Teknoloji Hamlesi Programı Uygulama Usul ve Esasları Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ

08 Mayıs 2026 Tarihli Resmi Gazete Sayı: 33247 Sanayi ve Teknoloji Bakanlığından: MADDE 1- 18/9/2019 tarihli ve 30892 sayılı Resmî Gazete’de yayımlana…

 

 

Teknoloji Hamlesi Programı Uygulama Usul ve Esasları Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ

08 Mayıs 2026 Tarihli Resmi Gazete

Sayı: 33247

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığından:

MADDE 1- 18/9/2019 tarihli ve 30892 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Teknoloji Hamlesi Programı Uygulama Usul ve Esasları Tebliğinin 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (cc) ve (çç) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, aynı fıkranın (dd) bendi yürürlükten kaldırılmıştır.

“cc) Üretime yönelik yatırım süreci: Teşvik belgesi kapsamında yatırım olarak değerlendirilen faaliyetleri ve/veya KOSGEB’in ilgili programı kapsamında sağladığı proje desteklerine konu olan faaliyetleri içeren yatırım projesi sürecini,

çç) Yatırım projesi: Öncelikli Ürün Listesindeki ürünlere ilişkin; teşvik belgesi kapsamında yatırım olarak değerlendirilen faaliyetleri ve/veya TÜBİTAK ile KOSGEB’in ilgili programları kapsamında sağladığı proje desteklerine konu olan faaliyetleri içeren projeyi,”

MADDE 2- Aynı Tebliğin üçüncü bölümünün başlığı “Komite, Program Yönetimi, Proje Komisyonu, Proje Paydaşı, Ar-Ge Yüklenicisi ve Proje Grubu” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 3- Aynı Tebliğin 6 ncı maddesinin beşinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(5) Komite tarafından destek başvurusunun kabulüne ya da reddine ilişkin kararlar, 13/C maddesinde belirtilen kriterler üzerinden puanlama yöntemiyle alınır. Karar verilecek diğer hususlar için oy çokluğu aranır. Oyların eşitliği durumunda ise Komite Başkanının oyu yönünde çoğunluk sağlanmış sayılır.”

MADDE 4- Aynı Tebliğin 8 inci maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.

MADDE 5- Aynı Tebliğin 8/A maddesinin birinci ve ikinci fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(1) Program kapsamında kesin başvurusu tamamlanan projeler için Komite tarafından beş üyeden oluşan proje komisyonları oluşturulur. Proje komisyonları, başvuruların nitelik ve niceliğine bağlı olarak sektör, proje ölçeği, proje sayısı gibi kıstaslara göre ihtiyaç adedince teşekkül ettirilir. Proje komisyonu üyeleri bir tanesi başkan olacak şekilde asıl görevlerini devam ettirmek kaydıyla en az birer temsilci TÜBİTAK, KOSGEB ve TUYSGM tarafından olmak üzere Bakanlık ve/veya bağlı/ilgili kuruluşların çalışanları arasından ve ihtiyaç görülmesi halinde bağımsız değerlendiriciler arasından belirlenir.

 

(2) Proje komisyonu üyeleri, görevlendirildikleri projeye/projelere ilişkin ön değerlendirme kararını oluşturur ve Program Portaline yükler. Ön değerlendirme kararlarına itiraz edilmesi veya Komitenin talep etmesi halinde proje komisyonu, projelere ilişkin ön değerlendirme kararlarını Komiteye sunar. Proje komisyonu üyeleri, ön değerlendirme aşamasını geçmiş olan projeler için proje değerlendirme sürecinde Komite değerlendirmesi öncesinde, üyelerin değerlendirme ve görüşlerini içeren komisyon raporunu oluşturur ve Program Portaline yükler. Proje komisyonunun sekretarya hizmetleri proje koordinatörü tarafından sağlanır. Proje komisyonunun rapor oluşturma sürecine dayanak teşkil eden ve doğrudan proje komisyonu tarafından talep edilmiş veya edinilmiş ek bilgi ve belgelerin de proje koordinatörü vasıtasıyla Program Portaline ve proje dosyasına eklenmesi zorunludur. Bakanlık veya KOSGEB personeli ile bağımsız değerlendiriciler arasından Komite tarafından görevlendirilen proje komisyonu üyeleri, komisyonlarının görev alanına giren ve Ar-Ge desteği talebi olan projeler için ilgili projenin Ar-Ge bileşeninin ekonomik yarara dönüşme potansiyelinin değerlendirilmesi amacıyla TÜBİTAK tarafından görevlendirilebilir.”

MADDE 6- Aynı Tebliğin 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(3) Başvuru sahibi ile proje paydaşı arasındaki iş birliği 13/C maddesinin birinci fıkrasının (j) bendi kapsamında Komitenin değerlendirmesinde bir puanlama kriteri olarak dikkate alınır. Komite, projenin paydaş eşliğinde yürütülmesi koşulu ile destek kararı verebilir. Bu durumda, başvuru sahibinin proje kapsamında belirlediği paydaş(lar) ile aralarındaki iş birliğine dair uzlaşı protokolü ve paydaş beyan formu sunması gerekir.”

MADDE 7- Aynı Tebliğin 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

 

“(9) Başvuruda, Bakanlığa sunulan bilgi, belge ve raporlar TÜBİTAK ve KOSGEB değerlendirme süreçlerinde de kullanılabilir. Projelerin Komite değerlendirmesine sunulması öncesinde yapılan detaylı incelemelerde, bu Tebliğde ve/veya çağrı planında yer alan koşulları sağlayamadığı tespit edilen başvurular, Genel Müdürlük tarafından Program Portali ve KEP adresi aracılığıyla değerlendirme dışı bırakılır. Genel Müdürlük tarafından bu madde hükümlerine göre yatırım projesi değerlendirme dışı bırakılan başvuru sahipleri, kararın kendilerine tebliğinden itibaren on beş iş günü içerisinde Genel Müdürlüğe itirazda bulunabilir. Bu kapsamda yapılan itirazlar, Genel Müdürlük tarafından değerlendirilerek karara bağlanır.”

MADDE 8- Aynı Tebliğin 13 üncü maddesinin birinci, ikinci ve dördüncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(1) Program kapsamında kesin başvurusu tamamlanan projelerin her biri için proje komisyonu tarafından, sunulan proje içeriği dikkate alınarak aşağıdaki kriterlere göre ön değerlendirme kararı verilir:

a) Projenin sektördeki emsal ürün özellikleri ve iyi uygulama örnekleri dikkate alınarak hazırlanmış olması.

b) Projenin belirlenen formata ve proje sistematiğine uygun ve tutarlı hazırlanmış olması.

c) Proje kapsamında üretilmesi hedeflenen ürünün ve proje içeriğinin çağrı planıyla uyumlu olması.

ç) Aynı proje konusunda yatırımcıya ait başvuru tarihi itibarıyla açık teşvik belgesi bulunma durumu.

(2) Proje komisyonu tarafından projenin bütçe ve kapsamı değişmeksizin proje önerisindeki açıklamaların detaylandırılması veya eksik belgelerin tamamlatılması amacıyla fizibilite dokümanlarının belirtilen eksiklikler doğrultusunda güncellenmesine yönelik revizyon kararı alınabilir. Revizyon kararı alınması durumunda talep edilen revizyonların yerine getirilmesi için yatırımcıya 5 günden az olmamak kaydıyla 15 güne kadar süre verilebilir.”

“(4) Değerlendirme dışı bırakılan proje sahipleri 15 gün içerisinde Genel Müdürlüğe itirazda bulunabilir. Bu itirazlar proje komisyonu tarafından değerlendirilerek Komite tarafından nihai karara bağlanır.”

MADDE 9- Aynı Tebliğin 13/B maddesinin yedinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(7) Proje komisyonları, projelerin Tebliğ hükümlerine uygunluğunu esas alacak şekilde bu maddede belirtilen inceleme ve değerlendirmeler ışığında komisyon raporlarını oluşturur. Komisyon üyeleri yürüttükleri görevler açısından komisyon başkanına, komisyon başkanı ise Komiteye karşı sorumludur.”

MADDE 10- Aynı Tebliğin 18 inci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(2) Yatırım sürecinde teşvik belgeli yatırımcıların izleme ekspertizi yılda bir kez TUYSGM tarafından yapılır veya 9903 sayılı Karar kapsamında tamamlama ekspertizi için görevlendirilen kurum ve kuruluşlara yaptırılır. İlgili projeden sorumlu olan proje koordinatörü de izleme döneminde izleme ekspertizi çalışmalarında yer alabilir. 9903 sayılı Karar kapsamında yatırım ilerleme raporunun sunulmuş olması bu Tebliğ kapsamındaki izleme gerekliliklerini ortadan kaldırmaz. Ancak ilgili izleme döneminde ibraz edilmiş olan yatırım ilerleme raporu da hazırlanan izleme belgesi ile birlikte TUYSGM tarafından Genel Müdürlüğe iletilir.”

MADDE 11- Aynı Tebliğin 21 inci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(1) Yatırım projesi kapsamında öngörülen üretime yönelik yatırım süresinin bitiminden sonra yatırımcı, üç ay içerisinde projenin tamamlanma durumu konusunda karar alınması talebiyle Program Portali üzerinden başvuruda bulunur. Yatırımcının bu süre zarfında başvuruda bulunmaması halinde, Genel Müdürlük tarafından resen tamamlama süreci başlatılır. Desteklere konu olan ilgili yatırım unsurlarının hedeflere uygun olarak tamamlanma durumu, sorumlu bulunulan desteklere göre TUYSGM ve/veya KOSGEB tarafından yerinde inceleme yapılarak tespit edilir. İlgili projeden sorumlu olan proje koordinatörü tamamlama ekspertizine katılabilir. Program kapsamında teşvik belgesi düzenlenmemiş olan projeler için Komite kararında belirlenen kapasitenin sağlanma durumuna ilişkin tespit yeminli mali müşavir raporuna istinaden Genel Müdürlük tarafından yapılır. TUYSGM veya TUYSGM tarafından 9903 sayılı Karar kapsamında görevlendirilecek birim, kurum ve kuruluşlar ile yeminli mali müşavir raporuna istinaden Genel Müdürlük tarafından başarısızlıkla tamamlandığı tespit edilen projeler, Program kapsamından çıkarılır. Bu projeler arasından teşvik belgesi bulunanlar için, TUYSGM tarafından değerlendirme yapılarak diğer teşvik uygulamalarından yatırımın niteliklerine göre en uygun görülen program kapsamında teşvik belgesi düzenlenebilir. Bu durumda olan projeler için, tabi oldukları yeni teşvik uygulamasına kıyasla Program kapsamında fazladan sağlanmış olan destek unsurları ilgili mevzuat hükümlerine göre geri alınır. Yeni bir teşvik uygulamasına geçirilmeyerek belgesi sonlandırılan yatırımlar için ise ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde sağlanan destekler geri alınır.”

MADDE 12- Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 13- Bu Tebliğ hükümlerini Sanayi ve Teknoloji Bakanı yürütür.




Uygulama Üzerinden Taksi Çağırma Hizmeti Verenlerin Gerçekleştireceği Bildirimlere İlişkin Duyuru

Uygulama Üzerinden Taksi Çağırma Hizmeti Verenlerin Gerçekleştireceği Bildirimlere İlişkin Duyuru Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No:591′)…

 

 

Uygulama Üzerinden Taksi Çağırma Hizmeti Verenlerin Gerçekleştireceği Bildirimlere İlişkin Duyuru

Uygulama Üzerinden Taksi Çağırma Hizmeti Verenlerin Gerçekleştireceği Bildirimlere İlişkin Duyuru

Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No:591′)’nin 15 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca;

Uygulama üzerinden taksi çağırma hizmeti verenlerin, uygulama üzerinden hizmet verdikleri taksi ile yolcu taşımacılığı faaliyetinde bulunan mükelleflerin bilgilerini ve uygulamaya tanımlı banka hesap bilgilerini Dijital Vergi Dairesi üzerinden GİB Teknolojiye bildirimlerine ilişkin usul ve esasların belirlenmesine yönelik kullanıcı kılavuzu hazırlanmıştır.

Uygulama Üzerinden Taksi Çağırma Hizmeti

Verenlerin Gerçekleştireceği Bildirimlere

İlişkin İzlenecek Usul ve Esaslar Kullanıcı Kılavuzu  İçin Tıklayınız

Kaynak: GİB




Konkordato Kapsamında Ortağın Şirkete Devrettiği Taşınmazda Tapu Harcı İstisnası

T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI İzmir Defterdarlığı Gelir Kanunları Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü Sayı: E-66813766-140[123-2026/2]-283039 Tarih: 15.04….

 

 

Konkordato Kapsamında Ortağın Şirkete Devrettiği Taşınmazda Tapu Harcı İstisnası

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İzmir Defterdarlığı

Gelir Kanunları Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü

Sayı: E-66813766-140[123-2026/2]-283039

Tarih: 15.04.2026

Konu: Konkordato projesi kapsamında şirketin ortağı tarafından şirkete devredilen taşınmazın tapu harcı istisnası hk.

İlgi: …

İlgide kayıtlı özelge talep formu ve eklerinin incelenmesinden, konkordato projesi kapsamında borçlu olan … mülkiyetinde bulunan iki adet gayrimenkulün, yine konkordato projesi kapsamında borçlu olan şirketinize devredilmesine mahkemece izin ve karar verildiği, söz konusu devir işlemlerinin konkordato projesinde öngörülen borçların yapılandırılması ve konkordatonun başarıyla uygulanabilmesi amacıyla gerçekleştirileceği belirtilerek, söz konusu devir işlemlerinin tapu harcından istisna olup olmayacağı hakkında görüş talep edildiği anlaşılmaktadır.

492 sayılı Harçlar Kanununun 57 nci maddesinde, tapu ve kadastro işlemlerinden bu Kanuna bağlı (4) sayılı tarifede yazılı olanların, tapu ve kadastro harçlarına tabi olduğu; Kanuna bağlı (4) sayılı tarifenin “I-Tapu işlemleri” başlıklı bölümünün 20/a fıkrasında, gayrimenkullerin ivaz karşılığında veya ölünceye kadar bakma akdine dayanarak yahut trampa hükümlerine göre devir ve iktisabında gayrimenkulün emlak vergisi değerinden az olmamak üzere beyan edilen devir ve iktisap bedeli üzerinden (Cebri icra veya şuyuun izalesi hallerinde satış bedeli, istimlâklerde takdir edilen bedel üzerinden) devir eden ve devir alan için ayrı ayrı nispi harç alınacağı hükme bağlanmıştır.

Aynı Kanunun 123 üncü maddesinde ise özel kanunlarla harçtan muaf tutulan kişilerle, istisna edilen işlemlerden harç alınmayacağı hüküm altına alınmıştır.

Öte yandan, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun “Konkordatoda harç, vergi istisnaları ve teşvik belgeleri” başlıklı 308/g maddesinde,

“Tasdik edilen konkordato projesi kapsamında;

 

a) Yapılacak işlemler, 492 sayılı Harçlar Kanununa tabi harçlardan; bu işlemler nedeniyle düzenlenecek kâğıtlar, damga vergisinden,

b) Alacaklılar tarafından her ne nam altında olursa olsun tahsil edilecek tutarlar, 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu gereği ödenecek banka ve sigorta muameleleri vergisinden,

c) Borçluya kullandırılacak krediler, Kaynak Kullanımı Destekleme Fonundan,

istisna edilmiştir.

Bu istisna hükümleri konkordato projesinde belirtilen işlemler bakımından borçlu ile proje kapsamındaki alacaklılara özgü olarak uygulanır. Üçüncü kişiler bu istisna hükümlerinden yararlanamaz.”

hükümlerine yer verilmiştir.

Buna göre, 2004 sayılı Kanunun 308/g maddesinde yer alan istisna hükümleri, konkordato projesinde belirtilen işlemler bakımından borçlu ile proje kapsamındaki alacaklılara özgü olarak uygulanacak olup, üçüncü kişiler bu istisna hükümlerinden yararlanamayacaktır.

Başvurunuz hakkında Şirketinizden mail yoluyla alınan belgeler ile özelge talep formunuz eklerinin incelenmesinden,

– Şirketinizin konkordato talep ettiği ve buna istinaden hazırlanan Konkordato Ön Projesinin 5.4 maddesinde, “Konkordato kapsamındaki borçlar, ana faaliyetlerden elde edilecek nakit girişleri ve nakit akım tablosunda izah edilen detaylara göre ödenecektir. Proforma gelir tablosu ve nakit akım tablosunda ayrıntılı bir şekilde izah edildiği üzere, konkordato sürecindeki borçlarımız ana faaliyetlerden elde edilen nakit girişleri ve geçmiş dönemde tahakkuk etmiş bulunan alacak tahsilatları ve Şirket ortağına ait taşınmazların satışı ile ödenecektir.“, 6.7 maddesinde ise “Şirket ortağı tarafından, konkordato sürecinde borçların ödenmesi amacıyla şirkete kaynak tahsis edilmesi kapsamında kendisine ait olan taşınmazların satışını taahhüt etmiş ve kendisinden 30.06.2028 tarihli 7.000.000 TL ve 31.10.2028 tarihli 7.000.000 TL tutarında senetler alınmıştır. Bu senetler, şirket ortağının taahhüdünü resmî olarak belgelemekte ve konkordato projesi çerçevesinde finansal yapının güçlendirilmesine katkı sağlamaktadır.” açıklamalarına yer verildiği,

 

– Ayrıca, şirketin konkordato talep etmesinden dolayı mal varlığı ile şahsi olarak şirket borçlarına kefil olan şirket ortakları …. ve …nin de konkordato talep ettiği ve buna istinaden Konkordato Ön Projeleri hazırlandığı,

– İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin … tarihli ve … Esas numaralı ara kararında, davacılar …, … ve … tarafından açılan Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan) davasında davacılar vekilince, davacı gerçek şahsa ait taşınmazların davacı şirkete devri için izin verilmesinin talep edildiği, dosya kapsamı ile davacıların dosyaya sunduğu ön proje ve geçici konkordato komiserinin görüş raporu birlikte değerlendirildiğinde, dava dilekçesi ekinde sunulan konkordato ön projesinde davacı şirket ortağı aynı zamanda davacı … adına kayıtlı … İli, … İlçesi, … Mahallesi … ada, … parselde kayıtlı … ve … no.lu bağımsız bölümlerin şirketin borçlarının ödenmesi amacıyla şirkete kaynak olarak gösterildiği, taraflar arasında buna ilişkin taahhütname düzenlendiği ve ayrıca şirket ortağı tarafından da şirkete 14.000.000 TL bedelli senet düzenlenerek verildiği, davacı ortak … adına kayıtlı iki adet taşınmazın davacı şirkete devredilmesi ile davacı şirkete kaynak sağlanacağı, ayrıca davacı şirketten alacaklı olan alacaklıların da yararına bir durum oluşturacağı, bu nedenle devrin uygun olduğu kanaatine varıldığı belirtilerek, davacı şirket ortağı aynı zamanda davacı … adına kayıtlı iki adet taşınmazın davacı şirkete devrine izin verilmesine karar verildiği,

– İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin … tarihli ve … Esas sayılı duruşma tutanağında, konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğu değerlendirilmekle 2004 sayılı Kanunun 289/3 üncü maddesi uyarınca borçlu davacı …, … ve … hakkında 9/1/2026 tarihinden itibaren 1 yıllık kesin mühlet verilmesine karar verildiği

anlaşılmıştır.

 

Bu itibarla, … ile ortakları … ve … tarafından ayrı ayrı konkordata talebinde bulunulduğu ve buna ilişkin olarak hazırlanan Konkordato Ön Projelerinin değerlendirilmesi sonucunda İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesince borçlu davacı …, … ve … hakkında 9/1/2026 tarihinden itibaren 1 yıllık kesin mühlet verilmesine karar verildiği, …’nin Konkordato Ön Projesinde, konkordato sürecindeki borçların ana faaliyetlerden elde edilen nakit girişleri ve geçmiş dönemde tahakkuk etmiş bulunan alacak tahsilatları ile Şirket ortağına ait taşınmazların satışı ile ödeneceğinin ve Şirket ortağı tarafından, konkordato sürecinde borçların ödenmesi amacıyla şirkete kaynak tahsis edilmesi kapsamında kendisine ait olan taşınmazların satışını taahhüt etmesi nedeniyle senetler alındığının belirtildiği, ayrıca İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin … tarihli ara kararı ile … adına kayıtlı iki adet taşınmazın davacı şirkete devredilmesi ile davacı şirkete kaynak sağlanacağı ve davacı şirketten alacaklı olan alacaklıların da yararına bir durum oluşturacağından, devrin uygun olduğu kanaatine varılarak davacı şirket ortağı … adına kayıtlı iki adet taşınmazın davacı şirkete devrine izin verildiği hususları dikkate alındığında, tasdik edilen konkordato projesi kapsamında olması kaydıyla, Konkordato Ön Projeleri ve bu projelere ilişkin mahkeme kararı uyarınca borçlular arasında gerçekleştirilecek olan taşınmaz devir işlemlerinden 2004 sayılı Kanunun 308/g maddesi gereğince tapu harcı aranılmaması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.




SGK Genelgesi 2026/11

SGK Genelgesi 2026/11 T.C. SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI Sigorta Primleri Genel Müdürlüğü Sayı : E-95474873-100100-141208920 Konu: Kısmi Süreli Ça…

 

 

SGK Genelgesi 2026/11

SGK Genelgesi 2026/11

T.C.

SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

Sigorta Primleri Genel Müdürlüğü

Sayı : E-95474873-100100-141208920

Konu: Kısmi Süreli Çalışanlardan Borçlanma Yapanların GSS Prim İşlemleri

Tarih: 06.05.2026

GENELGE

2026/11

Bilindiği üzere, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 88 inci maddesinin dördüncü fıkrasının birinci cümlesinde; “3 üncü maddenin üçüncü fıkrası kapsamına girenler hariç olmak üzere; 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı olmakla birlikte, 4857 sayılı Kanunun 13 üncü ve 14 üncü maddelerine göre kısmi süreli veya çağrı üzerine çalışanlar ile ay içerisinde günün bazı saatlerinde çalışıp, çalıştığı saat karşılığında ücret alanlardan ay içerisinde sekiz gün ve daha az çalışanlar için eksik günlerine ait genel sağlık sigortası primlerinin otuz güne tamamlanması zorunludur.” hükmü yer almaktadır.

Anılan madde gereği, aylık çalışma gün sayısı 8 gün ve altında olan sigortalıların eksik günleri için genel sağlık sigortası (GSS) primlerinin 30 güne tamamlanması zorunludur. Buna göre, ay içerisinde 8 gün ve daha az çalışan sigortalılar, Kanunun 3 üncü maddesinin üçüncü fıkrası gereği genel sağlık sigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişi statüsünde bulunmamaları halinde gelir testi sonucuna göre 60 ıncı maddenin birinci fıkrasının (g) bendi (60/1/g) veya aynı maddenin (c) bendinin (1) numaralı alt bendi (60/1/c-1) kapsamında tescil edilecek ve bu kişilerin kalan sürelere ait GSS primleri tahakkuk ettirilecektir.

Diğer taraftan, Kanunun “Sigortalıların borçlanabileceği süreler” başlıklı 41 inci maddesinin birinci fıkrasının (i) bendinde (41/1/i); bu bendin yürürlüğe girdiği tarihten sonraki sürelere ilişkin olmak üzere, 4857 sayılı Kanuna göre kısmi süreli iş sözleşmesi ile çalışan sigortalıların, kısmi süreli çalıştıkları aylara ait eksik süreleri borçlanabileceği; yine aynı maddenin birinci fıkrasının son cümlesinde; (i) bendi kapsamında borçlanılacak sürelere ilişkin genel sağlık sigortası primlerinin ödenmiş olması halinde, genel sağlık sigortası primi ödenmiş bu sürelere ilişkin borçlanma tutarının %39 oranı üzerinden hesaplanacağı düzenlenmiştir.

Buna göre, 30 günden az çalışması nedeniyle ay içerisindeki eksik günler için 60/1/g bendi kapsamında tescil edilerek GSS primi tahakkuk ettirilen kişilerden söz konusu GSS prim borcunu ödemeksizin Kanunun 41/1/i bendi kapsamında borçlanma talebinde bulunarak anılan madde gereğince %45 üzerinden borçlandırılan ve hesaplanan borçlanma tutarını ödeyenlerin, ödeme yaptığı dönemlere ait 60/1/g bendi kapsamındaki prim borçlarını ödemelerine gerek bulunmamaktadır.

Bu doğrultuda, ay içerisinde 30 günden az çalışması bulunması nedeniyle kendisine 60/1/g bendi kapsamında tescil açılan kişilerden bu borcu ödemeksizin Kanunun 41/1/i bendi kapsamında borçlanma talebinde bulunarak %45 üzerinden hesaplanan borçlanma tutarını ödeyenlerin, ödeme yapılan dönemlere ait GSS tescil kayıtları ve buna ait GSS prim tahakkukları iptal edilecektir.

Örnek-1: Bir işverenin yanında kısmi süreli iş sözleşmesi ile çalışan aynı zamanda genel sağlık sigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişi statüsünde bulunmayan sigortalı A ocak ayı içerisinde 7 gün çalışmıştır. Bu çalışma nedeniyle, 2026/Ocak ayına ilişkin 60/1/g bendi kapsamında tescil edilerek eksik günlerine ait GSS primleri tahakkuk ettirilmiştir. Sigortalı A’nın bu borcu ödemeksizin daha sonra ocak ayına ait eksik günlerini 15.05.2026 tarihinde Kanunun 41/1/i bendi kapsamında %45 üzerinden borçlanması ve hesaplanan borçlanma tutarını ödemesi halinde 2026/Ocak ayına ilişkin 60/1/g kapsamındaki tescil kaydı ile bu aya ait GSS prim tahakkukları iptal edilecektir.

Örnek-2: Bir işverenin yanında kısmi süreli iş sözleşmesi ile çalışan aynı zamanda genel sağlık sigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişi statüsünde bulunmayan sigortalı B 2026/Şubat ayı içerisinde 5 gün çalışmıştır. Bu çalışması nedeniyle 2026/Şubat ayına ilişkin 60/1/g bendi kapsamında tescil edilerek eksik günlerine ait GSS primleri tahakkuk ettirilmiştir. Sigortalı B bu borcu ödemeksizin daha sonra 2026/Şubat ayına ait eksik günlerini 18.05.2026 tarihinde Kanunun 41/1/i bendi kapsamında %45 üzerinden borçlandırılmış ancak hesaplanan borçlanma tutarının tamamını ödememiştir. Ödediği tutar ile 10 günlük hizmet kazanması nedeniyle sigortalı B’nin 2026/Şubat ayında 10 günlük 60/1/g kapsamındaki tescil kaydı iptal edilecek, kalan süreye ait 60/1/g kapsamındaki GSS tescil kaydı ise devam edecektir.

Örnek-3: Bir işverenin yanında kısmi süreli iş sözleşmesi ile çalışan ve eksik sürelerinde 60/1/c-1 alt bendi kapsamında tescili olan sigortalı C, 2026/Ocak ayı içerisinde 7 gün çalışmıştır. Bu çalışması nedeniyle 2026/Ocak ayına ait eksik günlerini 04.05.2026 tarihinde Kanunun 41/1/i bendi kapsamında borçlanmak istediğinde %39 üzerinden borçlandırılarak, borçlanma tutarının tamamını ödemiştir. Sigortalı C’nin 2026/Ocak ayına ilişkin 60/1/c-1 kapsamındaki tescil kaydı iptal edilmeyecektir.

Bu Genelge doğrultusunda 60/1/g bendi kapsamındaki genel sağlık sigortası tescili, Kanunun 41/1/i bendi kapsamında borçlanma talebinde bulunarak %45 üzerinden hesaplanan borçlanma tutarını ödemesi nedeniyle silinenlerin daha sonra borçlanma tutarının iadesini talep etmesi halinde; daha önce silinen genel sağlık sigortası tescil kaydı yeniden açılacaktır.

Örnek-4: Bir işverenin yanında kısmi süreli iş sözleşmesi ile çalışan aynı zamanda genel sağlık sigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişi statüsünde bulunmayan sigortalı D 2026/Şubat ayı içerisinde 7 gün çalışmıştır. Bu çalışması nedeniyle 2026/Şubat ayına ilişkin 60/1/g kapsamında tescil edilerek eksik günlerine ait GSS primleri tahakkuk ettirilmiştir. Sigortalı D bu borcu ödemeksizin daha sonra şubat ayına ait eksik günlerini 04.05.2026 tarihinde Kanunun 41/1/i bendi kapsamında %45 üzerinden borçlanmış, hesaplanan borçlanma tutarının tamamını ödemiş ve 60/1/g tescili silinmiştir. Sigortalı D’nin söz konusu borçlanma tutarının iadesini talep etmesi halinde daha önce silinen tescil kaydı yeniden açılacaktır.

Bilgilerini ve gereğini arz/rica ederim.

Yunus ELİTAŞ

Kurum Başkanı

 



İflas Kararı Tek Başına Değersiz Alacak Kaydı İçin Yeterli Değil

T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI Ankara Defterdarlığı Gelir Kanunları Usul Grup Müdürlüğü Sayı: E-27575268-105[2025-1808]-161290 Tarih: 13.03.2026 Konu:…

 

 

İflas Kararı Tek Başına Değersiz Alacak Kaydı İçin Yeterli Değil

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

Ankara Defterdarlığı

Gelir Kanunları Usul Grup Müdürlüğü

Sayı: E-27575268-105[2025-1808]-161290

Tarih: 13.03.2026

Konu: Tahsil edilemeyen alacakların değersiz alacak olarak kaydı hk.

İlgi:

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzun incelenmesinden; şirketinizin ticari alacağının bulunduğu mükellef hakkında iflas kararı verildiği ve kararın kesinleştiği, iflas masasınca yapılan tasfiye işlemlerinden sonra alacağınızın bir kısmının tahsil edilemediği belirtilerek, alacağınızın tahsil edilemeyen kısmının kesinleşmiş iflas kararına istinaden 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 322 nci maddesi kapsamında değersiz alacak olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği hususunda Defterdarlığımız görüşünü talep ettiğiniz anlaşılmaktadır.

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 322 nci maddesinde, “Kazai bir hükme veya kanaat verici bir vesikaya göre tahsiline artık imkan kalmıyan alacaklar değersiz alacaktır.

Değersiz alacaklar, bu mahiyete girdikleri tarihte tasarruf değerlerini kaybederler ve mukayyet kıymetleriyle zarara geçirilerek yok edilirler.

İşletme hesabı esasına göre defter tutan mükelleflerin bu madde hükmüne giren değersiz alacakları, gider kaydedilmek suretiyle yok edilirler.” hükümleri yer almaktadır.

Bu bağlamda, bir alacağın değersiz alacak olarak değerlendirilebilmesi için kazai bir hükme veya kanaat verici bir belgeye göre tahsiline imkan kalmadığının ispatı gerekmekte olup, bahse konu madde uygulamasında esas itibariyle, kaybedilmiş, tahsiline artık imkan kalmamış, değeri sıfıra inmiş alacaklar değersiz alacaklar kapsamında değerlendirilmektedir. Alacağın tahsil güçlüğünün objektif ve inandırıcı belgelerle ortaya konması, değersiz alacak uygulaması bakımından önem taşıdığından, Kanun koyucu tarafından, değersiz hale geldiği ileri sürülen alacağın ciddi olarak takip edildiğine ilişkin çabaların kazai bir hüküm veya kanaat verici bir vesika ile tevsiki öngörülmüştür. Kazai bir hükümden anlaşılması gereken, alacağın tahsili için kanun yollarına başvurulmuş olması, icra takibinin yapılmış bulunması, bu müracaatlar ve takipler sonunda, alacağın ödenmeyeceğine hakim tarafından hükmedilmiş olmasıdır. Kanaat verici vesika teriminden ise ödemeyi imkânsız hale getirmiş hal ve sebepler sonucu ortaya çıkmış belgelerin anlaşılması gerekmekte olup, vergi hukuku uygulaması bakımından kanaat verici vesikalara;

– Borçlunun herhangi bir mal varlığı bırakmadan ölümü veya 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 32 ve izleyen maddelerine göre mahkemelerce borçlu hakkında verilen gaiplik kararı ve mirasçılarından mirası reddettiklerine dair sulh hukuk mahkemelerince verilmiş bulunan mirası red kararı,

– Borçlu aleyhine alacaklı tarafından açılan davayı borçlunun kazandığına dair mahkeme kararı,

– Mahkeme huzurunda alacaktan vazgeçildiğine ilişkin olarak düzenlenmiş belgeler,

– Alacaktan vazgeçildiğine dair konkordato anlaşması,

– Borçlunun dolandırıcılıktan mahkûm olması ve herhangi bir mal varlığı bulunmadığını belgeleyen resmi evrak,

– Borçlunun adresinin saptanamaması nedeniyle icra takibat dosyasının kaldırıldığını ve yasal süresi içerisinde yenileme talebinde de bulunulmadığını gösteren icra memurluğu yazısı,

– Gerek doğuşu gerekse vazgeçilmesi bakımından belli ve inandırıcı sebepleri olmak şartıyla alacaktan vazgeçildiğini gösteren anlaşmalar, (Alacaklının tek taraflı irade beyanı ile alınmasından vazgeçilen alacakların, değersiz alacak olarak zarar kaydı mümkün değildir.)

– Ticaret mahkemesince borçlu hakkında verilen iflas kararı dolayısıyla ilgili masa tarafından alacakların tasfiyeye tabi tutulması sonrasında verilen iflasın kapanması kararına ilişkin belgeler

örnek olarak sayılabilir.

Ayrıca, bir alacağın Vergi Usul Kanunu bağlamında değersiz alacak hüviyeti kazanmasına dayanak oluşturan kanaat verici belgelerin veya mahkeme kararının ilgili olduğu yıla ait gider hesaplarına intikal ettirilmek suretiyle zarar yazılması gerekmekte, zarar yazılması gereken yıldan önceki yahut sonraki yıllarda zarar yazılması mümkün bulunmamaktadır.

Diğer taraftan, iflas yolu ile takip, iflasa tabi kişiler hakkında yürütülen külli bir takip yolu olup, yetkili yargı mercii tarafından verilecek iflas kararı ile kararın verildiği gün ve saat itibariyle iflas açılmış olmaktadır. Böylelikle iflasa tabi kişi müflis sıfatını kazanmaktadır. İflas halinde, istisnai durumlar haricinde esas itibariyle, borçlu aleyhinde haciz yoluyla yapılan takiplerle teminat gösterilmesine ilişkin takipler durmaktadır. Alacaklının borçluyu dava etmesi veya icra yoluyla takip edebilmesi yasal olarak mümkün bulunmamaktadır. Ayrıca, iflas halinde söz konusu takip yolları kapanmakta, sadece iflas masasına kayıt olma hakkı verilmekte, cebri icra ve külli tasfiye yolu olan iflas halinde bütün alacaklılar eşit şekilde işlem görmekte, dolayısıyla ferdi icra takiplerine izin verilmemektedir.

Buna göre, 213 sayılı Kanunun 322 nci maddesi uygulamasında, borçlu şirket hakkında mahkemece verilmiş iflas kararı ile iflasın açılmış olması, borçludan olan alacakların değersiz alacak olarak kabul edilerek hesaplara intikal ettirilebilmesi için yeterli bulunmamakta olup, bu bağlamda mahkeme kararı çerçevesinde iflasın açılması ile oluşturulan iflas idaresi/dairesi tarafından yapılacak tasfiye işlemleri neticesinde söz konusu alacaklarınızdan tahsil kabiliyetinin olmadığı (tahsil edilemeyeceği) anlaşılan bir tutar kalması halinde, bu bakiye alacağınızın mahkemenin iflasın kapanmasına ilişkin kararına veya iflasın kapanmasına yönelik olarak iflas idaresinden/dairesinden alınacak belgelere dayanılarak, belgelerin/kararın temin edildiği yıl hesaplarına değersiz alacak olarak intikali mümkün bulunmaktadır.

Ancak, somut olayda, iflasın kapandığına dair verilen mevcut bir mahkeme kararının bulunmadığı dikkate alındığında, tahsil kabiliyeti kalmadığı belirtilen tutarın değersiz alacak olarak hesaplara intikal ettirilmesi mümkün değildir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.




İkinci El Motorlu Kara Taşıtı Ticareti Yetki Belgesi Olanlara İhale Araçlarında Noter Harcı Yok

T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI İzmir Defterdarlığı Gelir Kanunları Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü Sayı: E-66813766-140[38-2026/9]-321949 Tarih: 30.04.2…

 

 

İkinci El Motorlu Kara Taşıtı Ticareti Yetki Belgesi Olanlara İhale Araçlarında Noter Harcı Yok

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İzmir Defterdarlığı

Gelir Kanunları Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü

Sayı: E-66813766-140[38-2026/9]-321949

Tarih: 30.04.2026

Konu: İkinci El Motorlu Kara Taşıtı Ticareti Yetki Belgesi Bulunanların İhaleden Almış Oldukları Araçların Tescilinde Noter Harcı

İlgi: …

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzdan, otomobillerin ve hafif motorlu kara taşıtlarının perakende ticareti ile iştigal ettiğiniz, çoğunlukla vergi dairesi, SGK ya da icra müdürlüklerinin yaptığı ihalelerden ikinci el araç satın aldığınız, İkinci El Motorlu Kara Taşıtı Ticareti Yetki Belgenizin bulunmasına rağmen ihaleden aldığınız araçların tescili sırasında noterliklerde tarafınızdan harç talep edildiği belirtilerek, konu hakkında görüş talep edildiği anlaşılmaktadır.

492 sayılı Harçlar Kanununun 38 inci maddesinin birinci fıkrasında, noter işlemlerinden bu Kanuna bağlı (2) sayılı tarifede yazılı olanların noter harçlarına tabi olduğu; 40 ıncı maddesinde, noter harçlarını, harca mevzu olan işlemin yapılmasını isteyen kişilerin ödemekle mükellef oldukları; 41 inci maddesinde, noter harçlarının (2) sayılı tarifede yazılı işlemlerden değer veya ağırlık ölçüsüne göre nispi, işlemin nevi ve mahiyetine göre maktu esas üzerinden alınacağı hüküm altına alınmıştır.

Öte yandan, 7566 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 7 nci maddesiyle 492 sayılı Kanuna bağlı (2) sayılı tarifenin I inci bölümünün mülga (5) numaralı fıkrası, 1/1/2026 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere “5. 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu kapsamında araçların ilk tescil işlemleri ile tescil edilmiş araçların satış ve devirlerinde, 1.000 TL’den az olmamak üzere satış ve devir bedeli üzerinden (Binde 2)

Tescil edilmiş araçların ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti yetki belgesi bulunanlara yapılan satış ve devirlerinde bu harç alınmaz.” şeklinde yeniden düzenlenmiştir.

Diğer taraftan, kayıtların incelenmesi neticesinde, Tire Vergi Dairesi Müdürlüğünde 17/9/2021 tarihinden itibaren 478114 Nace Koduyla “Otomobillerin Ve Hafif Motorlu Kara Taşıtlarının Perakende Ticareti (Elektrikli Olanlar İle Ambulans Ve Minibüs Benzeri Motorlu Yolcu Taşıtları Dahil)” mükellefiyet kaydınızın olduğu, Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğünün bila tarih ve 116872326 sayılı yazısı ekinde bildirilen listede ve “ietts.gtb.gov.tr” internet adresinde yer alan “İkinci El Motorlu Kara Taşıtı Ticareti Yetki Belgesi Sorgulama” ekranından yapılan sorgulamada … numaralı İkinci El Motorlu Kara Taşıtı Ticareti Yetki Belgenizin bulunduğu tespit edilmiştir.

Bu itibarla, 492 sayılı Kanuna bağlı (2) sayılı tarifenin I/5 fıkrasında tescil edilmiş araçların ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti yetki belgesi bulunanlara yapılan satış ve devirlerinde harç alınmayacağının hükme bağlandığı dikkate alındığında, vergi dairesi, SGK ya da icra müdürlüklerinin yaptığı ihalelerden satın aldığınız ikinci el araçların tarafınıza satış ve devri suretiyle adınıza tescili işleminde söz konusu harcın alınmaması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.




Bağımsız Denetime Tabi Şirketlerin Belirlenmesine İlişkin Usul Ve Esaslar Değişti

Mevzuatın Adı: Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurulunun 04/05/2026 Tarihli ve 75935942-050.01.04-[01/42169] Sayılı Kararı 07 Mayıs 20… 

 

 

Bağımsız Denetime Tabi Şirketlerin Belirlenmesine İlişkin Usul Ve Esaslar Değişti

Mevzuatın Adı: Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurulunun 04/05/2026 Tarihli ve 75935942-050.01.04-[01/42169] Sayılı Kararı

07 Mayıs 2026 Tarihli Resmi Gazete

Sayı: 33246

Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumundan:

KURUL KARARI

Karar No: 75935942-050.01.04-[01/42169]

Karar Tarihi: 04.05.2026

Konu: Bağımsız Denetime Tabi Şirketlerin Belirlenmesine Dair Cumhurbaşkanı Kararına İlişkin Usul ve Esaslarda Değişiklik Yapılması Hakkında Usul ve Esasların Yayımlanması

17/3/2026 tarihli ve 33199 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 11066 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla, 30/11/2022 tarihli ve 32029 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 6434 sayılı Bağımsız Denetime Tabi Şirketlerin Belirlenmesine Dair Cumhurbaşkanı Kararında (Karar) yapılan değişiklikler çerçevesinde, “Bağımsız Denetime Tabi Şirketlerin Belirlenmesine Dair Cumhurbaşkanı Kararına İlişkin Usul ve Esaslar”da gerekli değişikliklerin yapılmasını teminen, Kararın 5 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca hazırlanan ve ekte yer alan “Bağımsız Denetime Tabi Şirketlerin Belirlenmesine Dair Cumhurbaşkanı Kararına İlişkin Usul ve Esaslarda Değişiklik Yapılması Hakkında Usul ve Esaslar”ın yayımlanmasına karar verilmiştir.

BAĞIMSIZ DENETİME TABİ ŞİRKETLERİN BELİRLENMESİNE DAİR CUMHURBAŞKANI KARARINA İLİŞKİN USUL VE ESASLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA USUL VE ESASLAR

MADDE 1– 16/1/2023 tarihli ve 32075 sayılı 1 inci mükerrer Resmî Gazete’de yayımlanan Bağımsız Denetime Tabi Şirketlerin Belirlenmesine Dair Cumhurbaşkanı Kararına İlişkin Usul ve Esasların 5 inci maddesinin beşinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(5) İkinci, üçüncü ve dördüncü fıkrada belirtilen şirketlerin denetime tabi olması için ilgili fıkralarda belirtilen üç ölçütten en az ikisinin eşik değerlerini art arda iki hesap döneminde aşması gerekir. Birbirini takip eden hesap dönemlerinde aşılan iki ölçütün aynı ölçütler olması şart değildir. Eşik değerlere tabi olan örnek bir şirketin denetime tabi olma durumu aşağıdaki tabloda gösterilmiştir:

Hesap dönemleri Aktif toplamı Karar’da belirtilen eşik değeri aşıyor mu? * Yıllık net satış hasılatı Karar’da belirtilen eşik değeri aşıyor mu? * Çalışan sayısı Karar’da belirtilen eşik değeri aşıyor mu? * Ölçütlerden en az ikisinin eşik değerini aşıyor mu? Denetime tabi mi?
1/1-31/12 2024 Evet Hayır Evet Evet Referans yıl
1/1-31/12 2025 Evet Evet Hayır Evet Referans yıl
1/1-31/12 2026 Evet 1

MADDE 2– Aynı Usul ve Esasların 5 inci maddesinin altıncı fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(6) Eşik değerlerde değişiklik yapılması durumunda, değişikliğin yürürlüğe girdiği hesap döneminden önceki hesap dönemleri için denetime tabi olma veya denetim kapsamından çıkma hususlarının değerlendirilmesi, ilgili hesap dönemleri için geçerli olan eşik değerler esas alınarak yapılır. Konuya ilişkin örnek durum aşağıda açıklanmıştır:

Örnek: Genel denetim ölçütlerine tabi olan şirketler için Karar’da belirtilen eşik değerler 1/1/2026 ve sonrasında başlayan hesap dönemlerinde esas alınmak üzere revize edilmiştir. Şirket, 2025 hesap dönemi için denetime tabi olup olmadığını belirleyecektir.

Yukarıdaki örnekte şirket 2025 hesap dönemi için denetime tabi olup olmadığını hesaplamaktadır. Bu durumda şirket, 1/1/2026 ve sonrasında başlayan hesap dönemlerinde esas alınmak üzere revize edilen yeni eşik değerleri değil, 2025 hesap döneminde denetime tabi olmak için geçerli olan eşik değerleri esas almalı, bu eşik değerlerin önceki iki hesap döneminde (2024 ve 2023) aşılıp aşılmadığını belirlemelidir.”

MADDE 3– Aynı Usul ve Esasların 10 uncu maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(1) Eşik değerleri aştığı için denetime tabi olan şirketler, tek başına veya bağlı ortaklıkları ve iştirakleriyle birlikte, 5 inci maddede belirtilen ölçütlerden en az ikisine ait eşik değerlerin iki hesap döneminde art arda altında kalması durumunda, müteakip hesap döneminden itibaren denetim kapsamından çıkar. Birbirini takip eden hesap dönemlerinde eşik değerlerin altında kalınan iki ölçütün aynı olması şart değildir. Aşağıdaki tabloda, ilgili hesap dönemleri itibarıyla ölçütlerin eşik değerlerini aşarak denetime tabi olan ancak sonraki dönemlerde ölçütlerden en az ikisine ait eşik değerlerin altında kaldığı için denetim kapsamından çıkan bir şirkete ilişkin örnek bir durum gösterilmiştir:

Hesap dönemleri Aktif toplamı Karar’da belirtilen eşik değerin altında kalıyor mu? Yıllık net satış hasılatı Karar’da belirtilen eşik değerin altında kalıyor mu? Çalışan sayısı Karar’da belirtilen eşik değerin altında kalıyor mu? Ölçütlerden en az ikisine ait eşik değerin altında kahyor mu? Denetime tabi mi?
1/1-31/12 2024 Hayır Evet Hayır Hayır Referans yıl
1/1-31/12 2025 Hayır Hayır Evet Hayır Referans yıl
1/1-31/12 2026 Hayır Evet Evet Evet 2 Evet **
1/1-31/12 2027 Evet Evet Hayır Evet Evet 3
1/1-31/12 2028   Hayır 4

MADDE 4– Aynı Usul ve Esasların Geçici l’inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(1) 11 inci madde uyarınca 2024 yılında denetim kapsamında olunup olunmadığının belirlenmesinde, 2022 yılı için enflasyon etkisine göre düzeltilmemiş finansal tablolar esas alınır.

(2) 11 inci madde uyarınca 2025 yılında denetim kapsamında olunup olunmadığının belirlenmesinde, 2023 hesap dönemi için aktif toplamı ve yıllık net satış hasılatı açısından bu döneme ait genel kurulda onaylanan finansal tablolarda yer alan tutarlar esas alınır.

(3) İkinci fıkrada yer alan hüküm, ilgili TMS’ler uyarınca enflasyon muhasebesi uygulamasının devam ettiği her hesap dönemi için aynen uygulanır.”

MADDE 5– Aynı Usul ve Esaslar’ın Geçici 2’nci, Geçici 3’üncü ve Geçici 4’üncü maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır.

MADDE 6– Bu Usul ve Esaslar yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 7– Bu Usul ve Esasların hükümlerini Kurum Başkanı yürütür.

* Şirketin belirli bir hesap döneminde denetime tabi olup olmadığının belirlenmesinde, söz konusu hesap dönemi için geçerli olan eşik değerler esas alınır ve bu eşik değerlerin önceki iki hesap döneminde aşılıp aşılmadığına bakılır. Yukarıdaki tabloda şirketin 2026 hesap döneminde denetime tabi olma durumu ele alınmış olup, bu kapsamda 2026 hesap döneminde denetime tabi olmak için geçerli olan eşik değerlerin 2024 ve 2025 hesap dönemlerinde sağlanıp sağlanmadığı değerlendirilmiştir.

** Ölçütlerden en az ikisinin eşik değerini art arda 2024 ve 2025 hesap dönemlerinde aştığından 2026 hesap dönemi için denetime tabidir.

1 Ölçütlerden en az ikisinin eşik değerini art arda 2024 ve 2025 hesap dönemlerinde aştığından 2026 hesap dönemi için denetime tabidir.

2 2026 hesap döneminde ölçütlerden en az ikisinin eşik değerlerinin yüzde yirmi veya daha fazla oranda altında kalınmadığı varsayılmıştır.

3 2025 ve 2026 hesap dönemlerinde ölçütlerden en az ikisine ait eşik değerin altında kalmadığından 2027 hesap dönemi için bağımsız denetime tabidir.

4 2026 ve 2027 hesap dönemlerinde ölçütlerden en az ikisine ait eşik değerin altında kaldığından 2028 hesap dönemi için bağımsız denetime tabi değildir.

 




Kalkınma Ajansı ve Cumhurbaşkanlığı Hibeleri Kurum Kazancına Dahil Edilmeyecek

Ar-Ge ve yenilik faaliyetleri ile tasarım faaliyetlerinde bulunanların; kamu kurum ve kuruluşları, kanunla kurulan veya teknoloji geliştirme projesi anlaşmaları kapsamında uluslararası kurumlardan ya da kamu kurum ve kuruluşlarından Ar-Ge ve yenilik projeleri ile tasarım projelerini desteklemek amacıyla fon veya kredi kullanan vakıflar ile uluslararası fonlardan aldıkları destekler özel bir fon hesabında tutulur…

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

Sivas Defterdarlığı

Gelir Yönetimi, Denetim, Hukuk ve İhtilaflı İşler Grup Müdürlüğü

Sayı: E-31315688-125[2025]-

Tarih: 02.04.2026

Konu: Kalkınma Ajansından Alınan Hibe Tutarının Vergilendirilmesi

İlgi:

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzdan;

– Sermayesinin tamamına … sahip olduğu Şirketinizin, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü koordinasyonunda, Orta Anadolu Kalkınma Ajansı (ORAN) tarafından yürütülen 2024 Yılı Cazibe Merkezlerini Destekleme Programı (CMDP) kapsamında desteklenmesine karar verilen “…. adlı Ar-Ge projesini yürüttüğü, toplam bütçesi …. TL olan proje kapsamındaki …. TL desteğin ORAN Kalkınma Ajansı tarafından karşılanacağı, kalan …. TL eş finansmanın ise şirketiniz tarafından sağlanacağı,

– Ayrıca, proje faaliyetlerinin tamamlanabilmesi için Cumhurbaşkanlığı tarafından proje için şirketinize …. TL hibe verildiği,

– Proje kapsamında çeşitli amortismana tabi iktisadi kıymetlerin satın alındığı ve şirket aktifine kaydedildiği

belirtilerek, Ar-Ge projesi kapsamında ORAN Kalkınma Ajansı ve Cumhurbaşkanlığı tarafından şirketinize aktarılacak destek tutarlarının gelir olarak kaydedilip kaydedilmeyeceği ile kurumlar vergisi matrahına dahil edilip edilmeyeceği hususlarında görüşümüzün istenildiği anlaşılmaktadır.

5746 sayılı Araştırma, Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanunun 3 üncü maddesinde, “(1) Ar-Ge ve tasarım indirimi: Teknoloji merkezi işletmelerinde, Ar-Ge merkezlerinde, kamu kurum ve kuruluşları ile kanunla kurulan veya teknoloji geliştirme projesi anlaşmaları kapsamında uluslararası kurumlardan ya da kamu kurum ve kuruluşlarından Ar-Ge projelerini desteklemek amacıyla fon veya kredi kullanan vakıflar tarafından veya uluslararası fonlarca desteklenen Ar-Ge ve yenilik projelerinde, rekabet öncesi işbirliği projelerinde ve teknogirişim sermaye desteklerinden yararlananlarca gerçekleştirilen Ar-Ge ve yenilik harcamalarının tamamı ile bu Kanun kapsamında yukarıda sayılan kurum ve kuruluşlar tarafından desteklenen tasarım projelerinde ve tasarım merkezlerinde gerçekleştirilen münhasıran tasarım harcamalarının tamamı, 13/6/2006 tarihli ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 10 uncu maddesine göre kurum kazancının ve 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 89 uncu maddesi uyarınca ticari kazancın tespitinde indirim konusu yapılır. Cumhurbaşkanınca belirlenen kriterleri haiz Ar-Ge merkezlerinde ayrıca o yıl yapılan Ar-Ge ve yenilik harcamalarının bir önceki yıla göre artışının yüzde ellisine kadarı; Cumhurbaşkanınca belirlenen kriterleri haiz tasarım merkezlerinde ayrıca o yıl yapılan tasarım harcamalarının bir önceki yıla göre artışının yüzde ellisine kadarı yukarıdaki esaslar dâhilinde indirim konusu yapılabilir. Belirlenen kriterlere göre kanuni hadler içerisinde oranları ayrı ayrı veya birlikte farklılaştırmaya Cumhurbaşkanı yetkilidir. Ayrıca bu harcamalar, 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununa göre aktifleştirilmek suretiyle amortisman yoluyla itfa edilir, bir iktisadi kıymet oluşmaması halinde ise doğrudan gider yazılır. Kazancın yetersiz olması nedeniyle ilgili hesap döneminde indirim konusu yapılamayan tutar, sonraki hesap dönemlerine devredilir. Devredilen tutarlar, takip eden yıllarda 213 sayılı Kanuna göre her yıl belirlenen yeniden değerleme oranında artırılarak dikkate alınır.

(7) Ar-Ge ve yenilik faaliyetleri ile tasarım faaliyetlerinde bulunanların; kamu kurum ve kuruluşları, kanunla kurulan veya teknoloji geliştirme projesi anlaşmaları kapsamında uluslararası kurumlardan ya da kamu kurum ve kuruluşlarından Ar-Ge ve yenilik projeleri ile tasarım projelerini desteklemek amacıyla fon veya kredi kullanan vakıflar ile uluslararası fonlardan aldıkları destekler özel bir fon hesabında tutulur. Bu fon, 193 sayılı Kanun ve 5520 sayılı Kanuna göre vergiye tabi kazancın ve ilgili yılda yapılan Ar-Ge veya tasarım harcaması tutarının tespitinde dikkate alınmaz. Bu fonun, elde edildiği hesap dönemini izleyen beş yıl içinde sermayeye ilâve dışında herhangi bir şekilde başka bir hesaba nakledilmesi veya işletmeden çekilmesi halinde, zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler ziyaa uğratılmış sayılır.

…” hükmüne yer verilmiştir.

Öte yandan, Araştırma, Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesine İlişkin Uygulama ve Denetim Yönetmeliğinde 5746 sayılı Kanunda yer alan Ar-Ge indirimi uygulamasına ilişkin usul ve esaslar ayrıntılı olarak düzenlenmiş olup ayrıca konuyla ilgili 6 seri no.lu 5746 sayılı Kanun Genel Tebliğinde de konuya ilişkin açıklamalara yer verilmiştir.

Mezkûr Yönetmeliğin;

– 7 nci maddesinde, “(1) Ar-Ge ve yenilik faaliyeti ile tasarım faaliyeti kapsamında değerlendirilen harcamalar aşağıda yer almaktadır:

b) Amortismanlar:

1) Ar-Ge, yenilik veya tasarım faaliyetlerinin yürütülmesi amacıyla iktisap edilen amortismana tabi iktisadi kıymetler için ayrılan amortismanlardan oluşur.

2) Ar-Ge, yenilik veya tasarım faaliyeti dışında başka faaliyetlerde de kullanılan makine ve teçhizata ilişkin amortismanlar, bunların Ar-Ge, yenilik veya tasarım faaliyetlerinde kullanıldığı gün sayısına göre hesaplanır…”

– 33 üncü maddesinde, “(1) Ar-Ge ve yenilik veya tasarım faaliyetlerinde bulunanların, kamu kurum ve kuruluşları, kanunla kurulan veya teknoloji geliştirme projesi anlaşmaları kapsamında uluslararası kurumlardan ya da kamu kurum ve kuruluşlarından Ar-Ge projelerini desteklemek amacıyla fon veya kredi kullanan vakıflar ile uluslararası fonlardan aldıkları hibe destekler, desteğin tabi olduğu mevzuat hükümlerine uygun olarak özel bir fonda izlenir.

(2) Bu fonda yer alan tutarlar, Gelir Vergisi Kanunu ve Kurumlar Vergisi Kanununa göre vergiye tabi kazancın tespitinde gelir, Ar-Ge ve tasarım indirimi tutarının tespitinde Ar-Ge, yenilik ve tasarım harcaması olarak dikkate alınmaz.

(3) Bu fonun elde edildiği hesap dönemini izleyen beş yıl içinde sermayeye ilave dışında herhangi bir şekilde başka bir hesaba nakledilmesi veya işletmeden çekilmesi hâlinde, zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler vergi ziyaı cezası ve gecikme faiziyle birlikte işletmeden tahsil edilir.

(4) Ar-Ge ve yenilik veya tasarım faaliyetlerinde bulunanların, kamu kurum ve kuruluşları, kanunla kurulan veya teknoloji geliştirme projesi anlaşmaları kapsamında uluslararası kurumlardan ya da kamu kurum ve kuruluşlarından Ar-Ge projelerini desteklemek amacıyla fon veya kredi kullanan vakıflar ile uluslararası fonlardan aldıkları geri dönüşlü destekler bu kapsamda değerlendirilmez.”

açıklamalarına yer verilmiştir.

Orta Anadolu Kalkınma Ajansının …. tarih ve …. sayılı yazısında, Ajans tarafından desteklenen …. başlıklı projenin Ar-Ge, yenilik ve tasarım projesi olarak değerlendirildiği belirtilmiştir.

Bu çerçevede, Orta Anadolu Kalkınma Ajansı ile Cumhurbaşkanlığı tarafından Ar-Ge projenize yönelik olarak hibe şeklinde sağlanan destek tutarlarının, elde edildiği tarihte özel bir fon hesabına alınması, söz konusu fon hesabında izlenen tutarların kurum kazancına dahil edilmemesi ve bu tutarlardan karşılanan Ar-Ge harcamalarının Ar-Ge indirimine konu edilmemesi gerekmektedir.

Öte yandan, Ar-Ge faaliyetleri kapsamında amortismana tabi iktisadi kıymetlerin edinilmesi halinde, bu iktisadi kıymetlerin maliyet bedelinin değil, ilgili hesap döneminde ayrılan amortisman tutarının Ar-Ge harcaması olarak dikkate alınması mümkün bulunmaktadır. Ancak, söz konusu iktisadi kıymetlerin finansmanının bir kısmının şirketiniz tarafından, bir kısmının ise kamu kurumları tarafından sağlanan desteklerle karşılanması durumunda, yalnızca şirketiniz tarafından karşılanan kısma isabet eden amortisman tutarının Ar-Ge indirimine konu edilmesi mümkün olup, destek tutarına isabet eden amortisman tutarı için Ar-Ge indiriminden yararlanılması mümkün bulunmamaktadır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.




Müsadere Edilen Bağlı Ortaklık ve İştiraklerin Kayıtlı Değerleri Gider Yazılamayacak

Şirketin Bağlı Ortaklık/İştiraklerinin İştirakler/Bağlı Ortaklıklar Hesaplarından Çıkarılan Enflasyon Düzeltmesi Sonucu Oluşanlar Dahil Maliyet Bedeli/Kayıtlı Değerinin Kazancın Tespitinde İndirimi

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İstanbul Defterdarlığı

Gelir Kanunları Gelir ve Kurumlar Vergileri Grup Müdürlüğü

Sayı: E-62030549-125[6-2025/]-

Tarih: 21.04.2026

Konu: Şirketin Bağlı Ortaklık/İştiraklerinin İştirakler/Bağlı Ortaklıklar Hesaplarından Çıkarılan Enflasyon Düzeltmesi Sonucu Oluşanlar Dahil Maliyet Bedeli/Kayıtlı Değerinin Kazancın Tespitinde İndirimi

İlgide kayıtlı özelge talep formu ve eklerinin incelenmesinden,

-Şirketinizin iştirakleri ve bağlı ortakları adına … …/… Esas, …/… Karar sayılı dosyası ile ilgili verilen müsadere kararının … tarihli …/… Esas …/… sayılı ilamıyla 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 54 ve 55 inci maddeleri uyarınca müsaderesine ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince temyiz davasının esastan reddiyle mahkumiyet, beraat ve müsadereye ilişkin hükümlerin ayrı ayrı onanmasına karar verildiği,

-……………………………… Daire Başkanlığının …/…/……… tarih E-…-…-… sayılı yazıları ile; Şirketlerin müsaderesine ilişkin yargı merci kararı uyarınca pay defterlerinde “5237 sayılı Kanunun 54 ve 55 inci maddeleri uyarınca müsaderesine” kaydı işlenerek Maliye Hazinesi adına gerekli değişikliklerin yapılması ve yapılan işlemler konusunda bilgi verilmesine ilişkin talimat gönderildiği, bunun üzerine Şirketlerin müsaderesine ilişkin yargı merci kararı uyarınca pay defterlerinde 5237 sayılı Kanunun 54 ve 55 inci maddeleri uyarınca müsaderesine kaydı işlenerek T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı adına tek ortak olarak gerekli değişikliklerin yapıldığı

belirtilerek, mahkeme kararı gereği müsaderesine karar verilen bağlı ortaklık ve iştiraklerinizin Şirketinizin iştirakler ve bağlı ortaklıklar hesaplarından çıkarılmak zorunda olunan enflasyon düzeltmeleri sonucu oluşanlar dahil maliyet bedellerinin veya kayıtlı değerlerinin Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendi hükmü uyarınca kurum kazancının tespitinde gider olarak indirim konusu yapılıp yapılmayacağı hususunda bilgi talep edildiği anlaşılmaktadır.

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6 ncı maddesinde, “(1) Kurumlar vergisi, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safî kurum kazancı üzerinden hesaplanır.

(2) Safî kurum kazancının tespitinde, Gelir Vergisi Kanununun ticarî kazanç hakkındaki hükümleri uygulanır. ……….” hükmü yer almaktadır.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;

– 38 inci maddesinde, “Bilanço esasına göre ticari kazanç, teşebbüsdeki öz sermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müsbet farktır. Bu dönem zarfında sahip veya sahiplerce:

1. İşletmeye ilave olunan değerler bu farktan indirilir;

2. İşletmeden çekilen değerler ise farka ilave olunur.

Ticari kazancın bu suretle tespit edilmesi sırasında, Vergi Usul Kanunu’nun değerlemeye ait hükümleri ile bu kanunun 40 ve 41’inci maddeleri hükümlerine uyulur.”

– 40 ıncı maddesinde, “Safi kazancın tespit edilmesi için, aşağıdaki giderlerin indirilmesi kabul edilir:

3. İşle ilgili olmak şartiyle, mukavelenameye veya ilama veya kanun emrine istinaden ödenen zarar, ziyan ve tazminatlar;

…”

hükümlerine yer verilmiştir.

Bu çerçevede, mahkeme kararı gereği müsaderesine karar verilen bağlı ortaklık ve iştiraklerinizin Şirketinizin iştirakler ve bağlı ortaklıklar hesaplarından çıkarılması gereken enflasyon düzeltmeleri sonucu oluşanlar dahil maliyet bedelleri veya kayıtlı değerlerinin, Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendi kapsamında değerlendirilmeyeceğinden, kurum kazancının tespitinde gider olarak indirim konusu yapılması mümkün değildir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.




Birleşme ve Devralma Kılavuzlarında Yeni Dönem: Rekabet Kurumu Güncellemeleri Yayımladı

>Bilindiği üzere birleşme-devralma mevzuatının güncellenmesine yönelik olarak yürütülen çalışmalar kapsamında 2010/4 sayılı Rekabet Kurumundan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ’de 2026 yılı Şubat ayında bazı değişiklikler yapılmıştır. Rekabet Kurulu tarafından Tebliğ’in güncellenen hali ile uyumlu olarak çeşitli kılavuzlarda da değişikliklere gidilmiş olup yapılan değişiklikleri içerir kılavuzlar Kurumumuz web sitesinde yayımlanmıştır.

Güncellenen Birleşme ve Devralma Kılavuzları Yayımlandı

Bilindiği üzere birleşme-devralma mevzuatının güncellenmesine yönelik olarak yürütülen çalışmalar kapsamında 2010/4 sayılı Rekabet Kurumundan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ’de 2026 yılı Şubat ayında bazı değişiklikler yapılmıştır. Rekabet Kurulu tarafından Tebliğ’in güncellenen hali ile uyumlu olarak çeşitli kılavuzlarda da değişikliklere gidilmiş olup yapılan değişiklikleri içerir kılavuzlar Kurumumuz web sitesinde yayımlanmıştır.

Güncellenen kılavuzlar ve bu kılavuzlarda yapılan başlıca değişiklikler şu şekildedir:

Birleşme ve Devralma Sayılan Haller ve Kontrol Kavramı Hakkında Kılavuz

  • Tebliğ’in 8. maddesinin 5. fıkrasında düzenlenen, üç yıllık dönem içinde, aynı kişiler ya da taraflar arasında veya aynı ilgili ürün pazarında aynı teşebbüs tarafından yapılan iki ya da daha fazla işlemin ciroların hesaplanması bakımından tek bir işlem olarak değerlendirileceğine dair hükmün, ortak girişim kurulmasına ilişkin işlemler açısından da uygulanacağı netleştirilmiştir.

Birleşme ve Devralmalarda İlgili Teşebbüs, Ciro ve Yan Sınırlamalar Hakkında Kılavuz

  • Tebliğ’de yapılan düzenlemelere paralel olarak işlem tarafı tanımına ve güncellenen bildirim eşiklerine yönelik olarak değişikliklere gidilmiştir.
  • Ortak girişimlere yönelik olarak yapılacak incelemeler için, ortak kontrolün devralınmasında ilgili teşebbüs tanımına yönelik olarak ek açıklamalara ve örneklere yer verilmiştir.
  • Dünya cirosunun hesaplamasında Türkiye satışlarının da dahil edilmesi gerektiği açıklığa kavuşturulmuştur.
  • Teknoloji teşebbüslerinin konu olduğu işlemlerde Türkiye cirosunun hesaplanmasında dikkate alınacak hususlar belirtilmiştir.
  • Tebliğ’in 8. maddesinin 5. fıkrasında düzenlenen üç yıllık sürenin ne zaman başlayacağına ilişkin olarak açıklama getirilmiştir.

Yatay Birleşme ve Devralmaların Değerlendirilmesi Hakkında Kılavuz / Yatay Olmayan Birleşme ve Devralmaların Değerlendirilmesi Hakkında Kılavuz

  • Ana teşebbüsler arasında ortak girişim dolayısıyla ortaya çıkabilecek iş birlikçi etkilerin değerlendirilmesine ilişkin esaslar açıklanmıştır.

Güncellenen Kılavuzlar:

 

 

Birleşme ve Devralma Sayılan Haller ve Kontrol Kavramı Hakkında Kılavuz
Birleşme ve Devralmalarda İlgili Teşebbüs, Ciro ve Yan Sınırlamalar Hakkında Kılavuz
Yatay Birleşme ve Devralmaların Değerlendirilmesi Hakkında Kılavuz
Yatay Olmayan Birleşme ve Devralmaların Değerlendirilmesi Hakkında Kılavuz
Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem Ve Kararlar İle Hakim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek İdari Para Cezalarına İlişkin Kılavuz
İş Gücü Piyasalarındaki Rekabet İhlallerine Yönelik Kılavuz
Dikey Anlaşmalara İlişkin Kılavuz
Motorlu Taşıtlar Sektöründeki Grup Muafiyeti Tebliği’ni Açıklayıcı Kılavuz
Rekabet Değerlendirmesi Rehberi
Hakim Durumdaki Teşebbüslerin Dışlayıcı Davranışlarına İlişkin Kılavuz

Kaynak: Rekabet Kurumu