfatından ayrıdır. Yasal mal rejiminin tasfiyesinde, kural olarak ölen eşin sadece “edinilmiş malları” tasfiyeye dahildir. Edinilmiş mal, 1/1/2002 tarihinden sonra eşlerin evlendikleri andan itibaren kimin mülkiyetine olursa olsun evlilik süreci boyunca edindikleri tüm varlığını oluşturur.

Bunun yanı sıra, 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 35/A maddesinde, “Avukatlar dava açılmadan veya dava açılmış olup da henüz duruşma başlamadan önce kendilerine intikal eden iş ve davalarda, tarafların kendi iradeleriyle istem sonucu elde edebilecekleri konulara inhisar etmek kaydıyla, müvekkilleriyle birlikte karşı tarafı uzlaşmaya davet edebilirler. Karşı taraf bu davete icabet eder ve uzlaşma sağlanırsa, uzlaşma konusunu, yerini, tarihini, karşılıklı yerine getirmeleri gereken hususları içeren tutanak, avukatlar ile müvekkilleri tarafından birlikte imza altına alınır. Bu tutanaklar 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 38 inci maddesi anlamında ilâm niteliğindedir.” hükmü yer almaktadır.

Bu bağlamda, eşlerden birinin ölümü nedeniyle mal rejiminin sona ermesi halinde terekenin belirlenmesine yönelik olarak mal rejimi tasfiyesi ve bu tasfiyede taraflar arasında 1136 sayılı Kanunun 35/A maddesi kapsamında düzenlenen bir uzlaşma tutanağının mevcut olması durumunda, bu tutanağa istinaden mal rejimi tasfiyesinin yapılmasında hukuki bir engel bulunmamaktadır.

Yukarıda yer alan hüküm ve açıklamalar çerçevesinde;

– …  tarihinde vefat eden eşiniz …’nın hissedarı olduğu … A.Ş.’ye ait hisse senetlerinin, ilk tarhiyatta dikkate alınmak üzere Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendine göre, yani borsada kayıtlı ise ölüm tarihine takaddüm eden üç yıl içindeki en son muamele değeriyle; borsada kayıtlı değilse veya kayıtlı olup da üç yıl içinde muamele görmemiş ise itibari değerle değerlenip beyan edilmesi gerektiği,

– Söz konusu hisselerin yüzde 12,02’lik kısmının 2002 yılı öncesinde, yüzde 17,68’lik kısmının ise 2002 yılından sonra edinildiği

hususları dikkate alındığında, söz konusu şirket hisselerinin 2002 yılı öncesinde edinilen yüzde 12,02’lik kısmının ve 2002 yılı sonrasında edinilen yüzde 17,68’lik kısmından ise edinilmiş mallara katılma rejimi gereğince yapılacak mal tasfiyesi sonrasında murise ait olduğu belirlenecek kısmının terekeye dahil edilerek, borsada kayıtlı ise ölüm tarihine takaddüm eden üç yıl içindeki en son muamele değeriyle; borsada kayıtlı değilse veya kayıtlı olup da üç yıl içinde muamele görmemiş ise itibari değerle beyan edilmesi gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.




Murisin Şirket Hissesi Veraset Ve İntikal Vergisinde Hangi Değerle Beyan Edilecek?

T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI İstanbul Defterdarlığı Gelir Kanunları Diğer Vergiler Grup Müdürlüğü Sayı: E-97895701-160[2026/5.1-20]-511150 Tarih: 14….

 

 

Murisin Şirket Hissesi Veraset Ve İntikal Vergisinde Hangi Değerle Beyan Edilecek?

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İstanbul Defterdarlığı

Gelir Kanunları Diğer Vergiler Grup Müdürlüğü

Sayı: E-97895701-160[2026/5.1-20]-511150

Tarih: 14.04.2026

Konu: Murisin hissedarı olduğu şirket hissesinin hangi değerle beyan edileceği

İlgi:

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzun incelenmesinden, … tarihinde vefat eden babanız …’nın %20 hissedarı olduğu … Anonim Şirketindeki söz konusu hissesinin, mirasçılar tarafından verilecek veraset ve intikal vergisi beyannamesinde hangi değer üzerinden beyan edileceğine ilişkin görüş talep edildiği anlaşılmaktadır.

7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun;

– 1 inci maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti uyruğunda bulunan şahıslara ait mallar ile Türkiye’de bulunan malların veraset yoluyla veya herhangi bir suretle olursa olsun ivazsız bir şekilde bir şahıstan diğer şahsa intikalinin veraset ve intikal vergisine tabi olduğu;

– 2 nci maddesinin birinci fıkrasında, bu kanunda kullanılan “Mal” tabirinin, mülkiyete mevzu olabilen menkul ve gayrimenkul şeylerle mameleke girebilen sair bütün hakları ve alacakları ifade ettiği,

– 10 uncu maddesinin birinci fıkrasında, veraset ve intikal vergisi matrahının, intikal eden malların Vergi Usul Kanununa göre bulunan değerleri (12 nci maddede yazılı borç ve masrafların tenzili lazım geldiği takdirde matrahın söz konusu değerlerden bu tenziller yapıldıktan sonra kalan miktar) olduğu; ikinci fıkrasında, mükelleflerin ilk tarhiyatta nazara alınmak üzere veraset ve intikal vergisinin konusuna giren malları, bu maddede belirtilen değerleme ölçülerinden faydalanarak, bu maddede belirtilmeyenler bakımından ise Vergi Usul Kanununun servetleri değerleme ile ilgili üçüncü bölümündeki esaslar dâhilinde değerleyerek beyan edecekleri; ikinci fıkrasının (a) bendinde, bilanço esasına göre defter tutanlarda ölüm tarihine takaddüm eden takvim yılı bilançosuna göre bulunacak öz sermayenin ticari sermaye olduğu, mükelleflerin isterlerse öz sermayenin hesabında ölüm günü itibarıyla çıkaracakları bilançoyu da esas alabilecekleri; aynı fıkranın (d) bendinde eshamın, borsada kayıtlı ise ölüm tarihine takaddüm eden üç yıl içindeki en son muamele değeri ile borsada kayıtlı değil ise veya kayıtlı olup da üç yıl içinde muamele görmemiş ise itibari değerle değerleneceği,

– 11 inci maddesinde ise bu vergiye mevzu olacak malların değerleme gününün, miras yoluyla meydana gelen intikallerde mirasın açıldığı, diğer suretle vaki intikallerde malların hukuken iktisap edildiği gün olduğu

hüküm altına alınmış, Türk Medeni Kanununun 575 inci maddesinde de mirasın ölüm ile açılacağı belirtilmiştir.

Ayrıca Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun 10 uncu maddesinde, mükellefler tarafından maddede belirtilen esaslara göre beyan edilen değerler üzerinden vergi dairesinin ilk tarhiyatı yapacağı ve daha sonra da tarh edilen vergilerin, intikal eden malların Vergi Usul Kanununa göre bulunacak değerlerine göre ikmal edileceği belirtilmiştir.

Yukarıda yer alan hükümlerden anlaşılacağı üzere, veraset ve intikal vergisinde iki aşamalı bir tarhiyat sistemi mevcut olup, ilk tarhiyatta mükelleflerin verginin konusuna giren malların değerini Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun 10 uncu maddesinde yer alan değerleme ölçülerine göre beyan etmeleri gerekmektedir. Ancak Kanunda değerleme ölçüsü belirtilmemişse, Vergi Usul Kanununun servetleri değerleme bölümünde yer alan ölçüler dikkate alınmaktadır.

Buna göre, bir anonim şirket hissesinin veraset ya da bağış yoluyla intikal etmesi halinde, intikal eden servet unsuru ticari sermaye değil, hisse senedidir. Dolayısıyla ilk tarhiyatta hisse senedine ilişkin vergi matrahının tespitinin ticari sermayenin değerlemesine ilişkin olan hükümlere göre değil, hisse senedi intikaline ilişkin hükümlere göre yapılması gerekmektedir.

Bu çerçevede, … tarihinde vefat eden babanız …’nın %20 hissedarı olduğu … Anonim Şirketine ait hisse senetlerinin, ilk tarhiyatta dikkate alınmak üzere Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendine göre, yani borsada kayıtlı ise ölüm tarihine takaddüm eden üç yıl içindeki en son muamele değeriyle; borsada kayıtlı değilse veya kayıtlı olup da üç yıl içinde muamele görmemiş ise itibari değerle değerlenerek beyan edilmesi gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.