Teknokentte Kur Farkı Zararlarının İstisna Kapsamı ve Kurum Kazancı

T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI Ankara Defterdarlığı Gelir Kanunları Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü Sayı: E-38418978-125[4691-2022/5-(i)]-…. Tarih: 30.0…

 

 

Teknokentte Kur Farkı Zararlarının İstisna Kapsamı ve Kurum Kazancı

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

Ankara Defterdarlığı

Gelir Kanunları Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü

Sayı: E-38418978-125[4691-2022/5-(i)]-….

Tarih: 30.07.2025

Konu: Teknokentte Oluşan Kur Farkı Zararının İstisna Dışı Kurum Kazancının Tespitinde Dikkate Alınıp Alınmayacağı

İlgi: …

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda;

– Şirketinizin … Teknopark Teknoloji Geliştirme Bölgesinde faaliyet gösterdiği, Ar-Ge ve yazılım kapsamında yürütmüş olduğu projelerinin dışında ayrıca ticari faaliyetlerinin de bulunduğu,

– Dövizli ticari alacakları ve borçları ile banka hesaplarındaki döviz mevcutlarının, Vergi Usul Kanunu uyarınca geçici vergi dönemlerinde değerlemeye tabi tutulduğu ve yapılan değerleme sonrasında oluşan kur farkı gelirleri ile giderlerinin ilgili hesaplarda takip edildiği

belirtilmiş olup, bankadaki döviz mevcudu ile dövizli alacak ve borçlardan kaynaklanan kur farkı gelirleri ve giderlerinin, Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanununda yer alan kurumlar vergisi istisnası kapsamında ne şekilde değerlendirileceği hususunda Başkanlığımız görüşü sorulmuştur.

4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanununun geçici 2 nci maddesinde, “Yönetici şirketlerin bu Kanun uygulaması kapsamında elde ettikleri kazançlar ile Bölgede faaliyet gösteren gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin, münhasıran bu Bölgedeki yazılım, tasarım ve AR-GE faaliyetlerinden elde ettikleri kazançları 31/12/2028 tarihine kadar gelir ve kurumlar vergisinden müstesnadır…” hükmüne yer verilmiştir.

1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin “5.12.2.4. İstisna kazanç tutarının tespiti” başlıklı bölümünde, “4691 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesinde yer alan istisna, bir kazanç istisnası olup istisna kapsamındaki faaliyetlerden elde edilen hasılattan bu faaliyetler nedeniyle yüklenilen gider ve maliyet unsurlarının düşülmesi sonucu bulunacak kazancın tamamı kurumlar vergisinden istisna olacaktır.

İstisna kazancın ve bu bağlamda kurumlar vergisi matrahının tespiti açısından, Kanun uygulaması kapsamında bulunan ve bulunmayan hasılat, maliyet ve gider unsurlarının ayrı ayrı izlenmesi ve istisna kapsamında olan faaliyetlere ait hasılat, maliyet ve gider unsurlarının, diğer faaliyetlerle ilişkilendirilmemesi ve kayıtların da bu ayrımı sağlayacak şekilde tutulması gerekmektedir.

Kanun uygulaması kapsamında istisna olan faaliyetlerin zararla sonuçlanması halinde, bu zararların istisna kapsamında olmayan diğer faaliyetlere ilişkin kazançlardan indirilmesi mümkün değildir.

Bölgede faaliyet gösteren mükelleflerin, 4691 sayılı Kanun kapsamı dışındaki ticari işlemlerinden elde edecekleri gelirleri ile olağandışı gelirlerinin istisna kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir. Bu kapsamda, nakitlerin değerlendirilmesi sonucu oluşan faiz gelirleri, yabancı para cinsinden aktifler dolayısıyla oluşan kur farkları ve iktisadi kıymetlerin elden çıkarılmasından doğan gelirler istisna kapsamında değerlendirilmeyecektir.

Bölgede faaliyet gösteren gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerine, diğer kurumlardan geri ödeme koşuluyla sermaye desteği olarak sağlanan yardımlar, borç mahiyetinde olduğundan bu yardımların ticari kazanca dahil edilmesi söz konusu olmayacaktır.

Diğer taraftan, teknoloji geliştirme bölgelerinde faaliyet gösteren mükelleflere, istisnadan yararlanan Ar-Ge ve tasarım projelerine ilişkin olarak, TÜBİTAK ve benzeri kurumlar tarafından ilgili mevzuat çerçevesinde hibe şeklinde sağlanan destek tutarları ile diğer kurumların bu mahiyetteki her türlü bağış ve yardımları, kurum kazancına dahil edilecek ve istisnadan yararlandırılacaktır.” açıklamaları yer almaktadır.

Tebliğde de belirtildiği üzere, Bölgedeki yazılım, tasarım ve Ar-Ge faaliyetleri kapsamındaki kazançlar istisna kapsamında değerlendirilmekte olup bu faaliyetlere ilişkin döviz cinsinden alacaklar tahsil edilinceye kadar oluşan kur farkları da istisna kapsamındadır. Ar-Ge faaliyetlerinden elde edilse dahi nakitlerin değerlendirilmesi sonucu oluşan gelirler, yabancı paraların değerlenmesinden kaynaklanan kur farkları ise anılan istisna kapsamında değildir. Yine, yazılım, tasarım ve Ar-Ge faaliyetleri kapsamı dışında elde edilen gelirler ile olağandışı gelirler de istisna kapsamı dışındadır.

Bu hüküm ve açıklamalara göre;

– Teknoloji geliştirme bölgelerinde yürütülen faaliyetlerden doğan alacaklara ilişkin kur farkı gelirleri, 4691 sayılı Kanun kapsamındaki ticari işlemlerden elde edilen gelir olarak değerlendirildiğinden, söz konusu istisnanın kapsamında olacaktır.

– Banka hesaplarındaki döviz mevcutlarına ilişkin ortaya çıkan kur farkı gelirlerinin ise Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanununun geçici 2 nci maddesinde yer verilen istisna kapsamında değerlendirilmesi mümkün bulunmamaktadır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 




Dernek Kira Yardımı Ödemelerinde Gelir Vergisi Tevkifatı ve Damga Vergisi Yükümlülüğü

T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI Şanlıurfa Defterdarlığı Gelir Kanunları Grup Müdürlüğü Sayı: 64958909-120-126878 Tarih: 02.12.2025 Konu: Dernek tarafınd..

 

 

Dernek Kira Yardımı Ödemelerinde Gelir Vergisi Tevkifatı ve Damga Vergisi Yükümlülüğü

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

Şanlıurfa Defterdarlığı

Gelir Kanunları Grup Müdürlüğü

Sayı: 64958909-120-126878

Tarih: 02.12.2025

Konu: Dernek tarafından kira yardımı adı altında yapılan ödemelerinin gelir vergisi tevkifatına ve kira sözleşmelerinin damga vergisine tabi olup olmadığı

İlgi: …

İlgide kayıtlı özelge talep formunuz ve eklerinin incelenmesinden, derneğinizin insani yardımlar kapsamında mesken olarak kiralanan konutlarda yardıma muhtaç kiracılar adına kira ödemeleri yaptığı belirtilerek, söz konusu ödemeler yapılırken gelir vergisi tevkifatı yapılıp yapılmayacağı ile derneğinizin taraf olmadığı ancak derneğinize ibraz edilen konut kira sözleşmelerine ait damga vergisinin ödenmesi bakımından herhangi bir sorumluluğunuzun olup olmadığı hususlarında görüş talep edildiği anlaşılmaktadır.

GELİR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 70 inci maddesinin birinci fıkrasında, aynı fıkrada bentler halinde sayılan mal ve hakların sahipleri, mutasarrıfları, zilyetleri, irtifak ve intifa hakkı sahipleri veya kiracıları tarafından kiraya verilmesinden elde edilen iratların gayrimenkul sermaye iradı olduğu; 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında, kamu idare ve müesseseleri, iktisadi kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadi işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilânço veya zirai işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçilerin aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dâhil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecbur olduğu, söz konusu fıkranın (5/a) bendinde ise 70 inci maddede yazılı mal ve hakların kiralanması karşılığı yapılan ödemelerden gelir vergisi tevkifatı yapılacağı; 96 ncı maddesinde, vergi tevkifatının, 94 üncü madde kapsamına giren nakden veya hesaben yapılan ödemelere uygulanacağı, bu maddede geçen hesaben ödeme deyiminin, vergi tevkifatına tabi kazanç ve iratları ödeyenleri istihkak sahiplerine karşı borçlu durumda gösteren her türlü kayıt ve işlemleri ifade ettiği, vergi tevkifatının, ücretler dışında kalan ödemelerde gayrisafi tutarlar üzerinden yapılacağı, kesilmesi gereken verginin ödemeyi yapan tarafından üstlenilmesi halinde bu verginin, bilfiil ödenen miktar ile ödemeyi yapanın yüklendiği verginin toplamı üzerinden hesaplanacağı hükme bağlanmıştır.

Bu hükümlere göre, derneğinizin, insani yardımlar kapsamında yardıma muhtaç kişiler adına, özü itibarıyla derneğinizce yapılmış olan bir kiralama işlemine dayanmayan ve gerçek kişiler arasında düzenlenen kira sözleşmelerine istinaden doğrudan mülk sahiplerine yaptığı kira yardımı adı altındaki ödemeler üzerinden Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (5) numaralı bendinin (a) alt bendi uyarınca gelir vergisi tevkifatı yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

DAMGA VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN 

488 sayılı Damga Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde, bu Kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı kağıtların damga vergisine tabi olduğu; 3 üncü maddesinde, damga vergisi mükellefinin kağıtları imza edenler olduğu; 9 uncu maddesinde, bu Kanuna ekli (2) sayılı tabloda yazılı kağıtların damga vergisinden müstesna olduğu hükme bağlanmıştır.

Aynı Kanuna ekli (1) sayılı tablonun “I. Akitlerle ilgili kağıtlar” başlıklı bölümünün A/2 fıkrasında, mukavele süresine göre kira bedeli üzerinden kira mukavelenamelerinin, A/3 fıkrasında ise kefalet, teminat ve rehin senetlerinin nispi damga vergisine tabi tutulacağı; Kanuna ekli (2) sayılı tablonun “IV. Ticari ve medeni işlerle ilgili kağıtlar” başlıklı bölümünün (31) numaralı fıkrasında ise, dernek ve vakıflarca yerleşim yeri, gerçek kişilerce mesken olarak kullanılmak üzere kiralanan ve iktisadi işletmelere dahil olmayan taşınmazlara ilişkin kira mukavelenameleri ile bu mukavelenameler üzerine konulacak kefalet şerhleri ve teminatların damga vergisinden istisna olduğu hüküm altına alınmıştır.

Bu hükümler çerçevesinde, gerçek kişilerce mesken olarak kiralanan taşınmazlara ait kira sözleşmelerinin, kiralamaya konu taşınmazın bir iktisadi işletmeye dahil olmaması kaydıyla 488 sayılı Kanuna ekli (2) sayılı tablonun IV/31 fıkrası kapsamında istisna olduğu dikkate alındığında, derneğinize ibraz edilen ve bir iktisadi işletmeye ait olmamak şartıyla gerçek kişilerce mesken olarak kullanılmak üzere kiralanan taşınmazlara ilişkin kira sözleşmelerinin damga vergisi yönünden derneğinizin herhangi bir vergisel yükümlülüğü bulunmamaktadır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 




Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliği (Seri No: 57)

Mevzuatın Adı: Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri No: 57) 31 Ocak 2026 Tarihli Resmi Gazete Sayı:..

 

 

Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliği (Seri No: 57)

Mevzuatın Adı: Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri No: 57)

31 Ocak 2026 Tarihli Resmi Gazete

Sayı: 33154

Hazine ve Maliye Bakanlığı (Gelir İdaresi Başkanlığı)’ndan:

 
 

MADDE 1- 26/4/2014 tarihli ve 28983 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinin (II/B-11.3.) bölümünün ikinci paragrafından sonra gelmek üzere aşağıdaki paragraf eklenmiştir.

“Yem katkı maddelerinin karışımı ya da bir veya birden fazla yem katkı maddesinin taşıyıcısı olarak kullanılan ve hayvanlara doğrudan yedirilmesi amaçlanmayan premiksler ile tahılların buhar ile yüksek basınç altında pişirilmesi ve ardından ezme makinasından geçirilerek kurutulması prensibine dayanan bir ürün olan flakeler tek başına karma yem kapsamında değerlendirilmediğinden, premiks ve flakelerin teslimi istisna kapsamında değildir.”

MADDE 2- Aynı Tebliğin (II/E-5.) ve (II/E-5.1.) bölümlerinde yer alan “31/12/2025” ibareleri “31/12/2035” olarak değiştirilmiştir.

MADDE 3- Aynı Tebliğin (II/E-10.) bölümü başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“10. 2026 UEFA Avrupa Ligi Finali ve 2027 UEFA Konferans Ligi Finali Müsabakaları ile 2032 UEFA Avrupa Futbol Şampiyonası Organizasyonu Kapsamında Yapılacak Teslim ve Hizmetlerde İstisna

7566 sayılı Kanunun 15 inci maddesi ile 3065 sayılı Kanuna eklenen geçici 46 ncı maddede;

– 2026 Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (UEFA) Avrupa Ligi Finali ve 2027 UEFA Konferans Ligi Finali müsabakaları ile 2032 UEFA Avrupa Futbol Şampiyonası organizasyonuna ilişkin olmak üzere UEFA, katılımcı takımlar ve organizasyonda görevli tüzel kişilerden iş yeri, kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayanlara, bu müsabakalar ve organizasyon dolayısıyla yapılacak mal teslimleri ve hizmet ifaları ile bunların bu müsabakalar ve organizasyon dolayısıyla yapacakları mal teslimleri ve hizmet ifalarının KDV’den istisna olduğu,

– Bu kapsamda yapılan mal teslimleri ve hizmet ifaları nedeniyle yüklenilen vergilerin, vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan vergilerden indirileceği, indirim yoluyla telafi edilemeyen vergilerin 3065 sayılı Kanunun 32 nci maddesi hükmü uyarınca istisna kapsamında işlem yapan mükellefin talebi üzerine iade edileceği,

– Hazine ve Maliye Bakanlığının istisna ve iadenin uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkili olduğu,

hükme bağlanmıştır.

Bu istisna uygulamasına ilişkin usul ve esaslar aşağıda belirlenmiştir.

10.1. İstisnanın Uygulanması

Söz konusu düzenleme tam istisna mahiyetindedir. Türkiye Futbol Federasyonu tarafından, istisna kapsamında mal ve hizmet almak isteyen UEFA, katılımcı takımlar ve organizasyonda görevli tüzel kişilerden iş yeri, kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayanlara 3065 sayılı Kanunun geçici 46 ncı maddesi kapsamında olduklarına yönelik bir yazı verilir. Bu yazı satıcılara ibraz edilerek istisna uygulanması sağlanır. Satıcı firma bu yazıyı 213 sayılı Kanunun muhafaza ve ibraz hükümlerine göre saklar.

İstisna kapsamındaki malların ithalat yoluyla temin edilmesi halinde, yazı ilgili gümrük idaresine ibraz edilmek suretiyle istisnanın uygulanması sağlanır.

UEFA, katılımcı takımlar, organizasyonda görevli tüzel kişilerden iş yeri, kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayanların istisna kapsamındaki teslim ve hizmetlerinde ise KDV hesaplanmaz.

İstisna uygulanan teslim ve hizmetler nedeniyle yüklenilen KDV, satıcılar tarafından indirim konusu yapılabilir. İndirim yoluyla telafi edilemeyen KDV iade edilir.

10.2. Müteselsil Sorumluluk

UEFA, katılımcı takımlar, organizasyonda görevli tüzel kişilerden iş yeri, kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayanların mal ve hizmet alımlarında istisna kapsamında işlem yapılabilmesi için Türkiye Futbol Federasyonundan alınan yazının satıcıya ibraz edilmesi şarttır.

Satıcıların bu yazı olmadan istisna uygulamaları halinde, istisna uygulaması nedeniyle ziyaa uğratılan vergi, ceza, zam ve faizlerden alıcılar ile birlikte satıcılar da müteselsilen sorumludur.

İşlemin istisna için belirlenen şartları baştan taşımadığı ya da şartların daha sonra ihlal edildiğinin tespiti halinde, ziyaa uğratılan vergi ile buna bağlı ceza, faiz ve zamlar, kendisine istisna kapsamında teslim veya hizmet yapılan alıcıdan aranır. İstisna belgesinin istisna kapsamında olmayanlara verilmesi halinde, ziyaa uğratılan vergi ile buna bağlı ceza, faiz ve zamlardan alıcı ile birlikte Türkiye Futbol Federasyonu da sorumludur.

10.3. İstisnanın Beyanı

İstisna kapsamında yapılan teslim ve hizmetler KDV beyannamesinde yer alan “İstisnalar-Diğer İade Hakkı Doğuran İşlemler” kulakçığının, “Tam İstisna Kapsamına Giren İşlemler” tablosunda, 336 kod numaralı “UEFA Müsabakaları Kapsamında Yapılacak Teslim ve Hizmetler” satırı aracılığıyla beyan edilir.

Bu satırın “Teslim ve Hizmet Tutarı” sütununa istisnaya konu işlem bedeli, “Yüklenilen KDV” sütununa bu işlemle ilgili alım ve giderlere ait belgelerde gösterilen toplam KDV tutarı yazılır.

İade talep etmek istemeyen mükellefler, “Yüklenilen KDV” sütununa ilişkin alana “0” yazar.

10.4. İade

Bu istisnadan kaynaklanan iade taleplerinde aşağıdaki belgeler aranır:

– Standart iade talep dilekçesi

– İstisnanın beyan edildiği döneme ilişkin indirilecek KDV listesi

– İade hakkı doğuran işleme ait yüklenilen KDV listesi

– İadesi talep edilen KDV hesaplama tablosu

– Satış faturaları listesi

– Türkiye Futbol Federasyonundan alınan yazı örneği

10.4.1. Mahsuben İade

Mükelleflerin bu işlemden kaynaklanan mahsuben iade talepleri, yukarıdaki belgelerin ibraz edilmiş olması halinde miktarına bakılmaksızın vergi inceleme raporu, YMM raporu ve teminat aranmadan yerine getirilir.

10.4.2. Nakden İade

Mükelleflerin bu işlemden kaynaklanan ve 50.000 TL’yi aşmayan nakden iade talepleri vergi inceleme raporu, YMM raporu ve teminat aranmadan yerine getirilir. İade talebinin 50.000 TL’yi aşması halinde aşan kısmın iadesi, vergi inceleme raporu veya YMM raporuna göre yerine getirilir. Teminat verilmesi halinde, mükellefin iade talebi yerine getirilir ve teminat vergi inceleme raporu veya YMM raporu sonucuna göre çözülür.”

MADDE 4- Aynı Tebliğin (II/F-4.15.) bölümünün başlığı ile beşinci, yedinci ve sekizinci paragrafları sırasıyla aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı bölümün dördüncü paragrafı yürürlükten kaldırılmıştır.

“4.15. Hazinenin Taşınmaz Teslimi ve Kiralamaları, İrtifak Hakkı Tesisi, Kullanma İzni ve Ön İzin Verilmesi İşlemleri, Kentsel Dönüşüm Başkanlığı ile Toplu Konut İdaresi (TOKİ) Başkanlığının Arsa ve Arazi Teslimleri, Belediyeler, İl Özel İdareleri ve Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlıklarının Taşınmaz Satışları ile Vakıflar Genel Müdürlüğünün Yönettiği ve Temsil Ettiği Mazbut Vakıfların Mülkiyetinde Bulunan Taşınmazların Satışları”

“3065 sayılı Kanunun (17/4-p) maddesine göre, belediyeler, il özel idareleri ve yatırım izleme ve koordinasyon başkanlıklarının mülkiyetindeki taşınmazların satışı (belediyeler, il özel idareleri ve yatırım izleme ve koordinasyon başkanlıklarının bünyelerinde oluşan iktisadi işletmelerin taşınmaz satışları hariç) KDV’den istisnadır.”

“Belediyeler, il özel idareleri veya yatırım izleme ve koordinasyon başkanlıklarının bünyesinde bir iktisadi işletme oluşması halinde KDV mükellefiyetinin, belediyeler, il özel idareleri veya yatırım izleme ve koordinasyon başkanlıklarının adına değil, bunların bünyesinde oluşan iktisadi işletme adına tesis edilmesi gerekmektedir. Belediyeler, il özel idareleri veya yatırım izleme ve koordinasyon başkanlıklarına ilişkin mükellefiyet tesisinde, söz konusu iktisadi işletmelerin faaliyet konuları dikkate alınacak ve unvanında faaliyet konusuna yer verilecektir.

Buna göre, belediyeler, il özel idareleri ve yatırım izleme ve koordinasyon başkanlıklarının bünyelerinde oluşan iktisadi işletmelerin taşınmaz satışları, 3065 sayılı Kanunun (17/4-p) maddesindeki istisna kapsamında değerlendirilmeyeceğinden, söz konusu iktisadi işletmelerin taşınmaz satışlarında genel hükümlere göre KDV uygulanacaktır.”

MADDE 5- Aynı Tebliğin (III/C-2.5.) bölümünden sonra gelmek üzere aşağıdaki bölüm eklenmiştir.

“2.6. İthalatta Gözetim Uygulanması, Korunma Önlemleri ve İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında İlgili Mevzuat Kapsamında Ödenen KDV’nin İndirimi

24/11/2023 tarihli ve 32379 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 23/11/2023 tarihli ve 7846 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı eki Kararda;

“(1) İthalatta gözetim uygulanması hakkında ilgili mevzuat uyarınca, gözetim uygulamasına tabi tutulan mallara ilişkin gümrük beyannamelerinde beyan olunan ve tevsik edilemeyen tutarlar ile bu tutarlar nedeniyle doğan ve katma değer vergisi matrahına dâhil olan her türlü vergi, resim, harç ve paylar dolayısıyla ödenen katma değer vergisinin indirim hakkı kaldırılmıştır.

(2) İthalatta korunma önlemleri uygulanması hakkında ilgili mevzuat uyarınca korunma önlemi olarak uygulanan gümrük vergisi ve/veya ek mali mükellefiyetler, ithalatta haksız rekabetin önlenmesi hakkında ilgili mevzuat kapsamında uygulanan dampinge karşı vergi ve telafi edici vergiler ile bu tutarlar nedeniyle doğan ve katma değer vergisi matrahına dâhil olan her türlü vergi, resim, harç ve paylar dolayısıyla ödenen katma değer vergisinin indirim hakkı kaldırılmıştır.”

hükmüne yer verilmiştir.

2.6.1. Genel Açıklama

7846 sayılı Cumhurbaşkanı Kararına göre, ithalatta gözetim uygulaması, ithalatta korunma önlemleri ve ithalatta haksız rekabetin önlenmesine ilişkin mevzuat kapsamında ithal edilen malların KDV matrahında bu uygulamalar nedeniyle ortaya çıkan artış tutarları ile bu artış tutarlarına ilişkin her türlü vergi, resim, harç ve paylar dolayısıyla ödenen KDV’nin indirim konusu yapılması mümkün değildir.

Ancak, söz konusu uygulamalar kapsamında ithal edilen mallara ilişkin KDV matrahında bu uygulamalar dışında kalan bedeller ile bu bedellere ilişkin her türlü vergi, resim, harç ve paylar dolayısıyla ödenen KDV’nin indirim konusu yapılması mümkündür.

Örnek: (A) A.Ş. ithalatta gözetim uygulaması kapsamında CIF bedeli 4.000.000 TL, gözetim bedeli ise 10.000.000 TL olan (Z) ürününü ithal etmektedir. İthal edilen ürüne ilişkin %10 oranında gümrük vergisi (GV), %15 oranında ilave gümrük vergisi (İGV) ve %20 oranında KDV ödenmiştir. Gözetim uygulaması nedeniyle oluşan ve tevsik edilemeyen tutar ithalata ilişkin gümrük beyannamesinde yurt dışı gider olarak beyan edilmiştir. Buna göre ithalatta gözetim uygulaması kapsamında indirilemeyecek KDV ile indirilebilecek KDV tutarları aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır:

Gümrük Vergisi Matrahı : 10.000.000 TL
Gümrük Vergisi (%10) : 1.000.000 TL
İlave Gümrük Vergisi (%15) : 1.500.000 TL
KDV Matrahı : 12.500.000 TL
KDV (%20) : 2.500.000 TL
     
Yurt Dışı Gider (Tevsik Edilemeyen Gider) : 6.000.000 TL
(10.000.000-4.000.000)    
Yurt Dışı Gidere İsabet Eden GV : 600.000 TL
(6.000.000*%10)    
Yurt Dışı Gidere İsabet Eden İGV : 900.000 TL
(6.000.000*%15)    
İndirilemeyecek KDV Matrahı : 7.500.000 TL
(6.000.000+600.000+900.000)    
İndirilemeyecek KDV : 1.500.000 TL
(7.500.000*%20)    
     
CIF Bedeli : 4.000.000 TL
CIF Bedeli Üzerinden Hesaplanan GV : 400.000 TL
(4.000.000*%10)    
CIF Bedeli Üzerinden Hesaplanan İGV : 600.000 TL
(4.000.000*%15)    
İndirilecek KDV Matrahı : 5.000.000 TL
(4.000.000+400.000+600.000)    
İndirilecek KDV : 1.000.000 TL
(5.000.000*%20)    

2.6.2. 7846 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı Kapsamında İndirimi Kabul Edilmeyen KDV’nin İndirim Konusu Yapılıp Yapılmadığının Tespiti

7846 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı kapsamında;

– İthalatta gözetim uygulanması hakkında ilgili mevzuat uyarınca, gözetim uygulamasına tabi tutulan mallara ilişkin gümrük beyannamelerinde beyan olunan ve tevsik edilemeyen tutarlar,

– İthalatta korunma önlemleri uygulanması hakkında ilgili mevzuat uyarınca korunma önlemi olarak uygulanan gümrük vergisi ve/veya ek mali mükellefiyetler,

– İthalatta haksız rekabetin önlenmesi hakkında ilgili mevzuat kapsamında uygulanan dampinge karşı vergi ve telafi edici vergiler,

ile bu tutarlar nedeniyle doğan ve KDV matrahına dâhil olan her türlü vergi, resim, harç ve paylar dolayısıyla ödenen KDV’nin indirimi mümkün değildir.

Bu kapsamda ithalat yapan mükellefler;

– Takvim yılının altışar aylık dönemleri itibarıyla ithalat bedeli 46 Sıra No.lu Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu Genel Tebliğinin 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde belirlenen tutarı aşmayan ithalatlara ilişkin KDV’nin, işlemin yapıldığı döneme ait KDV beyannamesinde mezkur Karar kapsamında doğru bir şekilde indirim konusu yapılıp yapılmadığını altışar aylık dönemleri izleyen ayın sonuna kadar bağlı oldukları vergi dairesine bildirirler.

– Takvim yılının altışar aylık dönemleri itibarıyla ithalat bedelinin belirlenen tutarı aşması halinde, söz konusu uygulamalar nedeniyle ödenen KDV’nin, mezkur Karar kapsamında doğru bir şekilde indirim konusu yapılıp yapılmadığı altışar aylık dönemleri izleyen ayın sonuna kadar ibraz edilecek Özel Amaçlı YMM Raporu ile tevsik edilir. Şu kadar ki, mükellefin ithalatın yapıldığı yıl için süresinde düzenlenmiş tam tasdik sözleşmesinin bulunması ve düzenlenecek raporda 7846 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı kapsamında gerçekleştirilen ithalata ilişkin ödenen KDV’nin indirim konusu yapılıp yapılmadığına yönelik açıklama bulunması halinde Özel Amaçlı YMM Raporu ibrazına gerek bulunmamaktadır.”

MADDE 6- Aynı Tebliğin (IV/A2-11.) bölümü aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“11. Doğrudan Mal veya Hizmet Temin Ettikleri Mükellefler Hakkında Olumsuz Rapor veya Tespit Bulunanlar

KDV iade talebinde bulunan ve kendileri hakkında bu Tebliğin (IV/A2) bölümü kapsamında herhangi bir olumsuzluk bulunmayan mükelleflerin ibraz ettikleri yüklenilen KDV ve indirilecek KDV listelerinde yer alan doğrudan mal veya hizmet temin ettiği mükellefler hakkında, bu Tebliğin (IV/A2-2.1.), (IV/A2-3.2.), (IV/A2-3.3.), (IV/A2-4.2.), (IV/A2-4.3.), (IV/A2-9.1.), (IV/A2-9.2.), (IV/A2-9.3.) bölümlerinde sayılan olumsuzluklardan herhangi birinin bulunması halinde mükelleflere 15 gün içinde olumsuzluğu giderebilecekleri bildirilir.

İade talep edilen vergilendirme dönemini kapsayan takvim yılında süresinde düzenlenmiş tam tasdik sözleşmesi bulunan mükelleflerin, iade talep edilen dönemdeki her bir iade hakkı doğuran işlem itibarıyla iade talebinin %5’ini geçmeyen tutarlar için bu bölüm kapsamında işlem yapılmaz.

Haklarında sahte belge veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme raporu veya tespiti dışında olumsuzluk bulunanlardan alım yapan mükelleflerin, olumsuzluğa ilişkin tarihten sonra herhangi bir belgeyi içermeyen iade talepleri, başka bir olumsuzluk olmaması kaydıyla bu bölüm kapsamında değerlendirilmez.

Kendilerine tanınan 15 günlük süre içerisinde işlemin gerçekliğini ve doğruluğunu bu Tebliğin (IV/A2-5.) bölümündeki açıklamalara göre ispat eden veya söz konusu alışlara isabet eden kısmı indirim KDV tutarlarından çıkaran mükelleflerin iade talepleri iade hakkı doğuran işlemler için belirlenmiş usul ve esaslara göre sonuçlandırılır.

Verilen süre içerisinde yukarıda belirtildiği şekilde olumsuzlukların giderilmemesi halinde, talep edilen iade tutarının olumsuzluk bulunmayan kısmının iadesi yukarıda belirtildiği şekilde yapılır, olumsuzluk bulunan kısmın iadesi ise vergi incelemesine gönderilir.

Vergi incelemesine sevk edilen kısımla ilgili olarak;

a) İadenin mahsuben talep edilmiş olması halinde, vergi inceleme raporu dışında diğer belgelerin tamamlanmış olması şartıyla standart iade talep dilekçesinin vergi dairesine verildiği tarih itibarıyla mahsup işlemi yapılır. Vergi inceleme raporunda iadeye engel bir durumun tespit edilmesi halinde haksız iade edilen tutar, gecikme faizi ve vergi ziyaı cezası ile birlikte mükelleften aranır.

b) Nakden iade taleplerinde ise,

– Sahte belge düzenleme raporu veya tespiti bulunan mükelleflerden yaptıkları alışlara isabet eden kısma üç kat,

– Diğer olumsuzluklar bulunan mükelleflerden yaptıkları alışlara isabet eden kısma iki kat,

teminat verilmesi halinde iade yerine getirilir. Teminat vergi inceleme raporu ile çözülür.”

MADDE 7- Aynı Tebliğin (IV/A3-1.3.) bölümüne onuncu paragraftan sonra gelmek üzere aşağıdaki paragraf eklenmiştir.

“Diğer taraftan, HİS sertifikası sahibi mükelleflerin aktiflerinde yer alan ATİK’ler için iade hesabına ATİK’lerden verilecek pay tutarının hesabında, her bir ATİK için ayrı ayrı hesaplama yapılmasına gerek olmayıp bütün ATİK’ler için tek bir hesaplama yapılması mümkündür.”

MADDE 8- Aynı Tebliğin;

a) (IV/B-3.) bölümünün (c) bendinde yer alan “7” ibareleri “15” olarak,

b) (IV/C-3.) bölümünün (c) bendinde yer alan “yedi” ibareleri “15” olarak,

değiştirilmiştir.

MADDE 9- Bu Tebliğin;

a) 1 inci ve 7 nci maddeleri yayımını izleyen ayın başında,

b) 4 üncü maddesi 1/1/2026 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,

c) Diğer maddeleri yayımı tarihinde,

yürürlüğe girer.

MADDE 10- Bu Tebliğ hükümlerini Hazine ve Maliye Bakanı yürütür.




Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 590)

Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 590) VUK 509 24 Ocak 2026 Tarihli Resmi Gazete Sayı: 33147 Hazine ve Maliye Bakanlığı (Gelir İdaresi Başkanl… 

 

 

Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 590)

Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 590)

VUK 509

24 Ocak 2026 Tarihli Resmi Gazete

Sayı: 33147

Hazine ve Maliye Bakanlığı (Gelir İdaresi Başkanlığı)’ndan:

Amaç ve kapsam

MADDE 1- (1) Bu Tebliğin amacı, borsada rayici olmayan yabancı paraların, 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu gereğince 2025 yılı için yapılacak değerlemelerine esas oluşturacak kurların tespit edilmesidir.

Dayanak

MADDE 2- (1) Bu Tebliğ, 213 sayılı Kanunun 280 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarına dayanılarak hazırlanmıştır.

Esas alınacak kurlar

MADDE 3- (1) Borsada rayici olmayan yabancı paraların ve bu paralarla olan senetli ve senetsiz alacak ve borçların değerlemesinde 2025 yılı sonu itibarıyla bu Tebliğ ekinde yer alan listede gösterilen kurlar uygulanır.

Değerleme günü itibarıyla kurların ilan edilmemesi

MADDE 4- (1) 20/4/1976 tarihli ve 15565 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 130 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ve 27/12/1998 tarihli ve 23566 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 217 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği gereğince, değerleme günü itibarıyla Hazine ve Maliye Bakanlığınca kurların ilan edilmediği durumlarda T.C. Merkez Bankasınca ilan edilen kurlar esas alınır.

(2) Bu şekilde yapılacak değerlemelerde efektif cinsinden yabancı paralar için efektif alış kuru (efektif alış kurunun bulunmaması halinde döviz alış kuru), döviz cinsinden yabancı paralar içinse döviz alış kuru uygulanır.

(3) Vergi uygulamaları açısından bankalarca, 31/12/2025 tarihi itibarıyla yapılacak değerleme sırasında bu Tebliğ ile belirlenen kurlar yerine, T.C. Merkez Bankasınca belirlenen esaslara uygun olarak tespit ettikleri ve fiilen uyguladıkları alış kurları esas alınır.

Yürürlük

MADDE 5- (1) Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 6- (1) Bu Tebliğ hükümlerini Hazine ve Maliye Bakanı yürütür.

Eki için tıklayınız




KDV 11/1-b İle Turiste Satış İhracat Sayıldı: Kurumlar Vergisinde 5 Puan İndirim Mümkün

T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI İstanbul Defterdarlığı Gelir Kanunları Gelir Ve Kurumlar Vergileri Grup Müdürlüğü Sayı: E-62030549-125[32-2023]-…. Tarih…

 

 

KDV 11/1-b İle Turiste Satış İhracat Sayıldı: Kurumlar Vergisinde 5 Puan İndirim Mümkün

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İstanbul Defterdarlığı

Gelir Kanunları Gelir Ve Kurumlar Vergileri Grup Müdürlüğü

Sayı: E-62030549-125[32-2023]-….

Tarih: 28.07.2025

Konu: KDV Kanununun 11/1-b maddesi kapsamında yapılan satış dolayısıyla kurumlar vergisi oranının 5 puan indirimli olarak uygulanıp uygulanmayacağı

İlgi: …

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, Şirketinizin moda, saat&mücevherat, spor, kozmetik, sanat ve fotoğrafçılık alanlarında perakende ticaret ile iştigal ettiği, Türkiye distribütörü olduğunuz saat-giyim ürünlerinin yurtiçi satışını gerçekleştirdiğiniz gibi bu ürünleri Katma Değer Vergisi Kanununun 11/1-b maddesi kapsamında Türkiye’de ikamet etmeyen müşterilere de satmakta olduğunuz belirtilerek Türkiye’de ikamet etmeyen yolculara yapılan satışlar nedeniyle Kurumlar Vergisi Kanununun 32 nci maddesinde yer alan 5 puanlık indirimden yararlanıp yararlanılmayacağı hususunda Defterdarlığımız görüşü talep edilmektedir.

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun “Safi kurum kazancı” başlıklı 6 ncı maddesinin birinci fıkrasında kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı, aynı maddenin ikinci fıkrasında ise safi kurum kazancının tespitinde Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.

Aynı Kanunun “Kurumlar vergisi ve geçici vergi oranı” başlıklı 32 nci maddesinde,

“(7394 sayılı Kanunun 25 inci maddesiyle değişen fıkra; Yürürlük: 2023 yılı vergilendirme dönemi kurum kazançlarına uygulanmak üzere 15.04.2022) Kurumlar vergisi, kurum kazancı üzerinden (7456 sayılı Kanunun 21 inci maddesiyle değişen ibare; Yürürlük: 1/10/2023 tarihinden itibaren verilmesi gereken beyannamelerden başlamak üzere; kurumların 2023 yılı ve izleyen vergilendirme dönemlerinde elde edilen kazançlarına, özel hesap dönemine tabi olan kurumların ise 2023 takvim yılında başlayan özel hesap dönemi ve izleyen vergilendirme dönemlerinde elde edilen kazançlarına uygulanmak üzere 15.07.2023) %25 oranında alınır. Şu kadar ki bankalar, 6361 sayılı Kanun kapsamındaki şirketler, elektronik ödeme ve para kuruluşları, yetkili döviz müesseseleri, varlık yönetim şirketleri, sermaye piyasası kurumları ile sigorta ve reasürans şirketleri (7524 Sayılı Kanunun 35 inci maddesiyle değişen ibare; Yürürlük: 2025 yılı ve izleyen vergilendirme dönemlerinde elde edilen kazançlara, özel hesap dönemine tabi olan kurumların ise 2025 takvim yılında başlayan özel hesap dönemi ve izleyen vergilendirme dönemlerinde elde edilen kazançlarına uygulanmak üzere 02.08.2024), emeklilik şirketleri ve 8/6/1994 tarihli ve 3996 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanuna göre yap-işlet-devret modeli çerçevesinde gerçekleştirilen projeler ile 21/2/2013 tarihli ve 6428 sayılı Sağlık Bakanlığınca Kamu Özel İş Birliği Modeli ile Tesis Yaptırılması, Yenilenmesi ve Hizmet Alınması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun hükümlerine göre kamu özel iş birliği modeli çerçevesinde yürütülen projelerde sözleşmenin tarafı olarak faaliyette bulunan şirketlerin kurum kazançları üzerinden kurumlar vergisi (7456 sayılı kanunun 21 inci maddesiyle değişen ibare; Yürürlük: 1/10/2023 tarihinden itibaren verilmesi gereken beyannamelerden başlamak üzere; kurumların 2023 yılı ve izleyen vergilendirme dönemlerinde elde edilen kazançlarına, özel hesap dönemine tabi olan kurumların ise 2023 takvim yılında başlayan özel hesap dönemi ve izleyen vergilendirme dönemlerinde elde edilen kazançlarına uygulanmak üzere 15.07.2023) %30 oranında alınır.

(7351 sayılı Kanunun 15 inci maddesiyle eklenen fıkra; Yürürlük: 1/1/2022 tarihinden, özel hesap dönemine tabi olan mükelleflerde 2022 takvim yılında başlayan özel hesap döneminin başından itibaren elde edilen kazançlara uygulanmak üzere 22.01.2022)  (7) İhracat yapan kurumların münhasıran ihracattan elde ettikleri kazançlarına kurumlar vergisi oranı (7456 sayılı kanunun 21 inci maddesiyle değişen ibare; Yürürlük: 1/10/2023 tarihinden itibaren verilmesi gereken beyannamelerden başlamak üzere; kurumların 2023 yılı ve izleyen vergilendirme dönemlerinde elde edilen kazançlarına, özel hesap dönemine tabi olan kurumların ise 2023 takvim yılında başlayan özel hesap dönemi ve izleyen vergilendirme dönemlerinde elde edilen kazançlarına uygulanmak üzere 15.07.2023) 5 puan indirimli uygulanır. (7491 sayılı Kanunun 62 inci maddesiyle eklenen cümle; Yürürlük:1/1/2023 tarihinden itibaren elde edilen gelirler ve kazançlara uygulanmak üzere 28/12/2023) Aracılı ihracat sözleşmesine dayanarak imalatçı veya tedarikçi kurumların, dış ticaret sermaye şirketleri veya sektörel dış ticaret şirketleri üzerinden gerçekleştirdikleri ihracat faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlarına da bu indirim uygulanır. … (7351 sayılı Kanunun 15 inci maddesiyle eklenen fıkra; Yürürlük: 1/1/2022 tarihinden, özel hesap dönemine tabi olan mükelleflerde 2022 takvim yılında başlayan özel hesap döneminin başından itibaren elde edilen kazançlara uygulanmak üzere 22.01.2022)(9) Yedinci ve sekizinci fıkralardaki indirimli oranlar, bu madde kapsamındaki diğer indirimler uygulandıktan sonraki kurumlar vergisi oranı üzerine uygulanır.”

hükmüne yer verilmiştir.

28/9/2024 tarihli ve 32676 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Kurumlar Vergisi Genel Tebliği (Seri No: 1)‘nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğin (Seri No: 23), “32.1.2.3. Kurumlar vergisi oranının indirimli uygulanmasının şartları” başlıklı bölümünde,

“- İhracat yapan kurumlar açısından, ihracattan elde ettikleri kazançla sınırlı olmak üzere, kurumlar vergisi oranının 5 puan indirimli uygulanabilmesi için ihracat faaliyetiyle iştigal edilmesi yeterli olacaktır.

– İmalatçı veya tedarikçi kurumlar tarafından dış ticaret sermaye şirketleri veya sektörel dış ticaret şirketleri üzerinden gerçekleştirilen ihracat faaliyetlerinde ise tanzim edilmiş bir aracılı ihracat sözleşmesinin varlığı şart olup, kazancın bu sözleşme kapsamındaki faaliyetlerden elde edilmiş olması gerekmektedir.

…”

“32.1.2.4. İndirimin uygulanacağı dönem” başlıklı bölümünde;

“Hesap dönemi olarak takvim yılını kullanan mükellefler tarafından, bu Tebliğde belirtilen şartları sağlamak kaydıyla, 2022 hesap dönemindeki üretim ve ihracat faaliyetinden elde edilen kazançları için kurumlar vergisi oranı 1 puan indirimli şekilde uygulanabilecektir.

Öte yandan, Vergi Usul Kanununun 174 üncü maddesi uyarınca, takvim yılı dönemi faaliyet ve muamelelerinin mahiyetine uygun olmayıp Hazine ve Maliye Bakanlığınca kendilerine özel hesap dönemi tayin edilmiş olan mükellefler ise 2022 takvim yılında başlayan özel hesap döneminin başından itibaren bu kapsamda elde edecekleri kazançlarına 1 puanlık oran indirimini uygulayabileceklerdir.

Diğer taraftan, Kurumlar Vergisi Kanununun 32 nci maddesinin yedinci fıkrasında 7456 sayılı Kanunun 21 inci maddesiyle değişiklik yapılmış ve kurumların 2023 hesap döneminden itibaren ihracat faaliyetinden elde ettikleri kazançları için kurumlar vergisi oranının 5 puan indirimli şekilde uygulanmasına imkan tanınmıştır.

Buna göre, ihracat faaliyetiyle iştigal eden kurumların 1/1/2023 tarihinden itibaren münhasıran ihracat faaliyetlerinden elde edecekleri kazançlarına kurumlar vergisi 5 puan indirimli şekilde uygulanacaktır. Ayrıca, 2023 takvim yılında başlayan özel hesap dönemi ve izleyen vergilendirme dönemlerinde ihracat faaliyetinden elde edilen kazançlara da kurumlar vergisi oranı 5 puan indirimli uygulanacaktır.

…”,

“32.1.2.5. İhracat faaliyetlerinden elde edilen kazançlarda kurumlar vergisi oranının 5 puan indirimli uygulanması” başlıklı bölümünde ise;

“İhracat yapan kurumlar, gerek mal gerekse hizmet ihraçlarından elde ettikleri kazançlarına münhasır olmak üzere ilgili dönemde geçerli olan kurumlar vergisi oranını 5 puan indirimli uygulayabileceklerdir. Bu madde uygulamasında hizmet ihracı, yurt dışındaki bir müşteri için yapılan ve yurt dışında faydalanılan hizmetleri kapsamaktadır. Ayrıca, karşılıklı olmak şartıyla uluslararası roaming anlaşmaları çerçevesinde yurt dışındaki müşteriler için Türkiye’de verilen roaming hizmetlerinden elde edilen kazançlar da oranın 5 puan indirimli uygulanacağı kazançlar arasında kabul edilecektir.

Mükelleflerin; ihracat faaliyetlerinin yanı sıra diğer faaliyetlerinden elde ettiği kazançlarının da bulunması halinde, ihracattan kaynaklanan ve 5 puan indirim uygulanacak matrah, ihracattan elde edilen kazancın ticari bilanço karına oranlanması suretiyle tespit edilecektir.

Öte yandan, 5 puan indirim uygulanacak kazanç tutarının gerek ihracattan elde edilen kazancı gerekse ilgili dönem safi kurum kazancını aşamayacağı tabiidir.

Dolayısıyla, mükelleflerin ihracat faaliyetinden elde ettiği kazancın ticari bilanço karından fazla olması halinde safi kurum kazancını aşmamak kaydıyla ihracat faaliyetinden elde edilen kazancın tamamına 5 puan indirim uygulanabilecektir.

Ayrıca, Kurumlar Vergisi Kanununun 32 nci maddesinin yedinci fıkrasının uygulamasında yurt dışından satın alınan malların Türkiye’ye girmeksizin başka bir ülkedeki müşteriye satılmak suretiyle ihraç edilmesi halinde de bu faaliyetten elde edilen kazanç için 5 puan indirimden yararlanılabilecektir. Yurt içinden, serbest bölgeler ile gümrüksüz satış mağazalarında satılmak üzere bu mağazalara yapılan satışlar da ihracat olarak kabul edilecek ve bu faaliyetten elde edilen kazançlara 5 puan indirim uygulanabilecektir.

…” açıklamaları yer almaktadır.

Bu hüküm ve açıklamalara göre, Şirketiniz tarafından Türkiye’de ikamet etmeyen yolculara Türkiye dışına çıkarılmak üzere Katma Değer Vergisi Kanununun 11/1-b maddesi kapsamında yapılan satışlar ihracat kapsamında değerlendirilecek olup söz konusu satışlar dolayısıyla 2023 hesap döneminden itibaren elde edilen kazançlara kurumlar vergisi oranının 5 puan indirimli uygulanması mümkün bulunmaktadır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.




Mecburi Meslek Kararına İlişkin Genelge 1996/2’de Değişiklik Yapılmasına Dair Karar

22 Ocak 2026 Tarihli Resmi Gazete Sayı: 33145 Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliğinden: MECBURİ MESLE… 

 

Mecburi Meslek Kararına İlişkin Genelge 1996/2’de Değişiklik Yapılmasına Dair Karar

22 Ocak 2026 Tarihli Resmi Gazete

Sayı: 33145

Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliğinden:

MECBURİ MESLEK KARARINA İLİŞKİN GENELGE 1996/2’DE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KARAR

20/3/1996 tarihli ve 22586 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Mecburi Meslek Kararına İlişkin Genelge 1996/2’nin 4 üncü maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.

 




POS ve Uygulama Üzerinden Alınan Bahşişlerin Vergilendirilmesi: Ücret, Stopaj ve KDV Uygulaması

T.C GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI Ankara Defterdarlığı Gelir Kanunları Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü Sayı: E-38418978-125[6-2024/]-…. Tarih: 03.02.2025 Ko…

 

 

POS ve Uygulama Üzerinden Alınan Bahşişlerin Vergilendirilmesi: Ücret, Stopaj ve KDV Uygulaması

T.C

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

Ankara Defterdarlığı

Gelir Kanunları Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü

Sayı: E-38418978-125[6-2024/]-….

Tarih: 03.02.2025

Konu: Pos cihazı veya cep telefonu uygulaması üzerinden alınan bahşişlerin vergilendirilmesi

 

İlgide kayıtlı özelge talep formlarında; Şirketinizde çalışan personele müşteriler tarafından nakit ve pos cihazları üzerinden bahşiş ödemesinde bulunulduğu ve ….’nin geliştirdiği yazılım kullanılarak garsonların bahşişlerinin pos cihazları ve/veya ayrı bir cep telefonu uygulaması üzerinden teslim ve hizmet bedelinden ayrı olarak tahsil edileceği belirtilerek, pos cihazları ve/veya cep telefonu uygulaması kullanılarak işletmenin diğer kazançlarından bağımsız olarak tahsil edilen bahşişlerin vergilendirilmesi hususunda görüş talep edilmektedir.

KURUMLAR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN

Kurumlar Vergisi Kanununun 6 ncı maddesinde, kurumlar vergisinin mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı ve safi kurum kazancının tespitinde, Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun “Bilanço Esasında Ticari Kazancın Tespiti” başlıklı 38 inci maddesinde, bilanço esasına göre ticari kazancın, teşebbüsteki öz sermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müspet fark olduğu, bu dönem zarfında sahip veya sahiplerce işletmeye ilave olunan değerlerin bu farktan indirileceği, işletmeden çekilen değerlerin ise farka ilave olunacağı, ticari kazancın bu şekilde tespit edilmesi sırasında, Vergi Usul Kanununun değerlemeye ait hükümleri ile bu Kanunun 40 ve 41 inci maddeleri hükümlerine uyulacağı hükmüne yer verilmiştir.

Gelir Vergisi Kanununun “İndirilecek Giderler” başlıklı 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasında ise, ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderlerin, ticari kazancın tespitinde gider olarak indirilebileceği hüküm altına alınmış olup bu kapsamda indirilebilecek giderler, işletme ile ilgili olan ve kazancın elde edilmesi ve idamesi için yapılan giderlerdir.

Buna göre, pos cihazı ve/veya cep telefonu uygulaması üzerinden teslim ve hizmet bedelinden ayrı olarak tahsil edilen bahşişlerin, Şirketinizin kayıtlarında diğer gelir hesaplarında takip edilmesi ve çalışanlara ödenen tutarların da ücret gideri olarak indirim konusu yapılması mümkün bulunmaktadır.

GELİR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN;

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;

– “Ücretin tarifi” başlıklı 61 inci maddesinde, “Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.

Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez.

…”,

– “Vergi tevkifatı” başlıklı 94 üncü maddesinde; “Kamu idare ve müesseseleri, iktisadî kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya ziraî işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar.

1.Hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61 inci maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç), 103 ve 104 üncü maddelere göre,

…”

hükümlerine yer verilmiştir.

Diğer taraftan, 94 seri no.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde, çalıştıkları müesseselersen ücret alan garsonların bu ücretlerinin yanında servis ücreti, garson ücreti veya bahşiş gibi adlarla ücret alınması halinde, her iki ücretin toplamı üzerinden tevkifat yapılmak suretiyle vergilendirileceği belirtilmiştir.

Aynı Kanunun 23 üncü maddesinin birinci fıkrasına 7349 sayılı Kanunun 2 nci maddesi ile eklenen (18) numaralı bendinde; “Hizmet erbabının, ödemenin yapıldığı ayda geçerli olan asgari ücretin aylık brüt tutarından işçi sosyal güvenlik kurumu primi ve işsizlik sigorta primi düşüldükten sonra kalan tutarına isabet eden ücretleri (Şu kadar ki, istisnayı aşan ücret gelirinin vergilendirilmesinde verginin hesaplanacağı gelir dilim tutarları ve oranları, istisna kapsamındaki tutarlar da dikkate alınarak belirlenir. Ödenecek vergi tutarı, bu suretle bulunan vergi tutarının içinde istisna tutara isabet eden kısım düşülmek suretiyle hesaplanır. İstisna nedeniyle alınmayacak olan vergi ilgili ayda aylık asgari ücret üzerinden hesaplanması gereken vergiyi aşamaz. Birden fazla işverenden ücret alanlarda bu istisna sadece en yüksek olan ücrete uygulanır.).” hükmü yer almaktadır.

7349 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle 488 sayılı Damga Vergisi Kanununa ekli (2) sayılı tablonun “IV- Ticari ve medeni işlerle ilgili kâğıtlar” başlıklı bölümünün (34) numaralı fıkrasında yer alan “ücretlere ilişkin kağıtlar” ibaresinden sonra gelmek üzere “(Bu maddenin birinci fıkrasının (18) numaralı bendinde düzenlenen ücretlerde istisna, aylık brüt asgari ücrete isabet eden kısım için uygulanır.)” hükmü eklenmiştir.

319 seri no.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde, söz konusu istisnanın uygulamasına yönelik ayrıntılı açıklama ve örnek uygulamalara yer verilmiştir.

Bu hüküm ve açıklamalara göre, Şirketinize ait otellerde çalışan personele müşteriler tarafından bazen bahşiş kutusuna bırakılmak suretiyle veya doğrudan verilmek suretiyle bazen de kredi kartına ödeme yapılmak suretiyle verilen bahşişlerin ücret olarak kabul edilerek, çalışanların restorandan aldıkları ücretlerle birleştirilmesi ve Gelir Vergisi Kanununun 61, 94, 103 ve 104 üncü maddeleri uyarınca gelir vergisi tevkifatına tabi tutulması gerekmektedir.

Öte yandan, nakden, pos cihazı veya cep telefonu üzerinden yapılması söz konusu bahşiş ödemelerinin ücret niteliğini değiştirmeyecek olup bir ay içerisinde alınan bahşiş gelirleri ve ücret niteliğindeki diğer ödemeler de dahil olmak üzere ücret gelirleri toplamına, 193 sayılı Kanunun 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (18) numaralı bendinde yer alan gelir vergisi istisnasının ve 488 sayılı Damga Vergisi Kanununa ekli (2) sayılı tablosunda yer alan damga vergisi istisnasının uygulanması mümkün bulunmaktadır.

KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN

Katma Değer Vergisi Kanununun;

– 1/1 maddesinde, ticarî, sınaî, ziraî faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde Türkiye’de yapılan teslim ve hizmetlerin KDV’ye tabi olduğu,

– 4/1 maddesinde, hizmetin, teslim ve teslim sayılan haller ile mal ithalatı dışında kalan işlemler olduğu ve bu işlemlerin; bir şeyi yapmak, işlemek, meydana getirmek, imal etmek, onarmak, temizlemek, muhafaza etmek, hazırlamak, değerlendirmek, kiralamak, bir şeyi yapmamayı taahhüt etmek gibi şekillerde gerçekleşebileceği,

– 20 nci maddesinde, teslim ve hizmet işlemlerinde matrahın, bu işlemlerin karşılığını teşkil eden bedel olduğu, bedel deyiminin ise, malı teslim alan veya kendisine hizmet yapılan veyahut bunlar adına hareket edenlerden bu işlemler karşılığında her ne suretle olursa olsun alınan veya bunlarca borçlanılan para, mal ve diğer suretlerde sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaat, hizmet ve değerler toplamını ifade ettiği,

– 24/c maddesinde, vade farkı, fiyat farkı, faiz, prim gibi çeşitli gelirler ile servis ve benzer adlar altında sağlanan her türlü menfaat, hizmet ve değerlerin KDV matrahına dahil edilmesi gerektiği,

hükme bağlanmıştır.

Buna göre; teslim ve hizmet bedelinden ayrı olarak, pos cihazı ve/veya cep telefonu uygulaması üzerinden ödemesi yapılan bahşişler, herhangi bir teslim ya da hizmet bedeli olarak değerlendirilemeyeceğinden KDV’ye tabi tutulmayacaktır.

Bununla birlikte, alınan bahşiş tutarının yapılan teslim ya da ifa edilen hizmet bedeline eklenmesi halinde, KDV Kanununun 24/c maddesi gereğinde KDV matrahına dahil edilmesi gerektiği tabiidir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.




2025 Yılı Dördüncü Geçici Vergi Döneminde Uygulanacak Yeniden Değerleme Oranı

T.C. HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI Gelir İdaresi Başkanlığı 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu Sirküleri /71 Konusu Geçici Vergi Dönemlerinde Yeniden De…

 

 

2025 Yılı Dördüncü Geçici Vergi Döneminde Uygulanacak Yeniden Değerleme Oranı

T.C.

HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI

Gelir İdaresi Başkanlığı

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu Sirküleri /71

Konusu Geçici Vergi Dönemlerinde Yeniden Değerleme Oranı
Tarihi 20/01/2026
Sayısı KVK-71 / 2026-1 / Yatırım İndirimi – 57
İlgili olduğu maddeler Vergi Usul Kanunu Mükerrer Madde 298

Kurumlar Vergisi Kanunu Madde 32/A

Gelir Vergisi Kanunu Geçici Madde 69

İlgili olduğu kazanç türleri Ticari Kazanç, Zirai Kazanç

213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesinin (B) fıkrasına istinaden 2025 yılı dördüncü geçici vergi döneminde uygulanacak yeniden değerleme oranı % 25,49 (yüzde yirmi beş virgül kırk dokuz ) olarak tespit edilmiştir.

Öte yandan, bu oran 213 sayılı Kanunun mükerrer 298 inci maddesinin (Ç) fıkrası kapsamında 2025 yılı dördüncü geçici vergi döneminde yapılabilecek yeniden değerleme işlemlerinde de kullanılabilecektir.

Duyurulur.

Bekir BAYRAKDAR

Gelir İdaresi Başkanı




2026 Yılı Tevkif Yoluyla Kesilen Vergilerin Nakden İadesine Yönelik Tespit Olunan Hadler

252 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde Yer Alan Ve Tevkif Yoluyla Kesilen Vergilerin Nakden İadesine Yönelik Tespit Olunan Hadler 2026 Yılı İçi..

 

 

2026 Yılı Tevkif Yoluyla Kesilen Vergilerin Nakden İadesine Yönelik Tespit Olunan Hadler

252 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde Yer Alan Ve Tevkif Yoluyla Kesilen Vergilerin Nakden İadesine Yönelik Tespit Olunan Hadler 2026 Yılı İçin Yeniden Belirlenmiştir

Buna göre; 2026 yılı için

  • Tevkif yoluyla kesilen vergilere ilişkin nakden iade tutarı 426.000 TL,
  • Mükelleflerle süresinde tam tasdik sözleşmesi düzenlemiş yeminli mali müşavirce düzenlenecek tam tasdik raporu uyarınca iade edilecek nakden iade tutarı 4.266.000 TL

olarak tespit edilmiştir.

Kaynak: GİB




Ortak Kontrole Tabi İşletme Birleşmelerinin Muhasebeleştirilmesine Yönelik İlke Kararı’nın ve Uygulama Örneği’nin Yayımlanması

Ortak Kontrole Tabi İşletme Birleşmelerinin Muhasebeleştirilmesine Yönelik İlke Kararı’nın ve Uygulama Örneği’nin Yayımlanması Kurumumuz tarafından 33..

 

 

Ortak Kontrole Tabi İşletme Birleşmelerinin Muhasebeleştirilmesine Yönelik İlke Kararı’nın ve Uygulama Örneği’nin Yayımlanması

Ortak Kontrole Tabi İşletme Birleşmelerinin Muhasebeleştirilmesine Yönelik İlke Kararı’nın ve Uygulama Örneği’nin Yayımlanması

Kurumumuz tarafından 33138 sayılı ve 15.01.2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan “Ortak Kontrole Tabi İşletme Birleşmelerinin Muhasebeleştirilmesine Yönelik İlke Kararı” ile mevcut 17.10.2018 tarihli İlke Kararı yürürlükten kaldırılmıştır.

Ortak Kontrole Tabi İşletme Birleşmelerinin Muhasebeleştirilmesine Yönelik İlke Kararı’nın yürürlüğe girmesiyle birlikte uygulamadaki farklılıkların giderilmesi, yeknesak bir muhasebeleştirme yaklaşımının benimsenmesi ve finansal tabloların karşılaştırılabilirliğinin artırılması amaçlanmaktadır.

Yeni İlke Kararı 01/01/2026 tarihinde veya sonrasında başlayan yıllık raporlama dönemleri içerisinde gerçekleşen ortak kontrole tabi işletme birleşmelerine uygulanır. Bununla birlikte erken uygulamaya izin verilmektedir.

İlke Kararı’nın uygulanması sırasında karşılaşılabilecek sorunların giderilmesi ve finansal tablo kullanıcılarına faydalı finansal bilginin sunulması amacıyla “Ortak Kontrole Tabi İşletme Birleşmelerinin Muhasebeleştirilmesine Yönelik İlke Kararı Uygulama Örneği” yayımlanmıştır.

Kaynak: Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu