SGK Genelgesi 2026/12

Yemek hizmetinin yemek kuponu, yemek kartı, yemek çeki vb. araçlarla sağlanması halinde, her bir çalışan için çalışılan günlere ait bir günlük yemek bedelinin 300 Türk lirasına kadar olan kısmı prime esas kazanca dahil edilmeyecektir…

T.C.

SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

Sigorta Primleri Genel Müdürlüğü

Sayı: E-24010506-010.06-141298075

Konu : Yemek Bedeli

Tarih: 07.05.2026

GENELGE

2026/12

17/4/2026 tarihli ve 33227 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7577 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 10 uncu maddesi ile 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 80 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi;

“b) Aşağıda sayılan;

1) Ayni yardımlar,

2) Ölüm, doğum, evlenme yardımları,

3) Görev yollukları,

4) Seyyar görev, kıdem, ihbar ve kasa tazminatı,

5) İş sonu tazminatı veya kıdem tazminatı mahiyetindeki toplu ödemeler,

6) Keşif ücreti,

7) Kurumca tutarları yıllar itibarıyla belirlenecek çocuk ve aile zamları,

8) İşverenler tarafından sigortalılar için özel sağlık sigortalarına ve bireysel emeklilik sistemine ödenen ve aylık toplamı asgari ücretin %30’unu geçmeyen özel sağlık sigortası primi ve bireysel emeklilik katkı payları tutarları,

9) İşverence işyerinde veya müştemilatında yemek verilmeyen durumlarda, çalışılan günlere ait bir günlük yemek bedelinin 300 Türk lirasına kadar olan kısmı,

prime esas kazanca tabi tutulmaz. (9) numaralı alt bentte belirtilen tutar, her yıl bir önceki yıla ilişkin olarak 213 sayılı Kanunun mükerrer 298 inci maddesinin (B) fıkrasına göre belirlenen yeniden değerleme oranında artırılmak suretiyle uygulanır. Bu şekilde hesaplanan tutarın %5’ini aşmayan kesirler dikkate alınmaz.”

Şeklinde değiştirilmiştir.

5510 sayılı Kanunun 80 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yapılan söz konusu değişikliğe istinaden 18/4/2026 tarihli ve 33228 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 97 nci maddesinin yedinci fıkrasının (a) bendi ile yedinci fıkrasının son cümlesi;

“a) Yemek bedelinin;

1)Yemek hizmetinin işyerinde veya müştemilatında sağlanması halinde tamamı,

2) Yemek hizmetinin (1) numaralı alt bentte belirtilen durum dışında sağlanması halinde, çalışılan günlere ait bir günlük yemek bedelinin 300 Türk lirasına kadar olan kısmı,

Bu fıkranın (a) bendinin (2) numaralı alt bendinde belirtilen tutar, her yıl bir önceki yıla ilişkin olarak 213 sayılı Kanunun mükerrer 298 inci maddesinin (B) fıkrasına göre belirlenen yeniden değerleme oranında arttırılmak suretiyle uygulanır. Bu şekilde hesaplanan tutarın %5’ini aşmayan kesirler dikkate alınmaz.”

Şeklinde 17/4/2026 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yeniden düzenlemiştir.

Bu kapsamda 2020/20 sayılı İşveren İşlemleri Genelgesinin İkinci Kısmının İkinci Bölümünde yer alan “2.1- Yemek bedeli” alt başlığı 17/4/2026 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

2 .1- Yemek bedeli

7577 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 10 uncu maddesi ile değişik 5510 sayılı Kanunun 80 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin amir hükmü uyarınca, 18/4/2026 tarihli ve 33228 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 97 nci maddesinin yedinci fıkrasının (a) bendinde yapılan düzenleme doğrultusunda; işverence işyerinde veya müştemilatında yemek verilmeyen durumlarda, çalışılan günlere ait bir günlük yemek bedelinin prime esas kazançtan istisna edilecek günlük tutarı 17/4/2026 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 300 TL olarak belirlenmiştir.

Bu durumda, yemek bedeli adı altında yapılan ödemelerden prime esas kazanca dahil edilecek tutar;

Günlük İstisna Tutarı = 300 TL

Ay İçinde Fiilen Çalışılan Gün Sayısı x 300 TL (Günlük İstisna Tutarı) = Aylık İstisna Tutarı,

Aylık Ödenen Yemek Bedeli – Aylık İstisna Tutarı = Prime Esas Kazanca Dahil Edilecek Yemek Bedeli,

Formülüyle hesaplanacaktır.

Diğer taraftan, 17/4/2026 tarihinden itibaren 300 TL olarak uygulanacak olan yemek bedelinin prime esas kazançtan istisna edilecek günlük tutarı takip eden yıllar için her yıl bir önceki yıla ilişkin olarak 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesinin (B) fıkrasına göre belirlenen yeniden değerleme oranında arttırılmak suretiyle uygulanacaktır.

Bu kapsamda uygulamaya ilişkin usul ve esaslar aşağıda açıklanmıştır.

2.1.1- Sigortalılara işyerinde veya işyerinin müştemilatında yemek hizmeti verilmesi halinde uygulama

-İşverenlerce sigortalılara işyerinde veya müştemilatında kendi imkanlarıyla yemek hizmeti verilmesi,

-İşverenlerce hazır yemek hizmeti veren kişilerden satın alınan yemeğin işyerinde veya müştemilatında sigortalılara verilmesi,

durumunda yemek bedelinin tamamı herhangi bir tutarla sınırlı olmaksızın sigorta primine esas kazançtan istisna olacaktır.

Sigortalı tarafından yemek ücreti vb. adlarla yemek bedeline yapılan katkının, yemeğin işverene maliyetini etkilemesi dışında istisna uygulaması açısından bir önemi bulunmamaktadır.

2.1.2- Sigortalılara işyerinde veya işyerinin müştemilatında yemek hizmeti verilmemesi halinde uygulama

2.1.2.1- Yemek hizmeti veren işletmelerde bu hizmetin sağlanması halinde uygulama

Yemek hizmetinin yemek hizmeti veren işletmelerden sağlandığı durumlarda, bu işletmelere yapılan ödemelerin her bir çalışan için çalışılan günlere ait bir günlük yemek bedelinin 300 Türk lirasına kadar olan kısmı prime esas kazanca dahil edilmeyecektir.

2.1.2.2- Yemek hizmetinin yemek kuponu, yemek kartı, yemek çeki vb. araçlarla sağlanması halinde uygulama

Yemek hizmetinin yemek kuponu, yemek kartı, yemek çeki vb. araçlarla sağlanması halinde, her bir çalışan için çalışılan günlere ait bir günlük yemek bedelinin 300 Türk lirasına kadar olan kısmı prime esas kazanca dahil edilmeyecektir.

2.1.2.3- Yemek hizmetinin nakit olarak sağlanması halinde uygulama

Yemek hizmetinin nakit olarak sağlanması halinde, her bir çalışan için çalışılan günlere ait bir günlük yemek bedelinin 300 Türk lirasına kadar olan kısmı prime esas kazanca dahil edilmeyecektir.

2.1.3- Yemek hizmetine ilişkin diğer hususlar

2.1.3.1- Yemek hizmeti en geniş tanımıyla sigortalının beslenme ihtiyacının karşılanarak verimli çalışmasını sağlamak için yapılan menfaattir.

Bu nedenle sigortalının; kendisine yemek hizmeti için verilen nakit para veya yemek kuponu, yemek kartı, yemek çeki vb. araçlarla beslenme ihtiyacını karşılamak için besin maddesi satın alması ve tüketmesi halinde, yapılan bu ödemenin her bir çalışan için çalışılan günlere ait bir günlük yemek bedelinin 300 Türk lirasına kadar olan kısmı prime esas kazanca dahil edilmeyecektir.

2.1.3.2– Asgari Ücret Yönetmeliğinin “İşverenin Sorumluluğu” başlıklı 12 nci maddesinde yer alan “İşverenler tarafından, işçilere sağlanan sosyal yardımlar sebebiyle asgari ücretten herhangi bir indirim yapılamaz” hükmü gereğince yemek bedeli asgari ücrete ilave olarak verilmesi gerekmektedir.

Buna göre brüt asgari ücretin (prime esas kazanç alt sınırı) içerisine yemek bedeli tutarı dâhil edilmeyecektir.

2.1.3.3– Aynı işyerinde çalışan bazı sigortalılara yemek hizmetinin işyerinde veya müştemilatında, bazı sigortalılara da bu genelgede açıklanan diğer durumlarla sağlanması halinde,

-İşyerinde veya müştemilatında yemek hizmeti verilen sigortalılar için yemek bedelinin tamamı herhangi bir tutarla sınırlı olmaksızın sigorta primine esas kazançtan istisna olacaktır.

-Diğer şekillerde yemek hizmeti verilen sigortalılar için çalışılan günlere ait bir günlük yemek bedelinin ise 300 Türk lirasına kadar olan kısmı prime esas kazanca dahil edilmeyecektir.

2.1.3.4– Fiilen çalışılan günlerin tamamında işyerinde veya müştemilatında sunulan yemek hizmetinden faydalanan sigortalıya, ayrıca bu genelgede açıklanan diğer durumlarla yemek hizmetinin sunulması halinde,

-İşyerinde veya müştemilatında verilen yemek hizmeti bakımından yemek bedelinin tamamı sigorta primine esas kazançtan istisna olacaktır.

-Diğer şekillerde verilen yemek hizmeti bakımından çalışılan günlere ait bir günlük yemek bedelinin tamamı prime esas kazanca dahil edilecektir.

Örnek: 2026/Mayıs ayında 22 gün fiilen çalışan A sigortalısının fiilen çalıştığı 22 gün işyerinde sunulan yemek hizmetinden faydalandığı ve fiilen çalıştığı günler için ayrıca nakit olarak yemek bedeli ödendiği varsayıldığında;

-İşyerinde verilen yemek hizmeti bakımından yemek bedelinin tamamı sigorta primine esas kazançtan istisna olacaktır.

-Ancak, işyerinde 22 gün yemek hizmetinden faydalandığından fiilen çalıştığı günler için ayrıca nakit verilen yemek bedelinin tamamının prime esas kazanca dahil edilmesi gerekmektedir.

2.1.3.5- Fiilen çalışılan günlerin bir kısmında işyerinde veya müştemilatında sunulan yemek hizmetinden faydalanan sigortalının işyerinde veya müştemilatında sunulan yemek hizmetinden faydalanmadığı diğer günlerde bu genelgede açıklanan diğer durumlarla yemek hizmetinden faydalanması halinde,

-İşyerinde veya müştemilatında verilen yemek hizmeti bakımından yemek bedelinin tamamı sigorta primine esas kazançtan istisna olacaktır.

-Diğer şekillerde verilen yemek hizmeti bakımından çalışılan günlere ait bir günlük yemek bedelinin 300 Türk lirasını aşmayan kısmı prime esas kazanca dahil edilmeyecektir.

Örnek: 2026/Mayıs ayında 22 gün fiilen çalışan A sigortalısının 12 gün işyerinde sunulan yemek hizmetinden faydalandığı, 10 gün için de yemek bedeli olarak 4.000 TL nakit ödendiği varsayıldığında;

-İşyerinde 12 gün faydalanılan yemek hizmetinin tamamı sigorta primine esas kazançtan istisna olacaktır.

-10 gün için nakit olarak verilen yemek hizmeti bakımından çalışılan günlere ait bir günlük yemek bedelinin 300 Türk lirasına kadar olan kısmı prime esas kazanca dahil edilmeyecektir.

Bu durumda, 10 gün için nakit olarak verilen yemek bedeli adı altında yapılan ödemeden prime esas kazanca dahil edilecek tutar;

Günlük İstisna Tutarı = 300 TL

Toplam İstisna Tutarı = 10 gün x 300 TL (Günlük İstisna Tutarı) = 3.000 TL

Prime Esas Kazanca Dahil Edilecek Yemek Bedeli = 4.000 TL – 3.000 TL = 1.000 TL

2.1.3.6– Yemek hizmeti adı altında sigortalılara veya sigortalılar için üçüncü kişilere yapılan her türlü ödemelere ilişkin muvazaalı durumların tespit edilmesi halinde Kurumun prim kaybı işverenlerden 5510 sayılı Kanunun 89 uncu maddesi uyarınca gecikme zammı ve cezası ile tahsil edilecektir.”

2.1.3.7- Bu Genelgede açıklanan hususlar 17/4/2026 tarihinden itibaren yapılacak işlemler için hüküm ifade etmektedir.

Bilgilerini ve gereğini arz/rica ederim.

Yunus ELİTAŞ

Kurum Başkanı




SPK Lisanslı Bağımsız Denetim Şirketlerinde Kurumlar Vergisi Oranı Ve Enflasyon Düzeltmesi

T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI Ankara Defterdarlığı Gelir Kanunları Usul Grup Müdürlüğü Sayı: E-27575268-105[Mük.298-2024-533]-175780 Tarih: 23.03.2026…

 

 

SPK Lisanslı Bağımsız Denetim Şirketlerinde Kurumlar Vergisi Oranı Ve Enflasyon Düzeltmesi

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

Ankara Defterdarlığı

Gelir Kanunları Usul Grup Müdürlüğü

Sayı: E-27575268-105[Mük.298-2024-533]-175780

Tarih: 23.03.2026

Konu: SPK Lisansına Sahip Bağımsız Denetim Şirketinin Faaliyetlerine Uygulanacak Kurumlar Vergisi Oranı ve Enflasyon Düzeltmesi Hk.

İlgi:

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzun incelenmesinden;

– Şirketinizin bağımsız denetim, mali danışmanlık ve finansal danışmanlık faaliyetlerinde bulunduğu,

– Halka açık olmayan veya bankacılık faaliyetinde bulunmayan kurumların bağımsız denetim faaliyetinin,  Kamu Gözetimi Kurumundan (KGK) alınan lisans kapsamında yürütüldüğü,

– Halka açık olan veya bankacılık faaliyetinde bulunan şirketlerin bağımsız denetimini yapabilmek için KGK lisansına ilaveten ilgili Sermaye Piyasası Kurumuna (SPK) veya Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumundan da lisans alınmasının zorunlu olduğu,

– Şirketinizin 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu kapsamında denetim faaliyetinde bulunduğu

belirtilerek, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu kapsamında kurumlar vergisi oranınızın ne olacağı ile 213 sayılı Vergi Usul Kanununun geçici 33 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca enflasyon düzeltmesinden kaynaklanan kâr/zarar farkını kurum kazancınızın tespitinde dikkate alıp almayacağınız hususlarında Defterdarlığımız görüşünü talep ettiğiniz anlaşılmaktadır.

I- KURUMLAR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN:

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 32 nci maddesinin birinci fıkrasında; “(7394 sayılı kanunun 25 inci maddesiyle değişen fıkra; Yürürlük: 2023 yılı vergilendirme dönemi kurum kazançlarına uygulanmak üzere 15.04.2022) Kurumlar vergisi, kurum kazancı üzerinden (7456 sayılı kanunun 21 inci maddesiyle değişen ibare; Yürürlük: 1/10/2023 tarihinden itibaren verilmesi gereken beyannamelerden başlamak üzere; kurumların 2023 yılı ve izleyen vergilendirme dönemlerinde elde edilen kazançlarına, özel hesap dönemine tabi olan kurumların ise 2023 takvim yılında başlayan özel hesap dönemi ve izleyen vergilendirme dönemlerinde elde edilen kazançlarına uygulanmak üzere 15.07.2023) %25 oranında alınır. Şu kadar ki bankalar, 6361 sayılı Kanun kapsamındaki şirketler, elektronik ödeme ve para kuruluşları, yetkili döviz müesseseleri, varlık yönetim şirketleri, sermaye piyasası kurumları ile sigorta ve reasürans şirketleri ve emeklilik şirketlerinin kurum kazançları üzerinden kurumlar vergisi (7456 sayılı kanunun 21 inci maddesiyle değişen ibare; Yürürlük: 1/10/2023 tarihinden itibaren verilmesi gereken beyannamelerden başlamak üzere; kurumların 2023 yılı ve izleyen vergilendirme dönemlerinde elde edilen kazançlarına, özel hesap dönemine tabi olan kurumların ise 2023 takvim yılında başlayan özel hesap dönemi ve izleyen vergilendirme dönemlerinde elde edilen kazançlarına uygulanmak üzere 15.07.2023) %30 oranında alınır.” hükmü yer almaktadır.

 

Diğer taraftan, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun;

– “Sermaye piyasası faaliyetleri” başlıklı 34 üncü maddesinde, “(1) Sermaye piyasası faaliyetleri, sermaye piyasası kurumlarının bu Kanun kapsamındaki faaliyetleri, bu Kanun kapsamına giren yatırım hizmetleri ve faaliyetleri ile bunlara ek olarak sunulan yan hizmetlerden oluşur.”,

– “Sermaye piyasası kurumları” başlıklı 35 inci maddesinde, “(1) Bu Kanuna göre faaliyette bulunabilecek sermaye piyasası kurumları aşağıda gösterilmiştir:

c) Sermaye piyasasında faaliyette bulunacak bağımsız denetim, değerleme ve derecelendirme kuruluşları

…”

hükümlerine yer verilmiştir.

Yukarıda yer alan hüküm ve açıklamalar çerçevesinde, şirketiniz 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununda sayılan sermaye piyasası kurumları arasında yer aldığından, 1/1/2023 tarihinden itibaren elde ettiğiniz kurum kazançlarınızın tamamına uygulanacak kurumlar vergisi oranının %30 olarak dikkate alınması gerekmektedir.

II- VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN:

– Mükerrer 298 inci maddesinde, “A) Malî tablolarda yer alan parasal olmayan kıymetler aşağıdaki hükümlere göre enflasyon düzeltmesine tâbi tutulur.

1.Kazançlarını bilanço esasına göre tespit eden gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri fiyat endeksindeki artışın, içinde bulunulan dönem dahil son üç hesap döneminde %100’den ve içinde bulunulan hesap döneminde % 10’dan fazla olması halinde malî tablolarını enflasyon düzeltmesine tâbi tutarlar. Enflasyon düzeltmesi uygulaması, her iki şartın birlikte gerçekleşmemesi halinde sona erer.

Kapsama giren mükellefler, geçici vergi dönemlerinin sonu itibarıyla malî tabloları düzenlemek ve enflasyon düzeltmesi yapmak zorundadırlar. Geçici vergi dönemlerinde yukarıda belirtilen oranların tespitinde, son üç hesap dönemi yerine üçer aylık dönemlerin son ayı dahil önceki otuzaltı ay ve içinde bulunulan hesap dönemi yerine son oniki ay dikkate alınır. Bir hesap dönemi içindeki geçici vergi dönemlerinin herhangi birinde düzeltme yapılması halinde takip eden geçici vergi dönemlerinde ve içinde bulunulan hesap dönemi sonunda da düzeltme yapılır.

…”,

– Geçici 33 üncü maddesinde, “Geçici vergi dönemleri de dahil olmak üzere (…) ve 2022 hesap dönemleri (kendilerine özel hesap dönemi tayin edilenlerde 2022 ve 2023 yılında biten hesap dönemleri itibarıyla) ile 2023 hesap dönemi geçici vergi dönemlerinde mükerrer 298 inci madde kapsamındaki enflasyon düzeltmesine ilişkin şartların oluşup oluşmadığına bakılmaksızın mali tablolar enflasyon düzeltmesine tabi tutulmaz.

31/12/2023 tarihli mali tablolar, enflasyon düzeltmesi şartlarının oluşup oluşmadığına bakılmaksızın enflasyon düzeltmesine tabi tutulur. Yapılan enflasyon düzeltmesinden kaynaklanan kâr/zarar farkı geçmiş yıllar kâr/zararı hesabında gösterilir. Bu şekilde tespit edilen geçmiş yıl kârı vergiye tabi tutulmaz, geçmiş yıl zararı zarar olarak kabul edilmez.

Bankalar, 21/11/2012 tarihli ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu kapsamındaki şirketler, ödeme ve elektronik para kuruluşları, yetkili döviz müesseseleri, varlık yönetim şirketleri, sermaye piyasası kurumları, sigorta ve reasürans şirketleri, emeklilik şirketleri, tasfiye ve iflas hallerindeki şirketler, 8/6/1984 tarihli ve 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname kapsamındaki iktisadi devlet teşekkülleri ile kamu iktisadi kuruluşları tarafından geçici vergi dönemleri de dahil olmak üzere 2024 ve 2025 hesap dönemlerinde yapılan enflasyon düzeltmesinden kaynaklanan kâr/zarar farkı, kazancın tespitinde dikkate alınmaz…”,

– Geçici 37 nci maddesinde, “2025 hesap dönemi ile geçici vergi dönemleri de dahil olmak üzere 2026 ve 2027 hesap dönemlerinde (kendilerine özel hesap dönemi tayin edilenlerde 2026, 2027 ve 2028 yılında biten hesap dönemleri itibarıyla) mükerrer 298 inci madde kapsamındaki enflasyon düzeltmesine ilişkin şartların oluşup oluşmadığına bakılmaksızın mali tablolar enflasyon düzeltmesine tabi tutulmaz. Bu fıkra kapsamında belirlenen dönemleri geçici vergi dönemleri de dahil olmak üzere üç hesap dönemine kadar uzatmaya Cumhurbaşkanı yetkilidir.

Bu madde hükümleri, geçici 33 üncü maddenin dördüncü fıkrası kapsamında olan mükellefler hakkında da uygulanır.

…”

hükümleri yer almaktadır.

Ayrıca, 2023 hesap dönemi sonu ve müteakip dönemlerde yapılacak enflasyon düzeltmesinin usul ve esaslarına ilişkin olarak 555, 560, 563, 582 ve 587 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğlerinde açıklamalar/düzenlemeler yapılmış; 165, 170, 175, 176, 181, 187, 191, 192 ve 196 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Sirkülerlerinde de ilave açıklamalara ve örnek uygulamalara yer verilmiştir.

Bu kapsamda, 555 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin;

– “Enflasyon düzeltmesi yapacak olanlar” başlıklı 8 inci maddesinin birinci fıkrasında, “Enflasyon düzeltmesi, kollektif, adî komandit ve adî şirketler dâhil kazançlarını bilanço esasına göre tespit eden gelir veya kurumlar vergisi mükellefleri tarafından yapılır. Bilanço esasına göre defter tutan kollektif, adî komandit ve adî şirketlerde enflasyon düzeltmesi bu şirketlerin bilançoları nezdinde yapılır. Kurumlar vergisi mükellefi olan iş ortaklıklarının da bilançoları enflasyon düzeltmesine tabi tutulur.

…”,

– “Cari dönem kârı/zararı” başlıklı 38 inci maddesinde; “(1) 2024 hesap dönemine ait vergi matrahı, düzeltilmiş bilançoya göre tespit edilecektir.

(2) Geçici vergi dönemleri ve hesap dönemi sonu itibarıyla oluşan kâr ya da zarar, “Enflasyon Düzeltme Hesabı”nın bakiyesine göre bulunacaktır. “Enflasyon Düzeltme Hesabı”nın bakiyesi, “Enflasyon Düzeltmesi Kârları/Zararları” hesapları aracılığıyla “Dönem Kârı veya Zararı Hesabı”na devredilerek kapatılacak ve verilen bakiye türüne göre işletmenin dönem kâr ya da zararı görülmüş olacaktır.

(3) 28/12/2023 tarihli ve 32413 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7491 Sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 17 nci maddesi ile, 213 sayılı Kanunun geçici 33 üncü maddesinde yapılan düzenlemeye göre bankalar, 21/11/2012 tarihli ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu kapsamındaki şirketler, ödeme ve elektronik para kuruluşları, yetkili döviz müesseseleri, varlık yönetim şirketleri, sermaye piyasası kurumları ile sigorta ve reasürans şirketleri ve emeklilik şirketleri tarafından geçici vergi dönemleri de dahil olmak üzere 2024 ve 2025 hesap dönemlerinde yapılan enflasyon düzeltmesinden kaynaklanan kâr/zarar farkı kazancın tespitinde dikkate alınmayacaktır.

Bu hüküm uyarınca, bu mükellefler geçici vergi dönemleri de dahil olmak üzere 2024 ve 2025 hesap dönemlerinde bilançolarını enflasyon düzeltmesine tabi tutacak, ancak düzeltme sonucu oluşacak kar veya zararlarını dönem kazancının tespitinde dikkate almayacaklardır.”

açıklamaları yer almaktadır.

Bunun yanı sıra, 213 sayılı Kanunun mükerrer 298 inci maddesinin (A) fıkrasının (8) numaralı bendinde bulunan yetki kapsamında 582 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile 2025 hesap döneminin birinci, ikinci ve üçüncü geçici vergi döneminde, 587 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile de 2025 hesap döneminin dördüncü geçici vergi döneminde enflasyon düzeltmesi yapılmaması sağlanmıştır.

Ayrıca, 165 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Sirkülerinin “213 Sayılı Kanunun Geçici 33 üncü Maddesinin (7491 sayılı Kanunla Eklenen) Dördüncü Fıkrası Kapsamındaki Mükelleflerde Enflasyon Düzeltmesi” başlıklı 13 üncü maddesinin “13.1. Ortak Hususlar” başlıklı bölümünde; “213 sayılı Kanunun mükerrer 298 inci maddesinin (A) fıkrası ve geçici 33 üncü maddesi ile 555 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği uyarınca, kazançlarını bilanço esasına göre tespit eden gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri (mükerrer 298 inci maddenin (A) fıkrasının (7) numaralı bendi ve bu bendin uygulamasına ilişkin düzenlemeler saklı kalmak üzere) 2023 hesap dönemi sonunda ve düzeltme şartlarının gerçekleşmesine/varlığına bağlı olarak (geçici vergi dönemleri dâhil) izleyen hesap dönemlerinde enflasyon düzeltmesi yapmak zorundadır.

Bahse konu maddeler gereğince, mükerrer 298 inci maddenin (A) fıkrasının (7) numaralı bendi kapsamındakiler hariç olmak üzere, 2023 hesap dönemi sonuna ait bilançonun enflasyon düzeltmesine tabi tutulmasından kaynaklanan kâr vergiye tabi tutulmamakta, zarar ise zarar olarak kabul edilmemektedir. Diğer dönemlere ilişkin yapılan düzeltmeden kaynaklanan kâr/zarar ise ilgili dönem kazancının tespitinde dikkate alınmaktadır.

Ancak, mezkûr Kanunun geçici 33 üncü maddesinin 7491 sayılı Kanunla eklenen dördüncü fıkrasında;

– Bankalar,

– 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu kapsamındaki şirketler,

– Sermaye piyasası kurumları,

tarafından geçici vergi dönemleri de dâhil olmak üzere 2024 ve 2025 hesap dönemlerinde yapılan enflasyon düzeltmesinden kaynaklanan kâr/zarar farkının, kazancın tespitinde dikkate alınmayacağı, bu fıkra kapsamında belirlenen dönemleri geçici vergi dönemleri de dâhil olmak üzere bir hesap dönemi kadar uzatmaya Cumhurbaşkanının yetkili olduğu hükme bağlanmıştır.

Bu bağlamda, geçici 33 üncü maddenin mezkûr fıkrası kapsamında olan mükellefler tarafından 213 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde enflasyon düzeltmesi yapılması zorunlu olup, 2024 ve 2025 hesap dönemlerinde yapılan enflasyon düzeltmesinden kaynaklanan kâr/zarar farkı mezkûr fıkra gereğince kazancın tespitinde dikkate alınmayacaktır.

…” açıklamaları yer almaktadır.

Bu minvâlde, 213 sayılı Kanunun geçici 33 üncü maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında olan şirketinizin, 2024 hesap döneminde enflasyon düzeltmesinden kaynaklanan kâr/zarar farkını, kazancın tespitinde dikkate almaması icap etmektedir.

Diğer taraftan, 582 ve 587 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğleri kapsamında 2025 hesap döneminin geçici vergi dönemlerinde, 213 Sayılı Kanunun geçici 37 nci maddesi hükmü gereği ise 2025 hesap dönemi sonu ile geçici vergi dönemleri dâhil 2026 ve 2027 hesap dönemlerinde, mali tablolarınızın enflasyon düzeltmesine tabi tutulmaması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.




Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 593) – VUK 593

Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 593) – VUK 593 08 Mayıs 2026 Tarihli Resmi Gazete Sayı: 33247 Hazine ve Maliye Bakanlığı (Gelir İdares…

 

 

Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 593) – VUK 593

Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 593) – VUK 593

08 Mayıs 2026 Tarihli Resmi Gazete

Sayı: 33247

Hazine ve Maliye Bakanlığı (Gelir İdaresi Başkanlığı)’ndan:

Giriş ve konu

MADDE 1- (1) Kayıtlı ekonominin desteklenmesi, elektronik belge uygulamalarının yaygınlaştırılması, iş süreçlerinin kolaylaştırılması, düzenlenmesi zorunlu olan elektronik belgelerin tahsilat bilgilerini içerecek şekilde bütünleşik olarak düzenlenmesi ile vergiye uyum düzeyinin artırılması amacıyla yeni nesil ödeme kaydedici cihazlardan elektronik belgelerin düzenlenebilmesine ilişkin usul ve esasların belirlenmesi bu Tebliğin konusunu oluşturmaktadır.

Dayanak

MADDE 2- (1) 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun;

– Mükerrer 242 nci maddesinin (2) numaralı fıkrasında, “…

Bu Kanunda ve diğer vergi kanunlarında defter, kayıt ve belgelere ilişkin olarak yer alan hükümler elektronik defter, kayıt ve belgeler için de geçerlidir. Maliye Bakanlığı, elektronik defter, belge ve kayıtlar için diğer defter, belge ve kayıtlara ilişkin usul ve esaslardan farklı usul ve esaslar belirlemeye yetkilidir.

Maliye Bakanlığı; elektronik defter, belge ve kayıtların oluşturulması, kaydedilmesi, iletilmesi, muhafaza ve ibrazı ile defter ve belgelerin elektronik ortamda tutulması, düzenlenmesi ve ibraz edilmesi uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye, elektronik ortamda tutulmasına, düzenlenmesine ve ibraz edilmesine izin verilen defter ve belgelerde yer alması gereken bilgileri internet de dahil olmak üzere her türlü elektronik bilgi iletişim araç ve ortamında Maliye Bakanlığına veya Maliye Bakanlığının gözetim ve denetimine tabi olup, kuruluşu, faaliyetleri, çalışma ve denetim esasları Cumhurbaşkanınca çıkarılacak bir yönetmelikle belirlenecek olan özel hukuk tüzel kişiliğini haiz bir şirkete aktarma zorunluluğu getirmeye, bilgi aktarımında uyulacak format ve standartlar ile uygulamaya ilişkin usul ve esasları tespit etmeye, bu Kanun kapsamına giren işlemlerde elektronik imza kullanım usul ve esaslarını düzenlemeye ve denetlemeye yetkilidir.”,

– Mükerrer 257 nci maddesinin birinci fıkrasında, “Maliye Bakanlığı;

1. Mükellef ve meslek grupları itibariyle muhasebe usul ve esaslarını tespit etmeye, bu Kanuna göre tutulmakta olan defter ve belgeler ile bunlara ilaveten tutulmasını veya düzenlenmesini uygun gördüğü defter ve belgelerin mahiyet, şekil ve ihtiva etmesi zorunlu bilgileri belirlemeye, bunlarda değişiklik yapmaya; bedeli karşılığında basıp dağıtmaya veya üçüncü kişilere bastırıp dağıtmaya veya dağıttırmaya, bunların kayıtlarını tutturmaya, bu defter ve belgelere tasdik, muhafaza ve ibraz zorunluluğu getirmeye veya kaldırmaya, bu Kanuna göre tutulacak defter ve düzenlenecek belgelerin tutulması ve düzenlenmesi zorunluluğunu kaldırmaya,

3. Tutulması ve düzenlenmesi zorunlu defter, kayıt ve belgelerin mikro film, mikro fiş veya elektronik bilgi ve kayıt araçlarıyla yapılması veya bu kayıt ortamlarında saklanması veya ibraz edilmesi hususunda izin vermeye veya zorunluluk getirmeye, bu şekilde tutulacak defter ve kayıtların kopyalarının Maliye Bakanlığında veya muhafaza etmekle görevlendireceği kurumlarda saklanması zorunluluğu getirmeye, bu konuda uygulama usul ve esaslarını belirlemeye,

4. Bu Kanunun 149 uncu maddesine göre devamlı bilgi vermek zorunda olanlardan istenilen bilgiler ile beyanname, bildirim, yazı, dilekçe, tutanak, rapor ve diğer belgelerin, şifre, elektronik imza veya diğer güvenlik araçları kullanılmak suretiyle internet de dâhil olmak üzere her türlü elektronik bilgi iletişim araç ve ortamında verilmesine, beyanname, bildirim, yazı, dilekçe, tutanak, rapor ve diğer belgelerin yetki verilmiş gerçek veya tüzel kişiler aracı kılınarak gönderilmesi hususlarında izin vermeye, standart belirlemeye veya zorunluluk getirmeye, beyanname, bildirim, yazı, dilekçe, tutanak, rapor ve diğer belgeler ile bilgilerin aktarımında uyulacak format ve standartlar ile uygulamaya ilişkin usul ve esasları tespit etmeye, bu zorunluluk veya standartları beyanname, bildirim, yazı, dilekçe, tutanak, rapor ve diğer belgeler veya bilgi ve işlem çeşitleri, mükellef grupları ve faaliyet konuları itibarıyla ayrı ayrı uygulatmaya ya da belirlemeye, kanuni süresinden sonra kendiliğinden veya pişmanlık talepli olarak verilen beyannameler üzerine düzenlenen tahakkuk fişi ve/veya ihbarnameler ile süresinden sonra verilen bildirim, yazı, dilekçe, tutanak, rapor ve diğer belgelere istinaden düzenlenen ihbarnameleri, mükellefe, vergi sorumlusuna veya bunların elektronik ortamda beyanname, bildirim, yazı, dilekçe, tutanak, rapor ve diğer belgeleri gönderme yetkisi verdiği gerçek veya tüzel kişiye elektronik ortamda tebliğ etmeye, bildirim, yazı, dilekçe, tutanak, rapor ve diğer belgelere ilişkin yapılan işlemlerin sonuçlarını internet de dâhil olmak üzere her türlü elektronik bilgi iletişim araç ve ortamında ilgili kişilere göndermeye ve bunların uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye,

6. Vergi güvenliğini sağlamak amacıyla niteliklerini belirleyip onayladığı elektrikli, elektronik, manyetik ve benzeri cihazlar ve sistemleri kullandırmaya, bu cihaz ve sistemler vasıtasıyla bandrol, pul, barkod, hologram, kupür, damga, sembol gibi özel etiket ve işaretlerin kullanılmasına ilişkin zorunluluk getirmeye, … ve bunların uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye,

Yetkilidir.”

hükümleri yer almaktadır.

(2) 6/12/1984 tarihli ve 3100 sayılı Katma Değer Vergisi Mükelleflerinin Ödeme Kaydedici Cihazları Kullanmaları Mecburiyeti Hakkında Kanunun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, Hazine ve Maliye Bakanlığının, ödeme kaydedici cihazların kullanılmalarıyla ilgili olarak, bu Kanunla belli edilen hususlar dışında uyulması gereken usul ve esasları belirlemeye ve bunlarda değişiklik yapmaya yetkili olduğu hükmüne yer verilmiştir.

Tanımlar ve kısaltmalar

MADDE 3- (1) Bu Tebliğde geçen;

 

a) 213 sayılı Kanun: 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununu,

b) 3100 sayılı Kanun: 6/12/1984 tarihli ve 3100 sayılı Katma Değer Vergisi Mükelleflerinin Ödeme Kaydedici Cihazları Kullanmaları Mecburiyeti Hakkında Kanunu,

c) Bakanlık: Hazine ve Maliye Bakanlığını,

ç) Başkanlık/GİB: Gelir İdaresi Başkanlığını,

d) Elektronik Belge (e-Belge): Şekil hükümlerinden bağımsız olarak 213 sayılı Kanuna göre düzenlenmesi zorunlu olan belgelerde yer alan bilgileri içeren elektronik kayıtlar bütününü,

e) Özel Entegratör: 19/10/2019 tarihli ve 30923 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 509)’nde belirtilen elektronik belgelerin oluşturulması, imzalanması, iletilmesi hususlarında mükelleflere hizmet verme konusunda teknik yeterliğe sahip ve test ve değerlendirme süreçleri sonunda Başkanlıktan izin alabilen entegrasyon kuruluşlarını,

f) TÜBİTAK: Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumunu,

g) YN ÖKC: YN ÖKC TSM’leri aracılığıyla sürekli çevrimiçi çalışabilen, IP tabanlı, oluşturduğu fiş, belge ve mali raporları güvenli şekilde iletebilen yeni nesil ödeme kaydedici cihazı,

ğ) YN ÖKC TSM: YN ÖKC bilgilerinin (üretim, aktivasyon, hurdaya ayırma, devir, bakım ve benzeri işlemlere ait) takip edilmesi, bu cihazların üreteceği fiş, belge veya rapor bilgilerinin Başkanlıkça belirlenen teknik standartlara uygun olarak gizlilik ve güvenliği sağlanarak toplanması, saklanması, işlenmesi, anlık ve/veya periyodik olarak Başkanlık sistemlerine iletilmesi ile mükellefler ve ödeme kaydedici cihaz üreticilerine sunulması ve raporlanması, belgelerin yasal süreler dâhilinde muhafazası ve istendiğinde ibraz edilmesi ile elektronik ortamda müşteriye iletilmesi hizmetlerini gerçekleştirmek üzere Başkanlıkça yetkilendirilen Yeni Nesil Ödeme Kaydedici Cihazlar Terminal Servis Merkezlerini,

h) YN ÖKC Üreticisi: YN ÖKC’ler ile YN ÖKC TSM’lerinden sorumlu olan, YN ÖKC’lerin ithali/üretimi, satışı ve satış sonrası bakım onarım hizmetlerinin yürütülmesi için Hazine ve Maliye Bakanlığından onay alan firmayı,

ifade eder.

YN ÖKC’lerden e-Belge düzenlenmesine ilişkin usul ve esaslar

MADDE 4- (1) Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 509) kapsamında düzenlenebilen e-Belgelerden Başkanlıkça ynokc.gib.gov.tr ve ebelge.gib.gov.tr adreslerinde yayımlanacak kılavuzlarda belirtilenler, YN ÖKC’lerden düzenlenebilecektir.

(2) YN ÖKC üreticilerinden, YN ÖKC üzerinden e-Belge düzenlenmesine yönelik olarak mükelleflere hizmet vermek isteyenlerin Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 509)’nde yer alan düzenlemeler ve ilgili kılavuzlarda belirtilen açıklamalar kapsamında Başkanlığa başvuru yapmaları ve anılan Tebliğ ve ilgili kılavuzlarda belirtilen teknik yeterliliklere sahip olmaları gerekmektedir. Başkanlık, YN ÖKC’lerden düzenlenecek belge türü, hizmet verilecek mükelleflerin e-Belge kayıtlı kullanıcısı olup olmaması gibi hususları dikkate alarak, söz konusu teknik yeterliliklerde farklı belirlemeler yapmaya yetkilidir.

(3) YN ÖKC’lerden düzenlenen e-Belgelerin YN ÖKC mali sertifikaları ile elektronik olarak imzalanması iş sahibinin veya namına imzaya mezun olanların imzası yerine geçer.

(4) e-Belge düzenleyebilen YN ÖKC’lere ilişkin teknik incelemeler, Başkanlıkça yayımlanacak kılavuzlar çerçevesinde Başkanlık ve TÜBİTAK tarafından yapılacaktır.

(5) e-Belge düzenlenmesine izin verilen YN ÖKC’lerin marka ve modelleri ile düzenlenebilecek e-Belgelere ilişkin bilgiler ynokc.gib.gov.tr ve ebelge.gib.gov.tr adreslerinde ilan edilecektir.

(6) Başkanlıktan YN ÖKC üzerinden e-Belge düzenlettirme hizmetine yönelik izin alan YN ÖKC üreticileri gerek e-Belge uygulamaları kapsamında mükelleflere vermiş oldukları hizmet, gerekse e-Belgelerin oluşturulması, imzalanması, iletilmesi ve saklanması ile bunlara ilişkin YN ÖKC ve YN ÖKC TSM sistem ve yazılım gereksinimleri hususlarında Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 509)’ne göre Başkanlıktan izin almış özel entegratörler ile aynı görev ve sorumluluklara sahiptir.

Yetki

MADDE 5- (1) Başkanlık, YN ÖKC’ler kullanılarak e-Belge düzenlenebilmesine ilişkin olarak yapılması gereken başvuru, uyulması gereken teknik gereklilikler ile uygulamaya ilişkin usul ve esasları ynokc.gib.gov.tr ve ebelge.gib.gov.tr adreslerinde yayımlanacak teknik kılavuzlar ile belirlemeye yetkilidir.

Cezai müeyyide

MADDE 6- (1) Bu Tebliğde ve Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 509)’nde özel entegratörler için belirlenen yükümlülükleri yerine getirmeyen YN ÖKC üreticileri hakkında 213 sayılı Kanunun ilgili ceza hükümleri uygulanır.

Yürürlük

MADDE 7- (1) Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 8- (1) Bu Tebliğ hükümlerini Hazine ve Maliye Bakanı yürütür.




Teknoloji Hamlesi Programı Uygulama Usul ve Esasları Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ

08 Mayıs 2026 Tarihli Resmi Gazete Sayı: 33247 Sanayi ve Teknoloji Bakanlığından: MADDE 1- 18/9/2019 tarihli ve 30892 sayılı Resmî Gazete’de yayımlana…

 

 

Teknoloji Hamlesi Programı Uygulama Usul ve Esasları Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ

08 Mayıs 2026 Tarihli Resmi Gazete

Sayı: 33247

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığından:

MADDE 1- 18/9/2019 tarihli ve 30892 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Teknoloji Hamlesi Programı Uygulama Usul ve Esasları Tebliğinin 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (cc) ve (çç) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, aynı fıkranın (dd) bendi yürürlükten kaldırılmıştır.

“cc) Üretime yönelik yatırım süreci: Teşvik belgesi kapsamında yatırım olarak değerlendirilen faaliyetleri ve/veya KOSGEB’in ilgili programı kapsamında sağladığı proje desteklerine konu olan faaliyetleri içeren yatırım projesi sürecini,

çç) Yatırım projesi: Öncelikli Ürün Listesindeki ürünlere ilişkin; teşvik belgesi kapsamında yatırım olarak değerlendirilen faaliyetleri ve/veya TÜBİTAK ile KOSGEB’in ilgili programları kapsamında sağladığı proje desteklerine konu olan faaliyetleri içeren projeyi,”

MADDE 2- Aynı Tebliğin üçüncü bölümünün başlığı “Komite, Program Yönetimi, Proje Komisyonu, Proje Paydaşı, Ar-Ge Yüklenicisi ve Proje Grubu” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 3- Aynı Tebliğin 6 ncı maddesinin beşinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(5) Komite tarafından destek başvurusunun kabulüne ya da reddine ilişkin kararlar, 13/C maddesinde belirtilen kriterler üzerinden puanlama yöntemiyle alınır. Karar verilecek diğer hususlar için oy çokluğu aranır. Oyların eşitliği durumunda ise Komite Başkanının oyu yönünde çoğunluk sağlanmış sayılır.”

MADDE 4- Aynı Tebliğin 8 inci maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.

MADDE 5- Aynı Tebliğin 8/A maddesinin birinci ve ikinci fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(1) Program kapsamında kesin başvurusu tamamlanan projeler için Komite tarafından beş üyeden oluşan proje komisyonları oluşturulur. Proje komisyonları, başvuruların nitelik ve niceliğine bağlı olarak sektör, proje ölçeği, proje sayısı gibi kıstaslara göre ihtiyaç adedince teşekkül ettirilir. Proje komisyonu üyeleri bir tanesi başkan olacak şekilde asıl görevlerini devam ettirmek kaydıyla en az birer temsilci TÜBİTAK, KOSGEB ve TUYSGM tarafından olmak üzere Bakanlık ve/veya bağlı/ilgili kuruluşların çalışanları arasından ve ihtiyaç görülmesi halinde bağımsız değerlendiriciler arasından belirlenir.

 

(2) Proje komisyonu üyeleri, görevlendirildikleri projeye/projelere ilişkin ön değerlendirme kararını oluşturur ve Program Portaline yükler. Ön değerlendirme kararlarına itiraz edilmesi veya Komitenin talep etmesi halinde proje komisyonu, projelere ilişkin ön değerlendirme kararlarını Komiteye sunar. Proje komisyonu üyeleri, ön değerlendirme aşamasını geçmiş olan projeler için proje değerlendirme sürecinde Komite değerlendirmesi öncesinde, üyelerin değerlendirme ve görüşlerini içeren komisyon raporunu oluşturur ve Program Portaline yükler. Proje komisyonunun sekretarya hizmetleri proje koordinatörü tarafından sağlanır. Proje komisyonunun rapor oluşturma sürecine dayanak teşkil eden ve doğrudan proje komisyonu tarafından talep edilmiş veya edinilmiş ek bilgi ve belgelerin de proje koordinatörü vasıtasıyla Program Portaline ve proje dosyasına eklenmesi zorunludur. Bakanlık veya KOSGEB personeli ile bağımsız değerlendiriciler arasından Komite tarafından görevlendirilen proje komisyonu üyeleri, komisyonlarının görev alanına giren ve Ar-Ge desteği talebi olan projeler için ilgili projenin Ar-Ge bileşeninin ekonomik yarara dönüşme potansiyelinin değerlendirilmesi amacıyla TÜBİTAK tarafından görevlendirilebilir.”

MADDE 6- Aynı Tebliğin 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(3) Başvuru sahibi ile proje paydaşı arasındaki iş birliği 13/C maddesinin birinci fıkrasının (j) bendi kapsamında Komitenin değerlendirmesinde bir puanlama kriteri olarak dikkate alınır. Komite, projenin paydaş eşliğinde yürütülmesi koşulu ile destek kararı verebilir. Bu durumda, başvuru sahibinin proje kapsamında belirlediği paydaş(lar) ile aralarındaki iş birliğine dair uzlaşı protokolü ve paydaş beyan formu sunması gerekir.”

MADDE 7- Aynı Tebliğin 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

 

“(9) Başvuruda, Bakanlığa sunulan bilgi, belge ve raporlar TÜBİTAK ve KOSGEB değerlendirme süreçlerinde de kullanılabilir. Projelerin Komite değerlendirmesine sunulması öncesinde yapılan detaylı incelemelerde, bu Tebliğde ve/veya çağrı planında yer alan koşulları sağlayamadığı tespit edilen başvurular, Genel Müdürlük tarafından Program Portali ve KEP adresi aracılığıyla değerlendirme dışı bırakılır. Genel Müdürlük tarafından bu madde hükümlerine göre yatırım projesi değerlendirme dışı bırakılan başvuru sahipleri, kararın kendilerine tebliğinden itibaren on beş iş günü içerisinde Genel Müdürlüğe itirazda bulunabilir. Bu kapsamda yapılan itirazlar, Genel Müdürlük tarafından değerlendirilerek karara bağlanır.”

MADDE 8- Aynı Tebliğin 13 üncü maddesinin birinci, ikinci ve dördüncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(1) Program kapsamında kesin başvurusu tamamlanan projelerin her biri için proje komisyonu tarafından, sunulan proje içeriği dikkate alınarak aşağıdaki kriterlere göre ön değerlendirme kararı verilir:

a) Projenin sektördeki emsal ürün özellikleri ve iyi uygulama örnekleri dikkate alınarak hazırlanmış olması.

b) Projenin belirlenen formata ve proje sistematiğine uygun ve tutarlı hazırlanmış olması.

c) Proje kapsamında üretilmesi hedeflenen ürünün ve proje içeriğinin çağrı planıyla uyumlu olması.

ç) Aynı proje konusunda yatırımcıya ait başvuru tarihi itibarıyla açık teşvik belgesi bulunma durumu.

(2) Proje komisyonu tarafından projenin bütçe ve kapsamı değişmeksizin proje önerisindeki açıklamaların detaylandırılması veya eksik belgelerin tamamlatılması amacıyla fizibilite dokümanlarının belirtilen eksiklikler doğrultusunda güncellenmesine yönelik revizyon kararı alınabilir. Revizyon kararı alınması durumunda talep edilen revizyonların yerine getirilmesi için yatırımcıya 5 günden az olmamak kaydıyla 15 güne kadar süre verilebilir.”

“(4) Değerlendirme dışı bırakılan proje sahipleri 15 gün içerisinde Genel Müdürlüğe itirazda bulunabilir. Bu itirazlar proje komisyonu tarafından değerlendirilerek Komite tarafından nihai karara bağlanır.”

MADDE 9- Aynı Tebliğin 13/B maddesinin yedinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(7) Proje komisyonları, projelerin Tebliğ hükümlerine uygunluğunu esas alacak şekilde bu maddede belirtilen inceleme ve değerlendirmeler ışığında komisyon raporlarını oluşturur. Komisyon üyeleri yürüttükleri görevler açısından komisyon başkanına, komisyon başkanı ise Komiteye karşı sorumludur.”

MADDE 10- Aynı Tebliğin 18 inci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(2) Yatırım sürecinde teşvik belgeli yatırımcıların izleme ekspertizi yılda bir kez TUYSGM tarafından yapılır veya 9903 sayılı Karar kapsamında tamamlama ekspertizi için görevlendirilen kurum ve kuruluşlara yaptırılır. İlgili projeden sorumlu olan proje koordinatörü de izleme döneminde izleme ekspertizi çalışmalarında yer alabilir. 9903 sayılı Karar kapsamında yatırım ilerleme raporunun sunulmuş olması bu Tebliğ kapsamındaki izleme gerekliliklerini ortadan kaldırmaz. Ancak ilgili izleme döneminde ibraz edilmiş olan yatırım ilerleme raporu da hazırlanan izleme belgesi ile birlikte TUYSGM tarafından Genel Müdürlüğe iletilir.”

MADDE 11- Aynı Tebliğin 21 inci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(1) Yatırım projesi kapsamında öngörülen üretime yönelik yatırım süresinin bitiminden sonra yatırımcı, üç ay içerisinde projenin tamamlanma durumu konusunda karar alınması talebiyle Program Portali üzerinden başvuruda bulunur. Yatırımcının bu süre zarfında başvuruda bulunmaması halinde, Genel Müdürlük tarafından resen tamamlama süreci başlatılır. Desteklere konu olan ilgili yatırım unsurlarının hedeflere uygun olarak tamamlanma durumu, sorumlu bulunulan desteklere göre TUYSGM ve/veya KOSGEB tarafından yerinde inceleme yapılarak tespit edilir. İlgili projeden sorumlu olan proje koordinatörü tamamlama ekspertizine katılabilir. Program kapsamında teşvik belgesi düzenlenmemiş olan projeler için Komite kararında belirlenen kapasitenin sağlanma durumuna ilişkin tespit yeminli mali müşavir raporuna istinaden Genel Müdürlük tarafından yapılır. TUYSGM veya TUYSGM tarafından 9903 sayılı Karar kapsamında görevlendirilecek birim, kurum ve kuruluşlar ile yeminli mali müşavir raporuna istinaden Genel Müdürlük tarafından başarısızlıkla tamamlandığı tespit edilen projeler, Program kapsamından çıkarılır. Bu projeler arasından teşvik belgesi bulunanlar için, TUYSGM tarafından değerlendirme yapılarak diğer teşvik uygulamalarından yatırımın niteliklerine göre en uygun görülen program kapsamında teşvik belgesi düzenlenebilir. Bu durumda olan projeler için, tabi oldukları yeni teşvik uygulamasına kıyasla Program kapsamında fazladan sağlanmış olan destek unsurları ilgili mevzuat hükümlerine göre geri alınır. Yeni bir teşvik uygulamasına geçirilmeyerek belgesi sonlandırılan yatırımlar için ise ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde sağlanan destekler geri alınır.”

MADDE 12- Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 13- Bu Tebliğ hükümlerini Sanayi ve Teknoloji Bakanı yürütür.




Uygulama Üzerinden Taksi Çağırma Hizmeti Verenlerin Gerçekleştireceği Bildirimlere İlişkin Duyuru

Uygulama Üzerinden Taksi Çağırma Hizmeti Verenlerin Gerçekleştireceği Bildirimlere İlişkin Duyuru Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No:591′)…

 

 

Uygulama Üzerinden Taksi Çağırma Hizmeti Verenlerin Gerçekleştireceği Bildirimlere İlişkin Duyuru

Uygulama Üzerinden Taksi Çağırma Hizmeti Verenlerin Gerçekleştireceği Bildirimlere İlişkin Duyuru

Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No:591′)’nin 15 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca;

Uygulama üzerinden taksi çağırma hizmeti verenlerin, uygulama üzerinden hizmet verdikleri taksi ile yolcu taşımacılığı faaliyetinde bulunan mükelleflerin bilgilerini ve uygulamaya tanımlı banka hesap bilgilerini Dijital Vergi Dairesi üzerinden GİB Teknolojiye bildirimlerine ilişkin usul ve esasların belirlenmesine yönelik kullanıcı kılavuzu hazırlanmıştır.

Uygulama Üzerinden Taksi Çağırma Hizmeti

Verenlerin Gerçekleştireceği Bildirimlere

İlişkin İzlenecek Usul ve Esaslar Kullanıcı Kılavuzu  İçin Tıklayınız

Kaynak: GİB




Konkordato Kapsamında Ortağın Şirkete Devrettiği Taşınmazda Tapu Harcı İstisnası

T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI İzmir Defterdarlığı Gelir Kanunları Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü Sayı: E-66813766-140[123-2026/2]-283039 Tarih: 15.04….

 

 

Konkordato Kapsamında Ortağın Şirkete Devrettiği Taşınmazda Tapu Harcı İstisnası

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İzmir Defterdarlığı

Gelir Kanunları Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü

Sayı: E-66813766-140[123-2026/2]-283039

Tarih: 15.04.2026

Konu: Konkordato projesi kapsamında şirketin ortağı tarafından şirkete devredilen taşınmazın tapu harcı istisnası hk.

İlgi: …

İlgide kayıtlı özelge talep formu ve eklerinin incelenmesinden, konkordato projesi kapsamında borçlu olan … mülkiyetinde bulunan iki adet gayrimenkulün, yine konkordato projesi kapsamında borçlu olan şirketinize devredilmesine mahkemece izin ve karar verildiği, söz konusu devir işlemlerinin konkordato projesinde öngörülen borçların yapılandırılması ve konkordatonun başarıyla uygulanabilmesi amacıyla gerçekleştirileceği belirtilerek, söz konusu devir işlemlerinin tapu harcından istisna olup olmayacağı hakkında görüş talep edildiği anlaşılmaktadır.

492 sayılı Harçlar Kanununun 57 nci maddesinde, tapu ve kadastro işlemlerinden bu Kanuna bağlı (4) sayılı tarifede yazılı olanların, tapu ve kadastro harçlarına tabi olduğu; Kanuna bağlı (4) sayılı tarifenin “I-Tapu işlemleri” başlıklı bölümünün 20/a fıkrasında, gayrimenkullerin ivaz karşılığında veya ölünceye kadar bakma akdine dayanarak yahut trampa hükümlerine göre devir ve iktisabında gayrimenkulün emlak vergisi değerinden az olmamak üzere beyan edilen devir ve iktisap bedeli üzerinden (Cebri icra veya şuyuun izalesi hallerinde satış bedeli, istimlâklerde takdir edilen bedel üzerinden) devir eden ve devir alan için ayrı ayrı nispi harç alınacağı hükme bağlanmıştır.

Aynı Kanunun 123 üncü maddesinde ise özel kanunlarla harçtan muaf tutulan kişilerle, istisna edilen işlemlerden harç alınmayacağı hüküm altına alınmıştır.

Öte yandan, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun “Konkordatoda harç, vergi istisnaları ve teşvik belgeleri” başlıklı 308/g maddesinde,

“Tasdik edilen konkordato projesi kapsamında;

 

a) Yapılacak işlemler, 492 sayılı Harçlar Kanununa tabi harçlardan; bu işlemler nedeniyle düzenlenecek kâğıtlar, damga vergisinden,

b) Alacaklılar tarafından her ne nam altında olursa olsun tahsil edilecek tutarlar, 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu gereği ödenecek banka ve sigorta muameleleri vergisinden,

c) Borçluya kullandırılacak krediler, Kaynak Kullanımı Destekleme Fonundan,

istisna edilmiştir.

Bu istisna hükümleri konkordato projesinde belirtilen işlemler bakımından borçlu ile proje kapsamındaki alacaklılara özgü olarak uygulanır. Üçüncü kişiler bu istisna hükümlerinden yararlanamaz.”

hükümlerine yer verilmiştir.

Buna göre, 2004 sayılı Kanunun 308/g maddesinde yer alan istisna hükümleri, konkordato projesinde belirtilen işlemler bakımından borçlu ile proje kapsamındaki alacaklılara özgü olarak uygulanacak olup, üçüncü kişiler bu istisna hükümlerinden yararlanamayacaktır.

Başvurunuz hakkında Şirketinizden mail yoluyla alınan belgeler ile özelge talep formunuz eklerinin incelenmesinden,

– Şirketinizin konkordato talep ettiği ve buna istinaden hazırlanan Konkordato Ön Projesinin 5.4 maddesinde, “Konkordato kapsamındaki borçlar, ana faaliyetlerden elde edilecek nakit girişleri ve nakit akım tablosunda izah edilen detaylara göre ödenecektir. Proforma gelir tablosu ve nakit akım tablosunda ayrıntılı bir şekilde izah edildiği üzere, konkordato sürecindeki borçlarımız ana faaliyetlerden elde edilen nakit girişleri ve geçmiş dönemde tahakkuk etmiş bulunan alacak tahsilatları ve Şirket ortağına ait taşınmazların satışı ile ödenecektir.“, 6.7 maddesinde ise “Şirket ortağı tarafından, konkordato sürecinde borçların ödenmesi amacıyla şirkete kaynak tahsis edilmesi kapsamında kendisine ait olan taşınmazların satışını taahhüt etmiş ve kendisinden 30.06.2028 tarihli 7.000.000 TL ve 31.10.2028 tarihli 7.000.000 TL tutarında senetler alınmıştır. Bu senetler, şirket ortağının taahhüdünü resmî olarak belgelemekte ve konkordato projesi çerçevesinde finansal yapının güçlendirilmesine katkı sağlamaktadır.” açıklamalarına yer verildiği,

 

– Ayrıca, şirketin konkordato talep etmesinden dolayı mal varlığı ile şahsi olarak şirket borçlarına kefil olan şirket ortakları …. ve …nin de konkordato talep ettiği ve buna istinaden Konkordato Ön Projeleri hazırlandığı,

– İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin … tarihli ve … Esas numaralı ara kararında, davacılar …, … ve … tarafından açılan Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan) davasında davacılar vekilince, davacı gerçek şahsa ait taşınmazların davacı şirkete devri için izin verilmesinin talep edildiği, dosya kapsamı ile davacıların dosyaya sunduğu ön proje ve geçici konkordato komiserinin görüş raporu birlikte değerlendirildiğinde, dava dilekçesi ekinde sunulan konkordato ön projesinde davacı şirket ortağı aynı zamanda davacı … adına kayıtlı … İli, … İlçesi, … Mahallesi … ada, … parselde kayıtlı … ve … no.lu bağımsız bölümlerin şirketin borçlarının ödenmesi amacıyla şirkete kaynak olarak gösterildiği, taraflar arasında buna ilişkin taahhütname düzenlendiği ve ayrıca şirket ortağı tarafından da şirkete 14.000.000 TL bedelli senet düzenlenerek verildiği, davacı ortak … adına kayıtlı iki adet taşınmazın davacı şirkete devredilmesi ile davacı şirkete kaynak sağlanacağı, ayrıca davacı şirketten alacaklı olan alacaklıların da yararına bir durum oluşturacağı, bu nedenle devrin uygun olduğu kanaatine varıldığı belirtilerek, davacı şirket ortağı aynı zamanda davacı … adına kayıtlı iki adet taşınmazın davacı şirkete devrine izin verilmesine karar verildiği,

– İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin … tarihli ve … Esas sayılı duruşma tutanağında, konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğu değerlendirilmekle 2004 sayılı Kanunun 289/3 üncü maddesi uyarınca borçlu davacı …, … ve … hakkında 9/1/2026 tarihinden itibaren 1 yıllık kesin mühlet verilmesine karar verildiği

anlaşılmıştır.

 

Bu itibarla, … ile ortakları … ve … tarafından ayrı ayrı konkordata talebinde bulunulduğu ve buna ilişkin olarak hazırlanan Konkordato Ön Projelerinin değerlendirilmesi sonucunda İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesince borçlu davacı …, … ve … hakkında 9/1/2026 tarihinden itibaren 1 yıllık kesin mühlet verilmesine karar verildiği, …’nin Konkordato Ön Projesinde, konkordato sürecindeki borçların ana faaliyetlerden elde edilen nakit girişleri ve geçmiş dönemde tahakkuk etmiş bulunan alacak tahsilatları ile Şirket ortağına ait taşınmazların satışı ile ödeneceğinin ve Şirket ortağı tarafından, konkordato sürecinde borçların ödenmesi amacıyla şirkete kaynak tahsis edilmesi kapsamında kendisine ait olan taşınmazların satışını taahhüt etmesi nedeniyle senetler alındığının belirtildiği, ayrıca İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin … tarihli ara kararı ile … adına kayıtlı iki adet taşınmazın davacı şirkete devredilmesi ile davacı şirkete kaynak sağlanacağı ve davacı şirketten alacaklı olan alacaklıların da yararına bir durum oluşturacağından, devrin uygun olduğu kanaatine varılarak davacı şirket ortağı … adına kayıtlı iki adet taşınmazın davacı şirkete devrine izin verildiği hususları dikkate alındığında, tasdik edilen konkordato projesi kapsamında olması kaydıyla, Konkordato Ön Projeleri ve bu projelere ilişkin mahkeme kararı uyarınca borçlular arasında gerçekleştirilecek olan taşınmaz devir işlemlerinden 2004 sayılı Kanunun 308/g maddesi gereğince tapu harcı aranılmaması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.




SGK Genelgesi 2026/11

SGK Genelgesi 2026/11 T.C. SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI Sigorta Primleri Genel Müdürlüğü Sayı : E-95474873-100100-141208920 Konu: Kısmi Süreli Ça…

 

 

SGK Genelgesi 2026/11

SGK Genelgesi 2026/11

T.C.

SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

Sigorta Primleri Genel Müdürlüğü

Sayı : E-95474873-100100-141208920

Konu: Kısmi Süreli Çalışanlardan Borçlanma Yapanların GSS Prim İşlemleri

Tarih: 06.05.2026

GENELGE

2026/11

Bilindiği üzere, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 88 inci maddesinin dördüncü fıkrasının birinci cümlesinde; “3 üncü maddenin üçüncü fıkrası kapsamına girenler hariç olmak üzere; 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı olmakla birlikte, 4857 sayılı Kanunun 13 üncü ve 14 üncü maddelerine göre kısmi süreli veya çağrı üzerine çalışanlar ile ay içerisinde günün bazı saatlerinde çalışıp, çalıştığı saat karşılığında ücret alanlardan ay içerisinde sekiz gün ve daha az çalışanlar için eksik günlerine ait genel sağlık sigortası primlerinin otuz güne tamamlanması zorunludur.” hükmü yer almaktadır.

Anılan madde gereği, aylık çalışma gün sayısı 8 gün ve altında olan sigortalıların eksik günleri için genel sağlık sigortası (GSS) primlerinin 30 güne tamamlanması zorunludur. Buna göre, ay içerisinde 8 gün ve daha az çalışan sigortalılar, Kanunun 3 üncü maddesinin üçüncü fıkrası gereği genel sağlık sigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişi statüsünde bulunmamaları halinde gelir testi sonucuna göre 60 ıncı maddenin birinci fıkrasının (g) bendi (60/1/g) veya aynı maddenin (c) bendinin (1) numaralı alt bendi (60/1/c-1) kapsamında tescil edilecek ve bu kişilerin kalan sürelere ait GSS primleri tahakkuk ettirilecektir.

Diğer taraftan, Kanunun “Sigortalıların borçlanabileceği süreler” başlıklı 41 inci maddesinin birinci fıkrasının (i) bendinde (41/1/i); bu bendin yürürlüğe girdiği tarihten sonraki sürelere ilişkin olmak üzere, 4857 sayılı Kanuna göre kısmi süreli iş sözleşmesi ile çalışan sigortalıların, kısmi süreli çalıştıkları aylara ait eksik süreleri borçlanabileceği; yine aynı maddenin birinci fıkrasının son cümlesinde; (i) bendi kapsamında borçlanılacak sürelere ilişkin genel sağlık sigortası primlerinin ödenmiş olması halinde, genel sağlık sigortası primi ödenmiş bu sürelere ilişkin borçlanma tutarının %39 oranı üzerinden hesaplanacağı düzenlenmiştir.

Buna göre, 30 günden az çalışması nedeniyle ay içerisindeki eksik günler için 60/1/g bendi kapsamında tescil edilerek GSS primi tahakkuk ettirilen kişilerden söz konusu GSS prim borcunu ödemeksizin Kanunun 41/1/i bendi kapsamında borçlanma talebinde bulunarak anılan madde gereğince %45 üzerinden borçlandırılan ve hesaplanan borçlanma tutarını ödeyenlerin, ödeme yaptığı dönemlere ait 60/1/g bendi kapsamındaki prim borçlarını ödemelerine gerek bulunmamaktadır.

Bu doğrultuda, ay içerisinde 30 günden az çalışması bulunması nedeniyle kendisine 60/1/g bendi kapsamında tescil açılan kişilerden bu borcu ödemeksizin Kanunun 41/1/i bendi kapsamında borçlanma talebinde bulunarak %45 üzerinden hesaplanan borçlanma tutarını ödeyenlerin, ödeme yapılan dönemlere ait GSS tescil kayıtları ve buna ait GSS prim tahakkukları iptal edilecektir.

Örnek-1: Bir işverenin yanında kısmi süreli iş sözleşmesi ile çalışan aynı zamanda genel sağlık sigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişi statüsünde bulunmayan sigortalı A ocak ayı içerisinde 7 gün çalışmıştır. Bu çalışma nedeniyle, 2026/Ocak ayına ilişkin 60/1/g bendi kapsamında tescil edilerek eksik günlerine ait GSS primleri tahakkuk ettirilmiştir. Sigortalı A’nın bu borcu ödemeksizin daha sonra ocak ayına ait eksik günlerini 15.05.2026 tarihinde Kanunun 41/1/i bendi kapsamında %45 üzerinden borçlanması ve hesaplanan borçlanma tutarını ödemesi halinde 2026/Ocak ayına ilişkin 60/1/g kapsamındaki tescil kaydı ile bu aya ait GSS prim tahakkukları iptal edilecektir.

Örnek-2: Bir işverenin yanında kısmi süreli iş sözleşmesi ile çalışan aynı zamanda genel sağlık sigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişi statüsünde bulunmayan sigortalı B 2026/Şubat ayı içerisinde 5 gün çalışmıştır. Bu çalışması nedeniyle 2026/Şubat ayına ilişkin 60/1/g bendi kapsamında tescil edilerek eksik günlerine ait GSS primleri tahakkuk ettirilmiştir. Sigortalı B bu borcu ödemeksizin daha sonra 2026/Şubat ayına ait eksik günlerini 18.05.2026 tarihinde Kanunun 41/1/i bendi kapsamında %45 üzerinden borçlandırılmış ancak hesaplanan borçlanma tutarının tamamını ödememiştir. Ödediği tutar ile 10 günlük hizmet kazanması nedeniyle sigortalı B’nin 2026/Şubat ayında 10 günlük 60/1/g kapsamındaki tescil kaydı iptal edilecek, kalan süreye ait 60/1/g kapsamındaki GSS tescil kaydı ise devam edecektir.

Örnek-3: Bir işverenin yanında kısmi süreli iş sözleşmesi ile çalışan ve eksik sürelerinde 60/1/c-1 alt bendi kapsamında tescili olan sigortalı C, 2026/Ocak ayı içerisinde 7 gün çalışmıştır. Bu çalışması nedeniyle 2026/Ocak ayına ait eksik günlerini 04.05.2026 tarihinde Kanunun 41/1/i bendi kapsamında borçlanmak istediğinde %39 üzerinden borçlandırılarak, borçlanma tutarının tamamını ödemiştir. Sigortalı C’nin 2026/Ocak ayına ilişkin 60/1/c-1 kapsamındaki tescil kaydı iptal edilmeyecektir.

Bu Genelge doğrultusunda 60/1/g bendi kapsamındaki genel sağlık sigortası tescili, Kanunun 41/1/i bendi kapsamında borçlanma talebinde bulunarak %45 üzerinden hesaplanan borçlanma tutarını ödemesi nedeniyle silinenlerin daha sonra borçlanma tutarının iadesini talep etmesi halinde; daha önce silinen genel sağlık sigortası tescil kaydı yeniden açılacaktır.

Örnek-4: Bir işverenin yanında kısmi süreli iş sözleşmesi ile çalışan aynı zamanda genel sağlık sigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişi statüsünde bulunmayan sigortalı D 2026/Şubat ayı içerisinde 7 gün çalışmıştır. Bu çalışması nedeniyle 2026/Şubat ayına ilişkin 60/1/g kapsamında tescil edilerek eksik günlerine ait GSS primleri tahakkuk ettirilmiştir. Sigortalı D bu borcu ödemeksizin daha sonra şubat ayına ait eksik günlerini 04.05.2026 tarihinde Kanunun 41/1/i bendi kapsamında %45 üzerinden borçlanmış, hesaplanan borçlanma tutarının tamamını ödemiş ve 60/1/g tescili silinmiştir. Sigortalı D’nin söz konusu borçlanma tutarının iadesini talep etmesi halinde daha önce silinen tescil kaydı yeniden açılacaktır.

Bilgilerini ve gereğini arz/rica ederim.

Yunus ELİTAŞ

Kurum Başkanı

 



İflas Kararı Tek Başına Değersiz Alacak Kaydı İçin Yeterli Değil

T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI Ankara Defterdarlığı Gelir Kanunları Usul Grup Müdürlüğü Sayı: E-27575268-105[2025-1808]-161290 Tarih: 13.03.2026 Konu:…

 

 

İflas Kararı Tek Başına Değersiz Alacak Kaydı İçin Yeterli Değil

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

Ankara Defterdarlığı

Gelir Kanunları Usul Grup Müdürlüğü

Sayı: E-27575268-105[2025-1808]-161290

Tarih: 13.03.2026

Konu: Tahsil edilemeyen alacakların değersiz alacak olarak kaydı hk.

İlgi:

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzun incelenmesinden; şirketinizin ticari alacağının bulunduğu mükellef hakkında iflas kararı verildiği ve kararın kesinleştiği, iflas masasınca yapılan tasfiye işlemlerinden sonra alacağınızın bir kısmının tahsil edilemediği belirtilerek, alacağınızın tahsil edilemeyen kısmının kesinleşmiş iflas kararına istinaden 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 322 nci maddesi kapsamında değersiz alacak olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği hususunda Defterdarlığımız görüşünü talep ettiğiniz anlaşılmaktadır.

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 322 nci maddesinde, “Kazai bir hükme veya kanaat verici bir vesikaya göre tahsiline artık imkan kalmıyan alacaklar değersiz alacaktır.

Değersiz alacaklar, bu mahiyete girdikleri tarihte tasarruf değerlerini kaybederler ve mukayyet kıymetleriyle zarara geçirilerek yok edilirler.

İşletme hesabı esasına göre defter tutan mükelleflerin bu madde hükmüne giren değersiz alacakları, gider kaydedilmek suretiyle yok edilirler.” hükümleri yer almaktadır.

Bu bağlamda, bir alacağın değersiz alacak olarak değerlendirilebilmesi için kazai bir hükme veya kanaat verici bir belgeye göre tahsiline imkan kalmadığının ispatı gerekmekte olup, bahse konu madde uygulamasında esas itibariyle, kaybedilmiş, tahsiline artık imkan kalmamış, değeri sıfıra inmiş alacaklar değersiz alacaklar kapsamında değerlendirilmektedir. Alacağın tahsil güçlüğünün objektif ve inandırıcı belgelerle ortaya konması, değersiz alacak uygulaması bakımından önem taşıdığından, Kanun koyucu tarafından, değersiz hale geldiği ileri sürülen alacağın ciddi olarak takip edildiğine ilişkin çabaların kazai bir hüküm veya kanaat verici bir vesika ile tevsiki öngörülmüştür. Kazai bir hükümden anlaşılması gereken, alacağın tahsili için kanun yollarına başvurulmuş olması, icra takibinin yapılmış bulunması, bu müracaatlar ve takipler sonunda, alacağın ödenmeyeceğine hakim tarafından hükmedilmiş olmasıdır. Kanaat verici vesika teriminden ise ödemeyi imkânsız hale getirmiş hal ve sebepler sonucu ortaya çıkmış belgelerin anlaşılması gerekmekte olup, vergi hukuku uygulaması bakımından kanaat verici vesikalara;

– Borçlunun herhangi bir mal varlığı bırakmadan ölümü veya 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 32 ve izleyen maddelerine göre mahkemelerce borçlu hakkında verilen gaiplik kararı ve mirasçılarından mirası reddettiklerine dair sulh hukuk mahkemelerince verilmiş bulunan mirası red kararı,

– Borçlu aleyhine alacaklı tarafından açılan davayı borçlunun kazandığına dair mahkeme kararı,

– Mahkeme huzurunda alacaktan vazgeçildiğine ilişkin olarak düzenlenmiş belgeler,

– Alacaktan vazgeçildiğine dair konkordato anlaşması,

– Borçlunun dolandırıcılıktan mahkûm olması ve herhangi bir mal varlığı bulunmadığını belgeleyen resmi evrak,

– Borçlunun adresinin saptanamaması nedeniyle icra takibat dosyasının kaldırıldığını ve yasal süresi içerisinde yenileme talebinde de bulunulmadığını gösteren icra memurluğu yazısı,

– Gerek doğuşu gerekse vazgeçilmesi bakımından belli ve inandırıcı sebepleri olmak şartıyla alacaktan vazgeçildiğini gösteren anlaşmalar, (Alacaklının tek taraflı irade beyanı ile alınmasından vazgeçilen alacakların, değersiz alacak olarak zarar kaydı mümkün değildir.)

– Ticaret mahkemesince borçlu hakkında verilen iflas kararı dolayısıyla ilgili masa tarafından alacakların tasfiyeye tabi tutulması sonrasında verilen iflasın kapanması kararına ilişkin belgeler

örnek olarak sayılabilir.

Ayrıca, bir alacağın Vergi Usul Kanunu bağlamında değersiz alacak hüviyeti kazanmasına dayanak oluşturan kanaat verici belgelerin veya mahkeme kararının ilgili olduğu yıla ait gider hesaplarına intikal ettirilmek suretiyle zarar yazılması gerekmekte, zarar yazılması gereken yıldan önceki yahut sonraki yıllarda zarar yazılması mümkün bulunmamaktadır.

Diğer taraftan, iflas yolu ile takip, iflasa tabi kişiler hakkında yürütülen külli bir takip yolu olup, yetkili yargı mercii tarafından verilecek iflas kararı ile kararın verildiği gün ve saat itibariyle iflas açılmış olmaktadır. Böylelikle iflasa tabi kişi müflis sıfatını kazanmaktadır. İflas halinde, istisnai durumlar haricinde esas itibariyle, borçlu aleyhinde haciz yoluyla yapılan takiplerle teminat gösterilmesine ilişkin takipler durmaktadır. Alacaklının borçluyu dava etmesi veya icra yoluyla takip edebilmesi yasal olarak mümkün bulunmamaktadır. Ayrıca, iflas halinde söz konusu takip yolları kapanmakta, sadece iflas masasına kayıt olma hakkı verilmekte, cebri icra ve külli tasfiye yolu olan iflas halinde bütün alacaklılar eşit şekilde işlem görmekte, dolayısıyla ferdi icra takiplerine izin verilmemektedir.

Buna göre, 213 sayılı Kanunun 322 nci maddesi uygulamasında, borçlu şirket hakkında mahkemece verilmiş iflas kararı ile iflasın açılmış olması, borçludan olan alacakların değersiz alacak olarak kabul edilerek hesaplara intikal ettirilebilmesi için yeterli bulunmamakta olup, bu bağlamda mahkeme kararı çerçevesinde iflasın açılması ile oluşturulan iflas idaresi/dairesi tarafından yapılacak tasfiye işlemleri neticesinde söz konusu alacaklarınızdan tahsil kabiliyetinin olmadığı (tahsil edilemeyeceği) anlaşılan bir tutar kalması halinde, bu bakiye alacağınızın mahkemenin iflasın kapanmasına ilişkin kararına veya iflasın kapanmasına yönelik olarak iflas idaresinden/dairesinden alınacak belgelere dayanılarak, belgelerin/kararın temin edildiği yıl hesaplarına değersiz alacak olarak intikali mümkün bulunmaktadır.

Ancak, somut olayda, iflasın kapandığına dair verilen mevcut bir mahkeme kararının bulunmadığı dikkate alındığında, tahsil kabiliyeti kalmadığı belirtilen tutarın değersiz alacak olarak hesaplara intikal ettirilmesi mümkün değildir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.




İkinci El Motorlu Kara Taşıtı Ticareti Yetki Belgesi Olanlara İhale Araçlarında Noter Harcı Yok

T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI İzmir Defterdarlığı Gelir Kanunları Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü Sayı: E-66813766-140[38-2026/9]-321949 Tarih: 30.04.2…

 

 

İkinci El Motorlu Kara Taşıtı Ticareti Yetki Belgesi Olanlara İhale Araçlarında Noter Harcı Yok

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İzmir Defterdarlığı

Gelir Kanunları Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü

Sayı: E-66813766-140[38-2026/9]-321949

Tarih: 30.04.2026

Konu: İkinci El Motorlu Kara Taşıtı Ticareti Yetki Belgesi Bulunanların İhaleden Almış Oldukları Araçların Tescilinde Noter Harcı

İlgi: …

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzdan, otomobillerin ve hafif motorlu kara taşıtlarının perakende ticareti ile iştigal ettiğiniz, çoğunlukla vergi dairesi, SGK ya da icra müdürlüklerinin yaptığı ihalelerden ikinci el araç satın aldığınız, İkinci El Motorlu Kara Taşıtı Ticareti Yetki Belgenizin bulunmasına rağmen ihaleden aldığınız araçların tescili sırasında noterliklerde tarafınızdan harç talep edildiği belirtilerek, konu hakkında görüş talep edildiği anlaşılmaktadır.

492 sayılı Harçlar Kanununun 38 inci maddesinin birinci fıkrasında, noter işlemlerinden bu Kanuna bağlı (2) sayılı tarifede yazılı olanların noter harçlarına tabi olduğu; 40 ıncı maddesinde, noter harçlarını, harca mevzu olan işlemin yapılmasını isteyen kişilerin ödemekle mükellef oldukları; 41 inci maddesinde, noter harçlarının (2) sayılı tarifede yazılı işlemlerden değer veya ağırlık ölçüsüne göre nispi, işlemin nevi ve mahiyetine göre maktu esas üzerinden alınacağı hüküm altına alınmıştır.

Öte yandan, 7566 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 7 nci maddesiyle 492 sayılı Kanuna bağlı (2) sayılı tarifenin I inci bölümünün mülga (5) numaralı fıkrası, 1/1/2026 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere “5. 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu kapsamında araçların ilk tescil işlemleri ile tescil edilmiş araçların satış ve devirlerinde, 1.000 TL’den az olmamak üzere satış ve devir bedeli üzerinden (Binde 2)

Tescil edilmiş araçların ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti yetki belgesi bulunanlara yapılan satış ve devirlerinde bu harç alınmaz.” şeklinde yeniden düzenlenmiştir.

Diğer taraftan, kayıtların incelenmesi neticesinde, Tire Vergi Dairesi Müdürlüğünde 17/9/2021 tarihinden itibaren 478114 Nace Koduyla “Otomobillerin Ve Hafif Motorlu Kara Taşıtlarının Perakende Ticareti (Elektrikli Olanlar İle Ambulans Ve Minibüs Benzeri Motorlu Yolcu Taşıtları Dahil)” mükellefiyet kaydınızın olduğu, Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğünün bila tarih ve 116872326 sayılı yazısı ekinde bildirilen listede ve “ietts.gtb.gov.tr” internet adresinde yer alan “İkinci El Motorlu Kara Taşıtı Ticareti Yetki Belgesi Sorgulama” ekranından yapılan sorgulamada … numaralı İkinci El Motorlu Kara Taşıtı Ticareti Yetki Belgenizin bulunduğu tespit edilmiştir.

Bu itibarla, 492 sayılı Kanuna bağlı (2) sayılı tarifenin I/5 fıkrasında tescil edilmiş araçların ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti yetki belgesi bulunanlara yapılan satış ve devirlerinde harç alınmayacağının hükme bağlandığı dikkate alındığında, vergi dairesi, SGK ya da icra müdürlüklerinin yaptığı ihalelerden satın aldığınız ikinci el araçların tarafınıza satış ve devri suretiyle adınıza tescili işleminde söz konusu harcın alınmaması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.




Bağımsız Denetime Tabi Şirketlerin Belirlenmesine İlişkin Usul Ve Esaslar Değişti

Mevzuatın Adı: Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurulunun 04/05/2026 Tarihli ve 75935942-050.01.04-[01/42169] Sayılı Kararı 07 Mayıs 20… 

 

 

Bağımsız Denetime Tabi Şirketlerin Belirlenmesine İlişkin Usul Ve Esaslar Değişti

Mevzuatın Adı: Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurulunun 04/05/2026 Tarihli ve 75935942-050.01.04-[01/42169] Sayılı Kararı

07 Mayıs 2026 Tarihli Resmi Gazete

Sayı: 33246

Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumundan:

KURUL KARARI

Karar No: 75935942-050.01.04-[01/42169]

Karar Tarihi: 04.05.2026

Konu: Bağımsız Denetime Tabi Şirketlerin Belirlenmesine Dair Cumhurbaşkanı Kararına İlişkin Usul ve Esaslarda Değişiklik Yapılması Hakkında Usul ve Esasların Yayımlanması

17/3/2026 tarihli ve 33199 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 11066 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla, 30/11/2022 tarihli ve 32029 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 6434 sayılı Bağımsız Denetime Tabi Şirketlerin Belirlenmesine Dair Cumhurbaşkanı Kararında (Karar) yapılan değişiklikler çerçevesinde, “Bağımsız Denetime Tabi Şirketlerin Belirlenmesine Dair Cumhurbaşkanı Kararına İlişkin Usul ve Esaslar”da gerekli değişikliklerin yapılmasını teminen, Kararın 5 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca hazırlanan ve ekte yer alan “Bağımsız Denetime Tabi Şirketlerin Belirlenmesine Dair Cumhurbaşkanı Kararına İlişkin Usul ve Esaslarda Değişiklik Yapılması Hakkında Usul ve Esaslar”ın yayımlanmasına karar verilmiştir.

BAĞIMSIZ DENETİME TABİ ŞİRKETLERİN BELİRLENMESİNE DAİR CUMHURBAŞKANI KARARINA İLİŞKİN USUL VE ESASLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA USUL VE ESASLAR

MADDE 1– 16/1/2023 tarihli ve 32075 sayılı 1 inci mükerrer Resmî Gazete’de yayımlanan Bağımsız Denetime Tabi Şirketlerin Belirlenmesine Dair Cumhurbaşkanı Kararına İlişkin Usul ve Esasların 5 inci maddesinin beşinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(5) İkinci, üçüncü ve dördüncü fıkrada belirtilen şirketlerin denetime tabi olması için ilgili fıkralarda belirtilen üç ölçütten en az ikisinin eşik değerlerini art arda iki hesap döneminde aşması gerekir. Birbirini takip eden hesap dönemlerinde aşılan iki ölçütün aynı ölçütler olması şart değildir. Eşik değerlere tabi olan örnek bir şirketin denetime tabi olma durumu aşağıdaki tabloda gösterilmiştir:

Hesap dönemleri Aktif toplamı Karar’da belirtilen eşik değeri aşıyor mu? * Yıllık net satış hasılatı Karar’da belirtilen eşik değeri aşıyor mu? * Çalışan sayısı Karar’da belirtilen eşik değeri aşıyor mu? * Ölçütlerden en az ikisinin eşik değerini aşıyor mu? Denetime tabi mi?
1/1-31/12 2024 Evet Hayır Evet Evet Referans yıl
1/1-31/12 2025 Evet Evet Hayır Evet Referans yıl
1/1-31/12 2026 Evet 1

MADDE 2– Aynı Usul ve Esasların 5 inci maddesinin altıncı fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(6) Eşik değerlerde değişiklik yapılması durumunda, değişikliğin yürürlüğe girdiği hesap döneminden önceki hesap dönemleri için denetime tabi olma veya denetim kapsamından çıkma hususlarının değerlendirilmesi, ilgili hesap dönemleri için geçerli olan eşik değerler esas alınarak yapılır. Konuya ilişkin örnek durum aşağıda açıklanmıştır:

Örnek: Genel denetim ölçütlerine tabi olan şirketler için Karar’da belirtilen eşik değerler 1/1/2026 ve sonrasında başlayan hesap dönemlerinde esas alınmak üzere revize edilmiştir. Şirket, 2025 hesap dönemi için denetime tabi olup olmadığını belirleyecektir.

Yukarıdaki örnekte şirket 2025 hesap dönemi için denetime tabi olup olmadığını hesaplamaktadır. Bu durumda şirket, 1/1/2026 ve sonrasında başlayan hesap dönemlerinde esas alınmak üzere revize edilen yeni eşik değerleri değil, 2025 hesap döneminde denetime tabi olmak için geçerli olan eşik değerleri esas almalı, bu eşik değerlerin önceki iki hesap döneminde (2024 ve 2023) aşılıp aşılmadığını belirlemelidir.”

MADDE 3– Aynı Usul ve Esasların 10 uncu maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(1) Eşik değerleri aştığı için denetime tabi olan şirketler, tek başına veya bağlı ortaklıkları ve iştirakleriyle birlikte, 5 inci maddede belirtilen ölçütlerden en az ikisine ait eşik değerlerin iki hesap döneminde art arda altında kalması durumunda, müteakip hesap döneminden itibaren denetim kapsamından çıkar. Birbirini takip eden hesap dönemlerinde eşik değerlerin altında kalınan iki ölçütün aynı olması şart değildir. Aşağıdaki tabloda, ilgili hesap dönemleri itibarıyla ölçütlerin eşik değerlerini aşarak denetime tabi olan ancak sonraki dönemlerde ölçütlerden en az ikisine ait eşik değerlerin altında kaldığı için denetim kapsamından çıkan bir şirkete ilişkin örnek bir durum gösterilmiştir:

Hesap dönemleri Aktif toplamı Karar’da belirtilen eşik değerin altında kalıyor mu? Yıllık net satış hasılatı Karar’da belirtilen eşik değerin altında kalıyor mu? Çalışan sayısı Karar’da belirtilen eşik değerin altında kalıyor mu? Ölçütlerden en az ikisine ait eşik değerin altında kahyor mu? Denetime tabi mi?
1/1-31/12 2024 Hayır Evet Hayır Hayır Referans yıl
1/1-31/12 2025 Hayır Hayır Evet Hayır Referans yıl
1/1-31/12 2026 Hayır Evet Evet Evet 2 Evet **
1/1-31/12 2027 Evet Evet Hayır Evet Evet 3
1/1-31/12 2028   Hayır 4

MADDE 4– Aynı Usul ve Esasların Geçici l’inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(1) 11 inci madde uyarınca 2024 yılında denetim kapsamında olunup olunmadığının belirlenmesinde, 2022 yılı için enflasyon etkisine göre düzeltilmemiş finansal tablolar esas alınır.

(2) 11 inci madde uyarınca 2025 yılında denetim kapsamında olunup olunmadığının belirlenmesinde, 2023 hesap dönemi için aktif toplamı ve yıllık net satış hasılatı açısından bu döneme ait genel kurulda onaylanan finansal tablolarda yer alan tutarlar esas alınır.

(3) İkinci fıkrada yer alan hüküm, ilgili TMS’ler uyarınca enflasyon muhasebesi uygulamasının devam ettiği her hesap dönemi için aynen uygulanır.”

MADDE 5– Aynı Usul ve Esaslar’ın Geçici 2’nci, Geçici 3’üncü ve Geçici 4’üncü maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır.

MADDE 6– Bu Usul ve Esaslar yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 7– Bu Usul ve Esasların hükümlerini Kurum Başkanı yürütür.

* Şirketin belirli bir hesap döneminde denetime tabi olup olmadığının belirlenmesinde, söz konusu hesap dönemi için geçerli olan eşik değerler esas alınır ve bu eşik değerlerin önceki iki hesap döneminde aşılıp aşılmadığına bakılır. Yukarıdaki tabloda şirketin 2026 hesap döneminde denetime tabi olma durumu ele alınmış olup, bu kapsamda 2026 hesap döneminde denetime tabi olmak için geçerli olan eşik değerlerin 2024 ve 2025 hesap dönemlerinde sağlanıp sağlanmadığı değerlendirilmiştir.

** Ölçütlerden en az ikisinin eşik değerini art arda 2024 ve 2025 hesap dönemlerinde aştığından 2026 hesap dönemi için denetime tabidir.

1 Ölçütlerden en az ikisinin eşik değerini art arda 2024 ve 2025 hesap dönemlerinde aştığından 2026 hesap dönemi için denetime tabidir.

2 2026 hesap döneminde ölçütlerden en az ikisinin eşik değerlerinin yüzde yirmi veya daha fazla oranda altında kalınmadığı varsayılmıştır.

3 2025 ve 2026 hesap dönemlerinde ölçütlerden en az ikisine ait eşik değerin altında kalmadığından 2027 hesap dönemi için bağımsız denetime tabidir.

4 2026 ve 2027 hesap dönemlerinde ölçütlerden en az ikisine ait eşik değerin altında kaldığından 2028 hesap dönemi için bağımsız denetime tabi değildir.