VUK Sirküleri 196

VUK Sirküleri 196 T.C. HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI Gelir İdaresi Başkanlığı Konusu :Yapılmakta Olan Yatırımlar Hesabının Enflasyon Düzeltmesi Farkların… 

 

 

VUK Sirküleri 196

VUK Sirküleri 196

T.C.

HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI

Gelir İdaresi Başkanlığı

Konusu :Yapılmakta Olan Yatırımlar Hesabının Enflasyon Düzeltmesi Farklarının İzlendiği Özel Fonlar Hesabındaki Tutarların Vergisel Durumu Hakkında
Tarihi : 9/2/2026
Sayısı : VUK-196/2026-2
İlgili olduğu madde : 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu Mükerrer Madde 298/A-10

VERGİ USUL KANUNU SİRKÜLERİ /196

1. Giriş

213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesinin (A) fıkrasına 24/10/2024 tarihli ve 7529 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla eklenen (10) numaralı bent uyarınca, yapılmakta olan yatırımlar hesabının enflasyon düzeltmesine tabi tutulması sonucu oluşan düzeltme farklarının dönem kazancının tespitinde dikkate alınmayarak özel fon hesabına alınması ve bu fon hesabındaki tutarların yeniden değerleme oranında artırılması ile yatırımın aktifleştirildiği dönemde dönem kazancının tespitinde dikkate alınması hususları bu sirkülerin konusunu oluşturmaktadır.

2. Mevzuat

30/10/2024 tarihli ve 32707 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 24/10/2024 tarihli ve 7529 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 11 inci maddesi ile 213 sayılı Kanunun mükerrer 298 inci maddesinin (A) fıkrasına eklenen (10) numaralı bentte “10.  Bu Kanun kapsamındaki muhasebe standartları uyarınca yapılmakta olan yatırımlar hesabında takip edilen tutarların enflasyon düzeltmesine tabi tutulması sonucunda oluşan ve bu hesabın alt hesabında izlenen düzeltme farkları, bilançonun pasifinde özel bir fon hesabında gösterilir ve dönem kazancının tespitinde dikkate alınmaz.

Özel fon hesabında bulunan bu tutarlar, yatırımın tamamlanarak ilgili iktisadi kıymetin aktifleştirilmesi gereken dönem ile bu dönemi takip eden dört hesap dönemi içerisinde eşit taksitler halinde dönem kazancının tespitinde dikkate alınır.

Bu bent uyarınca özel fon hesabında izlenen ve dönem kazancının tespitinde dikkate alınmayan tutarlar, her yıl bir önceki yıla ilişkin olarak bu Kanun uyarınca belirlenen yeniden değerleme oranında artırılır. Bu hesaplarda izlenen tutarlara ayrıca enflasyon düzeltmesi uygulanmaz.

Yatırım döneminde veya iktisadi kıymetin aktifleştirilmesinden sonra işin bırakılması veya özel fon hesabında izlenen söz konusu tutarların bir kısmının veya tamamının başka bir hesaba nakledilmesi ya da işletmeden çekilmesi hallerinde, bu bent uyarınca dönem kazancında dikkate alınmayan tutarlar; işin bırakıldığı veya özel fon hesabının kısmen veya tamamen bu bent hükümlerine aykırı şekilde kullanıldığı dönemin kurum kazancının tespitinde dikkate alınır.” hükmüne yer verilmiş ve söz konusu hüküm 1/1/2024 tarihinden, özel hesap dönemi tayin edilen mükellefler için 2024 yılında başlayan hesap döneminden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Bu bağlamda, anılan Kanun maddesine eklenen bent ile ilgili yapılan düzenlemeye ilişkin açıklamalar ve örnek hesaplamalara izleyen bölümlerde yer verilmiştir.

3. Yatırım döneminde özel fon hesabında takip edilen tutarların yeniden değerleme oranında artırılması

213 sayılı Kanunun mükerrer 298 inci maddesinin (A) fıkrasının (10) numaralı bendinde; mezkûr bent kapsamında özel fon hesabında yer alan ve dönem kazancının tespitinde dikkate alınmayan tutarların, her yıl bir önceki yıla ilişkin belirlenen yeniden değerleme oranında artırılacağı, ayrıca enflasyon düzeltmesine tabi tutulmayacağı hüküm altına alınmıştır.

Bu kapsamdaki özel fon hesabında bulunan tutarlar; gerek yatırım döneminde, gerek sonraki süreçlerde, ilgili yıl için belirlenen yeniden değerleme oranı dikkate alınarak artırılacaktır.

Örnek-1: (A) A.Ş. 2024 hesap dönemi sonunda yapılmakta olan yatırımlar hesabını enflasyon düzeltmesine tabi tutmuş ve 4.000.000 TL enflasyon düzeltme farkı hesaplamıştır.

Mükellef, söz konusu enflasyon düzeltme farkını gelir hesaplarıyla ilişkilendirmeyerek özel bir fon hesabına alacak ve bu tutarı dönem kazancının tespitinde dikkate almayacaktır.

Bunun yanı sıra, özel fon hesabına alınan 4.000.000 TL nin 2024 hesap dönemi sonunda yeniden değerleme oranında artırılmayacağı tabiidir.

Mükellef (A) A.Ş. özel fon hesabında bulunan bu tutarı, yatırımın devam ettiği 2025 hesap dönemi sonunda yeniden değerleme oranında artıracaktır. 2025 hesap dönemi için 27/11/2025 tarihli ve 33090 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 585 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile belirlenen yeniden değerleme oranı olan %25,49 un kullanılması gerekmektedir.

Yeniden Değerleme Oranı (A)= % 25,49 (1,2549)

Özel Fon Hesabına Alınan Enflasyon Düzeltme Farkı (B) = 4.000.000 TL

Yeniden Değerleme Oranında Artırılmış Özel Fon Hesabı Tutarı = (A)x(B) = 4.000.000 TL X 1,2549 = 5.019.600 TL

4. Yatırımın aktifleştirilmesinden sonra özel fon hesabında takip edilen tutarların yeniden değerleme oranında artırılması ve kazancın tespitinde dikkate alınacak tutarın belirlenmesi

Özel fon hesabına alınan tutarların, yatırımın aktifleştirilmesinden sonraki dönemlerde yeniden değerleme oranında artırılmasına ve yatırımın tamamlanarak ilgili iktisadi kıymetin aktifleştirilmesi gereken dönem ile bu dönemi takip eden dört hesap dönemi içerisinde eşit taksitler halinde dönem kazancının tespitinde dikkate alınmasına ilişkin örneğe aşağıda yer verilmiştir.

Örnek-2: Örnek-1 de yer alan (A) A.Ş. 2026 yılında yatırımını tamamlayarak iktisadi kıymeti işletmenin aktifine almıştır. 2026 yılında yeniden değerleme oranının %20 olduğu varsayıldığında, özel fon hesabında yer alan tutar (5.019.600 TL X 1,20 =) 6.023.520 TL olarak dikkate alınacak ve iktisadi kıymetin aktifleştirildiği 2026 hesap döneminde, bu tutarın beşte biri olan (6.023.520 /5=) 1.204.704 TL, kazancın tespitinde dikkate alınacaktır.

Özel fon hesabının bakiyesi (6.023.520 TL-1.204.704 TL =) 4.818.816 TL ise sonraki hesap döneminde yeniden değerleme oranında artırılacak ve yeniden değerleme oranında artırılmış tutarın bu defa dörtte biri, sonraki yıllarda yeniden değerleme oranında artırılmış tutarın sırasıyla üçte biri, yarısı ve son yılda kalan tutarın tamamı ilgili hesap dönemlerine ilişkin kazancın tespitinde dikkate alınacak olup, hesaplamaya ilişkin özet tablo aşağıdaki gibi olacaktır.

Dönem Özel Fon Bakiyesi Yeniden Değerleme Oranı Yeniden Değerleme Oranında Artış Özel Fonda Yer Alan Yeniden Değerleme Oranı ile Artırılmış Tutar Dönem Kazancının Tespitinde Dikkate Alınacak Tutar Kalan Tutar
  (A) (B) (C)=(A)X(B) (D)=(A)+(C) (E) (K)=(D)-(E)
2026 5.019.600 20,00% 1.003.920 6.023.520 1.204.704 4.818.816
2027 4.818.816 10,00% 481.881 5.300.697 1.325.174 3.975.523
2028 3.975.523 8,00% 318.041 4.293.564 1.431.188 2.862.376
2029 2.862.376 7,00% 200.366 3.062.742 1.531.371 1.531.371
2030 1.531.371 5,00% 76.568 1.607.939 1.607.939 0
TOPLAM 2.080.776 7.100.376

* 2026, 2027, 2028, 2029 ve 2030 yıllarına ait yeniden değerleme oranları varsayımdır.

** Hesaplamalar yapılırken ondalık haneler dikkate alınmamıştır.

Mükellef (A) A.Ş. 213 sayılı Kanunun mükerrer 298 inci maddesinin (A) fıkrasının (10) numaralı bendi kapsamında özel fonlar hesabına aldığı tutarları (yatırım döneminde yeniden değerleme oranında artırılan ve özel fonlar hesabına alınan tutarlar dahil) yatırımın aktifleştirilmesinden sonra yukarıda bulunan tablodaki gibi yeniden değerleme oranında artıracak ve ilgili taksit tutarlarını 2026, 2027, 2028, 2029 ve 2030 hesap dönemlerinde dönem kazancının tespitinde dikkate alacaktır.

5. Diğer hususlar

5.1. Özel fon hesabında bulunan tutarların geçici vergi dönemlerinde kazancın tespitinde dikkate alınması

213 sayılı Kanunun mükerrer 298 inci maddesinin (A) fıkrasının (10) numaralı bendinde, özel fon hesabına alınan tutarların, yatırımın aktifleştirilmesinden sonraki dönemlerde yeniden değerleme oranında artırılmasına ve yatırımın tamamlanarak ilgili iktisadi kıymetin aktifleştirilmesi gereken dönem ile bu dönemi takip eden dört hesap dönemi içerisinde eşit taksitler halinde dönem kazancının tespitinde dikkate alınacağı hüküm altına alınmış olup, söz konusu kazançlar geçici vergi dönemlerinde de kazancın tespitinde dikkate alınacaktır.

Bu kapsamda, geçici vergi dönemlerinde ilgili geçici vergi dönemine tekabül eden kısım kazancın tespitinde dikkate alınacaktır.

5.2. Özel fonların yeniden değerleme oranında artışından kaynaklı farkların maliyete intikal edip etmeyeceği

Anılan bent uyarınca özel fon hesabına alınan tutarların yeniden değerleme oranında artırılan kısımlarının iktisadi kıymetin maliyetine intikal ettirilmesi mümkün bulunmamaktadır.

Duyurulur.

Bekir BAYRAKDAR

Gelir İdaresi Başkanı




Muhasebat Genel Müdürlüğü Genel Tebliği (Sıra No: 98) (Amortisman, Tükenme Payı ve Değer Düşüklüğü)

Muhasebat Genel Müdürlüğü Genel Tebliği (Sıra No: 98) 10 Şubat 2026 Tarihli Resmi Gazete Sayı: 33164 Hazine ve Maliye Bakanlığından: Amaç ve kapsam MA…

 

 

Muhasebat Genel Müdürlüğü Genel Tebliği (Sıra No: 98) (Amortisman, Tükenme Payı ve Değer Düşüklüğü)

Muhasebat Genel Müdürlüğü Genel Tebliği (Sıra No: 98)

10 Şubat 2026 Tarihli Resmi Gazete

Sayı: 33164

Hazine ve Maliye Bakanlığından:

Amaç ve kapsam

MADDE 1- (1) Bu Tebliğin amacı, genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin duran varlıklarının amortisman, tükenme payı ve değer düşüklüğüne ilişkin usul ve esaslar ile uygulanacak amortisman ve tükenme payının süre, yöntem ve oranlarının belirlenmesidir.

Dayanak

MADDE 2- (1) Bu Tebliğ, 3/12/2014 tarihli ve 2014/7052 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan Genel Yönetim Muhasebe Yönetmeliğinin 26 ncı, 27 nci, 28 inci ve 29 uncu maddelerine dayanılarak hazırlanmıştır.

Amortisman, tükenme payı ve değer düşüklüğüne tabi duran varlıklar

MADDE 3- (1) Aşağıdaki hesaplarda izlenen duran varlıklar, amortismana tabidir:

251 – Yeraltı ve Yerüstü Düzenleri Hesabı

252 – Binalar Hesabı

253 – Tesis, Makine ve Cihazlar Hesabı

254 – Taşıtlar Hesabı

255 – Demirbaşlar Hesabı

256 – Hizmet İmtiyaz Varlıkları Hesabı

260 – Haklar Hesabı

263 – Ürün ve Teknoloji Geliştirme Giderleri Hesabı

264 – Özel Maliyetler Hesabı

267 – Diğer Maddi Olmayan Duran Varlıklar Hesabı

294 – Elden Çıkarılacak Stoklar ve Maddi Duran Varlıklar Hesabı

(2) Aşağıdaki hesaplarda izlenen duran varlıklar, tükenme payına tabidir:

271 – Arama Giderleri Hesabı

277 – Diğer Özel Tükenmeye Tabi Varlıklar Hesabı

(3) Aşağıdaki hesaplarda izlenen duran varlıklar, değer düşüklüğüne tabidir:

250 – Arazi ve Arsalar Hesabı

251 – Yeraltı ve Yerüstü Düzenleri Hesabı

252 – Binalar Hesabı

253 – Tesis, Makine ve Cihazlar Hesabı

254 – Taşıtlar Hesabı

255 – Demirbaşlar Hesabı

256 – Hizmet İmtiyaz Varlıkları Hesabı

258 – Yapılmakta Olan Yatırımlar Hesabı

260 – Haklar Hesabı

263 – Ürün ve Teknoloji Geliştirme Giderleri Hesabı

264 – Özel Maliyetler Hesabı

267 – Diğer Maddi Olmayan Duran Varlıklar Hesabı

(4) Duran varlıklardan;

a) Yapım aşamasındaki sabit varlıklar, tarihi yapılar, tarihi veya sanat değeri olan demirbaşlar ve iz bedeli ile izlenenler amortismana tabi değildir.

b) Tarihi yapılar, tarihi veya sanat değeri olan demirbaşlar ve iz bedeli ile izlenenler değer düşüklüğüne tabi değildir.

Amortisman, tükenme payı ve değer düşüklüğüne tabi tutulan varlıkların değeri

MADDE 4- (1) Duran varlıkların amortisman, tükenme payı ve değer düşüklüğüne tabi değerleri maliyet bedelidir. Maliyet bedeli ise bir varlığın satın alınması, üretilmesi veya değerinin artırılması için yapılan harcamalar veya verilen kıymetlerin toplamıdır. Ancak, enflasyon düzeltmesine tabi tutulmuş olan varlıklar için amortisman, tükenme payı ve değer düşüklüğü hesaplamasına esas alınacak değer, enflasyon düzeltmesi sonucu ortaya çıkan değerdir.

(2) Bir varlık için yapılan harcamaların, kayıtlı değerine ilave edilmesi halinde, amortisman ve değer düşüklüğü hesaplaması varlığın yeni değeri üzerinden yapılır.

Amortisman ve tükenme payı ayırma yöntemi

MADDE 5- (1) Duran varlıklar için amortisman ve tükenme payı ayrılmasında normal amortisman yöntemi uygulanır. Bu yönteme göre varlıklar için amortisman ve tükenme payı, varlığın yararlanma süresine göre Ek-1’de yer alan Amortisman ve Tükenme Payı Süre ve Oranları Listesinde belirlenen oranlarda her yıl eşit olarak ayrılır.

Amortisman ve tükenme payı süre ve oranları

MADDE 6- (1) Amortisman ve tükenme payı süresi, duran varlıkların aktife girdiği yıldan başlar. Bu sürenin yıl olarak hesaplanması için “1” rakamı bu Tebliğ ekinde belirtilen, varlığın yararlanma süresine göre belirlenmiş orana bölünür (Örnek: 1/0,20 = 5 yıl; 1/0,025 = 40 yıl).

(2) Maliyet bedeli, 9/10/2024 tarihli ve 9014 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla yürürlüğe konulan Taşınır Mal Yönetmeliği uyarınca hazırlanan listede yer alan dayanıklı taşınırların her biri ve maddi olmayan duran varlıklar için 52.000 TL’nin altındaki, 13/9/2006 tarihli ve 2006/10970 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan Kamu İdarelerine Ait Taşınmazların Kaydına İlişkin Yönetmelikte yer alan taşınmazlar için 114.000 TL’nin altındaki duran varlıklar ile tutarına bakılmaksızın Özel Tükenmeye Tabi Varlıklar hesap gruplarında izlenen varlıklar için amortisman oranı %100 olarak belirlenmiştir. Diğer bir ifadeyle maliyet bedeli bu tutarlara kadar olan duran varlıklar, hesaplara alındığı yılın sonunda tamamen amorti edilir.

(3) Hesaplarda kayıtlı duran varlıklar için yapılan harcamalardan ikinci fıkrada belirtilen limitleri aşanlar değer artırıcı harcama olarak kabul edilir.

(4) İkinci fıkrada yer alan limitler, yapım aşamasındaki maddi duran varlıklar için aktifleştirilen maliyetlerin, geçici ve kesin kabule tabi işlerde geçici kabulün onaylanmasından, diğer hallerde ise işin fiilen tamamlanmasından sonra ilgili varlık hesabına aktarıldığı toplam tutarı için geçerlidir.

(5) İkinci fıkrada yer alan limitler, gerektiğinde Hazine ve Maliye Bakanlığınca güncellenerek yılı Kasım ayı sonuna kadar duyurulur.

(6) Çeşitli nedenlerle kullanılma olanaklarını yitiren amortismana tabi maddi duran varlıklardan 294-Elden Çıkarılacak Stoklar ve Maddi Duran Varlıklar Hesabında izlenmesine karar verilenlerin, amortismana tabi tutulmamış kısmının tamamı amortismana tabi tutulur.

(7) Edinim tarihindeki yıl için belirlenen limitin üzerinde bir maliyet bedeli olan amortismana tabi tutulmuş bir varlığın değeri daha sonra belirlenen limitin altında kaldığı takdirde, kalan amortisman süresine bakılmaksızın varlığın henüz amorti edilmemiş kısmı tamamen amortismana tabi tutulur.

(8) Maliyet bedeli bu Tebliğde belirtilen limitlerin üzerinde olan duran varlıklar için değer artırıcı olarak kabul edilemeyecek harcamalar varlığın maliyet bedeline eklenmeyerek doğrudan giderleştirilir.

(9) Daha önceki dönemlerde tamamen amorti edilmiş olan duran varlıklar için yapılan harcamalar varlığın maliyet bedeline eklenmeksizin doğrudan giderleştirilir.

(10) Henüz amortisman ayırma süresini tamamlamamış olan duran varlıklar için yapılan değer artırıcı harcamalar, varlığın maliyet bedeline eklenerek kalan amortisman süresince eşit olarak amortisman ayrılır.

Tahsisli taşınmazların amortisman ve değer düşüklüğü işlemleri

MADDE 7- (1) Kamu idaresinin mülkiyetinde olup diğer kamu idarelerine tahsis edilmeyen taşınmazların amortisman işlemleri maliki kamu idaresinin muhasebe birimi tarafından, diğer kamu idarelerine tahsis edilen taşınmazların amortisman işlemleri ise taşınmazı kullanan kamu idaresinin muhasebe birimi tarafından yapılır.

(2) Kamu idaresinin mülkiyetinde olup diğer kamu idarelerine tahsis edilmeyen taşınmazların değer düşüklüğü işlemleri maliki kamu idaresinin harcama birimi tarafından, diğer kamu idarelerine tahsis edilen taşınmazların değer düşüklüğü işlemleri ise taşınmazı kullanan kamu idaresinin harcama birimi tarafından yapılarak muhasebeleştirilmek üzere muhasebe birimine iletilir.

Amortisman ve tükenme payının muhasebeleştirilmesi

MADDE 8- (1) Ayrılan amortisman ve tükenme payları, 630-Giderler Hesabına borç, ilgisine göre 257-Birikmiş Amortismanlar ve Değer Düşüklüğü Karşılığı Hesabı, 268-Birikmiş Amortismanlar ve Değer Düşüklüğü Karşılığı Hesabı, 278-Birikmiş Tükenme Payları Hesabı veya 299-Birikmiş Amortismanlar Hesabına alacak kaydedilir.

Amortismana ve değer düşüklüğüne tabi duran varlıkların deftere kaydedilmesi

MADDE 9- (1) Amortismana ve değer düşüklüğüne tabi her bir varlık Ek-2’de yer alan Duran Varlıklar Amortisman ve Değer Düşüklüğü Defterine kaydedilir.

(2) Bu Tebliğde belirlenen limitlerin üzerinde olan varlıkların ilk kayıtları ile değer artırıcı harcamalara ilişkin kayıtlarının düzenli olarak tutulabilmesini sağlamak amacıyla harcama birimlerince, taşınır ve maddi olmayan duran varlıklar sicil numarası ile taşınmazlar ise taşınmaz numarası ile muhasebe birimine bildirilir. Muhasebe yetkilileri de taşınır, taşınmaz ve maddi olmayan duran varlıkları muhasebe kayıtlarına ve Ek-2’de yer alan Duran Varlıklar Amortisman ve Değer Düşüklüğü Defterine bu limitleri ve bilgileri göz önünde bulundurarak kaydeder.

(3) Tutarları bu Tebliğde belirtilen limitleri aşmayan duran varlıklar ile 271-Arama Giderleri Hesabı, 277-Diğer Özel Tükenmeye Tabi Varlıklar Hesabı ve 294-Elden Çıkarılacak Stoklar ve Maddi Duran Varlıklar Hesabında kayıtlı duran varlıklar bu deftere kaydedilmez.

Değer düşüklüğü işlemleri

MADDE 10- (1) Bir varlığın gelecekteki ekonomik fayda veya hizmet sunumu potansiyelinde, amortisman nedeniyle oluşacak kaybın üzerinde gerçekleşen değer kaybının idarece tespit edilmesi halinde değer düşüklüğü karşılığı ayrılır. Bununla birlikte amortismana tabi olmayan varlıklar için değer düşüklüğü, varlığın faydasındaki azalmayı gösterir.

(2) Değer düşüklüğüne uğrayan varlıklar, nakit üreten ve nakit üretmeyen varlıklar olarak ikiye ayrılır. Nakit üreten varlıklar, ticari getiri sağlamak amacıyla elde tutulur. Nakit üreten varlıkların dışındakiler ise nakit üretmeyen varlıklardır. Bir varlık hem nakit üreten hem de nakit üretmeyen bileşenlere sahip olabilir. Nakit üreten veya üretmeyen bileşenlerden hangisi daha önemli ise bu bileşene ilişkin değer düşüklüğü hükümleri uygulanır.

Değer düşüklüğü göstergeleri

MADDE 11- (1) Bir varlığın değer düşüklüğü tespit edilirken aşağıdaki göstergeler dikkate alınır:

a) Varlık tarafından sağlanan hizmetlere olan talebin veya ihtiyacın bitmesi.

b) Fiziksel açıdan hasar gördüğüne dair kanıt olması.

c) Teknolojik ve ekonomik, hukuki veya sosyal politikalarda meydana gelen ve idarenin faaliyette bulunduğu alan üzerinde olumsuz etkisi olan önemli değişikliklerin olması.

ç) İlgili faaliyetin sona erdirilmesi, yeniden yapılandırılması veya beklenenden önce elden çıkarılmasının planlanması.

d) Varlık tamamlanmadan veya kullanılabilir duruma gelmeden önce inşasının durdurulmasına karar verilmesi.

e) Varlığın mevcut veya gelecek kullanım yöntemini etkileyecek, önemli olumsuz değişikliklerin meydana gelmiş olması.

f) Hizmet performansının, beklenenden önemli ölçüde düşük olduğuna ilişkin kanıtların bulunması.

g) Dönem içindeki piyasa değerinin, zamanın geçmesi veya normal kullanım sonucunda beklenen düzeyle kıyaslandığında önemli ölçüde düşmesi.

ğ) İdare içinde düzenlenen raporların, varlığın beklenenden daha kötü durumda olduğuna veya olacağına işaret eden kanıtlar sunması.

Nakit üretmeyen varlıklarda değer düşüklüğü işlemleri

MADDE 12- (1) Nakit üretmeyen varlıklarda değer düşüklüğü göstergesinin olması durumunda ilgili varlığın geri kazanılabilir hizmet tutarı belirlenir.

(2) Geri kazanılabilir hizmet tutarı, bir varlığın satış maliyeti düşülmüş gerçeğe uygun değeri ile kullanım değerinden büyük olanıdır.

(3) Satış maliyetleri düşülmüş gerçeğe uygun değer, bir varlığın karşılıklı pazarlık ortamında, bilgili ve istekli taraflar arasında gerçekleştirilen satışı sonucunda elde edilmesi gereken tutardan, elden çıkarma maliyetlerinin düşülmesiyle bulunan değerdir.

(4) Nakit üretmeyen varlıklarda kullanım değeri, varlığın kalan hizmet potansiyelinin bugünkü değeridir.

(5) Satış maliyeti düşülmüş gerçeğe uygun değeri belirlemek mümkün değilse bu durumda varlığın kullanım değeri, geri kazanılabilir hizmet tutarı olarak kullanılır.

(6) Geri kazanılabilir hizmet tutarı tespit edildikten sonra bu tutar nakit üretmeyen varlığın defter değeri ile karşılaştırılır; defter değeri geri kazanılabilir hizmet tutarından daha büyük ise aradaki fark kadar değer düşüklüğü karşılığı ayrılır.

Nakit üretmeyen varlıklarda kullanım değeri hesaplama yöntemleri

MADDE 13- (1) Nakit üretmeyen varlıklar için kullanım değeri; varlığın kalan hizmet potansiyelinin bugünkü değerini göstermek amacıyla, aşağıda belirtilen amortismana tabi tutulmuş yenileme maliyeti, eski haline getirme maliyeti ve hizmet birimleri yaklaşımı yöntemlerinden biri kullanılarak belirlenir:

a) Amortismana tabi tutulmuş yenileme maliyeti yaklaşımında kullanım değeri, mevcut varlığın brüt hizmet potansiyelinin yeniden üretim veya yeniden satın alma maliyetinden hesaplanan birikmiş amortismanın düşülmesiyle bulunur.

b) Eski haline getirme maliyeti yaklaşımında kullanım değeri, değer düşüklüğü öncesinde varlığın kalan hizmet potansiyelini yenilemenin cari maliyetinden, varlığın tahmini eski haline getirme maliyetinin çıkarılmasıyla belirlenir.

c) Hizmet birimleri yaklaşımında kullanım değeri, değer düşüklüğü öncesinde varlığın kalan hizmet potansiyelini yenilemenin cari maliyetinin, varlığın değer düşüklüğü durumundaki beklenen hizmet birimi sayısındaki azalış oranına uygun şekilde azaltılması ile belirlenir.

(2) Kullanım değerini belirlemek için en uygun yaklaşım, verilerin ulaşılabilirliğine ve değer düşüklüğünün mahiyetine bağlı olarak aşağıdaki şekilde belirlenir:

a) Teknolojik, yasal çerçeve veya genel ekonomik ve sosyal politikalar gibi parametrelerde meydana gelen uzun vadeli önemli değişikliklerden kaynaklanan değer düşüklükleri, talebin bitmesinden kaynaklanan değer düşüklükleri, kullanım derecesi veya yönteminde uzun vadeli önemli değişiklikler olmasından kaynaklanan değer düşüklükleri, amortismana tabi tutulmuş yenileme maliyeti yaklaşımı veya hizmet birimleri yaklaşımının uygun olanıyla belirlenir.

b) Fiziksel hasardan kaynaklanan değer düşüklüğü, eski haline getirme maliyeti yaklaşımı veya hizmet birimleri yaklaşımlarından uygun olanıyla belirlenir.

Nakit üreten varlıklarda değer düşüklüğü işlemleri

MADDE 14- (1) Nakit üreten varlıklarda değer düşüklüğü göstergesinin olması durumunda ilgili varlığın geri kazanılabilir tutarı belirlenir.

(2) Geri kazanılabilir tutar, bir varlığın satış maliyeti düşülmüş gerçeğe uygun değeri ile kullanım değerinden büyük olanıdır.

(3) Satış maliyetleri düşülmüş gerçeğe uygun değer, bir varlığın karşılıklı pazarlık ortamında, bilgili ve istekli taraflar arasında gerçekleştirilen satışı sonucunda elde edilmesi gereken tutardan, elden çıkarma maliyetlerinin düşülmesiyle bulunan değerdir.

(4) Nakit üreten varlıklarda kullanım değeri, varlığın devam eden kullanımından ve faydalı ömrünün sonunda elden çıkartılmasından elde edilecek tahmini nakit akışlarının bugünkü değeridir.

(5) Satış maliyeti düşülmüş gerçeğe uygun değeri belirlemek mümkün değilse bu durumda varlığın kullanım değeri, geri kazanılabilir tutar olarak kullanılır.

(6) Geri kazanılabilir tutar tespit edildikten sonra bu tutar nakit üreten varlığın defter değeri ile karşılaştırılır; defter değeri geri kazanılabilir tutardan daha büyük ise aradaki fark kadar değer düşüklüğü karşılığı ayrılır.

Değer düşüklüğünün muhasebeleştirilmesi

MADDE 15- (1) İdare tarafından dönem içinde bir varlığa ilişkin değer düşüklüğü tespit edildiğinde ve dönem sonları itibarıyla varlıklarda değer düşüklüğüne yol açabilecek herhangi bir göstergenin bulunup bulunmadığına yönelik yapılan değerlendirmeler sonucunda değer düşüklüğü tespiti yapılması halinde söz konusu tespit, muhasebe kayıtlarına esas olacak bilgi ve belgeleri içerecek şekilde muhasebe birimine bildirilir ve gerekli muhasebe kayıtları gecikmeksizin gerçekleştirilir.

(2) Ayrılan değer düşüklüğü karşılıkları, 630-Giderler Hesabına borç; ilgisine göre 257-Birikmiş Amortismanlar ve Değer Düşüklüğü Karşılığı Hesabına veya 268-Birikmiş Amortismanlar ve Değer Düşüklüğü Karşılığı Hesabına alacak olarak kaydedilir.

(3) Değer düşüklüğü karşılığının muhasebeleştirilmesinin ardından, varlığın dönem sonunda ayrılacak amortismana tabi değeri, ilgili varlığın değerinden amortisman ve değer düşüklüğü tutarları toplamı düşüldükten sonra kalan defter değeridir. Ayrılacak amortisman tutarları ise defter değerinin kalan yararlanma süresine eşit dağıtılması suretiyle yapılır.

(4) Maddi duran varlığın tamamen kullanılamaz hale geldiğine ve hurdaya ayrılmasına karar verilmesi halinde, değer düşüklüğü işlemlerine tabi tutulmaksızın varlık kayıtlı değeri üzerinden 294-Elden Çıkarılacak Stoklar ve Maddi Duran Varlıklar Hesabında izlenir.

Değer düşüklüğünün iptali

MADDE 16- (1) Dönem sonlarında, önceki dönemlerde ayrılan değer düşüklüğü kaybının devam edip etmediği ya da azalıp azalmadığı değerlendirilir. Değer düşüklüğü kaybında azalma olduğuna ilişkin bir göstergenin olması durumunda, ilgili varlığın geri kazanılabilir hizmet tutarı ya da geri kazanılabilir tutar tahmin edilir. Belirlenen tutar defter değerinden yüksek ise bu durumda varlığın defter değeri geri kazanılabilir hizmet tutarı ya da geri kazanılabilir tutar kadar artırılır.

(2) Karşılık ayrılan varlıkların değer düşüklüğü göstergelerinin azalması veya ortadan kalkması halinde ayrılan karşılık tutarı ilgisine göre 257-Birikmiş Amortismanlar ve Değer Düşüklüğü Karşılığı Hesabı veya 268-Birikmiş Amortismanlar ve Değer Düşüklüğü Karşılığı Hesabına borç, 600-Gelirler Hesabına alacak kaydedilerek iptal edilir.

Diğer hükümler

MADDE 17- (1) Değer düşüklüğü tespitine ve hesaplama yöntemlerine ilişkin açıklama ve örnekleri içeren kılavuz Bakanlıkça yayımlanır.

Yürürlükten kaldırılan tebliğ

MADDE 18- (1) 4/11/2015 tarihli ve 29522 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Muhasebat Genel Müdürlüğü Genel Tebliği (Sıra No: 47) Amortisman ve Tükenme Payları yürürlükten kaldırılmıştır.

Yürürlük

MADDE 19- (1) Bu Tebliğ 1/1/2026 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 20- (1) Bu Tebliğ hükümlerini Hazine ve Maliye Bakanı yürütür.

Ekleri için tıklayınız




Teknokentte Kur Farkı Zararlarının İstisna Kapsamı ve Kurum Kazancı

T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI Ankara Defterdarlığı Gelir Kanunları Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü Sayı: E-38418978-125[4691-2022/5-(i)]-…. Tarih: 30.0..

 

 

Teknokentte Kur Farkı Zararlarının İstisna Kapsamı ve Kurum Kazancı

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

Ankara Defterdarlığı

Gelir Kanunları Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü

Sayı: E-38418978-125[4691-2022/5-(i)]-….

Tarih: 30.07.2025

Konu: Teknokentte Oluşan Kur Farkı Zararının İstisna Dışı Kurum Kazancının Tespitinde Dikkate Alınıp Alınmayacağı

İlgi: …

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda;

– Şirketinizin … Teknopark Teknoloji Geliştirme Bölgesinde faaliyet gösterdiği, Ar-Ge ve yazılım kapsamında yürütmüş olduğu projelerinin dışında ayrıca ticari faaliyetlerinin de bulunduğu,

– Dövizli ticari alacakları ve borçları ile banka hesaplarındaki döviz mevcutlarının, Vergi Usul Kanunu uyarınca geçici vergi dönemlerinde değerlemeye tabi tutulduğu ve yapılan değerleme sonrasında oluşan kur farkı gelirleri ile giderlerinin ilgili hesaplarda takip edildiği

belirtilmiş olup, bankadaki döviz mevcudu ile dövizli alacak ve borçlardan kaynaklanan kur farkı gelirleri ve giderlerinin, Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanununda yer alan kurumlar vergisi istisnası kapsamında ne şekilde değerlendirileceği hususunda Başkanlığımız görüşü sorulmuştur.

4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanununun geçici 2 nci maddesinde, “Yönetici şirketlerin bu Kanun uygulaması kapsamında elde ettikleri kazançlar ile Bölgede faaliyet gösteren gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin, münhasıran bu Bölgedeki yazılım, tasarım ve AR-GE faaliyetlerinden elde ettikleri kazançları 31/12/2028 tarihine kadar gelir ve kurumlar vergisinden müstesnadır…” hükmüne yer verilmiştir.

1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin “5.12.2.4. İstisna kazanç tutarının tespiti” başlıklı bölümünde, “4691 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesinde yer alan istisna, bir kazanç istisnası olup istisna kapsamındaki faaliyetlerden elde edilen hasılattan bu faaliyetler nedeniyle yüklenilen gider ve maliyet unsurlarının düşülmesi sonucu bulunacak kazancın tamamı kurumlar vergisinden istisna olacaktır.

İstisna kazancın ve bu bağlamda kurumlar vergisi matrahının tespiti açısından, Kanun uygulaması kapsamında bulunan ve bulunmayan hasılat, maliyet ve gider unsurlarının ayrı ayrı izlenmesi ve istisna kapsamında olan faaliyetlere ait hasılat, maliyet ve gider unsurlarının, diğer faaliyetlerle ilişkilendirilmemesi ve kayıtların da bu ayrımı sağlayacak şekilde tutulması gerekmektedir.

Kanun uygulaması kapsamında istisna olan faaliyetlerin zararla sonuçlanması halinde, bu zararların istisna kapsamında olmayan diğer faaliyetlere ilişkin kazançlardan indirilmesi mümkün değildir.

Bölgede faaliyet gösteren mükelleflerin, 4691 sayılı Kanun kapsamı dışındaki ticari işlemlerinden elde edecekleri gelirleri ile olağandışı gelirlerinin istisna kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir. Bu kapsamda, nakitlerin değerlendirilmesi sonucu oluşan faiz gelirleri, yabancı para cinsinden aktifler dolayısıyla oluşan kur farkları ve iktisadi kıymetlerin elden çıkarılmasından doğan gelirler istisna kapsamında değerlendirilmeyecektir.

Bölgede faaliyet gösteren gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerine, diğer kurumlardan geri ödeme koşuluyla sermaye desteği olarak sağlanan yardımlar, borç mahiyetinde olduğundan bu yardımların ticari kazanca dahil edilmesi söz konusu olmayacaktır.

Diğer taraftan, teknoloji geliştirme bölgelerinde faaliyet gösteren mükelleflere, istisnadan yararlanan Ar-Ge ve tasarım projelerine ilişkin olarak, TÜBİTAK ve benzeri kurumlar tarafından ilgili mevzuat çerçevesinde hibe şeklinde sağlanan destek tutarları ile diğer kurumların bu mahiyetteki her türlü bağış ve yardımları, kurum kazancına dahil edilecek ve istisnadan yararlandırılacaktır.” açıklamaları yer almaktadır.

Tebliğde de belirtildiği üzere, Bölgedeki yazılım, tasarım ve Ar-Ge faaliyetleri kapsamındaki kazançlar istisna kapsamında değerlendirilmekte olup bu faaliyetlere ilişkin döviz cinsinden alacaklar tahsil edilinceye kadar oluşan kur farkları da istisna kapsamındadır. Ar-Ge faaliyetlerinden elde edilse dahi nakitlerin değerlendirilmesi sonucu oluşan gelirler, yabancı paraların değerlenmesinden kaynaklanan kur farkları ise anılan istisna kapsamında değildir. Yine, yazılım, tasarım ve Ar-Ge faaliyetleri kapsamı dışında elde edilen gelirler ile olağandışı gelirler de istisna kapsamı dışındadır.

Bu hüküm ve açıklamalara göre;

– Teknoloji geliştirme bölgelerinde yürütülen faaliyetlerden doğan alacaklara ilişkin kur farkı gelirleri, 4691 sayılı Kanun kapsamındaki ticari işlemlerden elde edilen gelir olarak değerlendirildiğinden, söz konusu istisnanın kapsamında olacaktır.

– Banka hesaplarındaki döviz mevcutlarına ilişkin ortaya çıkan kur farkı gelirlerinin ise Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanununun geçici 2 nci maddesinde yer verilen istisna kapsamında değerlendirilmesi mümkün bulunmamaktadır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.




Serbest Bölgeler Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik

06 Şubat 2026 Tarihli Resmi Gazete Sayı: 33160 Ticaret Bakanlığından: MADDE 1- 10/3/1993 tarihli ve 21520 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Serbest Bö… 

 

 

Serbest Bölgeler Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik

06 Şubat 2026 Tarihli Resmi Gazete

Sayı: 33160

Ticaret Bakanlığından:

MADDE 1- 10/3/1993 tarihli ve 21520 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Serbest Bölgeler Uygulama Yönetmeliğinin 25 inci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“İşletici veya B.K.İ.’ler, İşletme veya Kuruluş ve İşletme Sözleşmesi akdedilmesini müteakip işletici veya B.K.İ. faaliyet ruhsatı alır. İşletici veya B.K.İ.’lerin gerçekleştireceği işyeri kiralama ve depo işletmeciliği faaliyetleri işletici veya B.K.İ. faaliyet ruhsatına ek olarak verilecek ruhsatlar altında, işletici veya B.K.İ. faaliyetinin gereği olarak bölgede yürüteceği hizmet faaliyetleri ise işletici veya B.K.İ. faaliyet ruhsatı altında ya da işletici veya B.K.İ. faaliyet ruhsatına ek olarak verilecek ruhsatlar altında yürütülür. İşletici veya B.K.İ. faaliyet ruhsatının muhasebe kayıtları ile ek ruhsatların muhasebe kayıtları hiçbir şekil ve surette birleştirilemez. Ek ruhsatlar, İşletme veya Kuruluş ve İşletme Sözleşmesinde aksi düzenlenmedikçe işletici veya B.K.İ. faaliyet ruhsatının tabi olduğu Özel Hesap yükümlülüklerine tabidir.”

MADDE 2- Aynı Yönetmeliğin 27/A maddesinin on dördüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.

MADDE 3- Aynı Yönetmeliğe aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“Geçici Madde 6- 27/A maddesinin yürürlüğe girmesinden önce Bakanlık tarafından yapılan; İşletme veya Kuruluş ve İşletme Sözleşmesi ile işletici veya B.K.İ. faaliyet ruhsatları süre uzatımları ve üstyapı kiralama ile işletici veya B.K.İ. faaliyetinin gereği olarak bölgede yürütülen hizmet faaliyetlerine ilişkin faaliyet ruhsatlarının süre uzatımları, uzatma döneminin sonuna kadar geçerlidir. Bu sürelerin bitmesi ile birlikte yapılacak süre uzatım işlemleri, 27/A maddesi hükümlerine tabidir.

Arazisi Hazineye ait serbest bölgelerde; B.K.İ.’nin birinci fıkra kapsamında daha önce süresi uzatılan, B.K.İ. faaliyet ruhsatı haricindeki ruhsatlarına bağlı üstyapılar ruhsat süresi sonunda Hazineye intikal eder. Bu ruhsatların süresinin yeniden uzatılması, üstyapıların Hazineye intikal tarihini uzatmaz.

Arazisi Hazineye ait serbest bölgelerde, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra İşletme veya Kuruluş ve İşletme Sözleşmesi süresinin toplamda 49 yıla tamamlanmasına yönelik olarak yapılacak süre uzatımlarıyla sınırlı olmak üzere; B.K.İ.’nin talep etmesi ve talebinin Bakanlık tarafından uygun görülmesi hâlinde, üstyapının bulunduğu açık alan için kullanıcılara uygulanan kira tarifesi üzerinden hesaplanacak açık alan kirasının B.K.İ. tarafından ödenmesi, üstyapının tahakkuk eden brüt kira gelirlerinin herhangi bir indirim veya mahsup yapılmaksızın en az yüzde yirmisinin sözleşme kapsamında Özel Hesaba aktarılması ve üstyapının her türlü bakım onarım ihtiyacının B.K.İ. tarafından karşılanmasına yönelik hükümlere sözleşmede açıkça yer verilmek kaydıyla, B.K.İ.’ye ait ruhsatlara bağlı olup bu ruhsatların süresinin sona ermesi sonucunda Hazineye intikal eden veya edecek üstyapıların diğer kullanıcılara kiralanması amacıyla işletilmesi, süre uzatım dönemini aşmayacak şekilde Bakanlık tarafından uygun görülen tarihe kadar, kuruluş ve işletme sözleşmesi uzatılan B.K.İ.’ye bırakılabilir.”

MADDE 4- Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 5- Bu Yönetmelik hükümlerini Ticaret Bakanı yürütür.




01/01 – 30/06 2026 Tarihleri Arası Harcırahlar

1 Ocak 2026 – 30 Haziran 2026 Tarihleri Arasında Yurt İçi ve Yurtdışı Gelir Vergisinden İstisna Harcırah Tutarları 31 Ocak 2026 tarihli ve 33154…

 

 

01/01 – 30/06 2026 Tarihleri Arası Harcırahlar

1 Ocak 2026 – 30 Haziran 2026 Tarihleri Arasında Yurt İçi ve Yurtdışı Gelir Vergisinden İstisna Harcırah Tutarları

31 Ocak 2026 tarihli ve 33154 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 10928 sayılı “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ne Yapılacak Yolculuklarda Verilecek Gündeliklere Dair Karar ile “Yurtdışı Gündeliklerine Dair Karar” da 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren yurtdışında uygulanacak harcırah tutarlarına ilişkin belirleme yapılmıştır.

Söz konusu Karar, 31 Aralık 2025 tarihli ve 33124 sayılı 1.Mükerrer Resmi Gazete’de yayımlanan ve 1 Ocak 2026 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 2026 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu ve kamu görevlilerinin mali ve sosyal haklarına ilişkin olarak Hazine ve Maliye Bakanlığı Kamu Mali Yönetim ve Dönüşüm Genel Müdürlüğü’nün 06/01/2026 tarihli ve 27998389010.06.02-448518 sayılı Genelgesi dikkate alınarak aşağıdaki gibi belirlenmiştir.

Katsayılar 1.1.2026-30.06.2026
Memuriyet Katsayısı 1,387871
Memuriyet Taban Aylığı Katsayısı 22,722793
iş güçlüğü, iş riski 0,440141

I- Vergiden İstisna yurtiçi harcırah tutarları

31 Aralık 2025 tarihli ve 33124 sayılı 1.Mükerrer Resmi Gazete’de yayımlanan ve 1 Ocak 2026 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 2026 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun H) Cetvelinde yer alan 2026 yılı Harcırah Tutarları ile Gelir Vergisi Kanunu’nun 24/2’nci maddesi düzenlemesi ve 2026 yılı Ocak-Haziran dönemi memur maaş katsayıları dikkate alınarak 1 Ocak 2026 – 30 Haziran 2026 dönemi vergiden istisna yurtiçi harcırah tutarları aşağıdaki gibi hesaplanmıştır.

1.1.2026-30.06.2026

Dönemi İçin Geçerli Brüt Aylık Tutarı (TL)

Vergiden İstisna Gündelik Tutarı (TL)
  35.907,57 TL ve fazlası 900.00
  35.657,75 – 35.907.56 TL arası 890.00
  33.437,16 – 35.657.74 TL arası 880.00
  29.551,12 – 33.437.15 TL aıası 870.00
  23.992,69 – 29.551.11 TL arası 860.00
  23.992,68 TL ve daha azı   850.00

II- Vergiden istisna yurtdışı harcırah tutarları

Yurtdışı harcırahlarına ilişkin 31 Ocak 2026 tarihli ve 33154 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 10928 sayılı “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ne Yapılacak Yolculuklarda Verilecek Gündeliklere Dair Karar ile Yurtdışı Gündeliklerine Dair Karar”da 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren yurtdışında uygulanacak harcırah tutarlarına ilişkin belirleme yapılmıştır.

Buna göre; 1 Ocak 2026 – 30 Haziran 2026 dönemi vergiden istisna yurtdışı harcırah tutarlarına isabet eden brüt aylık tutarları aşağıdaki gibi hesaplanmıştır.

1 Ocak 2026 – 30 Haziran 2026 TARİHLERİ ARASI

BRÜT AYLIK TUTARLARINA GÖRE BELİRLENMİŞ GELİR DİLİMİ GRUPLARI VE BU GRUPLAR İÇİN TESPİT EDİLMİŞ OLAN YURTDIŞI GÜNDELİK TUTARLARI

ÜCRET GRUPLARI

Brüt Aylık Tutarı / Ülkeler ve Para Birimi II. Sütun III. Sütun IV. Sütun V. Sütun VI. Sütun VII. Sütun
35.907,57

TL ve fazlası

35.657,75

35.907,56

TL arası

33.437,16

35.657,74

TL arası

29.551,12

33.437,15 TL arası

23.992,69

29.551,11 TL arası

23.992,68

TL ve daha

azı

A.B.D.(A.B.D. Doları) 199 159 135 128 120 102
Almanya (Euro) 176 141 119 113 106 89
Avustralya (Avustralya Doları) 312 250 212 199 188 158
Avusturya (Euro) 183 146 124 117 110 93
Belçika(Euro) 175 140 119 112 106 88
Danimarka (Danimarka Kronu) 1.320 1.053 S93 843 795 668
Finlandiya (Euro) 159 128 108 102 97 80
Fransa (Euro) 169 134 114 108 101 86
Hollanda (Euro) 170 136 116 109 102 87
İngiltere(Sterlin) 127 100 86 82 76 65
İrlanda (Euro) 161 129 109 103 98 81
İspanya (Euro) 168 134 114 108 101 85
İsveç(İsveç Kronu) 1.462 1.167 989 933 881 739
İsviçre (İsviçre Frangı) 286 229 194 183 173 145
İtalya (Euro) 162 130 111 104 98 82
Japonya (Japon Yeni) 32.159 25.730 21.837 20.601 19.355 16.296
Kanada (Kanada Doları) 264 211 179 169 159 135
Kuveyt(Kuveyt Dinarı) 56 45 39 37 35 28
Lüksemburg (Euro) 173 137 117 111 104 88
Norveç (Norveç Kronu) 1.317 1,051 892 841 794 667
Portekiz (Euro) i 64 131 111 105 99 83
Suudi Arabistan(Suudi A. Riyali) 677 540 459 434 408 344
Yunanistan (Euro) 166 133 113 106 100 84
Kosova (Euro) 135 107 91 85 81 69
Diğer AB Ülkeleri (Euro) 140 111 95 89 84 72
Diğer Ülkeler (A.B.D. Doları) 173 138 117 110 105 88

Buna göre 01/01/2026 -30/06/2026 tarihleri arası vergiden istisna edilecek yurt dışı gündelik tutarlarına karşılık gelen yukarıda belirtilen brüt aylık tutarlarının hesabında emsal alınan kadrolar aşağıdaki tabloda yer aldığı şekildedir.

1.1.2026-30.06.2026

Dönemi İçin Geçerli Brüt Aylık Tutarı (TL)

Harcıraha Esas Alınacak Sütun
35.907,57 TL ve fazlası II
35.657,75 – 35.907,56 TL arası III
33.437.16 – 35.657.74 TL arası IV
29.551.12 – 33.437.15 TL arası V
23.992.69 -29.551,11 TL arası VI
23.992.68 TL ve daha azı   VII

III- Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine Yapılacak Yolculuklarda Gelir Vergisinden İstisna Harcırah Tutarları

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne sürekli veya geçici bir görevle gönderilenlerin, gidiş ve dönüşleri ile geçici görevlendirme süreleri için verilecek gündelik tutarları, ilişkin 31 Ocak 2026 tarihli ve 33154 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 10928 sayılı Karar ile belirlenmiştir.

Buna göre Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne sürekli veya geçici bir görevle gönderilenlerin, gidiş ve dönüşleri ile geçici görevlendirme süreleri için görev ünvanı/kadro derecesi ile verilecek gündelik tutarları aşağıdaki gibidir.

Tamamı İçin Tıklayınız

Kaynak: TÜRMOB




Vakfa Bağlı İktisadi İşletme ve Taşıt Giderleri Hakkında Özelge: Kurum Kazancının Tespiti ve Vergi İndirimleri

T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI İstanbul Defterdarlığı Gelir Kanunları Gelir Ve Kurumlar Vergileri Grup Müdürlüğü Sayı: 62030549-120[40- 2024]-168276 Ta… 

 

 

Vakfa Bağlı İktisadi İşletme ve Taşıt Giderleri Hakkında Özelge: Kurum Kazancının Tespiti ve Vergi İndirimleri

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İstanbul Defterdarlığı

Gelir Kanunları Gelir Ve Kurumlar Vergileri Grup Müdürlüğü

Sayı: 62030549-120[40- 2024]-168276

Tarih: 18.12.2025

Konu: Vakfa Bağlı İktisadi İşletme Adına Tescil Edilemeyen Taşıt Giderlerinin Kurum Kazancının Tespitinde İndirim Konusu Yapılıp Yapılamayacağı

İlgi: …

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, … Vakfına bağlı iktisadi işletmenizin, özel okul statüsünde ilk ve ortaöğretim alanlarında eğitim öğretim faaliyetinde bulunduğu, faaliyetinde kullanmak üzere faturası işletme adına kesilen binek otomobil ve diğer taşıtlardan satın alındığı, bu araçlara ait gider ve amortismanların da yine iktisadi işletme kayıtlarında izlendiği, ancak Türkiye Noterler Birliğinin tüzel kişiliği haiz olmayanlar adına araç tescilinin yapılmaması yönünde kararı olması sebebiyle araçların tescilinin iktisadi işletmeniz adına yapılamayıp vakıf adına yapıldığı ve ayrı bir tüzel kişiliği bulunmayan iktisadi işletmenizin yerine getirmesi gereken yükümlülüklerin de vakıf tarafından yerine getirildiği belirtilerek,

– İktisadi işletmenizin faaliyetlerinde kullanmak üzere satın alınan araçların işletme aktifine kayıt edilip edilemeyeceği ve bu araçlar üzerinden iktisadi işletmeniz tarafından amortisman ayrılıp ayrılamayacağı,

– Satın alma sırasında ödenen ÖTV vb. vergilerin gider yazılıp yazılamayacağı,

– Söz konusu araçlarla ilgili olarak yapılan ve iktisadi işletme tarafından ödenen yakıt, tamir bakım, sigorta, otopark vb. harcamaların gider hesaplarına intikal ettirilip ettirilemeyeceği,

-Araçlarla ilgili yapılan harcamalar nedeniyle ödenen KDV’nin indirim konusu yapılıp yapılamayacağı

hususlarında görüşü talep edilmektedir.

Vergi Usul Kanunu Yönünden Değerlendirme:

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 313 üncü maddesinde, “İşletmede bir yıldan fazla kullanılan ve yıpranmaya, aşınmaya veya kıymetten düşmeye maruz bulunan gayrimenkullerle 269 uncu madde gereğince gayrimenkul gibi değerlenen iktisadi kıymetlerin, alet, edevat, mefruşat, demirbaş ve sinema filmlerinin birinci kısımdaki esaslara göre tespit edilen değerinin, bu Kanun hükümlerine göre yok edilmesi amortisman mevzuunu teşkil eder.

Değeri 50.000.000 lirayı (577 Sıra No.lu V.U.K Genel Tebliği ile 1.1.2025’ten itibaren 9.900- TL) aşmayan peştemallıklar ile işletmede kullanılan ve değeri 50.000.000- lirayı (556 Sıra No.lu V.U.K Genel Tebliği ile 1.1.2025’ten itibaren 9.900- TL) aşmayan alet, edevat, mefruşat ve demirbaşlar amortismana tabi tutulmayarak doğrudan doğruya gider yazılabilir. İktisadi ve teknik bakımdan bütünlük arz edenlerde bu had topluca dikkate alınır.” hükmü bulunmaktadır. (588 Sıra No.lu V.U.K Genel Tebliği ile 1.1.2026’dan itibaren 12.000- TL)

Bu hükme göre bir iktisadi kıymetin amortismana tâbi tutulabilmesi için, işletmenin aktifinde kayıtlı olması, kullanıma hazır halde bulunması, işletmede bir yıldan fazla kullanılması, yıpranmaya, aşınmaya veya kıymetten düşmeye maruz bulunması ve değerinin yukarıda belirtilen haddin üzerinde olması gerekmektedir.

Bu itibarla, vakıf adına tescilli olan araçlarla ilgili olarak iktisadi işletmeniz tarafından amortisman ayrılması mümkün bulunmamaktadır.

Kurumlar Vergisi Kanunu Yönünden Değerlendirme:

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasında, kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safî kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı, ikinci fıkrasında ise safî kurum kazancının tespitinde, Gelir Vergisi Kanununun ticarî kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı; 8 inci maddesinde de ticarî kazanç gibi hesaplanan kurum kazancının tespitinde, mükelleflerin maddede sayılan giderlerinin de ayrıca hasılattan indirebileceği hüküm altına alınmıştır.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 38 inci maddesinde ise bilanço esasına göre ticari kazancın, teşebbüsteki öz sermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müspet fark olduğu; bu dönem zarfında sahip veya sahiplerce işletmeye ilave olunan değerlerin bu farktan indirileceği, işletmeden çekilen değerlerin ise farka ilave olunacağı, ticari kazancın bu suretle tespit edilmesi sırasında, Vergi Usul Kanununun değerlemeye ait hükümleri ile bu Kanunun 40 ve 41 inci maddeleri hükümlerine uyulacağı hükme bağlanmış olup, bu suretle tespit edilecek kurum kazancından, Kurumlar Vergisi Kanununun 8 inci maddesi ile Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinde yer alan giderler indirilebilecektir.

Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde, ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderlerin;  (5) numaralı bendinde, kiralama yoluyla edinilen veya işletmeye dahil olan ve işte kullanılan taşıtların giderlerinin, faaliyetleri kısmen veya tamamen binek otomobillerinin kiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olanların bu amaçla kullandıkları hariç olmak üzere, binek otomobillere ilişkin giderlerin en fazla %70’inin; (7) numaralı bendinde ise Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre ayrılan amortismanların ticari kazancın tespitinde gider olarak indirim konusu yapılabileceği hüküm altına alınmıştır.

Bu hüküm ve açıklamalara göre, satın alınan araçların vakıf adına tescil edilmesi nedeniyle, araçların alış bedeli ile alış bedeline ilişkin ödenen özel tüketim vergisi ve benzeri vergilerin gider olarak indirim konusu yapılması mümkün değildir.

Ancak, taşıtların iktisadi işletmeniz tarafından bizzat işletmede kullanılması şartıyla, bu taşıtlar için iktisadi işletmenizce yapılacak akaryakıt, tamir bakım, sigorta ve otopark vb. giderlerinin, iktisadi işletmenizin kurum kazancının tespitinde gider olarak indirim konusu yapılması mümkün olup binek otomobillere ilişkin yapılan giderlerin en fazla %70’lik kısmının kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınabileceği tabiidir.

Katma Değer Vergisi Kanunu Yönünden Değerlendirme:

3065 sayılı Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun;

– 1/1 inci maddesinde, Türkiye’de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin KDV’ye tabi olduğu,

– 29/1-a maddesinde, mükelleflerin, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan KDV’den, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça, faaliyetlerine ilişkin olarak kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen KDV’yi indirebilecekleri,

– 30/b maddesinde, faaliyetleri kısmen veya tamamen binek otomobillerinin kiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olanların bu amaçla kullandıkları hariç olmak üzere işletmelere ait binek otomobillerinin alış vesikalarında gösterilen KDV’nin indirim konusu yapılamayacağı,

– 30/d maddesinde, Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunlarına göre kazancın tespitinde indirimi kabul edilmeyen giderler dolayısıyla ödenen KDV’nin indirim konusu yapılamayacağı

hükme bağlanmıştır.

KDV Genel Uygulama Tebliğinin;

-“Vergi İndirimi” başlıklı (III/C-1.) bölümünde,

“3065 sayılı Kanunun (29/1) inci maddesine göre mükellefler, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan KDV’den, faaliyetlerine ilişkin olarak, kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen KDV’yi veya ithal ettikleri mal ve hizmetler dolayısıyla ödedikleri KDV’yi veyahut vergi kesintisi yapmakla sorumlu tutulanlar tarafından sorumlu sıfatıyla beyan edilerek ödenen KDV’yi indirebilirler.

Mükellef, işi ile ilgili olarak satın aldığı veya ithal ettiği mallar veyahut yaptırdığı hizmetler dolayısıyla hesaplanan vergi ile sorumlu sıfatıyla beyan ederek ödediği vergiyi, teslim ettiği mallar veya yaptığı hizmetler dolayısıyla hesaplanan KDV’den indirir ve aradaki farkı vergi dairesine yatırır. Mükellefin indirim konusu yaptığı vergi ise daha önceki safhada vergi dairesine intikal ettirilmiştir.”

-“İndirilemeyecek KDV” başlıklı (III/C-2.1.) bölümünde;

“b) Kanunun (30/b) maddesine göre, faaliyetleri; kısmen veya tamamen binek otomobillerinin kiralanması, taksicilik işletmeciliği yapılması veya binek otomobillerinin çeşitli şekillerde işletilmesi olanların bu amaçla kullandıkları binek otomobillerinin alışlarında ödenen ve faturalarda ayrıca gösterilen KDV indirim konusu yapılabilir. Buna göre, binek otomobillerini yukarıda belirtildiği şekillerde işleten mükellefler bu amaçla kullanılan binek otomobilleri ile ilgili olarak indirim hakkından yararlanabilir.

Ancak mükelleflerin işletme amacı dışında iktisap ettikleri binek otomobillerinin alış vesikalarında gösterilen KDV’nin indirimi mümkün değildir. İndirim konusu yapılamayan bu vergi, Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunları çerçevesinde işin mahiyetine göre gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınabilir. Bu uygulama binek otomobili işletmeciliği ile uğraşan mükelleflerin işletme amacı dışında satın aldıkları binek otomobilleri için de geçerlidir.

ç) Kanunun (30/d) maddesi uyarınca Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunlarına göre kazancın tespitinde indirimi kabul edilmeyen (kanunen kabul edilmeyen) giderler dolayısıyla ödenen KDV de mükellefin vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan KDV’den indirilemeyecektir.”

açıklamalarına yer verilmiştir.

Buna göre, iktisadi işletmeniz adına tescil edilmeyen vakıf adına tescil edilen taşıt araçlarının alımında ödenen KDV’nin indirim konusu yapılması mümkün değildir.

Öte yandan, araçların iktisadi işletmeniz tarafından bizzat işletmede kullanılması şartıyla, bu araçlar için iktisadi işletmenizce yapılacak akaryakıt, tamir bakım, sigorta ve otopark vb. giderlerin Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunları uyarınca kazancın tespitinde gider olarak kabul edilen kısmına isabet eden KDV tutarlarının indirim konusu yapılması mümkün bulunmaktadır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.




Girişim Sermayesi Yatırımlarına Damga Vergisi İstisnası – Özelge

T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI İstanbul Defterdarlığı Gelir Kanunları Diğer Vergiler Grup Müdürlüğü Sayı: 97895701-155[2025/42]-551137 Tarih: 30.04.202…

 

 

Girişim Sermayesi Yatırımlarına Damga Vergisi İstisnası – Özelge

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İstanbul Defterdarlığı

Gelir Kanunları Diğer Vergiler Grup Müdürlüğü

Sayı: 97895701-155[2025/42]-551137

Tarih: 30.04.2025

Konu: Girişim sermayesi yatırımı çerçevesinde imzalanan sözleşmenin damga vergisinden istisna olup olmadığı

 
İlgi: a) 21/02/2025 tarih ve … evrak kayıt sayılı özelge talep formunuz.

b) 24.02.2025 tarih ve 97895701-155-… sayılı yazımız.

c) 27.02.2025 tarih ve … sayılı dilekçeniz.

İlgide kayıtlı özelge talep formunuz ve ilave dilekçeniz ile eklerinin incelenmesinden, şirketinizin kurucu ve yöneticisi olduğu … A.Ş. …inci Girişim Sermayesi Yatırım Fonu olarak yaptığınız/yapacağınız girişim sermayesi yatırımı çerçevesinde yatırım yapılan şirketin kurucusu … ile …/2025 tarihli “Hissedarlar Sözleşmesinin ve Şirket Sermayesine İştirak Taahhüdü Sözleşmesinin Ek Sözleşmesi” imzalandığı, yapılan iş kapsamında teminat olarak …’ın maliki olduğu taşınmaz üzerinde fon lehine … TL ipotek tesis edileceği belirtilerek söz konusu sözleşmenin ve ipotek işlemine ilişkin düzenlenecek senedin, 488 sayılı Damga Vergisi Kanununa ekli (2) sayılı tablonun “IV-Ticari ve medeni işlerle ilgili kağıtlar” başlıklı bölümünün (50) numaralı fıkrası kapsamında damga vergisinden istisna olup olmadığı hususunda görüş talep edildiği anlaşılmıştır.

488 sayılı Damga Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde, bu Kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı kağıtların damga vergisine tabi olduğu, bu Kanundaki kağıtlar teriminin, yazılıp imzalanmak veya imza yerine geçen bir işaret konmak suretiyle düzenlenen ve herhangi bir hususu ispat veya belli etmek için ibraz edilebilecek olan belgeler ile elektronik imza kullanılmak suretiyle manyetik ortamda ve elektronik veri şeklinde oluşturulan belgeleri ifade edeceği, yabancı memleketlerle Türkiye’deki yabancı elçilik ve konsolosluklarda düzenlenen kağıtların, Türkiye’de resmi dairelere ibraz edildiği, üzerine devir veya ciro işlemleri yürütüldüğü veya herhangi bir suretle hükümlerinden faydalanıldığı takdirde vergiye tabi tutulacağı; 3 üncü maddesinde, damga vergisinin mükellefinin kağıtları imza edenler olduğu, yabancı memleketlerle Türkiye’deki yabancı elçilik ve konsolosluklarda düzenlenen kağıtların vergisini Türkiye’de bu kağıtları resmi dairelere ibraz edenlerin, üzerlerinde devir veya ciro işlemleri yapanların veya herhangi bir suretle hükümlerinden faydalananların ödeyeceği; 4 üncü maddesinde, bir kağıdın tabi olacağı verginin tayini için o kağıdın mahiyetine bakılacağı ve buna göre tabloda yazılı vergisinin bulunacağı, kağıtların mahiyetlerinin tayininde, şekli kanunlarda belirtilmiş olanlarda kanunlardaki adlarına, belirtilmemiş olanlarda üzerlerindeki yazının tazammun ettiği hüküm ve manaya bakılacağı, mahiyeti tayin edilmek istenen kağıt üzerinde başka bir kağıda atıf yapılmışsa, atıf yapılan kağıdın hükümlerine nazaran iktisap ettiği mahiyete göre vergi alınacağı hükümlerine yer verilmiştir.

Kanuna ekli (1) sayılı tablonun “I.Akitlerle ilgili kağıtlar” başlıklı bölümünün A/1 fıkrasında, belli parayı ihtiva eden mukavelenameler, taahhütnameler ve temliknamelerin nispi damga vergisine tabi olduğu; aynı Kanuna ekli (2) sayılı tablonun “IV-Ticari ve medeni işlerle ilgili kağıtlar” başlıklı bölümünün (50) numaralı fıkrasında, girişim sermayesi yatırım ortaklıkları ve girişim sermayesi yatırım fonlarının münhasıran girişim sermayesi yatırımları ile ilgili düzenlenen sözleşmeler ile bu sözleşmelere ilişkin düzenlenen diğer kağıtların damga vergisinden istisna olduğu hükmüne yer verilmiştir.

Diğer taraftan, 6/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 52 nci ve 54 üncü maddelerine dayanılarak 2/1/2014 tarihli ve 28870 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan ve Sermaye Piyasası Kurulunun resmi internet sitesinde güncel hali yer alan “Girişim Sermayesi Yatırım Fonlarına İlişkin Esaslar Tebliği (III-52.4)“nde de konuya ilişkin açıklamalara yer verilmiş olup, söz konusu tebliğin 18 inci maddesinde, girişim şirketlerine ve girişim sermayesi yatırımlarına ilişkin esaslar, 19 uncu maddesinde ise girişim sermayesi yatırımlarına ilişkin yatırım sınırlamaları düzenlenmiştir.

Bu çerçevede, başvurunuz ve eklerinin incelenmesinden;

– … , … A.Ş. …inci Girişim Sermayesi Yatırım Fonu (Fon), Hollanda mukimi … (Şirket) ve Hollanda mukimi … (Vakıf) arasında Hissedarlar Sözleşmesi (…) imzalandığı,

– Yine … A.Ş. …inci Girişim Sermayesi Yatırım Fonu (Fon) ile … (Şirket) arasında Hisse İştirak Sözleşmesi (…) imzalandığı, sözleşmede bahsedilen şirketin, …’yi ifade ettiği, bu şirketin de mikroçip tasarımı ve uygulaması ile ilgili faaliyetinin olduğu, Fon’un bu şirketin sermayesine iştirak edeceği, Hisse İştirak Sözleşmesinin (…) eki çizelge 3’de yatırım öncesi sermaye tablosuna, çizelge 4’de ise yatırım sonrası sermaye tablosuna, çizelge 11’de ise “…” belgesine yer verildiği, çizelge 11’in şirketin iş programı ve zaman çizelgesi ile ilgili hedeflerini içerdiği,

– Görüş istenilen “Hissedarlar Sözleşmesinin ve Şirket Sermayesinin İştirak Taahhüdü Sözleşmesinin Ek Sözleşmesi” (Tercüman onaylı haliyle gönderilen) başlıklı kağıdın ise Şirketiniz (Fon) ile … arasında imzalandığı, “Hissedarlar Sözleşmesi (…)” ile “Hisse İştirak Sözleşmesi (…)”ne atıfta bulunduğu, Fon’un şirketin iş ve ticari faaliyetleri, projeleri, ürünleri verileri ile ilgili olarak Hisse İştirak Sözleşmesinin (…) 11 No.lu Ek Belgesinde (…) belirtilen spesifik teknik kilometre taşlarına ulaşıldığını teyit etmek amacıyla, Hisse İştirak Sözleşmesi (…) uyarınca Fon tarafından atanacak ve … tarafından kabul edilecek bir teknik komite vasıtasıyla masrafları şirkete ait olmak üzere ve herhangi bir zamanda uzaktan ve/veya yerinde denetimler, incelemeler ve değerlendirmeler yapma hakkına sahip olduğu, Fon’un şirkete (… şirket) yapacağı yatırımlar konusunda “Çizelge 11 …”nda belirlenen hedeflere ulaşılıp ulaşılamadığı konusunda teknik komitenin karar vereceği, bu hedeflere ulaşma yükümlülükleri ile ilgili olarak …’ın taşınmazı üzerine Fon lehine üst sınırı … TL olmak üzere taşınmaz rehni tesis edileceği

belirlemelerine yer verildiği anlaşılmaktadır.

Buna göre, girişim sermayesi fonu olarak yaptığınız başvurunuza konu yatırımın, gerek yatırım yapılan girişim şirketinin gerekse yapılan yatırımın Sermaye Piyasası Kurulunun girişim sermayesi yatırımlarına ilişkin düzenlemelerine uygun olması durumunda, “Hissedarlar Sözleşmesi” ve “Hisse İştirak Sözleşmesi” başlıklı kağıtlar ile bu kağıtlara ek olarak yatırım şartları ile teminata ilişkin düzenlendiği anlaşılan “Hissedarlar Sözleşmesinin ve Şirket Sermayesine İştirak Taahhüdü Sözleşmesinin Ek Sözleşmesi”ne ve bu sözleşmenin teminatı olarak ipotek verilmesine ilişkin düzenlenen kağıda 488 sayılı Kanuna ekli (2) sayılı tablonun IV/50 numaralı fıkrasına göre damga vergisi istisnası uygulanması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.




Bireysel Emeklilik Sistemi Hakkında Genelge – 2026/1

Bireysel Emeklilik Sistemi Hakkında Genelge – 2026/1 BÖLÜM A: ŞİRKETLERCE SUNULAN BİLGİ, BELGE VE FORMLAR Bu bölümde katılımcı, sponsor veya işv..

 

 

Bireysel Emeklilik Sistemi Hakkında Genelge – 2026/1

Bireysel Emeklilik Sistemi Hakkında Genelge – 2026/1

BÖLÜM A:

ŞİRKETLERCE SUNULAN BİLGİ, BELGE VE FORMLAR

Bu bölümde katılımcı, sponsor veya işverene sunulacak bilgi, belge, form, tablo, projeksiyon ve bildirimlere ilişkin usul ve esaslar açıklanmaktadır.

Bilgi, belge ve formlar

MADDE 1- (1) Şirketler tarafından ilgisine göre katılımcı, sponsor veya işverene sunulacak bilgi, belge ve formlar bu Genelgenin Ekler Listesinde belirtilen şekilde düzenlenir. Şirketler, belirlenen asgari içeriğe sadık kalmak şartıyla, formların biçim ve rengini serbestçe belirleyebilir.

Sözleşme türüne göre taraflar arasında imzalanması/onaylanması gereken form ve sözleşmeler

MADDE 2- (1) İmzalanacak/onaylanacak belgeler bakımından giriş bilgi formu ve teklif formunu:

(a) Bireysel emeklilik sözleşmesinde katılımcı,

(b) İşveren grup emeklilik sözleşmesinde işveren/işveren vekili veya işverenin yetkili kıldığı kişi,

(c) Sistem Yönetmeliğinin 4 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendinde belirtilen gruba bağlı bireysel emeklilik sözleşmesinde katılımcı; katılımcının kendi adına gruba bağlı bireysel emeklilik sözleşmesi açması için işverene yetki verdiğinin yazılı olarak işveren tarafından şirkete belgelendirilmesi durumunda ise katılımcıdan herhangi bir imza veya elektronik iletişim araçları ile onay alınmadan işveren/işveren vekili veya işverenin yetkili kıldığı kişi,

(ç) Sistem Yönetmeliğinin 4 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendinde belirtilen gruba bağlı bireysel emeklilik sözleşmesinde ise sponsor,

usulüne uygun olarak doldurup imzalar veya elektronik iletişim araçları ile onaylar. Bu fıkranın (c) bendi çerçevesinde; kendisine yetki verilen işveren/işveren vekili veya işverenin yetkili kıldığı kişi, tek bir imza veya onay ile ilgili katılımcı listesinin teklif formunun ekinde yer alması kaydıyla şirket ile birlikte teklif formunu düzenleyebilir.

(2) Sistem Yönetmeliğinin 4 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendinde belirtilen gruba bağlı bireysel emeklilik sözleşmesinde ise işveren/işveren vekili veya işverenin yetkili kıldığı kişi ile şirket arasında otomatik katılım grup sözleşmesi imzalanır.

OKS kapsamında kurulan sözleşmelerde çalışanlara sunulacak bilgi, belge ve formlar

MADDE 3- (1) Şirket tarafından, plana, fon dağılımına, işverene/işveren vekiline veya işverenin yetkili kıldığı kişiye, sözleşmeye taraf olan şirkete ve sözleşmeye ilişkin genel esaslara dair çalışanlara bilgi vermek amacıyla otomatik katılım sertifikası oluşturulur. Otomatik katılım sertifikası, çalışanlar adına oluşturulan internet sitesindeki güvenli sayfadan çalışanların erişimine sunulur. Kullanıcı ekranına giriş için kullanıcı yetkilendirme işlemleri, çalışanın plana dâhil edilmesini müteakip beş iş günü içerisinde şirket tarafından gerçekleştirilir. Şirket, Sistem Yönetmeliğinin 22/E maddesinde yer alan bildirim kapsamında, çalışanların kendi adlarına oluşturulan internet sitesindeki güvenli sayfadan otomatik katılım sertifikasına erişebileceklerine dair bilgiyi de verir.

(2) Şirket her hesap dönemini müteakip on iş günü içinde hesap bildirim cetveli ile birlikte planda yer alan parametrelerdeki ve mevzuattaki önemli değişikliklere ilişkin bilgi metnini elektronik iletişim araçları ile çalışana iletir.

(3) Çalışanların fon tercihlerini bilinçli bir şekilde yapabilmesini teminen şirket, çalışanları bilgilendirme metni (Ek A.11) ile takvim yılının her üç aylık döneminde elektronik iletişim araçlarıyla veya kendi internet sitesi aracılığıyla çalışanlara bilgilendirme yapar. Bu bilgilendirmede asgari olarak; yatırılan katkı payına, çalışanın ilgili ücretinden yapılacak kesintinin oranına, birikim tutarına, yatırım araçlarına ilişkin genel bilgilere, finansal piyasalardaki güncel gelişmelere, sunulan fonlara ilişkin yatırım, fiyat ve getiri performansı bilgilerine, çalışanların maruz kalabileceği yatırım riskine ve diğer finansal risklere ilişkin konulara yer verilir. Çalışanları bilgilendirme metninde yer alacak olan katkı payı tutarı ve kesinti oranı bilgilerinin, her ay için ayrı ayrı belirtilmesi gerekir.

(4) Şirket, tahsilat verisine (Ek A.13) göre katkı payının tahsili gerektiği halde, işveren tarafından şirkete intikal ettirilmemiş olması durumunda, çalışana o dönem katkı payının yatırılmadığına dair üçüncü fıkradaki bildirime ek olarak elektronik iletişim araçları yoluyla ayrıca bildirimde bulunur.

Gruba bağlı bireysel emeklilik sözleşmeleri kapsamında katılımcılara verilecek olan grup emeklilik sertifikası

MADDE 4- (1) Sistem Yönetmeliğinin 4 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendinde belirtilen gruba bağlı bireysel emeklilik sözleşmesi ile Sistem Yönetmeliğinin 4 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendinde katılımcının kendi adına gruba bağlı bireysel emeklilik sözleşmesi açması için işverene yetki verdiğinin yazılı olarak işveren tarafından şirkete belgelendirilmesi ile katılımcıdan herhangi bir imza veya elektronik iletişim araçları ile onay alınmadan işveren/işveren vekili veya işverenin yetkili kıldığı kişi ile kurulan gruba bağlı bireysel emeklilik sözleşmesinde şirket, grup emeklilik sertifikasını, sertifikanın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren on iş günü içinde katılımcının tercihi doğrultusunda elektronik iletişim araçları ile veya matbu halde katılımcıya gönderir. Grup emeklilik sertifikası, grup emeklilik planının genel esasları ile sistemin işleyişine ilişkin temel bilgileri içerir.

İnternet erişimi

MADDE 5- (1) Şirketler resmi internet siteleri ve mobil uygulamaları üzerinden, ilgisine göre katılımcı, sponsor veya işverenin bu bölümde belirtilen ilgili bilgi, belge ve formlara ulaşabilmesini sağlamak üzere gerekli düzenlemeleri yapar.

(2) Bu bölümde yer alan bilgi, belge ve formlar; ilgisine göre katılımcı, sponsor veya işverene ait bilgileri içerecek şekilde şirket internet sitesinde ve mobil uygulamalarında ilgililere ait şifre ile giriş yapılabilecek güvenli alanda kullanıma sunulur. Kullanıcı ekranına giriş için kullanıcı yetkilendirme işlemleri sözleşmenin yürürlüğe girmesini müteakip 5 iş günü içerisinde şirket tarafından gerçekleştirilir.

Emeklilik seçenekleri ve muhtemel birikim projeksiyonları

MADDE 6- (1) EGM tarafından https://emeklilik.egm.org.tr/ adresinde katılımcı ve çalışanlara; yıllık gelir sigortası ve programlı geri ödeme dahil olmak üzere emeklilik seçenekleri hakkında bilgi sunulur ve muhtemel birikim/emeklilik gelir tutarlarına dair projeksiyon araçlarına yer verilir. Anılan internet sitesi adresi; teklif formunda, emeklilik bilgi formunda ve şirketlerin internet siteleri ile mobil uygulamalarında belirtilir.

(2) Şirketler, muhtemel birikim tutarlarına dair projeksiyon araçlarını EGM tarafından sağlanan web servisler aracılığıyla katılımcı ve çalışanlarına sunar. Şirket, bu projeksiyonları sözleşme veya sertifika özelinde kişiselleştirilmiş olarak da sunabilir. Şirket, muhtemel emeklilik gelir projeksiyonlarını, emekliliğe hak kazanan veya iki yıl içinde hak kazanacak olan katılımcı ve çalışanlarına sunar.

(3) Projeksiyonlar katılımcı ve çalışan tercihlerine (yaş, OKS/BES, mevcut BES birikimi, katkı payı, muhtemel ayrılma tarihi, getiri vb.) bağlı olarak dinamik bir yapıda sunulur. Projeksiyonlarda, Devlet katkısı ve vergi kesintisi dikkate alınır.

(4) EGM, projeksiyonlara ilişkin hesaplamalarda dikkate alınacak finansal varsayımları en geç üç ayda bir güncellemek suretiyle bireysel emeklilik sisteminin geçmiş verilerini baz alarak belirler. Ancak, katılımcı veya çalışan getiri varsayımı için EGM tarafından oluşturulan getiri endekslerinden son bir yıllık, üç yıllık veya beş yıllık ortalama getiri oranlarını tercih edebilir veya kendi belirleyeceği getiri oranlarını kullanabilir. Hesaplamalar reel veya Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının hedeflediği enflasyon oranı kullanılmak suretiyle nominal olarak yapılır.

Diğer hususlar

MADDE 7- (1) Eklerde yer alan bilgi, belge ve formlarda fon toplam gider kesintisine ilişkin bir bilgilendirmenin söz konusu olduğu durumlarda, bu kesintinin oranı günlük ve yıllık olarak ayrı ayrı belirtilir.

(2) Teklif formlarının son sayfasında “Ödeme Bilgileri ve Kesintiler” başlığına yer verilir. Bu doğrultuda, bahse konu formun son sayfası; katılımcı, aracı, varsa katılımcı ad ve hesabına katkı payı ödeyen sponsor ve işveren tarafından imzalanır ya da elektronik iletişim araçları ile onaylanır.

(3) Giriş bilgi formları en az 12 punto ve kolay okunabilir yazı fontu kullanılarak hazırlanacaktır. (Arkalı-önlü ya da ayrı sayfalar halinde toplamda iki sayfayı geçmeyecektir.)

Tamamı İçin Tıklayınız

Kaynak: Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu




Finansman Gider Kısıtlaması Hesaplaması – Özelge

T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI Ankara Defterdarlığı Gelir Kanunları Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü Sayı: 38418978-125[6-2023/4]-542301 Tarih: 25.09.202..

 

 

Finansman Gider Kısıtlaması Hesaplaması – Özelge

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

Ankara Defterdarlığı

Gelir Kanunları Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü

Sayı: 38418978-125[6-2023/4]-542301

Tarih: 25.09.2025

Konu: Finansman Gider Kısıtlaması Hesaplaması

İlgi: …

İlgide kayıtlı özelge talep formunun incelenmesinden, Şirketiniz tarafından finansman gider kısıtlaması hesaplanırken, vergi ve diğer yasal yükümlülükler hesaplanmadan önceki yabancı kaynak/öz kaynak oranı mı yoksa vergi ve diğer yasal yükümlülükler hesaplandıktan sonraki yabancı kaynak/öz kaynak oranının mı dikkate alınması gerektiği hususunda görüş talep edildiği anlaşılmıştır.

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun “Safî Kurum Kazancı” başlıklı 6 ncı maddesinde, kurumlar vergisinin bir hesap dönemi içinde elde edilen safî kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı ve safî kurum kazancının tespitinde Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Bu hüküm uyarınca tespit edilecek kurum kazancından Kurumlar Vergisi Kanununun 8 inci maddesi ile Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinde yer alan giderler indirilebilecektir.

Aynı Kanunun “Kabul Edilmeyen İndirimler” başlıklı 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (i) bendinde,

“Kredi kuruluşları, finansal kuruluşlar, finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketleri dışında, kullanılan yabancı kaynakları öz kaynaklarını aşan işletmelerde, aşan kısma münhasır olmak üzere, yatırımın maliyetine eklenenler hariç, işletmede kullanılan yabancı kaynaklara ilişkin faiz, komisyon, vade farkı, kâr payı, kur farkı ve benzeri adlar altında yapılan gider ve maliyet unsurları toplamının %10’unu aşmamak üzere Cumhurbaşkanınca kararlaştırılan kısmı. Belirlenecek oranı sektörler itibarıyla farklılaştırmaya Cumhurbaşkanı, bendin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.”

hükmü yer almaktadır.

Konu ile ilgili olarak, 1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin;

-“11.13.2. Finansman Gider Kısıtlamasının Uygulanacağı Dönem” başlıklı bölümünde,

“Gider kısıtlaması kapsamında olup bilanço esasına göre defter tutan kurumlar vergisi mükellefleri, her bir geçici vergilendirme döneminin son günü itibarıyla finansman gider kısıtlaması öncesi Vergi Usul Kanununa göre çıkaracakları bilanço esas alınmak suretiyle öz kaynak ve yabancı kaynak mukayesesi yaparak finansman gider kısıtlamasına tabi olup olmayacaklarını tespit edeceklerdir.

Yıllık dönemde; hesap dönemi olarak takvim yılını kullanan mükelleflerde 31 Aralık tarihli bilanço, özel hesap dönemini kullanan mükelleflerde ise hesap döneminin son günü itibarıyla çıkarılacak bilanço esas alınacaktır.

Dolayısıyla, finansman gider kısıtlaması ilk defa 2021 yılının birinci geçici vergilendirme dönemi itibarıyla dikkate alınacaktır.”

-“11.13.5. Geçici Vergilendirme Dönemlerinde Finansman Gider Kısıtlaması” başlıklı bölümünde,

“Kanunun 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (i) bendi kapsamında finansman gider kısıtlaması 3490 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla, 1/1/2021 tarihinden itibaren başlayan vergilendirme dönemi kazançlarına uygulanmaya başlandığından,

-Hesap dönemi olarak takvim yılını kullanan mükelleflerde 2021 yılının ilk geçici vergilendirme döneminde,

-Kendilerine özel hesap dönemi tayin edilmiş olan mükelleflerde ise 2021 yılında başlayan özel hesap döneminin ilk geçici vergilendirme döneminde yabancı kaynak ve öz kaynak mukayesesi yapılarak dikkate alınacaktır.

Dolayısıyla, gerek geçici vergilendirme dönemlerinde gerekse yıllık dönemde finansman gider kısıtlamasına tabi olunup olunmayacağı hesap döneminin son günü itibarıyla finansman gider kısıtlaması öncesi Vergi Usul Kanununa göre çıkarılacak bilanço esas alınarak tespit edilecektir.

…”

açıklamalarına yer verilmiştir.

Bu kapsamda, geçici vergilendirme dönemlerinde veya yıllık hesap döneminde, finansman gider kısıtlaması öncesi Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre çıkarılan bilanço esas alınmak suretiyle öz kaynak ve yabancı kaynak mukayesesi yapılarak finansman gider kısıtlamasına tabi olunup olunmayacağı tespit edileceğinden, finansman gider kısıtlaması hesaplaması yapılırken vergi ve diğer yasal yükümlülükler hesaplanmadan önceki yabancı kaynak/öz kaynak mukayesesi sonucu bulunan tutarın dikkate alınması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.




SGK Genelgesi 2026/7

T.C. SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI Sigorta Primleri Genel Müdürlüğü Sayı : E-71266071-206.16.01[206.16.01]-135103729 Konu : 2024/12 Sayılı Genelge..

 

 

SGK Genelgesi 2026/7

T.C.

SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

Sigorta Primleri Genel Müdürlüğü

Sayı : E-71266071-206.16.01[206.16.01]-135103729

Konu : 2024/12 Sayılı Genelgede Değişiklik

Tarih: 30.01.2026

GENELGE

2026/7

Yönetim Kurulunun 28.01.2026 tarihli ve 2026/67 sayılı kararıyla tecil işlemlerine ilişkin usul ve esaslarda yapılan değişiklikler dolayısıyla 2024/12 sayılı Genelgenin bazı maddelerinde yapılan değişiklikler aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir.

Buna göre, 2024/12 sayılı Genelgenin;

1- “17. 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesi kapsamında tecil işlemi” başlıklı bölümünde yer alan “ellibin” ibareleri “ellibin (ikiyüzellibin)” şeklinde değiştirilmiştir.

2- “17.4. İlk taksitin ödenmesi ve tecilin başlaması” başlıklı bölümü aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Tecil işlemi, belirlenen ilk taksit tutarının defaten ödendiği tarihte başlayacaktır.

Örnek: C Limited Şirketi tarafından, 02/03/2026 tarihinde Kurum ünitesine 550.000 TL sigorta primi aslı, 200.000 TL gecikme cezası ve zammından oluşan toplam 750.000 TL tutarındaki borcunun 24 ay süre ile tecil edilmesi için başvuruda bulunularak ilk taksit tutarına mahsuben 09/03/2026 tarihinde 31.250 TL ödenmesi hâlinde ilk taksit tutarının ödendiği 09/03/2026 tarihi, tecil tarihi olarak kabul edilecektir.”

3– “17.4.1. Tecil süresi ve kademeli tecil” başlıklı bölümünün üçüncü ve dördüncü paragrafları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Tecil işleminde borcun eşit taksitlerle ödenmesi esastır. Ancak borçluların kademeli ödeme planında ısrar etmesi ve ünitenin borçlunun taksitlerini eşit olarak ödeyemeyecek durumda olduğuna kanaat getirmesi hâlinde, en fazla ilk altı taksit, eşit taksitlere bölünmüş ödeme planındaki taksit tutarının %50’sinden az olmamak kaydıyla kademeli olarak tecil edilebilecektir.

Buna göre, borçlular tarafından kademeli tecil talebinde bulunulması durumunda, en fazla başlangıçtaki altı aya ait taksit tutarları, tecil talep edilen borç tutarının, ödeme planındaki taksit sayısına bölünmesi suretiyle bulunacak tutarın %50’sinden az olmamak kaydıyla kademeli taksit tutarları hesaplanacaktır (talep edilmesi hâlinde düşük taksit tutarları %50’nin üzerinde de olabilecektir). Daha sonraki aylara ait taksit tutarları ise geriye kalan borç miktarının, kalan taksit sayısına bölünmesi suretiyle eşit olarak hesaplanacaktır.”

4. “17.5.3. Tecil işlemi bozulanların yeni tecil taleplerinin değerlendirilmesi” başlıklı bölümü aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Tecil talebinin değerlendirilmesinde; borçlunun, talepte bulunduğu yıl ile bu yıldan önceki iki takvim yılı içerisinde 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesi kapsamında üç kez tecilinin bozulmuş olması halinde, söz konusu bozulmuş tecil borçları ödeninceye kadar yeni tecil talebi kabul edilmeyecektir.

Ancak, daha önce bozulmuş olan tecil işlemlerine ilişkin borçların başvuru tarihinden önce ödenmiş olması hâlinde, söz konusu tecil işlemleri bozulmuş tecil sayılmayacak ve yeni tecil talebinin değerlendirilmesinde dikkate alınmayacaktır.

Ayrıca, tecil süreci devam ederken borçlunun yapılandırma kanunlarından yararlanmak amacıyla yaptığı başvurular nedeniyle sona eren tecil işlemleri, bozulmuş tecil olarak değerlendirmeye alınmayacaktır.

Diğer taraftan, bozulmuş olan tecil sayılarının belirlenmesine ilişkin uygulama ünite ve borçlu bazında yapılacaktır.

Örnek-1: 08/06/2026 tarihinde 1.000.000 TL tutarındaki sosyal sigorta primi borcunun 12 ay süre ile tecil edilmesi talebinde bulunan A Limited Şirketinin 01/01/2024 ila 08/06/2026 tarihleri arasında bozulan tecil sayısına bakılmak suretiyle değerlendirme yapılacak, yapılan değerlendirme sonucunda bu süre içerisinde üç defa bozulmuş tecil işlemi var ise borçlunun 08/06/2026 tarihli tecil talebi reddedilecektir.

Örnek-2: Borçlu A’nın 2023 yılı Ağustos, Eylül ve Ekim aylarına ilişkin 500.000 TL tutarındaki prim borcu 01/02/2024 tarihinde 18 ay süre ile tecil edilmiştir. Borçlu A, ödeme yükümlülüklerini süresi içerisinde yerine getirmediğinden bu tecil işlemi 2024 yılında bozulmuştur.

Borçlu A’nın, 2023 yılı Ağustos, Eylül ve Ekim ayları ile 2024 yılı Kasım ve Aralık aylarına ilişkin 1.000.000 TL tutarındaki prim borcu 15/01/2025 tarihinde 24 ay süre ile tecil edilmiştir. Borçlu A, ödeme yükümlülüklerini süresi içerisinde yerine getirmediğinden bu tecil işlemi 2025 yılında bozulmuştur.

Borçlu A’nın, 2023 yılı Ağustos, Eylül ve Ekim, 2024 yılı Kasım ve Aralık ayları ile 2025 yılı Ağustos, Eylül, Ekim ve Kasım aylarına ilişkin 1.500.000 TL tutarındaki prim borcu 12/01/2026 tarihinde 36 ay süre ile tecil edilmiştir. Borçlu A ödeme yükümlülüklerini süresi içerisinde yerine getirmediğinden bu tecil işlemi 2026 yılında bozulmuştur.

Borçlu A, bu defa 2023 yılı Ağustos, Eylül ve Ekim, 2024 yılı Kasım ve Aralık ayları ile 2025 yılı Ağustos, Eylül, Ekim ve Kasım ayları ile 2026 yılı Temmuz ve Ağustos aylarına ilişkin 2.000.000 TL tutarındaki prim borçlarının tecili için 05/10/2026 tarihinde başvurmuştur.

Borçlu A, 2023 yılı Ağustos, Eylül ve Ekim aylarına ilişkin prim borçlarını 01/10/2026 tarihinde tamamen ödemiştir. Yapılan bu ödeme sebebiyle ilk tecile konu olan dönemlerin tamamı kapanmış olduğundan, bu tecil işlemi bozulmuş tecil sayılmayacaktır. Dolayısıyla söz konusu tecil işlemi, yeni tecil talebinin değerlendirilmesinde dikkate alınmayacak ve başvuruda bulunduğu yıl ile bu yıldan önceki iki takvim yılı içerisinde bozulan tecil sayısı iki olacağından dolayı 05/10/2026 tarihli tecil talebi diğer şartları da sağlaması halinde kabul edilecektir.”

5- ” 17.6. Teminat” başlıklı bölümü aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesinin ikinci fıkrasında “Şu kadar ki, amme borçlusunun alacaklı tahsil daireleri itibarıyla tecil edilen borçlarının toplamı ellibin (ikiyüzellibin) Yeni Türk Lirasını (bu tutar dahil) aşmadığı takdirde teminat şartı aranılmaz. Bu tutarın üzerindeki amme alacaklarının tecilinde, gösterilmesi zorunlu teminat tutarı ellibin (ikiyüzellibin) Yeni Türk Lirasını aşan kısmın yarısıdır. Cumhurbaşkanı; bu tutarı on katına kadar artırmaya, yarısına kadar indirmeye, yeniden kanuni tutarına getirmeye ve alacaklı amme idareleri itibarıyla bu hadler arasında farklı tutar belirlemeye yetkilidir.” hükmüne yer verilmiştir. Bu hükümde belirtilen tutar, teminatsız tecil tutarı olup tecil işleminde teminat gösterilmesine gerek olmayan borç tutarını göstermektedir. Bu tutarı aşmayan borçların tecilinde teminat aranılmaz.

Teminatsız tecil tutarı, işyeri ve borç türüne bakılmaksızın borçlunun alacaklı Kurum ünitesine olan borç toplamı esas alınarak belirlenir.

Teminatsız tecil tutarını aşan borçların tecilinde bu tutarı aşan kısmın yarısı kadar teminat gösterilmesi zorunludur.

Teminatsız tecil tutarı, tecil edilen borçların toplamı esas alınarak uygulanacağından, tecil edilen ve tecil şartlarına uygun olarak ödeme yapılan borçlar için bu tutar dikkate alınmış ise yeni tecil taleplerinde daha önce tecil edilmiş borç tutarı ile talepte bulunulan borç tutarının toplamı dikkate alınır.
Borcun tecilinden önce haczedilmiş mallar, tecil edilen borçlar için değerleri tutarınca teminat yerine geçer, bu durumda borcun teminatsız tecil tutarını aşıp aşmadığına bakılmaz.

Borcun tecilinden önce haczedilmiş malların değeri, tecil edilen borç tutarından ve gösterilmesi gereken zorunlu teminat tutarından az ise haczedilen malların değeri ile zorunlu teminat tutarı arasındaki fark kadar teminat gösterilmesi istenilir. Bu durumda zorunlu teminat tutarı belirlenirken teminatsız tecil tutarı dikkate alınır.

Örnek-1: Eskişehir Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünde işlem gören A Limited Şirketinin ünitede tescilli iki işyerinden dolayı gecikme cezası ve zammı dâhil birinci işyerinden Kurum ünitesine olan 125.000 TL sigorta primi, ikinci işyerinden dolayı 100.000 TL işsizlik sigortası primi olmak üzere toplam 225.000 TL tutarındaki borcunun 6 ay süre ile tecili için başvuruda bulunması durumunda, işyeri ve borç türüne bakılmaksızın borç toplamı 250.000 TL’yi aşmadığından herhangi bir teminat istenilmeksizin Kurum alacağı tecil edilebilecektir.

Örnek-2: B Limited Şirketinin Eskişehir Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünde tescilli işyerlerinin borcu 200.000 TL, Bursa Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünde tescilli işyerlerinin borcu 175.000 TL, Bilecik Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünde tescilli işyerlerinin borcu 125.000 TL olmak üzere, Kuruma toplam 500.000 TL borcu olmakla birlikte, her bir il müdürlüğüne olan borçların toplamı ayrı ayrı 250.000 TL’yi aşmadığı için ilgili il müdürlükleri tarafından herhangi bir teminat aranmaksızın tecil işlemi yapılabilecektir.

Örnek-3: C Anonim Şirketinin, İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne bağlı Bağcılar Sosyal Güvenlik Merkezinde (SGM) tescilli işyerlerinin borcu 245.000 TL, Fatih SGM’de tescilli işyerlerinin borcu 225.000 TL, Pendik SGM’de tescilli işyerlerinin borcu 2.000.000 TL olmak üzere, anılan il müdürlüğüne toplam 2.470.000 TL borcu olmakla birlikte, Bağcılar SGM ve Fatih SGM’ye olan borçların ünite bazında her biri 250.000 TL’yi aşmadığı için anılan SGM’ler tarafından herhangi bir teminat aranmaksızın tecil işlemi yapılabilecektir. Ancak Pendik SGM’ye 2.000.000 TL borcu bulunması nedeniyle teminat aranmayacak tutar olan 250.000 TL’yi aşan kısmı için (2.000.000- 250.000) / 2 = 875.000 TL tutarında teminat alınacaktır.

Örnek-4: D Limited Şirketinin Denizli Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne olan toplam 3.000.000 TL tutarındaki borcu, 1.375.000 TL değerinde teminat alınarak 30 ay süre ile tecil edilmiş iken daha sonraki bir tarihte tahakkuk eden 52.011 TL tutarındaki idari para cezası borcunun ayrıca tecil edilebilmesi için toplam borcun 250.000 TL’yi aşan kısmının yarısı kadar (3.052.011- 250.000) / 2 = 1.401.005,50 TL teminat gösterilmesi gerekmektedir. (1.375.000 TL’lik teminat daha önce alındığından 26.005,50 TL ek teminat istenilecektir.)

Örnek-5: E Limited Şirketinin Artvin Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne olan gecikme cezası ve zammı dâhil toplam 250.000 TL tutarındaki sigorta primi borcu, teminat alınmaksızın 10 ay süre ile tecil edilmiştir. Borçlunun 200.000 TL tutarındaki cari ay sigorta primlerinin de tecile dâhil edilmesini talep etmesi hâlinde bu defa toplam borcun 250.000 TL’yi aşan kısmının yarısı kadar (450.000-250.000) / 2 = 100.000 TL teminat göstermesi gerekmektedir.”

6. “17.6.1. Taşınır ve taşınmaz malların teminat olarak alınması ve değer tespitlerinin yapılması “ başlıklı bölümü aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Tecil işleminde borçlulardan teminat olarak öncelikle 6183 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinde sayılan kıymetlerden paraya çevrilmesi kolay olan nakit niteliğindeki kıymetler, banka teminat mektubu, kefalet senedi, hazine bonosu ve devlet tahvili gibi teminatların alınmasına gayret gösterilecektir.

Ancak, borçlular tarafından bu nitelikteki kıymetlerin teminat olarak gösterilmesi çoğu zaman mümkün olmadığından, 6183 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinde öngörüldüğü şekilde Kurum tarafından haczedilmek suretiyle teminat olarak alınması mümkün olan menkul ve gayrimenkul malların teminat olarak gösterilmesi hâlinde, bu nitelikteki malların durumu, olayına münhasır olarak farklılık gösterebileceğinden, değer tespitine ilişkin raporlar da dikkate alınarak öncelikle satış kabiliyeti yüksek olan, Kurum tarafından muhafazası kolay, zaman içinde değer yitirmeyen ve Kurum alacağının tahsilini kolay kılan nitelikteki menkul ve gayrimenkul malların teminat olarak alınmasına dikkat edilecektir.

Kurum alacaklarına karşılık öncelikle, üzerinde başka idareler ile gerçek veya tüzel kişilerin haciz, ipotek, rehin gibi kısıtlayıcı takyidatı bulunmayan ve satış kabiliyeti olan mallar teminat olarak alınır.

Borçlular tarafından nakit niteliğinde teminatın veya üzerinde ipotek, rehin, haciz ve diğer kısıtlayıcı nitelikte takyidat bulunmayan menkul veya gayrimenkul malın bulunmadığının bildirilmesi ve tecil talep tarihine kadar yapılan icra takip işlemleri ile mal varlığı araştırması neticesinde üzerinde takyidat bulunmayan menkul veya gayrimenkul mal bulunmadığının anlaşılması durumunda, teminat olarak gösterilen mahcuz mal üzerinde Kurum haczinden önce tesis edilen takyidatın güncel değerleri ile tecil talep edilen borç için gösterilmesi gereken zorunlu teminat tutarı toplamının söz konusu mahcuz malın yukarıda belirtildiği şekilde tespit edilmiş değerini aşmaması hâlinde mahcuz mal teminat olarak kabul edilebilir.

Örnek: N Anonim Şirketi tarafından Muğla Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne gecikme cezası ve zammı dâhil toplam 20.000.000 TL tutarındaki sigorta primi borcu için tecil talebinde bulunulmuş, yapılan araştırma sonucunda tapu kayıtları üzerine haciz uygulanan fabrika niteliğindeki gayrimenkul dışında başka malının bulunmadığı anlaşılmış ve bu gayrimenkulün değerinin de bilirkişi raporu ile 60.000.000 TL olduğu tespit edilmiştir. Söz konusu gayrimenkul üzerinde Kurum haczinden önce tesis edilmiş ipotek ve hacizlerin güncel değerleri toplamının 50.000.000 TL olduğu varsayılır ise takyidatın değeri ile tecil talep edilen borç için gösterilmesi gereken zorunlu teminat tutarının (19.750.000 / 2 = 9.875.000 TL) toplamı olan 59.875.000 TL, gayrimenkulün değerinden az olduğu için bu gayrimenkulün teminat olarak alınması mümkündür.

Diğer taraftan, üzerinde ipotek, rehin ve haciz gibi takyidat bulunan menkul ve gayrimenkul malın yanı sıra üzerinde takyidat bulunmayan malların da teminat olarak gösterilmesi durumunda, öncelikle takyidatsız malların teminat olarak alınması gerektiğinden, takyidatlı malın değerinin Kurum alacağını karşıladığı gerekçesi ile takyidatsız mallar üzerindeki Kurum hacizleri kaldırılmayacaktır.

17.6.1.1. Taşınır ve taşınmaz malların değer tespitlerinin yapılması

Gösterilen teminat taşınır ise öncelikle icra memuru tarafından değer tespiti yapılır. Taşınırın niteliğine göre ilgili servis veya ünite amiri tarafından gerek görülmesi hâlinde bilirkişilere değer biçtirilir ya da ilgili meslek ve esnaf odalarından görüş alınır veya emsal malların piyasa araştırması yaptırılır.

Tecil işlemlerinde teminat olarak taşınmaz gösterilmiş ise değer tespitlerinde;

1) Sermaye piyasası mevzuatı çerçevesinde yetkilendirilmiş değerleme uzmanları veya değerleme şirketleri tarafından düzenlenen raporlar,

2) Ticaret, Sanayi ve Deniz Ticaret Odaları ile Türk Mühendis ve Mimar Odaları veya bunların bağlı olduğu birlik yönetimlerince bilirkişilik, eksperlik ve hakemlik yapma yetkisi verilenler tarafından düzenlenen raporlar,

3) Bankalar ve sigorta şirketleri tarafından yaptırılan değer tespit raporları,

4) Mahkemeler veya icra daireleri tarafından yaptırılan değer tespit raporları,

5) Kurum teknik personeli tarafından düzenlenen raporlar

esas alınır.

Yukarıdaki 1’inci, 2’nci ve 3’üncü sırada sayılan raporları düzenleyen kişilerin yetki veya ruhsat belgelerinin, 4’üncü sırada sayılan raporları düzenleyen kişilerin ise görevlendirme yazılarının rapora eklenmesi zorunludur.

Söz konusu değerleme raporlarından, tecil başvurusunda bulunulan yıl veya bir önceki takvim yılı içerisinde düzenlenmiş raporlar kabul edilecektir.

Tecil işleminde Kurum alacağına karşılık teminat olarak gösterilen malların değer tespiti için düzenlenen bilirkişi raporlarında malın niteliği, satış kabiliyeti, birim değeri, gayrimenkul ise konumu, kullanım alanı, tapu bilgileri, üzerinde işgal veya tapuya şerh edilmemiş yapıların bulunup bulunmadığı gibi imar durumunu belirleyici hususlar ile piyasa analizleri, inşaat özellikleri ve diğer faktörlerin yer alıp almadığına dikkat edilecek, ayrıntılı olarak düzenlenmemiş yalnızca değerini belirtir şekilde düzenlenen ve bilirkişinin uzmanlık alanına girmeyen raporlara itibar edilmeyecektir.

Bu nedenle, gayrimenkullerin değer tespitine ilişkin bilirkişi raporlarında önerilen hususlarda tereddüt edilmesi veya şüpheye düşülmesi hâlinde başka bir bilirkişi raporu istenebileceği gibi, Kurum teknik personeline de değer tespiti yaptırılabilecektir.”

7. “17.7.2. Teminat dışındaki hacizlerin kaldırılması” başlıklı bölümünün birinci paragrafında yer alan “50.000 TL ve altında olup olmadığına” ibaresi “teminatsız tecil tutarını aşıp aşmadığına” şeklinde ve aynı bölümdeki örnek-2’de yer alan “50.000” ibareleri “250.000” şeklinde değiştirilmiştir.

8. “17.7.3. Ödemeler nispetinde hacizlerin kaldırılması, teminatın iadesi ve teminat değişikliği” başlıklı bölümünde yer alan örnek-2 aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

Örnek-2: K Anonim Şirketinin gecikme cezası ve zammı dâhil 6.000.000 TL tutarındaki sigorta primi borcundan dolayı Eskişehir Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü tarafından her biri 1.000.000 TL değerindeki 5 araç (toplam 5.000.000 TL) üzerine haciz tatbik edilmiştir. Borçlu şirket, tecil talep etmiş ve söz konusu borçlar 36 eşit taksitle ödenmek üzere tecil edilmiştir. Haczedilen araçların toplam değeri, tecil edilen borç tutarından az, ancak zorunlu teminat tutarından (6.000.000-250.000) / 2 = 2.875.000 TL’den fazladır. Borçlu şirket tarafından, 25 taksit ödendikten sonra kalan borç tutarının tecil faizi dâhil 3.646.652,78 TL olduğu varsayıldığında, 4 aracın toplam değeri, kalan 3.646.652,78 TL tutarındaki borcu karşıladığından, talep edilmesi hâlinde sadece bir araç üzerindeki haciz kaldırılabilecektir.”

9. “17.8.1. Aylık taksitlerin aksatılması” başlıklı bölümünün birinci bendinde yer alan “üç” ibaresi ” dört”, “üçüncü” ibaresi “dördüncü”, ikinci bendinde yer alan “iki” ibaresi “üç” şeklinde ve aynı bölümde yer alan örnek-1 ve örnek-2 aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

Örnek-1: K Limited Şirketinin Bursa Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne olan borçları 01/07/2024 tarihinde 36 ay süre ile tecil edilmiştir. Borçlu şirket, 2025 yılı Kasım, Aralık ayları ile 2026 yılı Mart ve Nisan aylarına ilişkin taksitleri ödememiştir. Buna göre ödeme süresi 01/04/2026 olan ve ödenmeyen dördüncü taksiti takip eden günde (02/04/2026) tecil işlemi bozulacaktır.

Örnek-2: N Limited Şirketinin Erzurum Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne olan borçları 10/06/2025 tarihinde 18 ay süre ile tecil edilmiştir. Borçlu şirket, 2025 yılı Kasım, Aralık ayları ile 2026 yılı Nisan aylarına ait taksitleri ödememiştir. Ödenmeyen bu üç taksitin en geç son taksit (18’inci taksit) tarihi olan 10/11/2026 tarihine kadar tecil faiziyle birlikte ödenmemesi hâlinde 11/11/2026 tarihi itibarıyla tecil işlemi bozulacaktır.”

10. “17.8.2.1. Cari ay kavramı” başlıklı bölümünün birinci paragrafı aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Cari ay kavramı, yasal süresi içerisinde verilmiş olan aylık prim ve hizmet belgelerinden veya muhtasar ve prim hizmet beyannamelerinden kaynaklanmakla birlikte tecil peşinatının ödendiği tarih itibarıyla henüz ödeme vadesi geçmemiş primler ile bu tarihten sonra yasal süresi içerisinde verilen prim belgelerinden/beyannamelerinden kaynaklanan primler, cari ay borcu olarak kabul edilecektir.”

11. “17.8.2.2. Cari ay yönünden bozma şartları” başlıklı bölümünün birinci bendinde yer alan “üç ” ibaresi “dört“, “üçüncü” ibaresi “dördüncü“, ikinci bendinde yer alan “iki” ibaresi “üç” şeklinde ve aynı bölümdeki örneğin ikinci paragrafında yer alan “2025 yılı Haziran” ibaresi “2026 yılı Mayıs, Haziran“, “üç ” ibaresi “dört“, “2025 yılı Ağustos” ibaresi “2026 yılı Ağustos” şeklinde, aynı örneğin dördüncü paragrafında yer alan “üçü” ibaresi “dördü” şeklinde değiştirilmiştir.

12. “17.9.10.1. Aylık taksitlerin aksatılması” başlıklı bölümünün birinci bendinde yer alan “üç ” ibaresi “dört“, “üçüncü” ibaresi “dördüncü“, ikinci bendinde yer alan “iki” ibaresi “üç” şeklinde değiştirilmiştir.

13. Ek-5 yazı örneği ekteki şekilde değiştirilmiştir.

14. Bu Genelge, yayımı tarihinde yürürlüğe girer. Bununla birlikte, Genelgenin 2 numaralı maddesi ile getirilen değişiklik, bu Genelgenin yürürlük tarihinden sonra alınan tecil başvurularına uygulanacaktır. Genelgenin 9, 11 ve 12 numaralı maddeleri ile getirilen değişiklikler ise bu Genelgenin yürürlük tarihinden önce alınıp da karara bağlanmamış tecil talepleri ile bu tarih itibarıyla devam eden tecil işlemleri için de kalan süre dikkate alınmak suretiyle geçerli olacaktır.

Bilgilerini ve gereğini rica ederim.

İsmail ERTÜZÜN

Kurum Başkan V

EK5 İçin Tıklayınız